Borçlar Hukuku
İade Borcu (Sebepsiz Zenginleşme)
Sebepsiz zenginleşmede iade borcu, haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından zenginleşen kişinin, elde ettiği zenginleşmeyi (semereleri ve kullanım değeri dâhil) fakirleşene geri verme yükümlülüğüdür. TBK m.79 hükmüne göre iade borcunun kapsamı zenginleşmenin türüne ve zenginleşenin iyi ya da kötü niyetli olmasına göre belirlenir; aynen iade asıl, mümkün değilse değer iadesi söz konusudur.
İade Borcu (Sebepsiz Zenginleşme) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İade Edilemeyecek Zenginleşme
İade edilemeyecek zenginleşme, iyiniyetli zenginleşen tarafından geri verme isteminden önce iyi niyetle elden çıkarılmış olan zenginleşme kısmıdır. TBK m.79/3 hükmüne göre bu kısım iade yükümlülüğünden istisna tutulur; tüketim, kayıp, hasar, hediye gibi yollarla zenginleşme malvarlığından çıkmışsa fakirleşen iade talep edemez. Bu kural, hukuk düzeninin iyi niyetli zenginleşeni "çift kayıptan" koruma tercihinin somut yansımasıdır.
İade Edilemeyecek Zenginleşme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İbra (Borçtan Kurtarma)
İbra, alacaklının kendi iradesiyle borçlusunu borç ilişkisinden kısmen veya tamamen kurtardığı sona erme sebebidir. TBK m.132 uyarınca alacaklı ile borçlu arasındaki ibra sözleşmesi, borcun ifa edilmeksizin sona ermesini sağlar; kural olarak şekil serbestisine tabidir, ancak iş hukukunda 4857 sk. m.32 ve TBK m.420 çerçevesinde ibranamenin yazılı şekilde, borç doğmasından en az bir ay sonra ve makul tutarla yapılması geçerlilik şartıdır.
İbra (Borçtan Kurtarma) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İcaba Davet
İcaba davet (invitatio ad offerendum), bir kimsenin sözleşme yapma niyeti olduğunu açıklayarak karşı tarafı icapta bulunmaya yönlendiren, kendisi bağlayıcı olmayan beyandır. TBK m.8 uyarınca tarife, fiyat listesi, vitrin sergileme, katalog gönderme ve ilan gibi durumlar kural olarak icaba davet sayılır; icap niteliğindeki kesin ve bağlayıcı önerilerden ayrılır. İcaba davete cevaben yapılan teklif icaptır; karşı tarafın kabulü ile sözleşme kurulur.
İcaba Davet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İcabın Bağlayıcılığı
İcabın bağlayıcılığı, icabın muhataba ulaşmasından itibaren icapçının kabul süresi sonuna kadar icabıyla bağlı kalması ve onu tek taraflı geri alamamasıdır. TBK m.3-5 kapsamında bağlayıcılık süresi, süreli icapta belirlenen süre, hazır olanlar arası süresiz icapta derhal, hazır olmayanlar arasında ise makul süre kadardır. Bağlayıcılık, sözleşme görüşmelerinin güvenilirliği için temel ilkedir.
İcabın Bağlayıcılığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İcabın Geri Alınması
İcabın geri alınması, icapta bulunan kişinin yaptığı icap beyanından dönme imkânıdır. TBK m.9 uyarınca icabın geri alınması ancak geri alma beyanı muhataba icaptan önce veya icapla aynı anda ulaşırsa geçerlidir. Aksi halde icapçı, kabul süresi sonuna kadar icabıyla bağlı kalır. Mektupla sözleşmede geri alma daha hızlı bir araçla (e-posta, telefon) gönderilerek mümkündür.
İcabın Geri Alınması terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İcap
İcap (öneri), bir kimsenin sözleşme yapmak amacıyla karşı tarafa yönelttiği, kabul edildiği takdirde sözleşmeyi meydana getirecek nitelikte olan kesin ve bağlayıcı irade beyanıdır. TBK m.3-9 arasında düzenlenen icap; sözleşmenin esaslı noktalarını içermesi, icapçıyı bağlayıcı olması ve karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğurması bakımından icaba davetten ayrılır. İcabı yapan kişi, kabul süresi içinde beyanından dönemez.
İcap terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İcazet
İcazet, iptal hakkı sahibi tarafın bu haktan vazgeçtiğini açıkça veya örtülü olarak beyan etmesi ya da bir yıllık hak düşürücü süreyi geçirmesidir. İcazet ile sözleşme geçmişe etkili olarak kesin geçerli hâle gelir. Ayrıca yetkisiz temsilde temsil olunanın işleme onay vermesi anlamında da kullanılır (TBK m.46). Açık veya örtülü, dolaylı veya doğrudan olabilir.
İcazet terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İçtimai vs Biyolojik Soybağı
İçtimai (sosyal) soybağı, hukuki tanıma ve sosyal kabul yoluyla kurulmuş baba-çocuk ilişkisini ifade ederken biyolojik soybağı genetik kan bağını ifade eder. Türk hukukunda kural olarak biyolojik soybağı korunur; Babalık Karinesi ve evlat edinme gibi kurumlar içtimai soybağına da hukuki etki tanır. Çelişki Soybağının Reddi ve Tanımanın İptali davalarıyla çözülür.
İçtimai vs Biyolojik Soybağı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İçtüzük (TBMM İçtüzüğü)
İçtüzük (TBMM İçtüzüğü), Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çalışma usul ve esaslarını, görüşme ve karar alma yöntemlerini, komisyonların çalışmalarını, meclis denetim araçlarının işletilmesini düzenleyen ve bizzat meclis tarafından çıkarılan normatif bir anayasal metindir; 1982 Anayasası m.95 uyarınca TBMM çalışmalarını kendi yaptığı içtüzük hükümlerine göre yürütür ve içtüzük siyasi parti gruplarının faaliyetlere üye sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde düzenlenir.
İçtüzük (TBMM İçtüzüğü) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İdarenin Bütünlüğü İlkesi
İdarenin Bütünlüğü İlkesi, devlet idaresinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının çok çeşitliliğine rağmen tek bir bütün olarak işlemesini ve devlet tüzel kişiliğinin temsilinde tekliğin korunmasını ifade eden anayasal bir idare hukuku ilkesidir; 1982 Anayasası m.123/1 uyarınca idare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. Bu ilke hiyerarşi ve idari vesayet aracılığıyla merkezi ile yerinden yönetim arasında somutlaşır.
