Borçlar Hukuku
Kabul
Kabul, kendisine icap yöneltilen tarafın icaba uygun olarak yaptığı, sözleşmenin kurulmasını sağlayan tek taraflı, varması gerekli, bağlayıcı irade beyanıdır. TBK m.10-11 kapsamında kabul beyanının icapçıya ulaşmasıyla sözleşme meydana gelir. Kabul; icaba uygun, zamanında ve usulüne uygun şekilde yapılmalıdır; icabı değiştiren veya genişleten beyan kabul değil karşı icap sayılır.
Kabul terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kabul Edilemezlik Kararı (AYM)
AYM kabul edilemezlik kararı, bireysel başvurunun esasa girilmeden reddedilmesine yol açan ön inceleme kararıdır; kişi, konu, yer, zaman bakımından yetki eksiklikleri, otuz günlük başvuru süresinin aşılması, olağan başvuru yollarının tüketilmemesi veya iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması hallerinde verilir. Komisyon veya Bölüm yetkisindedir ve esasa dair bağlayıcı hüküm kurmaz.
Kabul Edilemezlik Kararı (AYM) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kabulün Bağlayıcılığı
Kabulün bağlayıcılığı, kabul beyanının icapçıya ulaşmasıyla muhatap için kalıcı hale gelmesi ve geri alınamaz olmasıdır. TBK m.10/II uyarınca kabul beyanının geri alınması ancak geri alma beyanının kabulden önce veya kabulle aynı anda icapçıya ulaşmasıyla mümkündür. Aksi halde sözleşme kurulmuş ve muhatap kabulüyle bağlanmıştır; tek taraflı dönüş mümkün değildir.
Kabulün Bağlayıcılığı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kaçınılmaz Hukuki Hata
Kaçınılmaz hukuki hata, ceza hukukunda failin işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda objektif olarak kaçınılmaz biçimde yanılgıya düşmesi durumunda cezalandırılmamasını ifade eden hata türüdür. 5237 sayılı TCK m.30/4 düzenler. Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz kuralının (TCK m.4) tek istisnasıdır; failin makul tüm özene rağmen kanunu bilmesinin objektif olarak imkansız olduğu sınırlı durumlarda uygulanır.
Kaçınılmaz Hukuki Hata terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kadastro Mahkemesi
Kadastro mahkemesi, Kadastro Kanunu (3402) m.30 ve takip eden hükümler kapsamında kadastro tespitine itirazları gören özel ihtisas mahkemesidir. Asliye hukuk mahkemelerinin kadastro davalarına bakan dairesi olarak işler; kadastro tutanaklarının askı süresinde itirazlar burada görülür. Hâkim önünde teknik bilirkişi marifetiyle inceleme yapılır; karar tapu kütüğüne tescil edilmek üzere kadastro müdürlüğüne gönderilir.
Kadastro Mahkemesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kadastro Tutanağı
Kadastro tutanağı, Kadastro Kanunu (3402) kapsamında kadastro çalışmaları sırasında her taşınmaz için düzenlenen ve taşınmazın yeri, sınırı, alanı, niteliği ile maliklerini gösteren resmî belgedir. Kadastro tespit aşamasında düzenlenen bu tutanak, askı süresi içinde itiraz edilmezse kesinleşerek tapu kütüğüne tescil edilir. Hâkimlik sınavında zilyetlik ve mülkiyet kazanımının kadastro yoluyla pekiştirilmesi temel konudur.
Kadastro Tutanağı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kalkınma Planı
Kalkınma planı; Anayasa m.166 uyarınca ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik usullerle gerçekleştirme amacıyla hazırlanan ve yatırımlarla kamu hizmetlerinin tutarlılığını sağlayan uzun vadeli plandır. TBMM tarafından onaylanır; yürütme organı plan hedeflerine uyma yükümlülüğü altındadır. Sosyal devlet ilkesinin makro-ekonomik aracı, planlı ekonomi anlayışının anayasal temelidir.
Kalkınma Planı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kamu Düzeni İstisnası (MÖHUK)
Kamu düzeni istisnası, MÖHUK m.5 hükmü kapsamında bağlama kuralı sonucu uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması durumunda uygulanmasından kaçınmayı sağlayan klasik mekanizmadır. Yabancı hukuk reddedildiğinde Türk hukuku uygulanır. İstisna dar yorumlanır; sadece Türk hukuk düzeninin temel değerlerine açık aykırılık halinde devreye girer. Yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde de aynı kontrol uygulanır.
Kamu Düzeni İstisnası (MÖHUK) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kamu Düzenine Aykırılık
Kamu düzenine aykırılık, sözleşmenin devletin temel düzenine, kurumlarına veya toplumun temel güvenliğine zarar vermesidir. TBK m.27/I uyarınca kamu düzenine aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür (butlan). Kamu düzeni; siyasi, ekonomik, sosyal ve hukuki düzenin temel taşlarıdır. Vatandaşlık satışı, oy ticareti, devlet sırlarının ifşası karşılığında ücret tipik örneklerdir.
Kamu Düzenine Aykırılık terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kamu Görevi Nedeniyle Öldürme
Kamu görevi nedeniyle öldürme, mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle veya bu görevle ilgili olarak kasten öldürülmesidir. TCK m.82/1-g düzenler; ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis. Polis, hâkim, savcı, doktor, öğretmen, asker gibi kamu görevlileri tipik mağdurdur. Failin saiki ile mağdurun kamu görevi arasında nedensellik bağı şarttır; kişisel öç saiki kapsam dışıdır.
Kamu Görevi Nedeniyle Öldürme terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kamu Görevlisi (Ceza Hukukunda)
Kamu görevlisi (ceza hukukunda), kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişiyi ifade eder. 5237 sayılı TCK m.6/1-c bu geniş tanımı düzenler. Memur, hâkim, savcı, asker, öğretmen, milletvekili, belediye başkanı, noter ve görev gereği kamusal yetki kullanan diğer kişiler bu kapsamdadır; mahsus suçların failliğinin temel ölçütüdür.
Kamu Görevlisi (Ceza Hukukunda) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT); Anayasa m.165 uyarınca sermayesinin yarısından fazlası doğrudan veya dolaylı olarak devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklıklarıdır. TBMM tarafından denetlenmesi esas olmakla birlikte, bu denetimin usul ve esaslarına ilişkin kanuni bir çerçeve öngörülmüştür. Sayıştay denetiminin dışında özgün bir yasama denetimi rejimine tabi olan bu kurumlar, devlet-piyasa ilişkisinin anayasal yüzüdür.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kamulaştırma
Kamulaştırma; devlet ve kamu tüzel kişilerinin, kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyetteki taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, gerçek karşılığı peşin ve nakden ödenmek suretiyle idareye geçirmesini sağlayan Anayasa m. 46 kaynaklı işlemdir. Mülkiyet hakkına yönelik en ağır devlet müdahalesi olup ölçülülük, kanunilik ve kamu yararı esaslarına bağlıdır; idari yargı, adli yargı ve bireysel başvuru ile çok yönlü denetime tabidir — hâkimlik rehberi.
Kamulaştırma terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kamulaştırma (Eşya Hukuku)
Kamulaştırma (Eşya Hukuku perspektifi), Anayasa m.46 ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde idarenin kamu yararı amacıyla özel mülkiyete konu taşınmazı bedeli karşılığında ele geçirmesidir. Eşya hukuku açısından idarenin aslen iktisap, eski malikin Mülkiyetin Kaybedilme Yollarından biridir. Anayasa hukuku boyutu için bkz. Kamulaştırma (Anayasa Hukuku).
Kamulaştırma (Eşya Hukuku) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kan Gütme Saikiyle Öldürme
Kan gütme saikiyle öldürme, failin daha önce işlenmiş bir öldürme veya yaralama olayının intikamını almak amacıyla aile/grup adına başka bir kişiyi kasten öldürmesidir. TCK m.82/1-j düzenler; ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis. Türk toplumunda kan davası geleneğine karşı özel düzenleme; mağdur genellikle önceki olayın failiyle akrabalık bağı olan ancak kendisi olaya karışmamış kişidir.
Kan Gütme Saikiyle Öldürme terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kan Hısımlığı
Kan hısımlığı, ortak bir atadan gelmek suretiyle oluşan biyolojik akrabalık ilişkisidir. TMK m.17 hükmü uyarınca düzenlenen bu kavram, hısımlık derecelerinin (üstsoy-altsoy ve yan kollar) hesaplanmasının temelini oluşturur; mirasla ilgili haklar, evlenme engelleri, nafaka yükümlülükleri gibi pek çok hukuki sonucu etkiler ve Sıhri Hısımlık (kayın hısımlığı) ile birlikte hısımlık sisteminin temel iki türünden biridir.
Kan Hısımlığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kanuna veya Ahlaka Aykırı Amaç
Kanuna veya ahlaka aykırı amaç, edimin hukuka veya genel ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi için verilmesidir. TBK m.81 hükmüne göre bu amaçla verilen şey geri istenemez; "turpis causa" doktrini ile "nemo auditur propriam turpitudinem allegans" maksimi temel alınır. Hâkim, edimi re'sen Devlete mal etme yetkisine sahiptir; bu, hukuk düzeninin ahlaka aykırı kazançları cezalandıran özgün hükmüdür.
Kanuna veya Ahlaka Aykırı Amaç terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanun Hükmünde Kararname (Tarihi)
Kanun Hükmünde Kararname (KHK, Tarihi), 2017 Anayasa Değişikliği öncesi 1982 Anayasası m.91 kapsamında Bakanlar Kuruluna TBMM tarafından çıkarılan bir yetki kanunuyla belirli bir konuda kanun düzenleme yapma yetkisi tanınması üzerine çıkarılan ve kanun gücünde olan düzenleyici işlemdir; temel haklar, kişi hakları ve siyasi haklar KHK ile düzenlenemezdi. 2017 değişikliğiyle kurum kaldırılmış, yerine Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi getirilmiştir.
Kanun Hükmünde Kararname (Tarihi) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanun-i Esasi (1876 Anayasası)
Kanun-i Esasi, 23 Aralık 1876'da II. Abdülhamit tarafından ilan edilen Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk yazılı anayasasıdır. Birinci Meşrutiyet'in hukuki temelini oluşturur. Padişahın yetkilerini kısmen sınırlayan, ikili yasama meclisini (Heyet-i Mebusan + Heyet-i Ayan) öngören ve temel hakları kısmî biçimde güvenceye bağlayan metindir. 1878'de II. Abdülhamit tarafından yürürlüğü askıya alınmış, 1908'de İkinci Meşrutiyet ile yeniden yürürlüğe girmiştir.
Kanun-i Esasi (1876 Anayasası) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kanuni Faiz
Kanuni faiz, taraflar arasında faiz oranı kararlaştırılmamış olan para borçlarında kanunla belirlenen ve uygulanan yıllık faiz oranıdır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun m.1 uyarınca, sözleşmede oran kararlaştırılmadığında veya kararlaştırılan oran kanuni faizden düşükse kanuni faiz uygulanır; oran TC Hazinesi tebliğleri ile güncellenir.
Kanuni Faiz terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanuni İdare İlkesi
Kanuni İdare İlkesi, idarenin her türlü eylem ve işleminin kanuna dayanması ve kanuna aykırı olmaması gerektiğini öngören, hukuk devletinin idareye yansıyan en temel alt ilkelerinden birini oluşturan anayasal ilkedir; 1982 Anayasası m.8, m.11, m.123/1 ve m.125 hükümleri birlikte ilkenin anayasal temelini kurar. İdarenin keyfi davranışına karşı güvence oluşturur; hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olarak idari yargı denetimi ile somutlaşır.
Kanuni İdare İlkesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kanuni Karine
Kanuni karine, kanunun bir vakıadan başka bir vakıanın varlığını çıkardığı hukuki kabuldür. İspat yükünü hafifletir veya yer değiştirir; aksini iddia eden tarafın ispat yükümlülüğü altına girer. Adi karine (aksi ispatlanabilir) ve kesin karine (aksi ispatlanamaz, praesumptio iuris et de iure) olmak üzere iki türlüdür. TMK m.6 hükmü kapsamında işler; sınavda fiili karine ile karıştırılmaması gereken klasik bir ayrımdır.
Kanuni Karine terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kanuni Mal Rejimi (TMK m.218)
Kanuni Mal Rejimi, eşler arasında yasa tarafından öngörülen ve Mal Rejimi Sözleşmesi yapılmamışsa uygulanan rejimdir; 4721 sayılı TMK m.218 ile Edinilmiş Mallara Katılma yasal mal rejimi olarak belirlenmiştir. 1 Ocak 2002'den önce evlenenler için eski Mal Ayrılığı Rejimi uygulanmaktaydı; 4721 sayılı TMK ile sistem dönüşmüştür.
Kanuni Mal Rejimi (TMK m.218) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kanuni Şekil
Kanuni şekil, sözleşmenin geçerliliği için kanunun emredici bir hükümle öngördüğü şekildir. TBK m.12/2 uyarınca kanunda öngörülen şekil aksini düzenlemediği sürece bir geçerlilik şartıdır ve eksikliği butlan doğurur. Kefalet, taşınmaz satışı/satış vaadi, evlenme akdi, miras sözleşmesi, tüketici kredisi gibi sözleşmeler tipik kanuni şekil örnekleridir. Hâkim re'sen dikkate alır.
