Konut Hakkının Anayasal Dayanağı ve Niteliği
Konut hakkı, 1982 Anayasası'nın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci bölümünün 57. maddesinde düzenlenmiştir. Madde metni devlete şehirleşmenin ekonomik ve sosyal özelliklerini gözeterek sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi sağlamak ve konut ihtiyacını karşılayacak tedbirler almak ödevi yükler; toplu konut teşebbüslerinin desteklenmesi de aynı maddede yer alır. Bu hak, Sosyal Haklar (2. Kuşak) kategorisinin tipik örneklerinden olup devletin pozitif edim yükümlülüğünü doğuran programatik bir haktır. Temel Hak ve Özgürlükler sistematiği içinde birinci kuşak kişisel haklardan farklı olarak, mahkemeler önünde doğrudan talep edilemez; Sosyal Devlet ilkesiyle birlikte yorumlandığında devletin bu yönde politika üretme yükümlülüğünü zorunlu kılar.
Konut Hakkının Kapsamı ve Pozitif Edim Yükümlülüğü
Anayasa 57. madde devlete iki temel yükümlülük yükler: (i) sağlıklı ve düzenli kentleşmenin sağlanması ve (ii) konut ihtiyacının karşılanması. Bu yükümlülükler yerine getirilirken TOKİ benzeri kamu kurumları aracılığıyla toplu konut politikaları, kira yardımları, kentsel dönüşüm uygulamaları ve imar planlamaları kullanılır. Konut hakkı Mülkiyet Hakkı ile birlikte değerlendirildiğinde yalnızca maddi konut edindirme değil, mevcut konutun barınma niteliğini koruma ödevini de kapsar. Nitekim Konut Dokunulmazlığı ile konut hakkı birbirini tamamlayan iki farklı güvencedir: konut dokunulmazlığı bireysel bir negatif statü hakkı iken, konut hakkı devletin pozitif yükümlülüğünü doğuran sosyal haktır. Anayasa m.65 uyarınca devlet, sosyal ve ekonomik alandaki ödevlerini mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir; bu nedenle konut hakkı mutlak bir edim güvencesi değil, ölçülü bir yükümlülüktür.
Kentsel dönüşüm ve konut politikaları çoğu zaman Kamulaştırma aracılığıyla yürütülür. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çerçevesinde yürütülen dönüşüm süreçlerinde malik ve kiracıların konut hakkı, alternatif konut tahsisi, kira yardımı veya rayiç bedel üzerinden tazminatla güvence altına alınır. Anayasa Mahkemesi'nin istikrar kazanmış içtihadı, konut hakkı ile mülkiyet hakkının çatıştığı durumlarda Temel Hakların Sınırlanması rejimine ve Ölçülülük İlkesi ile Orantılılık İlkesi'ne başvurulmasını zorunlu kılar. Hâkim, kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkının menfaat dengesini kurarken konut hakkının sosyal boyutunu da gözetmek durumundadır.
AYM ve AİHM İçtihatlarında Konut Hakkı
Anayasa Mahkemesi, konut hakkını tek başına Bireysel Başvuru konusu yapılamayan programatik bir norm olarak değerlendirmekle birlikte, konut hakkının Özel Hayatın Gizliliği ve İnsan Onuru ile bağlantılı olarak ele alındığı kararlar vermiştir. AİHM ise AİHS'nin 8. maddesi (özel hayat ve aile hayatına saygı) kapsamında barınma hakkını incelemekte; zorla tahliye, gecekondu yıkımı ve Roman topluluklarının tahliye davalarında devletin pozitif yükümlülüklerini tartışmaktadır (Yordanova/Bulgaristan bu alanda önemli bir içtihat kararıdır). Türk hukukunda da 3194 sayılı İmar Kanunu ile 2981 sayılı kaçak yapılarla ilgili kanun uygulamaları, konut hakkı ile kamu düzeni arasında dengeyi gözetmek zorundadır.
Kritik Noktalar
- Konut hakkı 1982 Anayasası m.57'de düzenlenir ve Sosyal Devlet ilkesinin pozitif edim yükümlülüğünü somutlaştırır.
- Doğrudan dava konusu yapılarak talep edilemeyen programatik bir haktır; tek başına Bireysel Başvuru ile ihlal iddiası ileri sürülemez.
- Konut Dokunulmazlığı ile karıştırılmamalıdır; dokunulmazlık kişisel negatif hak, konut hakkı pozitif sosyal haktır.
- Kentsel dönüşüm uygulamalarında mülkiyet hakkı ile çatıştığında Ölçülülük İlkesi ve menfaat dengesi uygulanır.
- Devletin konut ihtiyacını karşılama yükümlülüğü Anayasa m.65 çerçevesinde mali olanaklarla sınırlıdır.
- TOKİ aracılığıyla yürütülen toplu konut ve kira yardımı politikaları bu pozitif yükümlülüğün güncel araçlarıdır.