İdarenin Bütünlüğü İlkesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İdari Tashih (Medeni)
İdari tashih, Nüfus Hizmetleri Kanunu (5490) m.36 kapsamında nüfus müdürlüğünün maddi hata, yazım hatası veya yanlış bilgi nedeniyle kayıtlarda yaptığı düzeltmeyi ifade eden idari işlemdir. Mahkeme kararına gerek olmadan müdürlük tarafından doğrudan yapılabilir; ancak kişiyi etkileyen değişiklikler için (cinsiyet tashihi, ad değiştirme) mahkeme kararı şarttır. Sınırlı kapsamlı bir düzeltme aracıdır; hâkimlik sınavında mahkeme kararı gerektiren tashihlerden ayırımı önemlidir.
İdari Tashih (Medeni) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İdari Vesayet
İdari Vesayet, merkezi idarenin yerinden yönetim kuruluşları üzerinde kamu yararı ve idarenin bütünlüğünün korunması amacıyla kanunla tanımlanmış dar kapsamlı denetim yetkisini ifade eden bir idare hukuku kavramıdır; 1982 Anayasası m.127/5 uyarınca merkezi idare, mahalli idareler üzerinde kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir. Hiyerarşiden farklı olarak farklı tüzel kişilikler arasında istisnai ve dar yorumlanan bir denetim yetkisidir.
İdari Vesayet terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İdari Yargı
İdari yargı, idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkları çözen yargı koludur. Anayasa m. 125 uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır. İdare mahkemeleri, vergi mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri bu yargı kolunu oluşturur. Yüksek mahkemesi Danıştay'dır. Adli yargıdan ayrı bir sistem olarak yargı ayrılığı ilkesi çerçevesinde işler.
İdari Yargı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İfa
İfa, borçlunun borç ilişkisinden doğan edimi alacaklıya ya da yetkili temsilcisine, sözleşme veya kanunda öngörülen biçimde tam olarak yerine getirmesi ve böylece borcu sona erdirmesidir. TBK m.83 vd. düzenlemiş; ifanın geçerli sayılabilmesi için doğru kişiye, doğru yer ve zamanda, doğru içerik ve nitelikte yapılması gerekir. İfa, borcu ortadan kaldıran asıl sebeptir.
İfa terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İfa İmkansızlığı (TMK Atıf)
Medeni hukukta ifa imkansızlığı, TBK m.136 ve TMK m.5 atfı uyarınca borçlunun kusursuz olarak yükümlülüğünü yerine getirmesinin imkansız hâle gelmesi durumunda borcun kendiliğinden son bulduğu kuraldır. Vasiyet konusunun yok olması, mehir veya nafakanın ifa edilemeyecek hâle gelmesi gibi medeni hukuk ilişkilerinde uygulanır; tazminat sorumluluğu kusura bağlıdır.
İfa İmkansızlığı (TMK Atıf) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İfanın İspatı
İfanın ispatı, borcun ödendiğinin yargılama sırasında somut delillerle ortaya konulmasıdır. TBK m.103 ve devamı uyarınca ispat yükü borçluda olup, makbuz, banka dekontu, senet iadesi karinesi (m.104), tanık beyanı ve yemin gibi delillerle gerçekleştirilir. HMK m.190 ispat yükünü, m.200 senetli işlemlerde senetle ispat zorunluluğunu öngörür. Senedin borçluda bulunması, borcun ödendiğine yasal karine teşkil eder.
İfanın İspatı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İfaya Eklenen Cezai Şart
İfaya eklenen cezai şart, TBK m.179/2 hükmünde düzenlenen ve borcun süresinde veya kararlaştırılan yer ya da biçimde ifa edilmemesi halinde alacaklının asıl edim ile cezayı birlikte talep etmesine olanak tanıyan cezai şart türüdür. Bu tipte tercih sorusu doğmaz; her iki edim aynı anda istenir ve gerçek dünyada en sık görülen tiptir. Tarafların iradesi açıkça aksine değilse, m.179/2 anlamında ifaya eklenen ceza karinesi geçerlidir; alacaklının asıl edime ulaşma menfaati önceliklidir.
İfaya Eklenen Cezai Şart terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İfa Yeri
İfa yeri, borçlunun edimi alacaklıya teslim ya da tevdi etmekle yükümlü olduğu coğrafi mekândır. TBK m.89; sözleşme ve kanunda aksi öngörülmedikçe para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, parça borçlarının sözleşme anında şeyin bulunduğu yerde, diğer borçların ise borcun doğumu sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edileceğini düzenler.
İfa Yeri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İfa Zamanı
İfa zamanı, borçlunun edimi yerine getirmekle yükümlü olduğu andır. TBK m.83 vd. düzenler; vade kararlaştırılmışsa o tarihte, kararlaştırılmamışsa borç doğar doğmaz ifa edilebilir. Sürelerin hesaplanması, mehil verilmesi ve tatil günlerinin etkisi TBK m.92 ve m.93 uyarınca belirlenir; tatile rastlayan vade ertesi iş gününe uzar. İfa zamanı, temerrüt ile faizin başlangıç noktasını da tayin eder.
İfa Zamanı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ignorantia Iuris Non Excusat
Ignorantia iuris non excusat (Latince "hukuku bilmemek mazeret değildir"), Roma hukukunun temel maksimlerinden biri olup; pozitif hukukun yürürlüğe girdiği anda herkesi bağladığını ve kanunu bilmediğini ileri süren kişiyi mazur görmediğini ifade eder. Anayasa m.39/1 hükmü kanunların yayımlanması ilkesini güvence altına alır; bu yayım sonrası kimse "kanunu bilmediğini" ileri süremez. Maksim ceza hukukunda da geçerlidir ve modern hukuk düzeninin temel taşıdır.
Ignorantia Iuris Non Excusat terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İhbar Tazminatı (TBK)
İhbar tazminatı, hizmet sözleşmesini fesih bildirim sürelerine uymadan sona erdiren tarafın diğer tarafa, bildirim süresince hak edilen ücreti karşılığı ödemekle yükümlü olduğu götürü tazminattır (TBK m.438). TBK rejiminde ihbar tazminatı bildirim süresine ait ücret + %25 fazla olarak ödenir; bu ek %25 İş Kanunu rejiminde yoktur. Belirli süreli sözleşmelerin haksız feshinde ise m.439 uyarınca kalan süreye ait ücret götürü tazminat olarak ödenir.