Kanuni Şekil terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanuni Sınırlama İlkesi
Kanuni Sınırlama İlkesi, temel hak ve özgürlüklerin yalnızca kanunla sınırlanabileceğini öngören anayasal güvencedir; 1982 Anayasası m. 13'te 'Temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir' biçiminde düzenlenmiştir. İdari işlem, yönetmelik veya yargı kararıyla sınırlama yapılamaz; yasama hakkın sınırlama çerçevesini bizzat çizmelidir.
Kanuni Sınırlama İlkesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kanuni Temsil
Kanuni temsil, temsil yetkisinin doğrudan kanunla veya hâkim kararıyla doğan türüdür. Tipik örnekleri velayet (TMK m.335), vesayet (TMK m.404), kayyımlık (TMK m.426) ve tüzel kişilerin organlarıdır. Temsil olunanın iradesi ile değil, kanunun belirlediği şartların gerçekleşmesi ile oluşur. Yetkinin kapsamı kanun veya hâkim tarafından belirlenir. Kanuni temsilci, temsil olunanın menfaatini gözeterek işlem yapmakla ve sınırlı işlemlerde mahkeme onayı almakla yükümlüdür.
Kanuni Temsil terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kanuni Temsilci
Kanuni temsilci, fiil ehliyeti tam olmayan kişi adına ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisine sahip kişidir; küçükler için ana-baba (TMK m.342, velayet), kısıtlılar için vasi (TMK m.398) ve gerekli hâllerde kayyım (TMK m.426) kanuni temsilci sıfatını taşır. Yetkilerin sınırları, hesap verme yükümlülüğü ve mahkeme denetimi kanunla açıkça belirlenir; mahkeme onayı bazı işlemler için zorunludur.
Kanuni Temsilci terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kanunlar İhtilafı
Kanunlar ihtilafı, birden çok hukuk düzeninin aynı uyuşmazlıkta uygulanabilir olması ve hangi düzenin uygulanacağının belirlenmesi gereken durumdur. Milletlerarası özel hukukun esas inceleme alanı olan bu kavram, MÖHUK bağlama kurallarıyla çözülür. Yabancılık unsuru içeren ilişkilerde Türk hukuku ile yabancı hukuk arasındaki çatışma kanunlar ihtilafı oluşturur; iç hukuk çatışmalarından (lex specialis vb.) yapısal olarak farklıdır.
Kanunlar İhtilafı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanunların Anayasaya Uygunluğu Denetimi
Kanunların Anayasaya Uygunluğu Denetimi, yasama organının çıkardığı kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve TBMM İçtüzüğünün Anayasaya uygunluğunun bağımsız bir anayasa yargısı organınca denetlenmesini ifade eden ve anayasanın üstünlüğünün en önemli kurumsal güvencesidir; 1982 Anayasası m.148 uyarınca Anayasa Mahkemesine aittir. Üç yolla işler: soyut norm denetimi (iptal davası), somut norm denetimi (itiraz) ve bireysel başvuru (2010 değişikliği).
Kanunların Anayasaya Uygunluğu Denetimi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanunların Cumhurbaşkanınca Yayımlanması
Kanunların Cumhurbaşkanınca yayımlanması; Anayasa m.89 uyarınca TBMM tarafından kabul edilen kanunların Cumhurbaşkanı tarafından on beş gün içinde Resmi Gazete'de yayımlanmasıdır. Cumhurbaşkanı, uygun bulmadığı kanunu bir defaya mahsus olmak üzere aynı süre içinde gerekçesini bildirerek TBMM'ye geri gönderebilir. Meclis kanunu aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı yayımlamak zorundadır; aksi hâlde yeni kabul edilen metin üzerinden yeni 15 gün süreci işler.
Kanunların Cumhurbaşkanınca Yayımlanması terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanun Önünde Eşitlik
Kanun Önünde Eşitlik, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu ilkesini ifade eden anayasal demokratik düzenin temel taşlarından biridir; 1982 Anayasası m.10 uyarınca kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Şekli eşitlik (aynı duruma aynı muamele) ve maddi eşitlik (farklı duruma ölçülü muamele) iki boyutuyla AİHS m.14 ile paralel korunur.
Kanun Önünde Eşitlik terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanun Teklifi
Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin yasama faaliyeti çerçevesinde mecliste bir kanun çıkarılması talebiyle hazırlayıp sundukları ve kanun yapım sürecini başlatan yasama belgesidir; 1982 Anayasası m.88 uyarınca kanun teklif etmeye Milletvekilleri yetkilidir, görüşülme usul ve esasları İçtüzük ile düzenlenir. 2017 Anayasa Değişikliği ile kanun tasarısı kurumu kaldırılmış; yalnızca milletvekilleri kanun teklifi yoluyla yasa yapımını başlatabilmektedir.
Kanun Teklifi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kanunun Bağlayıcılığı
Kanunun bağlayıcılığı (bilmemek mazeret sayılmaz), ceza hukukunda usulüne uygun yayımlanan ve yürürlüğe giren ceza kanununun herkes için bağlayıcı olduğunu, kişinin kanunu bilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağını ifade eden Roma hukukundan gelen klasik ilkedir. 5237 sayılı TCK m.4 düzenler. Hukukun belirliliği ve eşit uygulanması açısından zorunluluk teşkil eder; istisnai olarak hata kuralı (TCK m.30) uygulanabilir.
Kanunun Bağlayıcılığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kanunun Emredici Hükümlerine Aykırılık
Kanunun emredici hükümlerine aykırılık, sözleşmenin tarafların değiştiremediği kanun hükümlerine ters düşmesidir. TBK m.27/I uyarınca emredici hükümlere aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür (butlan). Emredici hüküm; sözleşme ile değiştirilemeyen, kamu yararını veya zayıf tarafı korumayı amaçlayan kanun hükümleridir. İş Kanunu asgari ücret, kira artış sınırı, tüketici cayma hakkı tipik örneklerdir.
Kanunun Emredici Hükümlerine Aykırılık terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kanunun Hükmü
Kanunun hükmü, ceza hukukunda failin işlediği fiilin bir kanun hükmünü yerine getirmesi nedeniyle hukuka uygun sayılmasını ifade eden hukuka uygunluk sebebidir. 5237 sayılı TCK m.24/1 düzenler. Kanunun açıkça izin verdiği veya emrettiği davranışlar tipik olsa bile suç teşkil etmez. Polisin yakalama yetkisi, infaz savcısının ceza infazı, hâkimin yargısal yetkisi tipik örneklerdir; failin yetki içinde kalması şarttır.
Kanunun Hükmü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kanunun Uygulanma Alanı
Kanunun uygulanma alanı, TMK m.1/1 çerçevesinde kanunun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konulara uygulanması ilkesidir. Kanun, hem lafzi hem amaçsal yorumla birlikte anlaşılır; hâkim yalnız kanunun sözüne bağlı kalmayıp hükmün amacını (ratio legis) da gözetir. Kanunda uygulanabilir hüküm bulunmadığında sırasıyla örf-âdet hukuku ve hâkimin hukuk yaratması devreye girer. Kanun emredici-tamamlayıcı, genel-özel, eski-yeni ayrımlarıyla yorumlanır.
Kanunun Uygulanma Alanı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kanunun Uygulanması (TMK m.1)
Kanunun Uygulanması, hâkimin somut uyuşmazlığa hangi hukuk kaynağını uygulayacağını belirleyen üç kademeli sistemdir; TMK m.1 hükmüne dayanır. Kademeler sırasıyla yazılı kanun, Örf ve Adet Hukuku ile Hâkimin Hukuk Yaratmasıdır. Bu hiyerarşi Türk Medeni Kanunu metodolojisinin omurgasını oluşturur ve Boşluğun Doldurulması sistemiyle iç içedir.
Kanunun Uygulanması (TMK m.1) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanun Yapım Süreci
Kanun yapım süreci, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulmasından başlayarak Resmî Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girmesine kadar süren hukuki ve usulî aşamalardan oluşur. Teklif aşaması, komisyon incelemesi, genel kurul görüşmesi, oylama, Cumhurbaşkanına gönderme ve yayım adımlarını kapsar. Süreç Anayasa m. 88-89 ve TBMM İçtüzüğü hükümleriyle düzenlenir.
Kanun Yapım Süreci terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanun Yapma Yetkisi
Kanun Yapma Yetkisi, anayasal düzende genel, soyut ve sürekli hukuki normlar koyma yetkisinin Türk Milleti adına yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ilkesini ifade eden yasama yetkisinin somut ifadesidir; 1982 Anayasası m.7 uyarınca yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM'nindir ve bu yetki devredilemez; m.87 TBMM'nin kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak gibi görev ve yetkilerini sayar. Millet egemenliğinin en somut tezahürlerindendir.
Kanun Yapma Yetkisi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kanun Yolu Hakkı
Kanun yolu hakkı, yargı kararlarına karşı daha üst bir mahkemeye başvurma olanağını ifade eden adil yargılanma güvencesidir. İstinaf ve temyiz gibi olağan, yargılamanın yenilenmesi gibi olağanüstü başvuru yollarını kapsar. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 7 No'lu Protokol m. 2 ceza davalarında iki dereceli yargılama hakkını açıkça düzenler; Türk hukukunda da adil yargılanmanın alt unsuru olarak güvence altındadır.
Kanun Yolu Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kanun Yorumu Tipleri
Kanun Yorumu Tipleri, hâkimin yazılı kanunu somut olaya uygularken anlamını saptamak için başvurduğu yorumlama yöntemleridir; lafzi (sözel), gai (teleolojik), sistematik ve tarihsel yorum başlıca tiplerdir. Modern hukuk anlayışı yorumların kombine kullanılmasını gerektirir; salt lafzi veya salt amaca dayalı yorum yetersiz kalır. TMK m.1'in "sözüyle ve özüyle" formülasyonu bu çoklu yorum gereğini açıklar.
Kanun Yorumu Tipleri terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Karar Yeter Sayısı
Karar Yeter Sayısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Genel Kurulda veya komisyonlarda bir kararın alınabilmesi için oylamaya katılan üyelerden karar lehine verilmesi gereken oy sayısıdır; 1982 Anayasası m.96/1 uyarınca Anayasada başkaca bir hüküm yoksa kararlar, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla alınır, ancak üye tam sayısının dörtte birinin bir fazlasından az olamaz. Bütçe, anayasa değişikliği ve af gibi özel konularda nitelikli çoğunluklar gerekir.
Karar Yeter Sayısı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kardeşlerin Miras Payı
Kardeşlerin miras payı, mirasbırakanın altsoyu ve ana-babası bulunmadığında veya ana-babanın altsoyu sıfatıyla halefiyet yoluyla devreye giren paydır (TMK m.496). Kardeşler doğrudan zümre üyesi değildir; ana-babanın altsoyu olarak ikinci zümrede yer alırlar. Saklı pay sahibi değildirler; mirasbırakan vasiyet ile kardeşlerini mirastan tamamen dışlayabilir.
Kardeşlerin Miras Payı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kâr Mahrumiyeti
Kâr mahrumiyeti (lucrum cessans, kazanç kaybı), bir hukuki ihlalden veya zararlandırıcı olaydan dolayı zarar görenin elde edemediği gelir veya kazançtır. TBK m.50 uyarınca tazmin edilebilir zararın bir parçasıdır. Müsbet zararın temel unsurlarından biri olarak sözleşmeye aykırılık ve haksız fiil davalarında alacaklının kazanç kaybı kalemini oluşturur.
Kâr Mahrumiyeti terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Karma Sözleşme
Karma sözleşme, birden fazla isimli sözleşmenin unsurlarını birleştiren veya isimli ile isimsiz sözleşme unsurlarını karıştıran sözleşmedir. Türk hukukunda karma sözleşmeler sözleşme özgürlüğü (TBK m.1) ilkesi çerçevesinde geçerlidir. Hangi unsurun ağırlıklı olduğuna ve baskınlık durumuna göre uygulanacak hükümler belirlenir; emici teori, kombinasyon teorisi ve analoji teorisi olmak üzere üç temel yaklaşım vardır.
Karma Sözleşme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Karşı İcap
Karşı icap, kendisine icap yöneltilen tarafın icabı olduğu gibi kabul etmeyip esaslı bir noktada değiştirerek cevap vermesidir. Karşı icap, ilk icabı reddetmek ve yeni bir icap yapmak anlamına gelir. TBK m.10 uyarınca sözleşme ancak ilk icapçının karşı icabı kabul etmesiyle kurulur; aksi halde sözleşme oluşmaz. Fiyat, miktar veya esaslı şartı değiştiren her cevap karşı icaptır.
Karşı İcap terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku
Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku, farklı ülkelerin anayasal sistemlerini karşılıklı inceleyerek ortak kurumsal yapıları, farklı çözüm modellerini ve yorum yaklaşımlarını analiz eden hukuk dalıdır. Anayasa yargısında referans yöntemi olarak da kullanılır: Bir anayasal soruna farklı ülkelerin nasıl çözüm bulduğu değerlendirilerek yorum zenginleştirilir. AYM ve AİHM kararlarında giderek artan biçimde karşılaştırmalı hukuk verileri kullanılmakta; Alman ve Fransız modelleri sıkça referans alınmaktadır.
Karşılaştırmalı Anayasa Hukuku terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Karşılıklı Borçlarda İfa Sırası
Karşılıklı borçlarda ifa sırası, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde tarafların edimlerini hangi sırayla ifa edeceğini belirleyen kuraldır. TBK m.97 uyarınca sözleşme veya işin niteliği farklı bir sıra öngörmedikçe edimler aynı anda ifa edilir. Önce ifa yükümlüsü taraf, karşı edim muaccel olmasa bile edimini sunmak zorundadır; aksi hâlde temerrüde düşer.
