Medeni Hukuk
Gaiplik
Gaiplik, TMK m.32-35 uyarınca ölüm tehlikesi içinde kaybolan ya da uzun süre kendisinden haber alınamayan kişiler hakkında mahkemece verilen ölüm karinesi niteliğindeki karardır. Ölüm tehlikesinde 1 yıl, haber alamama hâlinde en az 5 yıl beklenir; hâkim ilan süresinin ardından gaiplik kararı verir. Gaiplik kararıyla kişilik sona ermiş sayılır ve miras açılır; mirasçılar teminat göstermek zorundadır. Kişi sağ olarak dönerse karar geri alınır.
Gaiplik terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Gaiplik Kararı
Gaiplik Kararı, ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun süredir haber alınamayan kişinin mahkeme kararıyla ölmüş sayılmasıdır; TMK m.32-35 hükümleri kararın şartlarını ve sonuçlarını düzenler. Karar, mirasçı, eş ve alacaklıların hak ileri sürmesini sağlar; ancak gaibin sağ olarak ortaya çıkması hâlinde geri alınabilir. Ölüm Karinesi ile birlikte ölüm hukukunun temel kurumudur.
Gaiplik Kararı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Gebe Olduğu Bilinen Kadına Karşı Öldürme
Gebe olduğu bilinen kadına karşı öldürme, failin mağdurun gebeliğini bildiği veya bilebilecek durumda olduğu hâlde kasten öldürme suçunu işlemesidir. TCK m.82/1-f düzenler; ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis. Suçun ağırlaştırma sebebi, anne hayatına ek olarak doğmamış cenin hayatının da tehlikeye atılmasıdır. Failin bilgi şartı kritik; bilmiyorsa m.82/1-f uygulanmaz.
Gebe Olduğu Bilinen Kadına Karşı Öldürme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Geçersiz Sebebe Dayalı Zenginleşme
Geçersiz sebebe dayalı zenginleşme, TBK m.77/1'in birinci hâlidir; ifanın dayandığı hukuki sebebin baştan geçersiz olması durumunda doğan sebepsiz zenginleşmedir. Sebep yokluk, kesin hükümsüzlük (butlan), iptal edilebilir işlemin iptali veya emredici hükümlere aykırılık gibi geçersizlik hâllerine dayanır; klasik condictio indebiti olarak adlandırılır ve ifa edilen şeyin iadesi TBK m.79-80 çerçevesinde talep edilir.
Geçersiz Sebebe Dayalı Zenginleşme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Geçici İmkansızlık
Geçici imkansızlık, edimin ifasının kalıcı değil belirli bir süre için engellenmesidir; borç sönmez, borçlu engelin ortadan kalkmasını izleyerek ifaya devam etmekle yükümlüdür. Engel borçluya yüklenemiyorsa borçlu temerrüde düşmez; ancak engel uzun süre devam eder ve sözleşmenin amacı yitirilirse baskın doktrin görüşü, geçici imkansızlığın tam imkansızlığa dönüştüğünü kabul eder.
Geçici İmkansızlık terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Geçici İş Göremezlik Tazminatı
Geçici iş göremezlik tazminatı, TBK m.54/1 b.1 uyarınca haksız fiil mağdurunun iyileşme döneminde çalışamamasından doğan gelir kaybının karşılanmasıdır. Doktor raporu ile belirlenen iyileşme süresi boyunca mağdurun günlük net kazancı esas alınarak hesaplanır; SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği tazminattan denkleştirme yoluyla mahsup edilir. Kısa süreli, somut belgelere dayanan zarar kalemidir.
Geçici İş Göremezlik Tazminatı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Geçici Nedenler
Geçici nedenler, ceza hukukunda failin geçici bir neden veya irade dışı alınan alkol-uyuşturucu madde etkisiyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olması durumunda ceza sorumluluğunun kalkmasını ifade eder. 5237 sayılı TCK m.34/1 düzenler. Ani fizyolojik kriz, ilaca konan uyuşturucu, kasıtsız zehirlenme tipik örneklerdir.