İhbar Tazminatı (TBK) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İhlal Kararı Tipleri (AYM/AİHM)
İhlal Kararı Tipleri (AYM/AİHM), bir anayasal veya uluslararası mahkemenin hak ihlali tespitinde verdiği farklı niteliklerdeki kararların taksonomisidir. Başlıca tipler: usul ihlali (pozitif yükümlülüğün gereği yerine getirilmemiştir), maddi ihlal (hakkın özü ihlal edilmiştir), tek başına ve m. 14 ile birlikte ihlal, yapısal-sistemsel ihlal (pilot karar ile çözülen) ve makul süre aşımı ihlali. Tipler giderim araçlarının belirlenmesinde referans işlevi görür.
İhlal Kararı Tipleri (AYM/AİHM) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İhmal
İhmal (negligence, culpa), gerekli özen ve dikkati göstermeyerek zarara yol açma şeklindeki kusurdur. Kasıttan ayrılır: ihmalde sonuç istenmez, sadece dikkatsizlikle gerçekleşir. TBK m.114 ihmal türlerini ağır ihmal (kaba dikkatsizlik) ve hafif ihmal (sıradan dikkatsizlik) olarak ayırır. Sorumluluk derecesi ihmalin yoğunluğuna göre değişir; ağır ihmal kasta yakın bir rejime tabidir.
İhmal terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İhtar
İhtar, alacaklının borçluya yönelttiği ve muaccel hâle gelmiş borcun derhâl ifa edilmesini açıkça talep ettiği tek taraflı, varması gerekli irade beyanıdır; TBK m.117/1 uyarınca borçluyu temerrüde düşüren temel araçtır ve geçerliliği için kanun şekil şartı öngörmemiş olsa da ispat yükü alacaklıda bulunduğundan uygulamada noter veya iadeli taahhütlü posta gibi belgelenebilir yollarla yapılır.
İhtar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İhtar Sonrası Fesih (Kira)
İhtar sonrası fesih, kira sözleşmesinde kiracının kira bedelini veya yan giderleri ödememe yoluyla temerrüde düşmesi durumunda kiraya verenin yazılı ihtar göndererek konut ve çatılı işyeri kirasında 30 gün, diğer kira ilişkilerinde 10 gün süre verdikten sonra ödeme yapılmazsa sözleşmeyi sona erdirme hakkıdır. Türk Borçlar Kanunu m.315 düzenler. Bu rejim, genel borçlu temerrüdüne göre daha sıkı prosedür içerir ve kiracıyı koruma amacını yansıtır.
İhtar Sonrası Fesih (Kira) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye
İhtiyaç nedeniyle tahliye, kiraya verenin, eşinin, altsoyunun, üstsoyunun veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konuta veya çatılı işyerine samimi ve sürekli kullanım ihtiyacı duyması durumunda kira sözleşmesini sona erdirebilmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.350/1 hükmü; bu tahliye sebebi için ihtiyacın gerçek olduğu kanıtlanmasını ve dava sonrası 3 yıl yeniden kiralama yasağına (m.355) tabi olunmasını şart koşar. Hâkimlik sınavının en sık çıkan tahliye sebeplerinden biridir.
İhtiyaç Nedeniyle Tahliye terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
II. Meşrutiyet (1908)
II. Meşrutiyet (1908), Osmanlı İmparatorluğu'nda Kanun-i Esasi'nin yeniden yürürlüğe konularak anayasalı rejime geri dönüldüğü dönemin adıdır; 23 Temmuz 1908'de İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin baskısıyla II. Abdülhamid'in meclisi yeniden toplama kararıyla başlar ve 16 Mart 1920'de İstanbul'un işgaliyle fiilen sona erer. 1909 Kanun-i Esasi değişiklikleriyle padişah yetkileri ciddi biçimde kısıtlanmış, parlamenter sistem kurulmuştur.
II. Meşrutiyet (1908) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İki Haklı İhtar Tahliyesi
İki haklı ihtar tahliyesi, bir kira yılı içinde kira bedelinin ödenmemesi sebebiyle kiraya verenin kiracıya iki ayrı yazılı haklı ihtar göndermiş olması durumunda, sözleşmenin sonunda bu ihtarlara dayanarak tahliye davası açabilmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.352/II hükmü; bu tahliye yolu için ihtarların aynı kira yılı içinde, yazılı şekilde ve haklı sebep taşıyacak biçimde gönderilmiş olmasını şart koşar.
İki Haklı İhtar Tahliyesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İkincilik İlkesi
İkincilik İlkesi, AİHM'nin taraf devletlere göre ikincil ve tamamlayıcı bir denetim organı olduğunu, birincil koruma sorumluluğunun ulusal makamlarda kaldığını öngören yapısal ilkedir. 15. Protokol (2013) ile Sözleşme Önsözü'ne eklenerek kurumsal statü kazanmıştır. İç hukuk yollarının tüketilmesi kuralı, takdir marjı doktrini ve pilot karar usulü bu ilkeyi somutlaştıran mekanizmalardır. Hâkimlik sınavında AİHS koruma sisteminin yapısal temeli olarak test edilir.
İkincilik İlkesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İki Taraflı Hukuki İşlem
İki taraflı hukuki işlem, iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulan işlemdir. Sözleşme bunun temel ve en yaygın biçimidir; TBK m.1 hükmü hukuk hayatının omurgasını oluşturan bu işlem türünü düzenler. Satım, kira, hizmet, vekâlet, kefalet bilinen örneklerdir. Tek taraflı ve çok taraflı işlemlerden farkı, karşılıklı iradenin uyuşmasını gerektirmesidir; muvazaa, yanılma ve şekil eksikliği geçerliliği etkiler.
İki Taraflı Hukuki İşlem terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İki Yıllık (Sübjektif) Zamanaşımı
İki yıllık sübjektif zamanaşımı, TBK m.72/1'in ilk cümlesinde düzenlenen ve haksız fiil tazminatı isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğramasını ifade eder. Süre, zarar ile failin birlikte ve kesin biçimde öğrenilmesiyle başlar; muhtemel fail yeterli değildir. Süre durma ve kesilmeye tabi olup defi olarak ileri sürülmelidir.
İki Yıllık (Sübjektif) Zamanaşımı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İlliyet Bağı
İlliyet bağı, haksız fiil sorumluluğunda failin davranışı ile mağdurun uğradığı zarar arasındaki nedensellik (sebep-sonuç) ilişkisidir. TBK m.49 sorumluluğun zorunlu unsurlarından biridir; davranış olmaksızın zararın da gerçekleşmeyeceği "conditio sine qua non" testiyle belirlenir, ardından uygun illiyet bağı süzgecinden geçirilir. Mücbir sebep, mağdurun ağır kusuru veya üçüncü kişinin fiili illiyeti kesebilir.