Karşılıklı Borçlarda İfa Sırası terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Karşılıklı İrade Beyanlarının Uyuşması
Karşılıklı irade beyanlarının uyuşması, sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların icap ve kabul niteliğindeki beyanlarının aynı sözleşme konusunda ve esaslı noktalarda örtüşmesidir. TBK m.1 sözleşmenin kurulması için aradığı temel şarttır; uyuşma sağlanamadığında sözleşme meydana gelmez. Esaslı noktalarda anlaşmazlık (uyuşmazlık) sözleşmeyi kuruluş aşamasında engellerken, ikinci derecedeki noktalardaki sessizlik hâkim tarafından tamamlanır (TBK m.2).
Karşılıklı İrade Beyanlarının Uyuşması terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Karşılıklı Vasiyet
Karşılıklı vasiyet, iki kişinin (genelde eşlerin) karşılıklı olarak birbirleri lehine vasiyet yapmasını ifade eden ve Türk hukukunda ayrı vasiyetname şeklinde yapılması gereken bir uygulamadır. TMK m.510 hükmü uyarınca aynı belge üzerine "müşterek vasiyet" olarak yapılması yasak olup her vasiyet eden kendi ayrı vasiyetnamesini düzenlemelidir; karşılıklı vasiyet hükümleri arasında bağ kurulabilir ancak şekil yasağı katıdır.
Karşılıklı Vasiyet terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Karşı Oy Yazısı (Muhalefet Şerhi)
Karşı oy yazısı (muhalefet şerhi), heyet halinde karar veren yüksek mahkemelerde çoğunluk görüşüne katılmayan veya katılsa bile gerekçe bakımından ayrılan üyenin görüşünü karar metnine ekleme hakkı ve bu hak çerçevesinde kaleme aldığı yazıdır; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve AİHM uygulamalarında hukuk doktrininin gelişimine katkı sağlayan şeffaflık aracıdır.
Karşı Oy Yazısı (Muhalefet Şerhi) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kasıt
Kasıt (dolus), zararı isteyerek veya bilerek yapmaktır; kusurun en ağır biçimidir. Borçlar Hukukunda hem haksız fiilde (TBK m.49) hem sözleşme sorumluluğunda (TBK m.114) önemli bir kavramdır. Kasıttan doğan sorumluluk önceden anlaşma ile kaldırılamaz (TBK m.115/1). Kasıt zararı doğrudan istemek (doğrudan kasıt) veya zararın muhtemel olduğunu bilerek davranmak (olası kasıt) şeklinde olabilir.
Kasıt terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kast
Kast, ceza hukukunda failin suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve istenerek gerçekleştirmesini ifade eden manevi unsur türüdür. 5237 sayılı TCK m.21/1 düzenler. İki temel türe ayrılır: doğrudan kast (sonucun istenmesi) ve olası kast (sonucun öngörülerek kabullenilmesi). Kast suçun oluşumu için esas manevi unsur olup taksir ancak kanunun açıkça öngördüğü hallerde cezalandırılır.
Kast terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kasten İşlenebilen Suç
Kasten işlenebilen suç, ceza hukukunda kanunda taksirli halinin açıkça öngörülmemiş olması nedeniyle yalnızca kasten işlenmesi mümkün olan suç türüdür. 5237 sayılı TCK m.22/1 bu kuralı düzenler. Eğer kanun bir suçun taksirli halini açıkça düzenlememişse, taksirli fiil cezalandırılmaz; sadece kasten işleniş suç teşkil eder. TCK suçlarının çoğu kasten işlenebilen suçtur; taksirli istisna olarak düzenlenmiştir.
Kasten İşlenebilen Suç terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kasten Öldürme
Kasten öldürme, bir insanı bilerek ve isteyerek hayattan yoksun bırakma fiilidir. TCK m.81 düzenler; cezası müebbet hapis cezasıdır. Suç, hayata karşı suçların temel tipi olup, nitelikli halleri (m.82) ağırlaştırılmış müebbet, ihmali davranışla işlenmesi (m.83) farklı ceza dilimleri öngörür. Kast unsuru olası kast veya doğrudan kast şeklinde tezahür edebilir; insan kavramı doğum anından sonra başlar.
Kasten Öldürme terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kasten Öldürmenin Nitelikli Halleri
Kasten öldürmenin nitelikli halleri, suçun belirli ağırlaştırıcı koşullarda işlendiğinde cezasının ağırlaştırılmış müebbet hapse çıkarıldığı durumlardır. TCK m.82 onbir nitelikli hâl sayar: tasarlama, canavarca his, yangın/su baskını/tahrip vasıtası, üstsoy/altsoy/eş/kardeşe karşı, çocuğa/savunamayacak kişiye karşı, gebe kadına karşı, kamu görevi nedeniyle, suçu gizleme/delil karartma amacı, kan gütme saiki, töre saiki gibi.
Kasten Öldürmenin Nitelikli Halleri terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kasten Öldürmeye Teşebbüs
Kasten öldürmeye teşebbüs, failin öldürme kastıyla icra hareketlerine başlaması ancak elinde olmayan sebeplerle ölümün gerçekleşmemesidir. TCK m.81 + m.35 hükümleri uygulanır; ceza müebbet yerine 9-15 yıl arasında belirlenir. Failin kastının öldürme mi yaralama mı olduğu — kullanılan araç, hedef bölge, mesafe — kritik ayrım noktasıdır. Yargıtay bu sınırı titizlikle inceler.
Kasten Öldürmeye Teşebbüs terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kasten Yaralama
Kasten yaralama, başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kasıtlı fiildir. TCK m.86/1'e göre temel hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlanmış olup vücut bütünlüğünü ve sağlığı koruma altına alır. Şikâyete bağlı basit yaralama ile resen takip edilen nitelikli yaralama arasındaki sınır TCK m.86/2-3 çizgisinde belirlenir.
Kasten Yaralama terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kasten Yaralamanın Nitelikli Halleri
Kasten yaralamanın nitelikli halleri, TCK m.86/3'te sayılan ve cezayı yarı oranında artıran ağırlaştırıcı sebeplerdir. Eş, üstsoy, altsoy, kardeşe karşı, savunamayacak kişiye karşı, kamu görevlisinin görevi nedeniyle, silahla, canavarca hisle veya kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi resen kovuşturulan nitelikli yaralamayı doğurur. Bu haller şikâyet rejimini geçersiz kılar.
Kasten Yaralamanın Nitelikli Halleri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kat İrtifakı
Kat İrtifakı, henüz inşası tamamlanmamış veya kat mülkiyetine geçilmemiş arsa üzerinde, ileride bağımsız bölüm hâline gelecek yerler için paylı mülkiyet payına bağlı olarak kurulan İrtifak Hakkıdır; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.1-3, 14 hükümlerine dayanır. Kat Mülkiyetinden farkı, bağımsız bölümün fiilen oluşmamış olmasıdır; kat irtifakı, inşaatın bitiminde kat mülkiyetine dönüşür.
Kat İrtifakı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Katı Anayasa
Katı anayasa, değiştirilmesi olağan kanun yapma usulünden daha ağırlaştırılmış koşullara bağlanan anayasa türüdür. Özel çoğunluk, iki kez görüşme, halkoylaması gibi ek koşullar aranır. Anayasa değişikliğini zorlaştırarak temel kuralları siyasi çoğunlukların kısa vadeli kararlarına karşı korur. Türkiye 1876 Kanun-i Esasi'den bu yana katı anayasa geleneğindedir; 1982 Anayasası da bu çizgidedir.
Katı Anayasa terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Katılma Alacağı
Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejimi tasfiyesinde her eşin diğer eşin edinilmiş mallarının yarısı üzerinde kazandığı alacak hakkıdır (TMK m.236). Mal rejiminin sona ermesi (boşanma, ölüm, mahkeme kararı) ile doğar; nakit olarak ödenir. Kişisel mallar ve borçlar düşüldükten sonra hesaplanır; eşler birbirinden net edinilmiş malın yarısı kadar talep eder.
Katılma Alacağı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kat Malikleri Kurulu
Kat malikleri kurulu, Kat Mülkiyeti Kanunu (KMK 634) kapsamında bir anagayrımenkulün bağımsız bölüm maliklerinin oluşturduğu, ortak yer ve tesislerin yönetimini düzenleyen organdır. KMK m.27-32 hükümleri ile kuruluş, toplantı ve karar usulü düzenlenir. Olağan toplantı yıllık, olağanüstü toplantı malik talebi üzerine yapılır; karar nisapları konunun niteliğine göre değişir ve bağımsız bölüm sayısı oy hakkı belirler.
Kat Malikleri Kurulu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kat Mülkiyeti
Kat mülkiyeti, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde, tamamlanmış bir bina üzerinde bağımsız bölümlerin (daire, dükkan, büro) arsa payı ile bağlantılı olarak özel mülkiyete konu edilmesidir. Kat irtifakı ve kat mülkiyeti ayrımı, ortak yerler, yönetim planı ile yönetici ve kat malikleri kurulu organlarını düzenler. Modern kentleşmenin eşya hukukundaki temel kurumudur.
Kat Mülkiyeti terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kaynak Hakkı
Kaynak hakkı, sahibine başkasına ait taşınmaz üzerindeki kaynaktan su alma ve akıtma yetkisi veren irtifak hakkıdır. Türk Medeni Kanunu m.837'de düzenlenmiştir. Kaynak suyunun toplanması, kullanılması ve mecra ile başka bir taşınmaza akıtılması bu hakkın kapsamındadır. Eşyaya bağlı veya şahsi irtifak olarak kurulabilir; bağımsız ve sürekli kurulduğunda ayrı tapu kütüğü açılır. Tescil ile kurulur ve tapu sicilinin korumasından yararlanır.
Kaynak Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kayyım
Kayyım, belirli bir iş, mal veya durum için sınırlı yetki ile atanan yasal temsilcidir. Türk Medeni Kanunu m.426-435 arasında düzenlenir. Üç türü vardır: temsil kayyımlığı (ergin kişinin bir işinin yapılamaması), yönetim kayyımlığı (belli malvarlığının yönetimi) ve irat kayyımlığı (savurganlık tehlikesi). Kayyımlık, kişinin fiil ehliyetini etkilemez; vesayet ve yasal danışmanlıktan ayrılır.
Kayyım terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kazanç Müsaderesi
Kazanç müsaderesi, suçun işlenmesi sonucu elde edilen veya suçun aracı olarak kullanılan kazancın devletin mülkiyetine geçirilmesidir. TCK m.55'te düzenlenmiştir. Para, alacak, hak veya başka mali değerler kapsama girer. İyiniyetli üçüncü kişilere ait kazançlar müsadere edilemez. Eşya müsaderesinden farklı olarak parasal/değer odaklıdır; mali suçlar, rüşvet, uyuşturucu ticareti gibi suçlarda yoğun uygulama bulur.
Kazanç Müsaderesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kazandırıcı İşlem
Kazandırıcı işlem, bir tarafın diğerine bir hukuki menfaat (mülkiyet, alacak, sınırlı ayni hak, kullanma yetkisi) sağladığı hukuki işlemdir. Borç doğuran (taahhüt) ya da doğrudan hak değişikliği yaratan (tasarruf) iki yapısal türü bulunur. Bağışlama tek taraflı kazandırıcı işlem örneği iken; satım iki taraflı karşılıklı kazandırıcı işlemdir. Borçlandırıcı işlem tipinden ayrı bir sınıflandırma ekseninde değerlendirilir ve tarafların menfaat yapısını gösterir.
Kazandırıcı İşlem terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kazanılmış Hak
Kazanılmış hak, hukuk düzeni içinde kişiye usulüne uygun olarak tanınmış ve kesinleşmiş olan, yeni hukuk kurallarının veya idari işlemlerin geriye yürürlü etkileriyle ortadan kaldırılamayan haktır. Hukuk güvenliği ilkesinin yansımasıdır; geriye yürümezlik ilkesi ile birlikte değerlendirilir. İdari işlemler, mahkeme kararları, yasama tasarrufları açısından farklı uygulamalar gösterir.
Kazanılmış Hak terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kazanılmış Haklar
Kazanılmış haklar, bireylerin yürürlükteki hukuk kurallarına uygun biçimde elde ettikleri ve sonradan çıkarılan düzenlemelerle ihlal edilemeyecek hukuki konumlardır. Hukuk devletinin alt unsuru olarak hukuki güvenlik ilkesinden türer. Yeni kanunun geriye yürümesini ve birey aleyhine bozucu etki yaratmasını engeller; bireyin hukuka duyduğu güveni korumanın normatif ifadesidir.
Kazanılmış Haklar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefaletin Fer'i (Bağlı) Niteliği
Kefaletin fer'i (accesoir, bağlı) niteliği, kefilin sorumluluğunun asıl borç ilişkisinin varlığına ve kapsamına bağlı olması özelliğidir (TBK m.582). Asıl borç hukuken doğmamış veya geçersizse kefalet de kural olarak geçersizdir; asıl borç sona erince kefalet de sona erer (m.600). Kefilin sorumluluğu m.589 uyarınca asıl borcu aşamaz; asıl borçlunun sahip olduğu def'iler kefile de geçer.
