Kavramın Kapsamı
Kanun önünde eşitlik, hukuk devletinin ve demokratik toplum düzeninin temel yapı taşlarından biri olup devletin, bireylere hukuki işlemlerinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin eşit davranma yükümlülüğünü ifade eder. Bu ilke, hem kanun yapıcının hem de kanunu uygulayan organların bağlı olduğu bir üst normdur.
Eşitlik ilkesi, salt biçimsel (formel) eşitlikle sınırlı değildir. Modern anayasa hukuku anlayışında eşitlik ilkesi, biçimsel eşitlik (aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanması) ile maddi eşitlik (farklı durumda olanlara farklı kuralların uygulanarak fiili eşitliğin sağlanması) olmak üzere iki boyutlu bir yapı arz eder.
Eşitlik ilkesi, diğer temel hak ve özgürlüklerle birlikte değerlendirildiğinde ayrımcılık yasağına dönüşür. Ayrımcılık yasağı, eşitlik ilkesinin negatif boyutunu oluştururken, pozitif ayrımcılık (dezavantajlı gruplar lehine alınan özel tedbirler) ise eşitlik ilkesinin maddi boyutunun somutlaşmış halidir.
Anayasal Dayanak
1982 Anayasası'nın 10. maddesi kanun önünde eşitlik ilkesini düzenlemektedir. Maddeye göre herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
AY m.10/2 kadın-erkek eşitliğini özel olarak vurgular ve devleti bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü kılar. Bu fıkra, 2004 ve 2010 anayasa değişiklikleriyle güçlendirilmiştir. Devlet, bu amaçla alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağını açıkça belirtmiştir.
AY m.10/3 çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağını hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, pozitif ayrımcılığın anayasal meşruiyet temelini oluşturmaktadır.
AY m.10/4 devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğunu belirtir. Bu hüküm, eşitlik ilkesinin yalnızca yasama organını değil, yürütme ve yargı organlarını da bağladığını ortaya koymaktadır.
Temel Unsurları
- Biçimsel eşitlik: Aynı hukuki durumda bulunan kişilere aynı kuralların uygulanması
- Maddi eşitlik: Farklı durumda bulunan kişilere farklı kurallar uygulanarak fiili eşitsizliğin giderilmesi
- Ayrımcılık yasağı: Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplerle ayrım yapılamaması
- Pozitif ayrımcılık: Dezavantajlı gruplar lehine alınan özel tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmaması
- Nispi eşitlik: Eşitlik ilkesi mutlak eşitlik değil, haklı nedene dayanan farklı muameleye izin veren nispi bir kavramdır
- Yasama, yürütme ve yargının bağlılığı: Eşitlik ilkesi tüm devlet organlarını bağlar
Anayasa Mahkemesi Kararlarında Kanun Önünde Eşitlik
Anayasa Mahkemesi, eşitlik ilkesini nispi eşitlik olarak yorumlamaktadır. Buna göre eşitlik ilkesi, herkesin her durumda aynı kurallara tabi tutulması anlamına gelmez. Aynı durumda olan kişilerin aynı, farklı durumda olan kişilerin ise farklı kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesinin gereğidir.
Mahkeme'nin yerleşik içtihadına göre, kanun koyucunun farklı düzenleme yapması için haklı neden (makul gerekçe) bulunmalıdır. Haklı neden bulunmadan yapılan farklı muamele ayrımcılık oluşturur ve eşitlik ilkesine aykırıdır. AYM bu değerlendirmede amaç ile araç arasında makul bir ilişki bulunup bulunmadığını denetlemektedir.
Bireysel başvuru kararlarında Mahkeme, cinsiyete dayalı ayrımcılık, engellilik temelinde farklı muamele ve sosyal güvenlik haklarına erişimde eşitsizlik gibi konularda eşitlik ilkesi ihlali tespit etmiştir.
İlgili Kavramlarla Karşılaştırma
| Kavram | Açıklama | Eşitlik İlkesiyle İlişkisi |
|---|
| Biçimsel eşitlik | Aynı durumda olanlara aynı kural | Eşitliğin klasik boyutu |
| Maddi eşitlik | Fiili eşitsizliklerin giderilmesi | Eşitliğin sosyal devlet boyutu |
| Pozitif ayrımcılık | Dezavantajlı gruplara özel tedbirler | AY m.10/2-3 ile anayasal meşruiyet |
| Ayrımcılık yasağı | Yasak ayrım temellerinin belirlenmesi | Eşitlik ilkesinin negatif boyutu |
| Hakkaniyet | Somut olayda adalet sağlama | Eşitliğin bireyselleştirilmesi |
Sınav İçin Önemli Noktalar
- Eşitlik ilkesi nispi bir kavramdır; mutlak eşitlik anlamına gelmez (AYM yerleşik içtihadı).
- AY m.10'da sayılan ayrımcılık temelleri örnekseme yoluyla belirlenmiştir ("ve benzeri sebeplerle" ibaresi).
- Pozitif ayrımcılık AY m.10/2 ve m.10/3 ile anayasal güvence altındadır (kadın-erkek eşitliği, çocuklar, yaşlılar, engelliler vb.).
- Eşitlik ilkesi yasama, yürütme ve yargı organlarının tümünü bağlar (AY m.10/4).
- AYM, farklı muamelenin meşru kabul edilmesi için haklı neden (makul gerekçe) ve amaç-araç orantılılığı aramaktadır.
- Eşitlik ilkesi, AİHS m.14 ile birlikte değerlendirildiğinde, bağımsız bir hak değil, diğer haklarla bağlantılı olarak ileri sürülebilen bir ilkedir (AİHS Ek Protokol 12 ile bağımsız ayrımcılık yasağı getirilmiştir).