İlliyet Bağı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
I. Meşrutiyet (1876)
I. Meşrutiyet (1876), Osmanlı İmparatorluğu'nda anayasal düzenin ilan edildiği ilk dönemdir; 23 Aralık 1876'da Sultan II. Abdülhamid'in Kanun-i Esasi'yi yayımlamasıyla başlar, 14 Şubat 1878'de Meclis-i Mebusan'ın süresiz tatil edilmesiyle sona erer. 14 aylık kısa ömrüne rağmen Türk anayasa hukukunun başlangıç noktasıdır; Midhat Paşa liderliğinde hazırlanmış, Osmanlı'nın ilk yazılı anayasası ve iki meclisli parlamentosu bu dönemde kurulmuştur.
I. Meşrutiyet (1876) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İmkansızlıkta İade Borcu
İmkansızlıkta iade borcu, TBK m.136/2 uyarınca borç sönmesi sonucu hukuki sebepten yoksun kalan karşı edimin sebepsiz zenginleşme hükümleriyle (m.77 vd.) iade edilmesi yükümlülüğüdür. Henüz ifa edilmemiş karşı edim borcu kendiliğinden söner; ifa edilmiş ise iade rejimi devreye girer ve yapısal olarak condictio ob causam finitam kategorisi ile örtüşür.
İmkansızlıkta İade Borcu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Impossibilium Nulla Obligatio
Impossibilium nulla obligatio est (Latince "imkansız olana yükümlülük yoktur"), Roma hukukçusu Celsus'a atfedilen klasik maksimdir (Digesta 50.17.185). Konunun objektif imkansız olması hâlinde sözleşmenin doğmadığı veya batıl sayılacağı temel ilkesini ifade eder. Türk hukukunda TBK m.27 (objektif imkansızlık → butlan) ve TBK m.136 (sonradan doğan imkansızlık → ifa imkansızlığı) bu maksimi yansıtır.
Impossibilium Nulla Obligatio terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
In Dubio Pro Debitore
In dubio pro debitore (Latince "şüphede borçlu lehine"), bir borç ilişkisinde kuşkulu durumlarda yorumun borçlu lehine yapılacağını ifade eden klasik yorum maksimidir. Sözleşme yorumunda muğlaklığın borçluya yüklenmemesi, ispat yükünün alacaklıda kalması ve kuşkulu hâllerde borç sınırının dar yorumlanması bu maksimin temel uygulamalarıdır. Türk hukukunda TBK m.18 yorum kuralları ve TBK m.146 zamanaşımı şüphesi bu maksimi yansıtır.
In Dubio Pro Debitore terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 10 Aralık 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve insan haklarına ilişkin küresel standartları ortaya koyan temel belgedir. Hukuken bağlayıcı bir antlaşma olmamakla birlikte, sonraki insan hakları belgelerinin temelini oluşturmuş ve uluslararası örf-adet hukuku niteliği kazanmıştır. 30 madde içinde medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel hakları kapsar.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İnsan Onuru
İnsan onuru, insanın sırf insan olması sebebiyle sahip olduğu vazgeçilmez ve dokunulmaz değerdir. Modern anayasal hakların felsefi ve hukuki temel ilkesi olarak kabul edilir. Devlet, insan onuruna saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür. Anayasa m. 17'deki "maddi ve manevi varlığın korunması" ilkesi insan onuru güvencesinin somut ifadesidir. Sınırlama kabul etmeyen dokunulmaz çekirdek hak niteliğindedir.
İnsan Onuru terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Inter Partes
Inter partes (Latince "taraflar arasında"), bir hukuki ilişkinin yalnızca o ilişkiye taraf olan kişiler arasında etki doğurmasını ifade eden klasik Roma hukuku maksimidir. Nispi hakların ve sözleşmesel ilişkilerin ayırt edici özelliğidir — alacak hakkı yalnızca borçluya karşı ileri sürülebilir. Erga omnes (herkese karşı) etkisinin karşıtı olup mutlak/nispi hak ayrımının temel eksenini oluşturur.
Inter Partes terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İntifa Hakkı
İntifa hakkı, sahibine başkasına ait bir eşyadan tam yararlanma yetkisi veren şahsi irtifak hakkıdır. Türk Medeni Kanunu m.794 vd.'da düzenlenen intifa; taşınır, taşınmaz, hak veya bütün bir malvarlığı üzerinde kurulabilir. Sahibi eşyayı kullanma ve semerelerini elde etme hakkına sahiptir; ancak eşyanın özünü koruma ve devir yasağı yükümlülüğü altındadır. Aksi kararlaştırılmadıkça mirasçılara geçmez ve hak sahibinin ölümü ile sona erer.
İntifa Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İpotek
İpotek, bir alacağın taşınmaz değeri ile güvenceye alındığı, en yaygın taşınmaz rehni türüdür. Türk Medeni Kanunu m.881 vd.'da düzenlenmiştir. Mevcut, gelecekte doğacak veya şarta bağlı alacaklar için kurulabilir; alacağa bağımlıdır ve alacak sona erince ipotek de sona erer. Anapara veya üst sınır ipoteği şeklinde kurulabilir. Borç ifa edilmezse alacaklı icra yoluyla taşınmazı paraya çevirir ve satış bedelinden öncelikli tahsil eder.
İpotek terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İpotekli Borç Senedi
İpotekli borç senedi, taşınmaz rehninin kıymetli evrakta cisimlendirildiği özel bir tür taşınmaz rehnidir. Türk Medeni Kanunu m.898-902'de düzenlenmiştir. Senet hem alacak hakkını hem de taşınmaz rehnini içerir; senet devri ile alacak ve rehin birlikte geçer. İpotekten farklı olarak alacaktan bağımsızdır (soyutluk); senet sahibi alacaklı sayılır. Türk uygulamasında nadir kullanılır; modern bankacılık ipotek sistemini tercih eder.
İpotekli Borç Senedi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İptal Beyanı
İptal beyanı, irade sakatlığına uğrayan veya gabinde zarar gören tarafın iptal hakkını kullanmak amacıyla karşı tarafa yönelttiği tek taraflı, varma ile sonuç doğuran hukuki işlemdir (TBK m.39). Açıkça iptal niyeti belirtilmeli; özel bir şekle tabi değildir. Beyanın karşı tarafa varması ile sözleşme geçmişe etkili (ex tunc) ortadan kalkar; geri alınamaz.