Kefaletin Fer'i (Bağlı) Niteliği terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefaletin Sona Ermesi
Kefaletin sona ermesi, kefalet sözleşmesinin hukuki varlığını yitirmesidir. TBK m.598-602'de düzenlenen sebepler: asıl borcun sona ermesi, 10 yıllık üst sınır (gerçek kişi kefilde m.598), belirsiz süreli kefalette fesih bildirimi (m.599), asıl borçlu ile birleşme/konfüzyon, kefil-asıl borçlu ehliyet kaybı, alacaklının takip ihmali (m.594) ve aciz vesikası kapsamında 4 yıllık süre dolması.
Kefaletin Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefalet Şekli
Kefalet şekli, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartı olarak yazılı düzenlenmesi ve üç unsurun kefilin el yazısıyla belirtilmesi zorunluluğudur (TBK m.583). Üç unsur: kefalet sınır miktarı, kefil olma tarihi ve müteselsil kefalet ise "müteselsil kefil" ibaresi. Eksiklik mutlak butlana yol açar; ödenen tutar sebepsiz zenginleşme ile geri istenir.
Kefalet Şekli terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefalet Sözleşmesi
Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından şahsen sorumlu olmayı üstlendiği teminat sözleşmesidir (TBK m.581). Fer'i (bağlı) niteliği nedeniyle geçerli bir asıl borç bulunmadıkça kefalet doğmaz; kefilin sorumluluğu da m.589 uyarınca asıl borcu aşamaz. Yazılı şekil ve müteselsillik kaydı için el yazısı zorunludur (m.583); evli kefilde ayrıca eşin yazılı onayı geçerlilik şartıdır (m.584).
Kefalet Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefalette Asıl Borcun Geçersizliği
Kefalette asıl borcun geçersizliği, fer'ilik ilkesinin doğal sonucudur: TBK m.582/1 uyarınca asıl borç hukuken doğmamış veya geçersiz ise kefalet de kural olarak geçersizdir. Tek istisna m.582/2-3'tür: kefil, asıl borçlunun ehliyetsizliğini bilerek kefalet vermişse kefalet ayakta kalır. Bu kural ehliyetsiz kişiye kredi vermek isteyen alacaklılar için kefil tarafından bilinçli üstlenilen riski korur.
Kefalette Asıl Borcun Geçersizliği terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefalette Şekil Eksikliğinin Sonuçları
Kefalette şekil eksikliğinin sonuçları, kefalet sözleşmesinin şekil şartlarından (yazılı + el yazısıyla azami miktar/tarih/müteselsillik kaydı, m.583) veya eşin yazılı onayından (m.584) yoksun kefaletin mutlak butlana yol açmasıdır. Ödeme sebepsiz zenginleşme ile geri istenir; alacaklının iyi niyeti korunmaz.
Kefalette Şekil Eksikliğinin Sonuçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefalette Yazılı Miktar ve Tarih
Kefalette yazılı miktar ve tarih, TBK m.583/1'in kefilin el yazısıyla yazmasını zorunlu tuttuğu üç unsurdur: kefalet sınır miktarı (azami sorumluluk), kefil olma tarihi ve müteselsil kefalet ise "müteselsil kefil" ibaresi. Bu şartlar geçerlilik şartıdır; eksiklik mutlak butlana yol açar. Bilgisayar yazımı veya matbu form imzalama şekil şartını karşılamaz.
Kefalette Yazılı Miktar ve Tarih terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefalet Türleri
Kefalet türleri, kefalet sözleşmesinin kefilin sorumluluk yapısı ve alacaklının başvuru sırasına göre TBK m.585-588'de düzenlenen beş tipidir: adi kefalet (m.585 — tartışma def'iyle), müteselsil kefalet (m.586 — doğrudan başvuru), birlikte kefalet (m.587 — birden fazla kefil), kefile kefil (m.588/1 — zincir) ve rücua kefil (m.588/2 — rücu garantisi). Türün belirlenmesi şekil şartı ve kefilin korumasını doğrudan etkiler.
Kefalet Türleri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefalet vs Borç Üstlenme vs Garanti
Kefalet, borcun üstlenilmesi ve garanti sözleşmesi üç farklı şahsi teminat/borç değişikliği tipidir. Kefalet fer'i (asıl borca bağlı), yazılı + el yazısı şekline tâbi ve eşin onayını gerektirir; borcun üstlenilmesi asıl borcu eski borçludan yeni borçluya devreder; garanti bağımsız aslî bir taahhüttür ve şekil/eş onayı serbestiyeti vardır. Üçü arasındaki nitelendirme şekil ve def'i rejimini belirler.
Kefalet vs Borç Üstlenme vs Garanti terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefile Kefil vs Rücua Kefil
Kefile kefil ve rücua kefil, TBK m.588'in iki ayrı fıkrasında düzenlenen birbirinden farklı iki kefalet türüdür. Kefile kefil (m.588/1) bir kefile (asıl kefilin alacaklıya karşı borcuna) kefil olunmasıdır — zincir kefalet yapısı. Rücua kefil (m.588/2) ise asıl kefilin asıl borçluya karşı sahip olduğu rücu alacağına kefil olunmasıdır. İkisinin keskin ayrımı hâkimlik klasik tuzaklarındandır.
Kefile Kefil vs Rücua Kefil terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefilin Aciz Vesikasıyla Kurtulma
Kefilin aciz vesikasıyla kurtulma, asıl borçluya yapılan icra takibinde aciz vesikası alınmasından sonra alacaklının 4 yıl içinde takip yapmaması halinde kefilin sorumluluktan kurtulmasıdır (TBK m.601-602). Aciz vesikası asıl borçludan tahsil edilemediğini resmen belgeler; bu tarihten itibaren özel zamanaşımı işler. 4 yıllık süre kefilin lehine olup hâkimlik klasik soru kaynağıdır.
Kefilin Aciz Vesikasıyla Kurtulma terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefilin Asıl Borçla İlişkisi
Kefilin asıl borçla ilişkisi, kefilin sorumluluğunun asıl borcun varlığına, kapsamına ve nitelik değişikliklerine bağlı olması durumudur. TBK m.589 uyarınca kefilin sorumluluğu asıl borcu aşamaz; sonradan eklenen ek külfetler kefili bağlamaz. Asıl borçlunun def'ileri kefile geçer ve asıl borçlu vazgeçse bile kefil ileri sürmeye devam edebilir; m.589/2 def'i halefiyeti.
Kefilin Asıl Borçla İlişkisi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefilin Bilgi İsteme Hakkı
Kefilin bilgi isteme hakkı, kefilin alacaklıdan asıl borçlunun mali durumu, ödemeleri ve kefaletle ilgili önemli olaylar hakkında bilgi alma hakkıdır (TBK m.591). Alacaklının bilgi verme yükümlülüğüne ihmal etmesi kefilin sorumluluğunun azalmasına yol açar. Kefil ayrıca asıl borçludan ifa durumu hakkında bilgi alabilir; bu hak rücu hakkının etkin kullanılmasına da hizmet eder.
Kefilin Bilgi İsteme Hakkı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefilin Defileri
Kefilin defileri, kefilin alacaklının talebine karşı ileri sürebileceği savunmaların bütünüdür (TBK m.589-595). Üç gruba ayrılır: (1) asıl borçlunun def'ileri (m.589/2 — asıl borçlu vazgeçse bile kefil ileri sürebilir), (2) kefile özgü def'iler (kendi kefalet sözleşmesinden doğan), (3) vazgeçilemeyen def'iler (kamu düzenine ait). Kefilin def'i halefiyeti alacaklı-asıl borçlu uyumlu davranışından kefili korur.
Kefilin Defileri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefilin Rücu Hakkı
Kefilin rücu hakkı, kefil olarak alacaklıya ödediği tutarı asıl borçludan geri isteme hakkıdır (TBK m.596). Kanuni halefiyet ilkesi uyarınca alacaklının asıl borçluya karşı sahip olduğu tüm teminat hakları (rehin, ipotek, müteselsil borçluluk vb.) ödeme yapan kefile kanuni olarak geçer. Müteselsil kefiller arası iç rücu pay oranındadır; kefil-asıl borçlu iç ilişkisinde ise kefil tüm tutarı isteyebilir.
Kefilin Rücu Hakkı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kefilin Takip Zorlama Hakkı
Kefilin takip zorlama hakkı, asıl borç vadesinin dolması üzerine kefilin alacaklıdan asıl borçluyu takip etmesini ve gereken işlemleri yapmasını talep etme hakkıdır (TBK m.594). Alacaklı talebi aldıktan sonra bir yıl içinde asıl borçluya icra takibi başlatmazsa kefil sorumluluktan kurtulur. Bu kural alacaklının pasif tutumunun kefile zarar vermesini engeller; hâkimlik klasik soru kaynağıdır.
Kefilin Takip Zorlama Hakkı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kendi Adına Sözleşme Yapma Yasağı
Kendi adına sözleşme yapma yasağı (self-dealing yasağı), temsilcinin temsil olunanı temsilen kendisi ile veya başka bir temsil olunan adına ondan farklı bir kişi olarak sözleşme yapmamasıdır. Doktrin ve içtihatla geliştirilen bu yasak menfaat çatışması ilkesine dayanır. İstisnaen, temsil olunanın açık izni veya işlemin tarafsızlığı koşullarıyla aşılabilir.
Kendi Adına Sözleşme Yapma Yasağı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kesilen Zamanaşımı Yeni Süresi
Kesilen zamanaşımı yeni süresi (TBK m.156), zamanaşımının kesilmesinden sonra işlemeye başlayan sürenin uzunluğunu düzenleyen kuraldır. Kural olarak yeni süre, kesilen sürenin aynısıdır; beş yıllık alacak için yine beş yıl, on yıllık alacak için yine on yıl. Ancak alacak bir mahkeme ilamı veya resmi senetle tespit edilmişse, yeni süre her hâlükârda on yıla yükselir; bu kurala "ilam zamanaşımı" denir.
Kesilen Zamanaşımı Yeni Süresi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kesin Hesap Kanunu
Kesin hesap kanunu; Anayasa m.164 uyarınca bir mali yılın sonunda bütçe uygulamasını yasama onayına sunan ve Sayıştay raporuyla birlikte TBMM'de görüşülen kanundur. Kamu gelir-giderlerinin bütçe kanununa uygunluğunu sonradan denetleyen mekanizmadır; hesap verilebilirlik ilkesinin somut aracı olarak bütçe hakkının tamamlayıcı ayağını oluşturur. Cumhurbaşkanınca mali yıl sonundan itibaren 6 ay içinde TBMM'ye sunulur.
Kesin Hesap Kanunu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kesin Vadeli Borç
Kesin vadeli borç, tarafların ifa zamanını yalnızca o vadeye özgüleyerek kararlaştırdıkları, vadenin geçirilmesi hâlinde ifanın artık alacaklı için anlamını yitirdiği veya en azından ihtara gerek bırakmaksızın temerrüt sonucu doğurduğu borçtur; TBK m.117/2 uyarınca kesin vadenin varlığında alacaklının ihtarı aranmaz, vade gününün geçmesi tek başına borçluyu temerrüde düşürür.
Kesin Vadeli Borç terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS)
Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS), Nüfus Hizmetleri Kanunu (5490) kapsamında nüfus bilgilerinin yetkili kamu kurumları arasında elektronik ortamda paylaşılmasını sağlayan dijital sistemdir. Nüfus müdürlükleri, mahkemeler, vergi daireleri, sosyal güvenlik kurumları KPS üzerinden vatandaş bilgilerini sorgulayabilir. Kişisel verilerin korunması ilkesi çerçevesinde sıkı yetkilendirme ile çalışır; KVKK ile uyumludur.
Kimlik Paylaşım Sistemi (KPS) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Artış Oranı (TÜFE)
Kira artış oranı (TÜFE sınırı), konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin yenilenen dönemlerinde kira bedelinin önceki kira yılındaki tüketici fiyat endeksinin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamayacağını öngören emredici kuraldır. Türk Borçlar Kanunu m.344/I hükmü; bu sınırı sadece üst sınır olarak belirlemiş; tarafların TÜFE'nin altında veya hiç artışsız sözleşme yapmasını engellememiştir. Aşan sözleşme hükümleri kesin geçersizdir; hâkim re'sen değerlendirir.
Kira Artış Oranı (TÜFE) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Bedeli
Kira bedeli, kiracının kiralananın kullanılması veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılması karşılığında kiraya verene ödemeyi üstlendiği ivazdır. Türk Borçlar Kanunu m.299 uyarınca kira sözleşmesinin zorunlu unsurlarından biri olup, kararlaştırılmadığı sürece sözleşme kira değil bağışlama ya da kullanma ödüncü niteliği taşır. Kira bedeli kural olarak para olmakla birlikte ürün kirasında ürün payı ile de belirlenebilir;
Kira Bedeli terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Bedelinde Temerrüt
Kira bedelinde temerrüt, kiracının kira bedelini veya yan giderleri ödeme borcunu süresinde yerine getirmemesi durumudur. Türk Borçlar Kanunu m.315 bu duruma özel bir rejim getirir: kiraya verenin ihtarda bulunarak konut/çatılı işyeri kirasında 30 gün, diğer kira ilişkilerinde 10 gün süre vermesi gerekir. Süre sonunda ödeme yapılmazsa kiraya veren sözleşmeyi feshedebilir.