Geçici Nedenler terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Geçici Ödeme
Geçici ödeme, TBK m.76 ile getirilen yeniliktir: zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunar ve ekonomik durumu gerektirirse, hâkim yargılama sonuçlanmadan failden geçici ödeme yapmasını isteyebilir. Bu ödeme, sonradan kesin tazminata mahsup edilir; haksız çıkması hâlinde iadesi gerekir. Mağdurun uzun yargılamada mağdur olmasını önler.
Geçici Ödeme terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Geçici Tescil Şerhi
Geçici tescil şerhi, henüz kesinleşmemiş bir hak iddiasının veya beklenen kazanımın korunması amacıyla tapu kütüğüne işlenen geçici nitelikteki şerh türüdür. TMK m.1011 hükmüne dayanan bu şerh, mahkeme kararı veya hak sahibinin talebi üzerine konulur ve hakkın kesinleşmesi durumunda tapuda tescile dönüştürülür; aksi halde kaldırılır. Pratik uygulamada özellikle ihtilaflı haklar ve önalım, satım vaadi gibi konularda kullanılır.
Geçici Tescil Şerhi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Geç İfa Tazminatı
Geç ifa tazminatı (gecikme tazminatı, mora damages), borçlunun temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklının uğradığı zarardır. Asal edim sonradan ifa edilse bile borçlu temerrüt süresince doğan zarardan sorumludur. Para borçlarında temerrüt faizi (TBK m.120) standart şeklidir. Para dışı borçlarda alacaklı somut zararı ispatlayarak tazminat ister. Mücbir sebep ve umulmayan hâl ispatlandığında borçlunun temerrüt sorumluluğu ortadan kalkar.
Geç İfa Tazminatı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Geçit Hakkı
Geçit hakkı, sahibine başkasına ait taşınmazdan yaya, araç veya hayvanla geçme yetkisi veren irtifak hakkıdır. Türk Medeni Kanunu zorunlu geçit hakkını m.747'de, sözleşme ile kurulan geçit irtifakını ise m.838-839'da düzenler. Çevresine ulaşımı bulunmayan veya yetersiz olan taşınmazın maliki, komşu taşınmazlardan zorunlu geçit talep edebilir; bedel ödenmesi şarttır. Eşyaya bağlı veya şahsi olarak kurulabilir; tapu siciline tescil ile kazanılır.
Geçit Hakkı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Geçmişe Yürümezlik İlkesi
Geçmişe yürümezlik ilkesi, ceza hukukunda yeni suç ihdas eden veya cezayı ağırlaştıran kanunların, yürürlüğe girmelerinden önce işlenmiş fiillere uygulanamayacağını ifade eden, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin "lex praevia" alt güvencesidir. 1982 Anayasası m.38/1 ve 5237 sayılı TCK m.7/1 hükmüyle düzenlenir; tek istisnası fail lehine sonuç doğuran kanunun derhal uygulanmasıdır.
Geçmişe Yürümezlik İlkesi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Genel Af
Genel af, suç işlemenin sonuçlarını tamamen ortadan kaldıran ve kamu davasını düşüren af türüdür. TCK m.65/1 ve Anayasa m.87 hükümleri çerçevesinde TBMM tarafından kanun yoluyla çıkarılır. Genel af sonucu kovuşturma yapılmaz, mevcut mahkumiyetler kalkar ve adli sicilden silinir. Çekilmiş cezalar geri ödenmez ancak fail "hiç suç işlememiş" sayılır. Tekerrür hesaplaması da etkilenir.
Genel Af terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Genelge
Genelge, kamu idaresinin hiyerarşik yapısı içinde üst makamın kendisine bağlı birimlere kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin nasıl uygulanacağına ilişkin yorum, talimat veya uygulama birliği sağlama amaçlı olarak gönderdiği iç yazışmalı idari işlemdir; vatandaşları doğrudan bağlamayan ancak bağlı makamları hiyerarşik itaat yükümlülüğüyle yükümlendiren genel düzenleyici nitelikte iç düzen işlemidir. Yeni norm yaratamaz, yalnızca mevcut normun uygulamasını somutlaştırır.
Genelge terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Genel Görüşme
Genel Görüşme, toplumu ve Devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi amacıyla yürütülen meclis denetim yollarından biridir; 1982 Anayasası m.98'de düzenlenmiş olup siyasi parti grupları veya en az 20 milletvekilinin önergesiyle açılır, Genel Kurul kararıyla başlar ve görüşme sonunda herhangi bir karar alınmaz, yalnızca farklı siyasi görüşlerin kayda geçmesi sağlanır. Oylama yapılmayan yarı-denetim aracıdır.