İptal Beyanı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İptal Davası (Anayasa)
İptal Davası (Anayasa), kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM İçtüzüğünün Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine açılan ve soyut norm denetiminin aracı olan anayasa yargısı davasıdır; 1982 Anayasası m.150-151 uyarınca Cumhurbaşkanı, TBMM'de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve TBMM üye tam sayısının 1/5'i tarafından Resmi Gazetede yayım tarihinden itibaren 60 gün içinde açılabilir. İptal kararı geriye yürümez ve norm hukuk düzeninden çıkarılır.
İptal Davası (Anayasa) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İptal Edilebilirlik
İptal edilebilirlik, sözleşmenin geçerli olarak kurulduğu ancak bir tarafın tek taraflı beyanıyla geçmişe etkili (ex tunc) ortadan kaldırılabildiği nispi geçersizlik halidir. İrade sakatlıkları (hata, hile, ikrah) ve aşırı yararlanma (gabin) iptal sebepleridir. İptal hakkı yanılma/aldatmada öğrenmeden, ikrahta korkunun etkisinin kalkmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır (TBK m.39).
İptal Edilebilirlik terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İptal Edilebilirlik (Medeni)
İptal edilebilirlik, geçerli olarak doğan bir hukuki işlemin, irade sakatlığı veya kanunun saydığı diğer sebeplerle hak sahibi tarafından açılan iptal davasıyla geriye etkili sona erdirilebilmesi yaptırımıdır. Butlandan farklı olarak işlem geçerli kurulur; ancak iptal hakkı kullanılırsa baştan itibaren hükümsüz sayılır. Yanılma, aldatma, korkutma TBK m.30-39 ile düzenlenir; vasiyetnamenin iptali TMK m.557 hükmüyle düzenlenir. Hak düşürücü süreye tâbidir.
İptal Edilebilirlik (Medeni) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İptal Hakkı
İptal hakkı, irade sakatlığına uğrayan veya gabinde zarar gören tarafın sözleşmeyi tek taraflı beyanla geçmişe etkili ortadan kaldırabilme yetkisidir. TBK m.39 hükmü düzenler. Yenilik doğuran (kurucu) bir haktır; karşı tarafa yöneltilen iptal beyanı ile kullanılır. Bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir; süre sonunda sözleşme icazet edilmiş sayılır.
İptal Hakkı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İptal Kararı (AYM)
İptal kararı, Anayasa Mahkemesi'nin anayasaya aykırı bulduğu bir kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya TBMM İçtüzüğü hükmünü yürürlükten kaldırdığı karardır. Kararlar genel olarak bağlayıcıdır ve Resmî Gazete'de yayımla hüküm doğurur. Kural olarak iptal kararları geriye yürümez, ileri etkilidir. Anayasa Mahkemesi yürürlüğe girmeyi en fazla bir yıl erteleyebilir.
İptal Kararı (AYM) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İrade Açıklaması
İrade açıklaması, kişinin iç iradesini hukuki sonuç doğurma amacıyla dış dünyaya yansıtmasıdır; irade beyanı kavramının fonksiyonel eşanlamlısı olarak doktrinde kullanılır. Söz, yazı veya davranış yoluyla yapılabilen bu açıklama, hukuki işlemin tetikleyici unsuru olup; muhataba ulaştığı anda hüküm doğurur (varma teorisi) ve TBK m.18 güven teorisi çerçevesinde yorumlanır. Açık veya örtülü olabilmesi sınavın klasik ayrımıdır.
İrade Açıklaması terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İrade Beyanı
İrade beyanı (Almanca Willenserklärung), bir kişinin hukuki sonuç doğurma amacıyla iç iradesini dış dünyaya açıklamasıdır. Hukuki işlemin temel taşı olarak Pandektist doktrinden gelir; iç irade (motiv, beyan iradesi, sonuç iradesi) ve dış beyan (söz, yazı, davranış) unsurlarıyla yapılanır. Açık veya örtülü olabilir; iradeyle beyan arasındaki uyuşmazlık hâlinde TBK m.1 ve m.18 hükümleri devreye girer ve uyuşmazlık güven teorisi çerçevesinde çözümlenir.
İrade Beyanı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İrade Beyanının Yorumu
İrade beyanının yorumu, sözleşme veya tek taraflı hukuki işlemde tarafların kullandığı sözcükler ve davranışların hukuki anlamının belirlenmesidir. TBK m.18-19 kapsamında yorumda öncelikle tarafların gerçek ve ortak iradesi esas alınır; bu tespit edilemiyorsa güven teorisi uyarınca makul muhatabın dürüstlük kuralı çerçevesinde anlayacağı anlam belirleyici olur. Yorum, sözleşmenin tamamlanması değil, mevcut anlaşmanın anlaşılmasıdır.
İrade Beyanının Yorumu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İrade-Beyan Uyuşmazlığı
İrade-beyan uyuşmazlığı, bir kişinin iç iradesi ile dış açıklaması arasında uygunsuzluk bulunması durumudur. Bilinçli (lâtife, mental rezervasyon, muvazaa) ve bilinçsiz (yanılma, beyanın iletilmesinde hata) olmak üzere iki türlüdür. Türk hukukunda TBK m.18 güven teorisi çerçevesinde dürüst karşı tarafın anlaması gereken anlam esas alınır; muvazaalı işlem TBK m.19, yanılma TBK m.30-32 hükümleriyle yaptırıma bağlanır.
İrade-Beyan Uyuşmazlığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İrade Sakatlığı
İrade sakatlığı, sözleşmeyi kuran iradenin oluşumu, açıklanması veya iletilmesi sürecinde yaşanan bozukluk nedeniyle hâlin gerçek iradeye uymadığı durumdur. TBK m.30-39'da düzenlenen üç temel sakatlık tipi yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) olup buna doktrinde aşırı yararlanma (gabin) eklenir. Sakat irade sözleşmeyi iptal edilebilir kılar; bir yıllık hak düşürücü süre işler.
İrade Sakatlığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İrade Sakatlığında Tazminat
İrade sakatlığında tazminat, sakat iradeli tarafın iptal hakkını kullanması yanında yaşadığı zararın karşılığını talep edebilmesidir. Yanılmada kusurlu yanılan TBK m.35 uyarınca menfi zarar öder; aldatılan/korkutulan TBK m.49 haksız fiil hükümlerine göre müsbet zarar + menfi zarar + manevi tazminat talep edebilir. Aşırı yararlanmada TBK m.28 iade ile birlikte tazminat saklıdır.