Kira Bedelinde Temerrüt terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Bedelinin Belirlenmesi
Kira bedelinin belirlenmesi, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kira bedelinin sözleşmenin başlangıcında ve yenilenen dönemlerde nasıl tespit edileceğini düzenleyen sistemdir. Türk Borçlar Kanunu m.343-345 hükümleri; başlangıçta tarafların serbestçe belirleyebileceği kira bedelinin yenilenen dönemlerde TÜFE on iki aylık ortalama ile sınırlı tutulacağını,
Kira Bedelinin Belirlenmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Bedelinin Ödenmesi
Kira bedelinin ödenmesi, kiracının kira sözleşmesinden doğan asıl borcunu sözleşmede kararlaştırılan zaman ve tarzda kiraya verene ifa etmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.314 hükmüne göre, sözleşmede aksine bir hüküm veya yerel adet bulunmadıkça kiracı kira bedelini her ay sonunda ve en geç sözleşmenin bitiminde öder. Ödeme yeri kiraya verenin ikametgahıdır (TBK m.89). Süresinde ödememe halinde kira bedelinde temerrüt doğar ve kiraya veren ihtarlı fesih yoluna gidebilir.
Kira Bedelinin Ödenmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Bedelinin Uyarlanması
Kira bedelinin uyarlanması, sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü ekonomik koşulların ortaya çıkması durumunda, taraflardan birinin talebi üzerine hâkim tarafından kira bedelinin değişen koşullara uyarlanmasıdır. Türk Borçlar Kanunu m.138 aşırı ifa güçlüğü hükmüne dayanan bu yol;
Kira Bedelinin Uyarlanması terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başkaca bir ödeme yükümlülüğü getirilmesini, geç ödeme halinde ceza koşulu kararlaştırılmasını ve sonraki kira bedellerinin muaccel olacağını öngören anlaşmaları kesin geçersiz sayan emredici kuraldır. Türk Borçlar Kanunu m.346 hükmü; bu yasağı konut ve çatılı işyeri kirası rejiminin omurgası olarak kurmuş;
Kiracı Aleyhine Düzenleme Yasağı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiracının Borçları
Kiracının borçları, kira sözleşmesinin kiracı tarafından üstlenilen edim yükümlülüklerinin tümüdür. Türk Borçlar Kanunu m.313-323 hükümleri arasında düzenlenir; özünde dört ana grupta toplanır: kira bedelini ve yan giderleri ödeme, kiralananı özenle kullanma ve komşulara saygı gösterme, ayıpları ve üçüncü kişi iddialarını bildirme, sözleşme sonunda kiralananı geri verme.
Kiracının Borçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiracının Ölümü / İflası
Kiracının ölümü ve iflası, kira sözleşmesinin sona ermesinde özel olarak düzenlenmiş şahsi olaylardır. Türk Borçlar Kanunu m.332 hükmü kiracının ölümü halinde kira ilişkisinin mirasçılara geçeceğini ancak mirasçıların yasal fesih bildirim süresine uyarak olağanüstü fesih hakkını kullanabileceğini öngörür. m.333 ise kiracının iflası halinde kiraya verenin güvence isteme hakkını ve bu güvenceyi alamadığında sözleşmeyi feshedebileceğini düzenler.
Kiracının Ölümü / İflası terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiracının Özen Borcu
Kiracının özen borcu, kiracının kiralananı sözleşmede öngörülen amaca uygun olarak özenle kullanma ve komşuluk gereklerine saygı gösterme yükümlülüğüdür. Türk Borçlar Kanunu m.316 hükmünde düzenlenir ve kiracının pasif değil aktif edim yüklendiğini gösterir. Bu borcun ihlali halinde kiraya veren 30 günlük süre vererek ihtarda bulunabilir; süre sonunda durum düzelmezse sözleşmeyi feshedebilir. Davranışın dayanılmaz boyuta ulaşması durumunda ihtarsız fesih de mümkündür.
Kiracının Özen Borcu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiralananın Ayıbından Sorumluluk
Kiralananın ayıbından sorumluluk, kiraya verenin kiralananı sözleşmede öngörülen kullanıma elverişli halde teslim ve sözleşme süresince bu durumda bulundurma borcunun ihlal edilmesi durumunda doğan kanuni sorumluluğudur. Türk Borçlar Kanunu m.304-308 hükümlerinde düzenlenir; teslim sırasında veya sonradan ortaya çıkan ayıplar için kiracıya seçimlik haklar tanır.
Kiralananın Ayıbından Sorumluluk terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiralananın Devri (Mülkiyet)
Kiralananın mülkiyetinin devri, kira sözleşmesi devam ederken kiralanan üzerindeki mülkiyetin satış, bağışlama, miras veya başka yollarla üçüncü kişiye geçmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.310 hükmüne göre, kira sözleşmesi devam ederken kiralanan herhangi bir nedenle el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur ve kiraya verenin yerine geçer.
Kiralananın Devri (Mülkiyet) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiralananın Geri Verilmesi
Kiralananın geri verilmesi, kira sözleşmesi sona erince kiracının kiralananı kiraya verene teslim aldığı haliyle iade etme yükümlülüğüdür. Türk Borçlar Kanunu m.334 hükmüne göre kiracı, kiralananı sözleşmenin sona erdiği tarihte iade etmekle yükümlüdür; m.335 ise kiralananın durumu konusunda gözden geçirme ve kusurdan sorumluluk hükümlerini düzenler.
Kiralananın Geri Verilmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiranın Konusu (Kiralanan)
Kiranın konusu, kira sözleşmesi ile kullanılması veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılması kiracıya bırakılan şeydir. Türk Borçlar Kanunu m.299 uyarınca her türlü taşınır, taşınmaz ile haklar kira konusu olabilir; tüketilmeyen ve aynen iadesi mümkün olan eşyalarda kira sözleşmesi kurulabilir. Kullanım ile yararlanma ayırımı, genel kira ile ürün kirası arasındaki temel farktır.
Kiranın Konusu (Kiralanan) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Sözleşmesi
Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanılmasıyla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan bedeli ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu m.299 vd. düzenlenir; rızai, ivazlı, sürekli edimli ve iki tarafa borç yükleyen tipik bir akittir. Şekle tabi değildir; tarafların ehliyetli iradeleri yeterlidir.
Kira Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Sözleşmesinin Sona Ermesi
Kira sözleşmesinin sona ermesi, sözleşmeden doğan hak ve borçların ileriye etkili olarak son bulması durumudur. Türk Borçlar Kanunu m.327-338 hükümleri arasında düzenlenmiş olup beş ana yolla gerçekleşir: belirli süreli kirada sürenin dolması, belirsiz süreli kirada fesih bildirimi, önemli sebeple olağanüstü fesih, kiracının ölümü veya iflası, kira bedelinde temerrüt nedeniyle ihtarlı fesih. Sözleşme sona erince kiracı kiralananı geri vermek zorundadır.
Kira Sözleşmesinin Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kira Tespit Davası
Kira tespit davası, beş yıldan uzun süreli konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde ya da beş yıl ve sonraki dönemlerde, kiracı veya kiraya verenin talebiyle hâkimin emsal kira değerlerini esas alarak kira bedelini yeniden belirlediği özel davadır. Türk Borçlar Kanunu m.345 hükmü; bu yolu TÜFE artış sınırı sisteminden bağımsız bir mekanizma olarak düzenlemiş;
Kira Tespit Davası terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiraya Verenin Borçları
Kiraya verenin borçları, kira sözleşmesinin kiraya veren tarafından üstlenilen edim yükümlülüklerinin tümüdür. Türk Borçlar Kanunu m.301-310 arasında düzenlenir; özünde dört ana borçtan oluşur: kiralananı sözleşmede öngörülen kullanıma elverişli halde teslim etme ve sözleşme süresince bu durumda bulundurma, vergi ve yan giderleri kural olarak üstlenme, kiralananın ayıbından sorumluluk ve zapttan sorumluluk.
Kiraya Verenin Borçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kiraya Verenin Teslim Borcu
Kiraya verenin teslim borcu, kiralananı sözleşmede kararlaştırılan tarihte sözleşmede öngörülen kullanıma elverişli halde kiracıya bırakma yükümlülüğüdür. Türk Borçlar Kanunu m.301 kiraya verenin temel borcu olarak teslimi düzenler ve bu borca süreklilik unsuru ekler: kiraya veren, kiralananı sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla da yükümlüdür. Teslim, fiziki teslim, anahtar verme veya zilyetliğin sembolik geçişi yollarıyla yapılabilir.
Kiraya Verenin Teslim Borcu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kişi Dokunulmazlığı
Kişi Dokunulmazlığı, bireyin maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne, bedenine, sağlığına ve kişiliğine yönelik her türlü dış müdahaleye karşı anayasal korunmasını ifade eden ve kişi özgürlüğünün bedensel boyutunu oluşturan klasik bir koruyucu haktır; 1982 Anayasası m.17 uyarınca herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz.
Kişi Dokunulmazlığı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişiliğin Başlangıcı
Kişiliğin başlangıcı, gerçek kişinin hak ehliyeti ve hukuk düzeninde varlık sıfatı kazandığı andır (TMK m.28). Tam ve sağ doğum koşulu altında kişilik doğum anında başlar; cenin ise sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren hak ehliyeti kazanır. Bu kuralın pratik uygulaması miras hukuku, soybağı ve hediye sözleşmelerinde belirleyicidir.
Kişiliğin Başlangıcı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişiliğin Sona Ermesi
Kişiliğin sona ermesi, gerçek kişinin ölüm veya gaiplik kararı ile hukuk düzeninde varlık sıfatını yitirmesidir (TMK m.28/1, m.32). Ölüm tıbbi olarak biyolojik ölümle gerçekleşir; gaiplikte uzun süre kayıp ya da yakın ölüm tehlikesi karinesi mahkeme kararı ile tespit edilir. Ölüm ile miras açılır, kişilik hakları sona erer ancak bazıları mirasçılara geçer.
Kişiliğin Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kişilik Hakkı
Kişilik hakkı, bireyin kendisi olma, kişiliğini serbestçe geliştirme ve kimliğine saygı gösterilmesini talep etme hakkıdır. Medeni Kanun m. 24 tarafından açıkça düzenlenir; anayasal dayanağı Anayasa m. 17 maddi ve manevi varlığın korunmasıdır. İsim, resim, saygınlık, ses, özel hayat, beden bütünlüğü, cinsel yönelim gibi unsurları kapsar. Hem devlete hem üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir niteliktedir.
Kişilik Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişilik Hakkı İhlali Davaları
Kişilik hakkı ihlali davaları, TMK m.24-25'te düzenlenen ve kişilik haklarına haksız saldırılara karşı önleme, durdurma, tespit, tazminat (maddi-manevi) ve düzeltme/yayım talepleri içeren davalardır. Saldırının hukuka aykırı olması yeterlidir; kusurun varlığı yalnızca tazminat için aranır. Hâkim olayın özelliklerine göre tedbir kararı verebilir; gerekirse acil tedbir uygulanır.
Kişilik Hakkı İhlali Davaları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kişilik Hakkı İhlalinde Manevi Tazminat
Kişilik hakkı ihlalinde manevi tazminat, kişinin şeref, haysiyet, özel yaşam, ad, resim, mesleki itibar gibi manevi değerlerine yönelik hukuka aykırı saldırılarda TBK m.58 ile TMK m.24-25 uyarınca istenen özel manevi tazminattır. Bedensel zarar aranmaz; saldırının kendisi tazmin sebebidir. Hâkim ihlalin ağırlığını gözeterek uygun bir miktar belirler.
Kişilik Hakkı İhlalinde Manevi Tazminat terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişilik Hakkı (TMK)
Kişilik hakkı (TMK m.23-25), kişinin maddî ve manevî varlığını koruyan mutlak, şahsa sıkı sıkıya bağlı, devredilemez ve vazgeçilemez haktır. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlükler, şeref-haysiyet, özel hayat, aile hayatı, ad, resim, ses ve kişisel veriler bu hakkın koruma alanındadır. Saldırı hâlinde TMK m.25 kapsamında saldırının önlenmesi, durdurulması, tespiti davaları; TBK m.58 kapsamında maddî ve manevî tazminat istemi mümkündür.
Kişilik Hakkı (TMK) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kişilik Haklarına Aykırılık
Kişilik haklarına aykırılık, sözleşmenin kişinin vücut bütünlüğü, özgürlüğü, şeref-haysiyeti, sır alanı, ekonomik kişilik unsurları gibi temel haklarına orantısız ve aşırı derecede zarar vermesidir. TBK m.27/I kapsamında kişilik haklarına aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür. TMK m.23'e göre kişi, kişilik haklarından "kanunun emrettiği ölçüde" vazgeçebilir; aşırı vazgeçme batıldır.
Kişilik Haklarına Aykırılık terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişilik Rızası ve Üstün Yarar
Kişilik Rızası, Kişilik Hakkı sahibinin saldırıya rıza göstermesi nedeniyle saldırının hukuka aykırı sayılmadığı hâli ifade eder; TMK m.24/2 hükmü hak sahibinin rızası, üstün özel yarar veya kamu yararı varsa ihlalin bulunmadığını öngörür. Rıza özgür iradeyle, bilgilendirilmiş ve geri alınabilir nitelikte olmalıdır. Kişilik Tecavüzü Davaları için en güçlü savunma yoludur.
Kişilik Rızası ve Üstün Yarar terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişilik Tecavüzü Davaları
Kişilik Tecavüzü Davaları, Kişilik Hakkı İhlali hâlinde TMK m.25 hükmü çerçevesinde açılabilecek üç koruyucu dava türünün ortak çatısıdır: önleme, durdurma ve tespit. Ek olarak m.25/2-3 maddi tazminat, manevi tazminat ve elde edilen kazancın iadesi yolları öngörür. Kişiliğin korunmasının dava boyutu olarak hâkimlik sınavlarında klasik soru kalıbıdır.