İrade Sakatlığında Tazminat terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İrade Sakatlıkları (Medeni Hukuk Atıf)
Medeni hukukta irade sakatlıkları, TMK m.5 atfı uyarınca TBK m.30-39 hükümlerinin yanılma, hile, korkutma ve aşırı yararlanma açısından evlenme, vasiyet, miras sözleşmesi, mal rejimi sözleşmesi gibi medeni hukuk işlemlerine kıyasen uygulanmasıdır. Yaptırım ilişkinin niteliğine göre mutlak butlan, nispi butlan, iptal davası olarak farklılaşır.
İrade Sakatlıkları (Medeni Hukuk Atıf) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İradi Şekil
İradi şekil, kanun aramamasına rağmen tarafların sözleşmeye geçerlilik koşulu olarak özel bir biçim kararlaştırmasıdır (TBK m.17). Karine olarak iradi şekil de geçerlilik şartı sayılır; aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça şekle uyulmadan yapılan sözleşme bağlayıcı olmaz. Taraflar yazılı veya noterli şart koyabilir; bu kararlaştırılan şekil sözleşmenin değişikliği için de uygulanır.
İradi Şekil terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İradi Temlik
İradi temlik, alacaklı (devreden) ile devralan arasında yapılan yazılı sözleşmeyle alacağın geçirildiği temlik türüdür (TBK m.183). Borçlunun rızası gerekmez; ancak yazılı şekil geçerlilik şartıdır. İradi temlik, kanunun doğrudan öngördüğü yasal temlik ve mahkeme kararıyla doğan yargısal temlik ile birlikte alacağın devri kurumunun üç temel görünüm biçiminden biridir; uygulamada en yaygın olanıdır.
İradi Temlik terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İradi Temsil
İradi temsil, temsil yetkisinin temsil olunanın iradesiyle (yetki belgesi, vekâletname) doğan türüdür. Temsil olunan istediği zaman yetkiyi sınırlandırabilir, geri alabilir veya değiştirebilir. Vekaletten farklı olarak iradi temsil sözleşme değil tek taraflı yetki verme işlemidir; vekalet bazen iradi temsile dayanır ama her iradi temsil vekalet değildir.
İradi Temsil terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İradi Yerleşim Yeri
İradi yerleşim yeri, kişinin yerleşmek niyetiyle (animus manendi) belirli bir yere bağlandığı yerleşim yeri türüdür. TMK m.19 hükmü uyarınca düzenlenen bu kavram, kişinin yerleşmek niyetiyle oturduğu yer olarak tanımlanır; yerleşim yerinin değiştirilmesi yeni yerde yerleşmek niyetiyle oturmayı gerektirir. Kanunî yerleşim yerinden farklı olarak iradenin (niyet) belirleyici olduğu yerleşim yeri kategorisidir.
İradi Yerleşim Yeri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İrat Şeklinde Tazminat
İrat şeklinde tazminat, TBK m.55 uyarınca özellikle bedensel zarar ve destekten yoksun kalma hâllerinde, haksız fiil sonucu doğan zararın belirli aralıklarla (aylık, yıllık) periyodik ödemeler biçiminde karşılanmasını öngören tazminat ödeme şeklidir. Hâkim takdiriyle hükmedilir; m.55/2 uyarınca borçludan teminat istenebilir, şartlar değişirse miktar uyarlanabilir.
İrat Şeklinde Tazminat terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İrat Senedi
İrat senedi, taşınmazdan periyodik gelir alma hakkını kıymetli evrakta cisimlendiren özel bir taşınmaz rehni türüdür. Türk Medeni Kanunu m.903-916'da düzenlenmiştir. Senet sahibine düzenli aralıklarla belirli bir miktar ödeme yapılması taahhüdünü içerir; ödeme yapılmazsa alacaklı taşınmazın paraya çevrilmesini ister. Modern Türk uygulamasında neredeyse hiç kullanılmaz; tarihsel ve kavramsal niteliktedir. İpotekli borç senedinin gelir formundaki türüdür.
İrat Senedi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İrtifak Hakkı
İrtifak hakkı, sahibine bir eşya üzerinde sınırlı yetkiler tanıyan ayni haktır. Türk Medeni Kanunu m.779 vd.'da düzenlenen irtifak hakkı; eşyaya bağlı veya şahsi olabilir, olumlu ya da olumsuz nitelik taşıyabilir. Sahibine eşyayı belirli bir biçimde kullanma, ondan yararlanma veya malikin bazı yetkilerini kullanmaktan kaçınmasını isteme yetkisi verir. Taşınmaz üzerinde kurulan irtifak hakları kural olarak tapu siciline tescil ile kazanılır.
İrtifak Hakkı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İsbat Hakkı
İsbat hakkı; bir kimseye karşı hakaret içeren bir isnatta bulunan kişinin, somut olayda kamu yararı bulunması veya isnadın bir görevliye karşı yapılması hallerinde, iddiasını ispat etmek suretiyle cezadan kurtulma hakkını ifade eder. Anayasa m.39'da düzenlenmiş, TCK m.127'de ayrıntılandırılmıştır. Yapılmadığı veya yapılamadığı durumda hakaret suçunun cezası uygulanır; ispat edilirse beraat edilir.
İsbat Hakkı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İşçinin İşi Bizzat Yapma Borcu
İşçinin işi bizzat yapma borcu, hizmet sözleşmesinde işçinin üstlendiği işi şahsen yapmakla yükümlü olduğunu ve aksi sözleşmeden veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça başka birine devredemeyeceğini ifade eden temel borçtur (TBK m.395). Bu yükümlülük, hizmet sözleşmesinin şahsi karakterinin doğrudan sonucudur; işverenin sözleşmeyi belirli bir kişinin emek ve becerisine güvenerek kurması esasına dayanır.
İşçinin İşi Bizzat Yapma Borcu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İşçinin Kişiliğinin Korunması
İşçinin kişiliğinin korunması, hizmet sözleşmesinde işverenin işçinin yaşamını, sağlığını, kişilik haklarını ve manevi varlığını koruyacak her türlü önlemi alma yükümlülüğüdür (TBK m.417). Bu emredici borç, işçinin iş sağlığı ve güvenliği, cinsel taciz/mobbing'den korunma, dürüstlük kuralı içinde insan onuruna yakışan davranış taleplerini kapsar; ihlal halinde maddi/manevi tazminat ve haklı sebeple derhal fesih hakkı doğurur.
İşçinin Kişiliğinin Korunması terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İşçinin Özen ve Sadakat Borcu
İşçinin özen ve sadakat borcu, işçinin yüklendiği işi gerekli özenle yapma ve işverenin haklı menfaatlerini sadakatle korumakla yükümlü olduğunu ifade eden temel borçtur (TBK m.396). Özen, işin nesnel olarak doğru yapılmasını; sadakat ise işveren çıkarlarına aykırı davranışlardan kaçınılmasını, sır saklamayı ve menfaat çatışmasından uzak durulmasını gerektirir. Vasıflı işçide kusur ölçüsü m.400 uyarınca daha ağırdır.
İşçinin Özen ve Sadakat Borcu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İşçinin Teslim ve Hesap Verme Borcu
İşçinin teslim ve hesap verme borcu, hizmet sözleşmesinde işçinin işverenin malvarlığına dahil olarak işin görülmesi sırasında elde ettiği şeyleri işverene teslim ve yaptığı işlerin hesabını verme yükümlülüğüdür (TBK m.397, m.400). Bu borç sadakat borcunun (m.396) bir görünümüdür; ayrıca TBK m.401 işçinin sözleşmeye aykırı olarak iş bırakması halinde sözleşmesel cezai şartı düzenler.
İşçinin Teslim ve Hesap Verme Borcu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
İşkence Yasağı
İşkence Yasağı, hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye veya cezaya tabi tutulamayacağını öngören, olağanüstü hâller ve savaş dâhil hiçbir koşulda askıya alınamayan mutlak nitelikli temel bir anayasal güvencedir; 1982 Anayasası m.17/3 ve AİHS m.3 ile paralel korunur, dokunulmaz çekirdek haklar içinde yer alır. BM İşkence Sözleşmesi ile uluslararası düzeyde güvence altındadır; devletin pozitif koruma yükümlülüğü de bu hakkın gereğidir.
İşkence Yasağı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Islahat Fermanı (1856)
Islahat Fermanı (1856), Osmanlı reform sürecinin ikinci büyük fermanı olarak 18 Şubat 1856'da Sultan Abdülmecid tarafından Hattı Hümayun biçiminde yayımlanmıştır; Kırım Savaşı sonrası Paris Kongresi arifesinde Avrupa devletlerinin baskısıyla çıkarıldığından dış-kaynaklı reform metni niteliği taşır. Ferman, gayrimüslim Osmanlı tebaasına tam eşit vatandaşlık, din özgürlüğü, askerlik ve vergi eşitliği ile karma mahkemelere erişim tanıyarak eşit vatandaşlık ilkesini kuran metindir.
Islahat Fermanı (1856) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İşletmelerin Birleşmesi ve Şekil Değiştirmesi
İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi, iki veya daha fazla işletmenin tek bir tüzel kişiliğe dönüşmesi (birleşme) veya bir işletmenin hukuki biçim değiştirmesi (örneğin LTD'den AŞ'ye) sonucu doğan borçluluğun yeni tüzel kişiye geçişi rejimini düzenler (TBK m.203). Borcun üstlenilmesinin özel bir biçimidir: alacaklılar bireysel onay vermek zorunda kalmaz; geçiş kanun gereği gerçekleşir. TTK m.155 ve devamı hükümleri ek koruma sağlar.
İşletmelerin Birleşmesi ve Şekil Değiştirmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İspat Yükü
İspat yükü, TMK m.6 uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispat etmekle yükümlü olmasıdır. Genel kural "iddia eden taraf ispatla yükümlüdür" (actori incumbit probatio) biçiminde ifade edilir. Kanunda öngörülen karineler, kesin deliller ve özel hükümler ispat yükünün yer değiştirmesine yol açabilir; TMK m.7 resmî belgelere özel ispat gücü tanır.
İspat Yükü terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İş Sahibinin Bedel Borcu
İş sahibinin bedel borcu (TBK m.479), eser sözleşmesinde iş sahibinin yükleniciye sözleşme uyarınca ödemesi gereken bedeldir. Bedel götürü, değere göre veya yaklaşık olarak belirlenebilir; kural olarak eserin teslimi anında muaccel olur. Bu borç eser-sozlesmesi'nde iş sahibinin asıl borcudur ve yüklenicinin teslim borcuyla karşılıklılık ilişkisi içindedir.
İş Sahibinin Bedel Borcu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İş Sahibinin Borçları (Vekaletsiz İş Görme)
İş sahibinin vekaletsiz iş görmedeki borçları, TBK m.529 uyarınca işin onayı halinde doğan yükümlülüklerdir. Başlıca borçlar: iş görenin yaptığı masrafların faiziyle iadesi, üstlenilen borçlardan iş göreni kurtarma, iş ile ilgili olarak iş görenin uğradığı zararların tazmini. Onay yokluğunda iş sahibinin borçları doğmaz; ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde elde edilen yarar oranında iade söz konusu olabilir.
İş Sahibinin Borçları (Vekaletsiz İş Görme) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İş Sahibinin Müşterek Kusuru (Eser)
İş sahibinin müşterek kusuru (TBK m.476), eser sözleşmesinde iş sahibinin verdiği malzeme veya talimatın eserin ayıbını doğurmasıdır. Yüklenici m.474 hükmü gereği bu malzeme veya talimatın hatalı olduğunu derhal ihtar etmişse, ayıba karşı tekeffül sorumluluğu büyük ölçüde azalır veya kalkar. İhtar etmemişse müşterek kusurdan kurtulamaz; sorumluluğu paylaşır.
İş Sahibinin Müşterek Kusuru (Eser) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İş Sahibinin Seçimlik Hakları (Eser)
İş sahibinin seçimlik hakları (TBK m.475), ayıplı eser teslim edildiğinde iş sahibinin yükleniciye karşı kullanabileceği beş haktır: (1) sökme isteme, (2) sözleşmeden dönme, (3) bedel indirimi, (4) ücretsiz onarım, (5) tazminat. Bu beş hak satıştaki dört haktan daha geniştir; sökme hakkı eser sözleşmesine özgüdür. Hâkim oransızlık denetimi yapabilir; sökme önemli zarar yaratırsa reddedebilir.