Kişilik Tecavüzü Davaları terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişilik Tecavüzü Durdurma Davası
Kişilik Tecavüzü Durdurma Davası, sürmekte olan kişilik hakkı saldırısının sona erdirilmesi için açılan koruyucu davadır; TMK m.25/1 hükmüne dayanır. Hâkim el atmanın önlenmesi kararı verir ve saldırının fiilen sürdüğü davranışların durdurulmasını emreder. Kişilik Tecavüzü Davaları içindeki üç koruyucu dava türünün ortasında yer alır; sürmekte saldırılarda en sık başvurulan yoldur.
Kişilik Tecavüzü Durdurma Davası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişilik Tecavüzü Önleme Davası
Kişilik Tecavüzü Önleme Davası, henüz başlamamış ancak yakın bir saldırı tehlikesi olduğunda kişilik haklarının korunması için açılan koruyucu davadır; TMK m.25/1 hükmüne dayanır. Hâkim somut tehlikeyi değerlendirip tedbir kararı verir; saldırının gerçekleşmesi şart değildir, makul tehlike yeterlidir. Kişilik Tecavüzü Davaları içindeki üç koruyucu dava türünden ilkidir.
Kişilik Tecavüzü Önleme Davası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişilik Tecavüzü Tespit Davası
Kişilik Tecavüzü Tespit Davası, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden bir saldırının hukuka aykırılığının mahkeme kararıyla saptanmasını talep eden koruyucu davadır; TMK m.25/1 hükmüne dayanır. Saldırı durmuş olsa da kişilik üzerindeki etkilerin (onur, saygınlık) onarılması için hukuka aykırılığın mahkemece resmen tespiti gerekir. Kişilik Tecavüzü Davaları içindeki üç koruyucu dava türünün üçüncüsüdür.
Kişilik Tecavüzü Tespit Davası terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği
Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği, herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğunu ve kanunda yazılı haller dışında kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağını ifade eden klasik bir koruyucu haktır; 1982 Anayasası m.19 ve AİHS m.5 ile paralel korunur. Yakalama, tutuklama ve gözaltı gibi tedbirler yalnızca kanunda yazılı hallerde ve hâkim kararı ile uygulanabilir; yakalanan kişi en geç 48 saat içinde (toplu suçlarda 4 gün) hâkim önüne çıkarılır.
Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kişisel Def'i ve Ortak Def'i (Müteselsil Borçluluk)
Kişisel def'i ve ortak def'i ayrımı, müteselsil borçluluğun TBK m.165'te düzenlenen def'i sisteminin çekirdeğidir. Ortak def'iler borcun niteliğinden doğar ve tüm borçluları kurtarır; kişisel def'iler ise yalnız ilgili borçlunun şahsından doğar ve sadece onu etkiler. Bir borçlu, başka borçlunun kişisel def'ini ileri süremez; bu kural müteselsil borçluların özerk hukukî statüsünü korur ve alacaklı-borçlu arasında dengeyi sağlar.
Kişisel Def'i ve Ortak Def'i (Müteselsil Borçluluk) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişisel Hak (Şahsi Hak)
Kişisel hak (şahsi hak), belirli bir kişiye yöneltilen ve kişisel ilişki çerçevesinde kullanılan nispi hak türüdür. Alacak haklarından farklı olarak yalnız edim talebini değil, doğrudan kullanım veya yararlanma yetkisini de kapsar. Kira hakkı, kullanım sözleşmeleri, mirastan iade alacakları, yönetim hakları başlıca örnekleridir; tapuya şerhle aynileşebilir.
Kişisel Hak (Şahsi Hak) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişisel İlişki Kurma Hakkı
Kişisel ilişki kurma hakkı, velayetin sahibi olmayan ebeveynin (genelde boşanma sonrası) çocukla düzenli ilişki sürdürme hakkıdır (TMK m.323). Hâkim, çocuğun üstün yararına göre süre, yer ve şekil belirler; hafta sonu, yarıyıl tatili ve dini bayram günleri gibi periyotlar tipik düzenlemelerdir. Şiddet veya istismar varsa hak kısıtlanabilir veya tamamen kaldırılabilir.
Kişisel İlişki Kurma Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişisel İlişkinin Sınırlanması
Kişisel ilişkinin sınırlanması, çocuğun bedensel veya ruhsal sağlığını tehlikeye sokan ya da eğitimini engelleyen, çocuğun yararına aykırı düşen kişisel ilişki talebinin hâkim tarafından kısıtlanması, askıya alınması veya kaldırılması kararıdır. TMK m.324 düzenlemesidir; velayet hakkı sahibi olmayan ana veya baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişki, çocuğun üstün yararı süzgecinden geçirilerek hâkim kararıyla sınırlanır.
Kişisel İlişkinin Sınırlanması terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişisel Mal
Kişisel mal, edinilmiş mallara katılma rejimi içinde tasfiyede paylaşıma girmeyen ve eşin tek başına mülkiyetinde kalan mallardır (TMK m.220). Evlilik öncesi sahip olunan mallar, karşılıksız kazandırmalar (bağışlama, miras), manevi tazminat ve kişisel kullanım eşyaları kişisel mal kategorisindedir. Eş kişisel mallar üzerinde tam tasarruf yetkisine sahiptir; katılma alacağı doğmaz.
Kişisel Mal terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kişisel Verileri Koruma Kurumu
Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), kişisel verilerin işlenmesinde temel hak ve özgürlüklerin korunması ile kişisel veri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülüklerinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek ve uygulamakla görevli bağımsız idari otoritedir; 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile kurulmuştur. Anayasal dayanak olarak 1982 Anayasası m.20/3 herkesin kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkını düzenler.
Kişisel Verileri Koruma Kurumu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kişisel Verilerin Korunması Hakkı
Kişisel verilerin korunması hakkı; herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını ifade eder ve özel hayatın gizliliğinin dijital çağdaki uzantısıdır. 2010 Anayasa değişikliğiyle Anayasa m.20'ye eklenen 3. fıkra ile anayasal güvence altına alınmıştır. Hak; verilerin işlenmesinde rıza, amaç sınırlaması, silme/düzeltme talebi gibi unsurları içerir. Ayrıntılar 6698 sayılı KVKK ile düzenlenmiştir.
Kişisel Verilerin Korunması Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kişisel Veri (TMK Kesişim)
Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgidir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ile detaylı düzenlenen bu kavram, TMK m.24 Özel Hayat Hakkı ile kesişir; veri işleme için açık rıza şartı, veri sahibinin hakları (silme, düzeltme, taşıma) ve veri sorumlusunun yükümlülükleri kişilik haklarının dijital çağdaki uzantısını oluşturur.
Kişisel Veri (TMK Kesişim) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kısa Süreli Hapis
Kısa süreli hapis cezası, 1 yıl ve altı süreli hapis cezası türüdür. TCK m.49/2'de tanımlanmıştır. Bu süre eşiği özel önem taşır çünkü TCK m.50 uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilebilir; adli para cezası, kamu yararı işi, eğitim alma, ehliyet veya lisans iptali gibi alternatif tedbirler uygulanabilir. Failin sosyal ortamından kopmamasını sağlama amacı taşır ve kısa süreli özgürlük kısıtlamasının zararlarını azaltır.
Kısa Süreli Hapis terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kısa Süreli Hapsin Seçenek Yaptırımları
Kısa süreli hapsin seçenek yaptırımları, 1 yıl ve altı süreli hapis cezasının yerine uygulanabilen alternatif tedbirlerdir. TCK m.50'de düzenlenmiştir. Altı tür yaptırım sayılmıştır: adli para cezasına çevirme, mağdurun veya kamunun zararının aynen iadesi, belirli konuda eğitim alma, yer yasağı/zorunluluğu, hak veya lisans kullanmaktan yoksun bırakma, kamu yararına çalışma. Hâkim takdirine bağlıdır.
Kısa Süreli Hapsin Seçenek Yaptırımları terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kısırlaştırma — Rızasız
Rızasız kısırlaştırma, TCK m.101/1 uyarınca bir erkek veya kadının iradesi olmaksızın üreme yetisinin kalıcı olarak ortadan kaldırılmasını üç yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandıran bir suçtur. Vücut bütünlüğü, üreme yetisi ve cinsel özerklik üzerinden kişilik haklarını korur; aldatma yoluyla alınmış rıza geçersiz sayılır ve fiil yine m.101/1 kapsamında değerlendirilir.
Kısırlaştırma — Rızasız terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kısıtlama Kararı
Kısıtlama kararı, Türk Medeni Kanunu m.409-411 çerçevesinde kısıtlılık sebeplerinden birinin gerçekleşmesi üzerine sulh hukuk mahkemesi tarafından verilen inşai karardır. Ergin kişinin fiil ehliyetini tam veya kısmen kaldırır. Karar öncesi dinleme zorunludur; akıl hastalığında resmi sağlık kurulu raporu aranır. Kesinleşme sonrası ilan edilir ve kişi kendiliğinden vesayet altına alınarak vasi atanır.
Kısıtlama Kararı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kısıtlı
Kısıtlı, mahkeme kararıyla fiil ehliyeti sınırlandırılmış ergin kişidir; kısıtlılığa TMK m.405-409 arasında sayılan sebeplerden biriyle karar verilir: akıl hastalığı veya zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yönetim, kişiye tehlike oluşturma, bir yıl veya daha fazla hürriyet bağlayıcı cezaya mahkûmiyet, kişinin kendi isteği. Kısıtlanan kişi kendisi için vasi atanır; ayırt etme gücüne göre sınırlı ehliyetsiz veya tam ehliyetsiz sayılır.
Kısıtlı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kısıtlılık Sebepleri
Kısıtlılık sebepleri, ergin bir kişinin fiil ehliyetinin mahkeme kararı ile sınırlandırılmasına yol açan Türk Medeni Kanunu m.405-408 hallerdir. Sebepler beş gruptur: akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık/alkol veya uyuşturucu bağımlılığı/kötü yaşama tarzı, bir yıl ve üzeri özgürlüğü bağlayıcı ceza, kişinin kendi istemi. Ayrıca TMK m.419 küçüklerde velayetin uzatılması istisnası vardır.
Kısıtlılık Sebepleri terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kısmi Akıl Hastalığı
Kısmi akıl hastalığı, ceza hukukunda failin akıl hastalığı tam akıl hastalığı derecesinde olmamakla birlikte davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olması durumunda cezada belirli oranlarda indirim uygulanmasını ifade eder. 5237 sayılı TCK m.32/2 düzenler. Belirlenecek ceza yarısından dörtte birinden fazla olmamak üzere indirilebilir; mahkemece akıl hastalığına özgü güvenlik tedbirine de hükmedilebilir.
Kısmi Akıl Hastalığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kısmi Butlan
Kısmi butlan, sözleşmenin sadece belirli bir bölümünün geçersiz olup geri kalan kısmının ayakta tutulmasıdır. TBK m.27/2 uyarınca sözleşmenin batıl olan hükümleri sözleşmenin diğer hükümlerini etkilemez; ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı batıl sayılır. Hâkim, hayata geçen tarafların farazi iradesini araştırır.
Kısmi Butlan terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kısmi Dava (Haksız Fiil Tazminatında)
Kısmi dava, HMK m.109'da düzenlenen, bölünebilir bir alacağın yalnızca bir kısmı için açılan davadır. Davacı, alacağının tamamını talep edebilecekken bilinçli olarak bir bölümünü dava konusu yapar; kalan kısmı için saklı tutma şartı 2011 değişikliğiyle kaldırılmıştır. Haksız fiil tazminatında özellikle bedensel zarar tedavisi sürerken, kesin zarar miktarı ortaya çıkmadan kullanılır. Zamanaşımı sadece talep edilen miktar bakımından kesilir.
Kısmi Dava (Haksız Fiil Tazminatında) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kısmi İfa
Kısmi ifa, borçlunun edimi tam olarak değil, parça parça sunmasıdır. TBK m.84 uyarınca alacaklı, kural olarak kısmi ifayı reddedebilir. Edim bölünebilir ve borç miktarı kesin olarak belli olsa dahi alacaklı, sözleşmede aksi öngörülmediği sürece tam ifa talep etme hakkına sahiptir. Bu kural, alacaklının çıkarını koruyan tamamlayıcı niteliktedir; emredici değildir.
Kısmi İfa terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kısmi İmkansızlık
Kısmi imkansızlık, edimin yalnızca bir bölümünün borçluya yüklenemeyen sebeplerle olanaksızlaşmasıdır ve TBK m.137 uyarınca borç o oranda sona erer. Karşılıklı sözleşmelerde alacaklının karşı edimi orantılı olarak azaltılır; ancak kısmen ifa alacaklının makul menfaatine uygun değilse alacaklı sözleşmenin tamamından dönebilir veya sürekli borç ilişkilerinde feshedebilir.
Kısmi İmkansızlık terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kısmi Ödemeli Satış (Taksitli Satış)
Kısmi ödemeli satış, satılanın alıcıya teslimi öncesinde, sırasında veya sonrasında bedelin iki ya da daha fazla taksit hâlinde ödendiği özel satış türüdür (TBK m.253-262). Türk Borçlar Kanunu'nda taksitli satış tüketici ve taraflar arasında dengeyi sağlamak için yazılı şekil, taksitlerin gösterimi, alıcının cayma hakkı gibi koruyucu kurallarla düzenlenmiştir.