İş Sahibinin Seçimlik Hakları (Eser) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İş Sahibinin Tazminat Ödeyerek Dönmesi
İş sahibinin tazminat ödeyerek dönmesi (TBK m.484), eser tamamlanmadan önce iş sahibinin haklı sebep aranmaksızın sözleşmeden dönebilmesi; karşılığında yüklenicinin yapılan masraflarını ve müspet zararını (kâr kaybı dahil) tazmin etmesidir. Bu özel hak ihaleli işlerde ve inşaat projelerinde sıkça uygulanır. Yüklenicinin temerrüdü veya kusuru aranmaz; iş sahibi serbestçe dönebilir.
İş Sahibinin Tazminat Ödeyerek Dönmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İstihkak Davası (Eşya)
İstihkak davası, malik olduğunu iddia eden kişinin malını haksız olarak elinde bulunduran zilyede karşı malın aynen iadesini talep ettiği ayni davadır. TMK m.683/2 cümle 1'e dayanan bu dava, mülkiyet hakkının en güçlü korunma aracıdır; hem taşınır hem taşınmaz mülkiyetinde uygulanır. Davanın konusu malın aynıdır; tazminat değil iade hedeflenir. Davacı mülkiyetini, davalı ise zilyetliğinin haksız sayılmaması gerektiğini ispatla yükümlüdür.
İstihkak Davası (Eşya) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İştirak Nafakası
İştirak nafakası, Türk Medeni Kanunu m.182'de düzenlenen ve boşanma kararıyla velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücüne göre katılma yükümlülüğüdür. Velayet düzenlemesiyle birlikte hâkim tarafından resen hükmedilir ve çocuk ergin olana kadar ödenir; eğitimi devam ediyorsa süre uzayabilir. Miktar çocuğun ihtiyaçları ve yükümlünün mali gücüne göre belirlenir. Yoksulluk nafakasından farkı eş değil çocuk yararına olmasıdır.
İştirak Nafakası terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İşverenin Borçları
İşverenin borçları, hizmet sözleşmesinde işverenin işçiye karşı yerine getirmekle yükümlü olduğu, başta ücret ödeme olmak üzere kişiliğin korunması, eşit davranma, izin verme ve hesap pusulası düzenleme gibi sürekli edimlerin tümüdür (TBK m.401-419). Ücret zorunlu ana edim olup TBK m.401-409 arasında türleri ve korunması düzenlenir; m.417 kişiliğin korunması, m.421-422 ise tatil/izin haklarını içerir.
İşverenin Borçları terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İtibari Yerleşim Yeri
İtibari yerleşim yeri, kişinin gerçek bir yerleşim yeri tespit edilemediğinde kanunca varsayım olarak kabul edilen yerleşim yeridir. TMK m.20 hükmü uyarınca düzenlenen bu kavram, kişinin nerede yaşadığı belirsiz olduğunda hukuki sürekliliği sağlamak amacıyla son bilinen yerleşim yerini, yoksa şu an bulunulan yeri itibari yerleşim yeri olarak kabul eder.
İtibari Yerleşim Yeri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ius Cogens (Emredici Hukuk)
Ius cogens (Latince "emredici hukuk"), tarafların aksine sözleşme yapamayacağı, ancak ihlali kamu düzenini bozan ve kanunen kesin nitelikli kuralları ifade eden Roma hukuku maksimidir. Ius dispositivum (tamamlayıcı hukuk) karşıtı olup; emredici hükmün ihlali butlan yaptırımına tabidir. TBK m.27 ius cogens hükümlerin sınırını çizer ve aile hukuku, eşya hukuku ile usul hukukunda yaygındır.
Ius Cogens (Emredici Hukuk) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ius Dispositivum (Tamamlayıcı Hukuk)
Ius dispositivum (Latince "tamamlayıcı hukuk"), tarafların aksine düzenleme yapabileceği ve sözleşme yokluğunda devreye giren tamamlayıcı kuralları ifade eden Roma hukuku maksimidir. Ius cogens (emredici hukuk) karşıtıdır; sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflar bu kuralların aksini kararlaştırabilir. Borçlar hukukunun büyük kısmı tamamlayıcı niteliktedir; aile-eşya hukukunda ise emredici hükümler hakimdir.
Ius Dispositivum (Tamamlayıcı Hukuk) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İyiniyet
İyiniyet (sübjektif iyiniyet), TMK m.3 çerçevesinde kişinin bir durumun gerçek niteliğini bilmediği ve göstermesi gereken özeni gösterse dahi bilemeyeceği hâllerde hukuk düzeninin ona sağladığı korumadır. Kanun, iyiniyetin varlığı asıl kabul edildiği için (iyiniyet karinesi) iyiniyetsizliği iddia edenin ispatla yükümlü olmasını benimser. Özellikle taşınır ve taşınmaz mülkiyetinin iyiniyetli iktisabı, zilyetlik, temsil ve evlenmenin butlanında korunmaya temel teşkil eder.
İyiniyet terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İyiniyet Karinesi
İyiniyet Karinesi, İyiniyetin mevcut sayılmasının yasal varsayımıdır; TMK m.3 hükmü "Asıl olan iyiniyetin varlığıdır" formülasyonuyla bu karineyi koyar. Karine, Kötüniyet iddia eden tarafın ispat yükünü doğurur. Tapu Sicilinin Güveni İlkesi ve Olağan Zamanaşımı gibi alanlarda doğrudan uygulanır.
İyiniyet Karinesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
İyiniyetli Zenginleşen
İyiniyetli zenginleşen, zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmadığını bilmeyen ve bilmesi de gerekmeyen kişidir. TBK m.79/1 hükmüne göre, iyiniyetli zenginleşenin iade yükümlülüğü, geri verme isteminden önceki zenginleşme miktarı ile sınırlıdır; iyi niyetle elden çıkarılan, tüketilen veya kaybedilen kısımlar iade kapsamı dışında kalır. Bu kural, hukuk düzeninin iyi niyeti koruma ilkesinin sebepsiz zenginleşmedeki açık yansımasıdır.
İyiniyetli Zenginleşen terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
İyi Niyet (TMK m.3)
İyi niyet, bir hakkın doğumu veya kazanılmasında kişinin mevcut durumun hukuka aykırı olduğunu bilmemesi ya da bilmesi gerekmiyor olması durumudur. TMK m.3 düzenlemesidir; sübjektif bir kavramdır ve dürüstlük kuralından (TMK m.2) farklıdır. Kanunun iyi niyete sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyi niyetin varlığıdır; ancak gereken özeni göstermeyen kişi iyi niyet iddiasında bulunamaz.
İyi Niyet (TMK m.3) terimi hakkında Detayları gör