Kısmi Ödemeli Satış (Taksitli Satış) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kısmi Temlik
Kısmi temlik, bir alacağın bölünebilir niteliğine sahip olması durumunda bir kısmının devralana, geri kalanının devredende kalacak şekilde devredilebilmesidir. Kanunda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte TBK m.183 hükmünün yorumundan ve sözleşme özgürlüğünden çıkarılan kısmi temlik, faktoring uygulamalarında ve çoklu alacaklının doğmasında pratik önem taşır. Bölünebilir alacak (genellikle para alacakları) bölünmez nitelikteki alacaklarda (örneğin spesifik bir mal teslimi) uygulanmaz.
Kısmi Temlik terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kıyas Yasağı
Kıyas yasağı, ceza hukukunda hâkimin kanunda açıkça düzenlenmemiş bir fiili, kanundaki benzer bir suç tanımına benzeterek cezalandıramayacağını ifade eden ve suçta ve cezada kanunilik ilkesinin "lex stricta" alt güvencesini oluşturan kuraldır. 5237 sayılı TCK m.2/3, "Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz; suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz." hükmüyle kuralı açıkça düzenler.
Kıyas Yasağı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Klasik Haklar (1. Kuşak)
Klasik haklar (birinci kuşak haklar, negatif statü hakları), devletin karışmamasını gerektiren medeni ve siyasi hakları ifade eder. 18. yüzyıl sonlarında Amerikan ve Fransız devrimleriyle anayasalaşmıştır. Yaşam hakkı, kişi özgürlüğü, mülkiyet, düşünce-ifade-din özgürlüğü, seçme-seçilme hakkı gibi temel haklar bu kuşağa aittir. Devletten "eylemsizlik" istemek, sosyal ve dayanışma haklarından temel farklarıdır.
Klasik Haklar (1. Kuşak) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
KMK Yönetici (Kat Mülkiyetinde Yönetici)
KMK yönetici, Kat Mülkiyeti Kanunu (634) m.34-44 hükümleri kapsamında kat malikleri kurulu tarafından seçilen, anagayrımenkulün ortak yer ve tesislerini yöneten kişidir. Kat maliklerinden veya dışarıdan profesyonel olabilir; görev süresi kural olarak 1 yıl. Sekiz veya daha çok bağımsız bölümlü binalarda yönetici tutmak zorunludur (KMK m.34/I). Yetki ve sorumlulukları; ortak giderlerin tahsili, ortak yer bakımı, kurul kararlarının uygulanması, hesap tutma yükümlülüğü.
KMK Yönetici (Kat Mülkiyetinde Yönetici) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Komisyon
Komisyon, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yasama ve denetim faaliyetlerini yürütmek amacıyla ihtisas alanlarına göre oluşturulan ve parti gruplarının üye sayısı oranında temsil edildiği meclis alt yapılanmalarıdır; 1982 Anayasası m.95/2 gereği parti grubu oranlılığı ilkesine uygun olarak kurulurlar ve kanun tekliflerinin ön incelemesi, meclis araştırması ve soruşturma, bütçe gibi işlerde rol oynarlar. TBMM İçtüzüğünde görev alanları ve usulleri düzenlenmiştir.
Komisyon terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Komisyoncunun Borçları
Komisyoncunun borçları (TBK m.533-540), komisyon sözleşmesi çerçevesinde komisyoncunun müvekkile karşı yükümlülükleridir. Başlıca borçlar: özen ve sadakat (vekilin özen borcu standardı), talimata uyma (limit fiyat, miktar, kalite), bilgi ve hesap verme, sigorta etme (talimat varsa), eşyanın korunması, depozito alınması, sözleşmenin ifası. m.539 alıkoyma hakkına paralel olarak özen yükümlülüğü vurgulanır.
Komisyoncunun Borçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Komisyoncunun Hakları
Komisyoncunun hakları (TBK m.541-546), komisyon sözleşmesi çerçevesinde komisyoncunun müvekkilden talep edebileceği yetkilerdir. Başlıca haklar: komisyon ücreti (m.541, sonuç şartına bağlı), masraf ve faiz iadesi (m.541), taşıma + saklama bedelleri, alıkoyma hakkı (m.542 — eşya ve senet üzerinde). Del credere garantisi varsa ek ücret hakkı da doğar (m.534).
Komisyoncunun Hakları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Komisyoncunun Kendisi Alıcı veya Satıcı Olması
Komisyoncunun kendisi alıcı/satıcı olması (TBK m.535-538), komisyon sözleşmesinde komisyoncunun üçüncü kişi yerine kendisinin alıcı veya satıcı sıfatıyla işleme girmesidir. Çıkar çatışması doğursa da kanun belirli şartlar altında yasaklamaz: borsa veya cari fiyat olmalı, müvekkil bilgilendirilmeli, komisyoncu ücret hakkını korumalı. m.535 kural, m.537 istisna ve sınırları, m.538 ücret hakkı düzenler.
Komisyoncunun Kendisi Alıcı veya Satıcı Olması terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Komisyon Sözleşmesi
Komisyon sözleşmesi (TBK m.532), komisyoncunun kendi adına ve müvekkilinin hesabına, ücret karşılığında menkul mal veya kıymetli evrak alıp satmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekaletin özel bir alt türüdür; alım komisyonu ve satım komisyonu olarak ikiye ayrılır. Komisyoncu üçüncü kişiyle kendi adına işlem yapar, sonuçları ise müvekkile yansıtır. Ticari niteliktedir; TTK ile bağlantılıdır.
Komisyon Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Komşuluk Hukuku
Komşuluk Hukuku, Taşınmaz Mülkiyeti sahibinin yetkilerinin komşu taşınmaz sahipleri lehine sınırlandığı ve karşılıklı katlanma yükümlülüklerinin doğduğu hukuk dalıdır; TMK m.737-750 hükümleri taşkınlık (immissio), su mecrası, taşkın yapı, geçit hakları gibi ilişkileri düzenler. Mülkiyet Hakkının Kapsamının komşuluk yararına en güçlü yasal sınırı bu hukuktur.
Komşuluk Hukuku terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Konaklama Yeri Saklama Sorumluluğu
Konaklama yeri saklama sorumluluğu (TBK m.576-578), otel, han, motel ve konaklama amaçlı işletmelerin müşteri eşyalarına karşı objektif (kusursuz) sorumluluğudur. Otelci, müşteri eşyasının çalınması/zarar görmesinden kusur olmasa dahi sorumludur (sınır miktarı içinde). Kıymetli eşya bildirim zorunluluğu (m.577) — bildirilmemişse sınır geçerli; bildirilmişse tam sorumluluk. m.578 hamamcılar/garaj/araç parkları benzer rejim.
Konaklama Yeri Saklama Sorumluluğu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Konfederasyon
Konfederasyon, bağımsız egemen devletlerin ortak amaçlar için kurdukları ve üyelerin egemenliklerini büyük ölçüde koruduğu gevşek birlik yapısıdır. Federal devletin zıttı niteliğindedir. Üyelerin ayrılma hakkı vardır; merkezî otorite zayıftır. Tarihsel örnekleri: Amerika Birleşik Devletleri Konfederasyonu (1781-1789), İsviçre Konfederasyonu (1291-1848), Almanya Konfederasyonu (1815-1866). Günümüzde tam konfederasyon nadirdir.
Konfederasyon terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Konfederasyon (Dernek)
Konfederasyon (dernek), federasyonların oluşturduğu en üst dernek birliğidir. TMK m.96 ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.5 hükümleri uyarınca düzenlenen konfederasyon, en az üç federasyonun birleşmesiyle ayrı bir tüzel kişilik kazanır; üye federasyonların ortak çıkarlarını korur, ulusal/uluslararası temsil sağlar. Anayasa hukuku alanındaki konfederasyon (devlet birliği biçimi) ile karıştırılmamalıdır.
Konfederasyon (Dernek) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Konfüzyon (Birleşme)
TBK m.135'te düzenlenen konfüzyon (birleşme), alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi sonucu borcun sona ermesidir. En tipik sebebi miras yoluyla intikaldir; alacaklının borçluya mirasçı olması veya borçlunun alacaklıya mirasçı olması ile borç söner. Ayrıca devralma, evlenme rejimi ve şirket birleşmesi de konfüzyon yaratır; fer'i haklar (rehin, kefalet) asıl borçla birlikte kendiliğinden son bulur.
Konfüzyon (Birleşme) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Konfüzyonun Ortadan Kalkması
TBK m.135/2 uyarınca, konfüzyona yol açan birleşme sonradan ortadan kalkarsa borç ileriye etkili olarak yeniden canlanır. Mirasın reddinin geri alınması, vasiyetnamenin iptali veya devralma işleminin geçersiz sayılması bu sonucu doğurur. Doktrinde baskın görüşe göre fer'i haklar (kefalet, rehin) kendiliğinden canlanmaz; iyiniyetli üçüncü kişilerin korunması ilkesinin doğal sonucudur.
Konfüzyonun Ortadan Kalkması terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kontrol Borcu (Alıcının)
Kontrol borcu, alıcının teslim aldığı satılanı işin olağan akışı içinde gerek görülecek incelemeye tabi tutma yükümlülüğüdür (TBK m.223). Türk Borçlar Kanunu'nda bu yüküm satıcının ayıba karşı tekeffülünden yararlanmanın ön koşuludur; alıcı kontrol yapmadan ayıbı geç keşfederse açık ayıp tekeffülü kaybedilebilir. Ölçüt dürüstlük kuralı çerçevesinde olağan inceleme; ticari alımda daha sıkı, tüketici alımında daha esnek uygulanır. Kontrol kapsamına bilirkişi gerekmeyen olağan gözlem girer.
Kontrol Borcu (Alıcının) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Konunun İmkansızlığı
Konunun imkansızlığı, sözleşme konusu olan edimin objektif olarak yerine getirilemez olmasıdır. TBK m.27/I kapsamında başlangıçtaki objektif imkansızlık sözleşmenin batıllığını doğurur. İmkansızlık; başlangıçta-sonradan, objektif-sübjektif, fiili-hukuki, mutlak-nispi ayrımlarına tabi tutulur. Pratik sonuçlar bu ayrımlara göre değişir; sözleşmenin geçerliliği ve borcun sona ermesi farklı hükümlere tabidir.
Konunun İmkansızlığı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Konut Dokunulmazlığı
Konut dokunulmazlığı, kişinin konutuna izni dışında girilmesini, arama yapılmasını ve eşyasına el konulmasını yasaklayan kişilik hakkıdır. Anayasa m. 21 uyarınca hak ancak usulüne uygun hâkim kararıyla; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise kanunla yetkili merciin yazılı emriyle sınırlandırılabilir. Sınırlama millî güvenlik, kamu düzeni, suç önleme, genel sağlık-ahlâk veya başkalarının haklarının korunması amaçlarıyla ve ölçülü biçimde mümkündür.
Konut Dokunulmazlığı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Konut Hakkı
Konut hakkı, 1982 Anayasası'nın 57. maddesinde düzenlenen ve devlete şehirleşmenin ekonomik ve sosyal özelliklerini gözeterek vatandaşların sağlıklı ve düzenli bir konut sahibi olmasını sağlayacak tedbirleri alma ödevi yükleyen ikinci kuşak sosyal ve ekonomik haktır; klasik mülkiyet hakkından farklı olarak doğrudan talep edilemeyen, devletin pozitif edim yükümlülüğü ile somutlaşan programatik bir hak niteliği taşır ve sosyal devlet ilkesinin en tipik tezahürlerinden biridir.
Konut Hakkı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Konut Kirasının Sona Ermesi
Konut kirasının sona ermesi, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin Türk Borçlar Kanunu m.347-352 hükümleri çerçevesinde belirli süre dolması, fesih bildirimi, on yıllık uzama sonu fesih, tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar veya kanunda sayılan tahliye sebepleri yoluyla sona erdirilmesini düzenleyen sistemdir. Genel kira sözleşmesinin sona erme yollarından farklı olarak konut kirasında kiracının sosyal korumasını sağlayacak emredici sınırlamalar getirilmiş;
Konut Kirasının Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Konut ve Çatılı İşyeri Kirası
Konut ve çatılı işyeri kirası, kiralananın konut amacıyla ya da çatılı bir işyeri olarak kullanıldığı; kiracının sosyal-ekonomik olarak korunması için emredici hükümlerle düzenlenen özel bir kira türüdür. Türk Borçlar Kanunu m.339-356 arasında düzenlenen bu sözleşme, genel kira sözleşmesi hükümlerinin yanında kira artış sınırlaması, on yıllık uzama sonu fesih hakkı,
Konut ve Çatılı İşyeri Kirası terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Korkutma
Korkutma (ikrah, manevi cebir), bir tarafın diğerini ağır ve yakın bir tehlikeye maruz bırakacağı korkusu altında sözleşme yapmaya zorlamasıdır (TBK m.37). Korkutulan taraf sözleşmeyle bağlı olmaz. Tehlikenin niteliği TBK m.38'de düzenlenir: ağırlık, yakınlık, kişiye/yakınlarına yönelik olma, hakka/menfaate yönelik olma şartları aranır. Korkutulan taraf, korkunun ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde sözleşmeyi iptal edebilir (TBK m.39).
Korkutma terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Korkutmada Tehlikenin Niteliği
Korkutmada tehlikenin niteliği (TBK m.38), korkutmanın sözleşmeyi iptal edilebilir kılması için tehdidin taşıması gereken özellikleri düzenler: ağırlık, yakınlık, kişi veya yakınlarına/hak ya da menfaatine yönelik olma. Tehdidin meşru hakkın kullanımı şeklinde olması veya hukuk düzenince kabul edilebilir olması korkutma değil, makul davranış sayılır.
Korkutmada Tehlikenin Niteliği terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Koruma Yükümü
Koruma yükümü (Schutzpflicht), borç ilişkisinin tarafları arasında karşılıklı olarak doğan, alacaklının veya üçüncü kişilerin malvarlığına ve şahsiyetine zarar vermeme yükümlülüğüdür. TBK doğrudan düzenlemese de TMK m.2 dürüstlük kuralı ve TBK m.49 haksız fiil hükümleri ile uygulanır. Koruma yükümünün ihlali borç ilişkisi sorumluluğu içinde tazminat doğurur.
Koruma Yükümü terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Koşul Çeşitleri: İradi · Tesadüfi · Karma · Müsbet/Menfi
Koşul çeşitleri, sözleşme hukukunda koşul olarak belirlenen olgunun niteliğine göre yapılan tasniflerdir; gerçekleşmesinin tarafların iradesine bağlanış biçimine göre iradi-tesadüfi-karma, gerçekleşmenin yönüne göre müsbet-menfi, hukuki imkâna göre mümkün-imkânsız ve ahlaka uygunluğa göre meşru-ahlaka aykırı olarak ayrılır; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.170 ve m.176 hükümleri ile doktrinel sistemleştirme ışığında her tasnif farklı geçerlilik sonuçları doğurur.
Koşul Çeşitleri: İradi · Tesadüfi · Karma · Müsbet/Menfi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Koşullu Bağışlama
Koşullu bağışlama, bağışlamanın geciktirici veya bozucu bir koşula bağlandığı bağışlama türüdür (TBK m.290). Geciktirici koşulda etki koşulun gerçekleşmesine kadar askıdadır; bozucu koşulda bağışlama derhal etkilidir ancak koşulun gerçekleşmesi ile sona erer. Tamamen bağışlananın takdirine bağlı potestatif koşul geçersizdir; tarafsız olay, üçüncü kişi davranışı veya bağışlananın belirli davranışı koşul olarak konulabilir.
Koşullu Bağışlama terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Koşul (Şart) — Sözleşme Hukuku
Koşul (şart), borç doğuran bir hukuki işlemin hüküm ve sonuçlarının, gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği objektif olarak belirsiz bir olguya bağlanması suretiyle borcun doğumunun veya sona ermesinin bu olgunun gerçekleşmesi anına ertelenmesi şeklinde işleyen ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.170-176 hükümlerinde düzenlenen genel borçlar hukuku kurumudur; erteleyici ve bozucu olmak üzere iki temel türe ayrılır ve borç ilişkisinin yapısını belirleyen unsurlar arasındadır.
Koşul (Şart) — Sözleşme Hukuku terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Koşulun Gerçekleşmesine Dürüstlüğe Aykırı Müdahale
Koşulun gerçekleşmesine dürüstlüğe aykırı müdahale, TBK m.175 uyarınca taraflardan birinin koşula bağlı sözleşmenin koşul olayını dürüstlük kuralına aykırı biçimde engellemesi veya gerçekleştirmesi durumunda hukukun bu davranışa bağladığı yaptırımı ifade eder; engelleyen taraf bakımından koşul gerçekleşmiş, kötü niyetle gerçekleştirilen koşul ise gerçekleşmemiş sayılır. Düzenleme, TMK m.2 dürüstlük ilkesinin koşul rejimine yansımasıdır ve hâkimlik sınavlarında kazuistik biçimde sorulur.
Koşulun Gerçekleşmesine Dürüstlüğe Aykırı Müdahale terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Kötüniyet
Kötüniyet, İyiniyetin zıt kavramı olup kişinin durumun gerektirdiği özeni göstermesine rağmen bilmemesi gereken bir hukuki ilişkiyi ya bilmesi ya da bilebilecek durumda olmasıdır; TMK m.3 hükmüne göre iyiniyet karinesinin çürütülmesidir. Hâkimlik sınavlarında kötüniyetin ispatı taraf yüküdür; aksi hâlde TMK m.3 karinesi gereği kişi iyiniyetli sayılır. Kötüniyet, hukuki sonuçlar açısından iyiniyetli kişinin sahip olduğu birçok korumadan yoksun bırakır.
Kötüniyet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kötüniyetli Zenginleşen
Kötüniyetli zenginleşen, zenginleşmenin sebepsiz olduğunu bilen ya da bilmesi gereken kişidir. TBK m.79/2 hükmüne göre kötüniyetli zenginleşen, zenginleşmenin tamamını zenginleşme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iade etmekle yükümlüdür; ayrıca fakirleşenin zenginleşme nedeniyle uğradığı zararı da tazmin eder. Bu rejim, iyiniyetli zenginleşenin sınırlı iade rejiminin tam karşıtıdır ve haksızlığa katılan zenginleşene yönelik ağırlaştırılmış sorumluluğu yansıtır.
Kötüniyetli Zenginleşen terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kredi Emri (Talimatı)
Kredi emri (talimatı), bir kişinin başka bir kişiye kendi adına ve hesabına üçüncü bir kişiye kredi açma yetkisi verdiği ve doğan zarardan emri verenin sorumlu olduğu hukuki ilişkidir (TBK m.516-519). Hukuki niteliği itibarıyla vekalet + kefalet unsurlarını içeren sui generis kurumdur. Eş onayı tartışması: baskın görüşe göre kefalet hükümleri kıyasen uygulanmaz; m.584 eş onayı aranmaz.
Kredi Emri (Talimatı) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kredi Mektubu
Kredi mektubu, müvekkilin kendisinin veya tayin ettiği kişiye belirli bir miktarı kadar para veya kredi açma yetkisi vermek üzere üçüncü kişiye yazdığı yazılı belge olup TBK m.515'te düzenlenir. Hukuki niteliği itibarıyla vekalet ile havale unsurlarını kombine eden karma sözleşme türüdür: mektubu veren-alan-üçüncü kişi üçgenli ilişki kurar. Hâkimlik klasiği: kredi mektubu kefalet değildir; eşin onayı aranmaz.
Kredi Mektubu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Küçüklerin Evlat Edinilmesi
Küçüklerin evlat edinilmesi, ergin olmayan (18 yaş altı) bir çocuğun Türk Medeni Kanunu m.305-313 uyarınca evlat edinilmesidir. Temel şartlar: evlat edinen yanında en az bir yıl süreyle bakım ve eğitim, çocuğun ve ana-babanın rızası, asgari 18 yaş farkı, üstün yarar ilkesine uygun mahkeme kararı. TMK m.311 istisnai olarak rıza aranmayan halleri sayar ve sulh hukuk mahkemesi karar verir.
Küçüklerin Evlat Edinilmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kullanım Hakkının Devri
Kullanım hakkının devri, kiracının kira sözleşmesinden doğan kullanma veya yararlanma yetkisini üçüncü bir kişiye aktarması işlemidir. Türk Borçlar Kanunu m.322-323 hükümleri kiracıya bu yetkiyi kural olarak yasaklar; ancak kiraya verenin yazılı rızası alınması durumunda devir mümkündür. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren haklı sebep olmaksızın rıza vermekten kaçınamaz.
Kullanım Hakkının Devri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kullanım Ödüncü
Kullanım ödüncü (commodatum), ödünç verenin bir şeyi bedelsiz olarak ödünç alanın kullanmasına bırakmayı, ödünç alanın da o şeyi sözleşmeye uygun biçimde kullandıktan sonra aynısını iade etmeyi üstlendiği Roma kökenli ödünç türüdür (TBK m.379-385). Mülkiyet ödünç verende kalır; sözleşme klasik görüşte real (eşyanın teslimini gerektiren) sözleşme niteliğindedir ve ivazsızlık unsuru kuruluşun zorunlu bileşenidir.
Kullanım Ödüncü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Külli Halefiyet
Külli halefiyet, mirasbırakanın ölümüyle terekedeki tüm aktif ve pasiflerin kendiliğinden ve bir bütün hâlinde mirasçılara geçmesidir (TMK m.599). Cüz'i halefiyetten farklı olarak mirasçı her bir mal için ayrı devre ihtiyaç duymaksızın mirasbırakanın hukukî durumunu yüklenir; borçlardan kişisel malvarlığıyla da sorumlu hale gelir. Mirasın reddi, resmi tasfiye ve mirastan yoksunluk külli halefiyetin sınırlarını çizer.
Külli Halefiyet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kumar ve Bahis Sözleşmesi
Kumar ve bahis sözleşmesi, tarafların kazanç/kaybı rastlantıya bağlayarak anlaşmasıdır. TBK m.604 uyarınca dava edilemez — eksik borç (naturalis obligatio) niteliğindedir; rızai ödeme ise iade istenmez. m.606 izinli piyango, loto, spor toto gibi resmi izinli oyunları istisna sayar; bunlardan doğan alacaklar dava edilebilir. Eksik borç doktrini hâkimlik klasik tuzaklarındandır.
Kumar ve Bahis Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kurucu İktidar
Kurucu iktidar, bir anayasanın yapımına veya değiştirilmesine ilişkin en üst hukukî yetkiyi ifade eder; hiçbir önceki düzenden kaynaklanmadan anayasayı baştan yapan asli kurucu iktidar ile mevcut anayasanın öngördüğü usul içinde değişiklik yapabilen tali kurucu iktidar biçiminde ikiye ayrılır. Türkiye'de Anayasa m. 175 tali iktidarın nitelikli çoğunluk ve halkoylaması çerçevesinde işleyişini düzenler; m.4 değiştirilemez hükümler için mutlak sınır koyar.
Kurucu İktidar terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kurucu Meclis
Kurucu meclis, yeni bir anayasa yapmak üzere olağanüstü koşullarda kurulan ve asli kurucu iktidarı kullanan meclistir. Normal yasama faaliyetinden farklı olarak, anayasanın yapım sürecinde tek amacı anayasa üretmektir. Tek aşamalı (tek organ) veya iki aşamalı (iki veya daha fazla organın ortaklığıyla) olabilir. Türkiye'de 1961 ve 1982 anayasaları kurucu meclis modelleriyle hazırlanmıştır.
Kurucu Meclis terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kusur (Haksız Fiilde)
Kusur, TBK m.49 anlamında haksız fiilin sübjektif unsuru olup failin davranışının kınanabilirliğini ifade eder. Kasıt (zararı bilerek ve isteyerek doğurma) ve ihmal (gerekli özeni göstermeme) olmak üzere iki temel biçimde tezahür eder; ihmal de kendi içinde ağır ve hafif olarak ayrışır. Kusursuz sorumluluk halleri hariç, tazminat yükümlülüğü için kusur şarttır ve ispat yükü kural olarak mağdurdadır.
Kusur (Haksız Fiilde) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kusursuzluk İspatı
Kusursuzluk ispatı, sözleşme sorumluluğunda borçlunun kusurlu olmadığını kanıtlama yükümlülüğüdür. TBK m.112 kusur karinesi gereği alacaklı kusur ispatı zorunda değil; borçlu kusursuzluğunu ispat etmelidir. Mücbir sebep, beklenmeyen hâl, alacaklının kusuru, üçüncü kişinin haksız fiili kurtuluş kanıtlarıdır. Kusur karinesi sözleşme sorumluluğunun haksız fiilden temel ayrımıdır.
Kusursuzluk İspatı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Kusursuz Sorumluluk
Kusursuz sorumluluk, failinin kusuru aranmaksızın doğan haksız fiil sorumluluğu rejimidir. TBK m.65-71 arasında düzenlenmiş üç temel alt kategoriye ayrılır: özen sorumluluğu (m.66 adam çalıştıran, m.69 hayvan bulunduran), objektif/sebep sorumluluğu (m.70 yapı maliki) ve tehlike sorumluluğu (m.71 ile özel kanunlardaki tipik tehlikeli faaliyetler). Modern endüstri toplumunda mağdurun ispat yükünü hafifletmek amacıyla gelişmiştir.
Kusursuz Sorumluluk terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Kusur Yeteneği
Kusur yeteneği (kusur ehliyeti, isnat yeteneği), ceza hukukunda failin işlediği fiilin haksızlığını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olmasını ifade eder. Manevi unsurun ön koşuludur. 5237 sayılı TCK m.31-34 yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır-dilsizlik ve geçici nedenler ile alkol-uyuşturucu etkisini düzenler. Kusur yeteneği yoksa ceza yerine güvenlik tedbiri uygulanır.
Kusur Yeteneği terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Kuvvetler Ayrılığı
Kuvvetler ayrılığı, devlet iktidarının yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç ayrı organ arasında bölüştürülmesi ve bu organların birbirinden bağımsız işlemesi ilkesidir. Amacı, iktidarın tek elde toplanmasını önleyerek keyfî yönetimi engellemek ve bireysel özgürlüğü korumaktır. Montesquieu tarafından 'Kanunların Ruhu' (1748) eserinde kuramlaştırılan ilke modern demokratik devletlerin örgütlenme modelini biçimlendirir; AY m. 7, 8 ve 9 yasama, yürütme ve yargıyı ayrı organlar olarak düzenler.
Kuvvetler Ayrılığı terimi hakkında Detayları gör