Genel Görüşme terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Genel Kast
Genel kast, ceza hukukunda kanunun yalnızca tipik fiilin kasten işlenmesini aradığı, failin saik ve amacının suçun unsuru sayılmadığı klasik kasıt biçimidir. Suçların büyük çoğunluğu genel kastla işlenebilir; örneğin kasten öldürme, kasten yaralama, hırsızlık. Özel kasta nazaran daha yaygın olup, fail hangi sebeple suç işlerse işlesin sorumluluk doğar. 5237 sayılı TCK m.21/1 temel formatı genel kasıttır.
Genel Kast terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Genel Oy İlkesi
Genel Oy İlkesi, seçmenlik hakkının servet, eğitim, cinsiyet, ırk, dil, din, sosyal sınıf gibi kriterlere bağlanmaksızın belirli bir yaşı doldurmuş ve seçim ehliyetine sahip tüm yurttaşlara tanınmasını ifade eden, çağdaş demokratik seçim sistemlerinin temel anayasal ilkesidir; 1982 Anayasası m.67 uyarınca seçimler serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy esaslarına göre yapılır. Türkiye'de kadın oyu 1930 yerel ve 1934 milletvekili, seçme yaşı günümüzde 18'dir.
Genel Oy İlkesi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Genel Tehlike Vasıtalarıyla Öldürme
Genel tehlike vasıtalarıyla öldürme, kasten öldürme suçunun yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama veya nükleer/biyolojik/kimyasal silah kullanmak suretiyle işlenmesidir. TCK m.82/1-c düzenler; ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis. Vasıtanın birden fazla mağdura yayılma riski taşıması ağırlaştırma sebebidir. Sayılan vasıtalar tahdidi listedir; benzer ama farklı vasıtalar bu bende girmez.
Genel Tehlike Vasıtalarıyla Öldürme terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Gensoru
Gensoru, parlamenter hükümet sisteminde yasama organının Bakanlar Kurulunu veya bir bakanı güvensizlik oylamasıyla görevden düşürebildiği en ağır meclis denetim aracıdır; Türk anayasal tarihinde 1961 m.89 ve 1982 m.99'da düzenlenmiş olup 2017 Anayasa Değişikliği ile parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş sonrasında kaldırılmıştır. Günümüzde gensoru yolu yok; yürütmenin cezai sorumluluğu Meclis Soruşturması ve Yüce Divan ile işletilir.
Gensoru terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Gerçek Kişi
Gerçek kişi, TMK m.8 uyarınca sağ ve tam doğumla kişilik kazanan ve ölümle kişiliği sona eren insandır. Gerçek kişilik, hukuk düzeninin tanıdığı hak ve borç süjeliğinin insan varlığına bağlandığı temel kavramdır. Her gerçek kişi doğumla hak ehliyetine sahiptir; fiil ehliyeti ise ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlılık hâline göre belirlenir. Kişilik hakkı, ad üzerinde hak ve yerleşim yeri kurumları gerçek kişi statüsünün koruyucu unsurlarıdır.
Gerçek Kişi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Gerçekleşmemiş Sebebe Dayalı Zenginleşme
Gerçekleşmemiş sebebe dayalı zenginleşme, TBK m.77/1'in ikinci hâlidir; edimin ileride doğacak ya da gerçekleşecek bir sebebe dayanılarak yapıldığı, ancak beklenen sebebin hiçbir zaman gerçekleşmediği zenginleşme türüdür. Klasik adıyla condictio causa data causa non secuta olarak anılır; nişan hediyelerinin evlilik gerçekleşmediğinde iadesi tipik örneğidir. İfa anında geçerli sebep yoktur, beklenen sebep ortaya çıkmaz ve iade talebi doğar.
Gerçekleşmemiş Sebebe Dayalı Zenginleşme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Gerçek Olmayan Vekaletsiz İş Görme
Gerçek olmayan vekaletsiz iş görme (unechte Geschäftsführung), iş görenin kendi yararına veya kötüniyetle başkasının işini görmesi durumudur (TBK m.530-531). Gerçek vekaletsiz iş görmeden farkı, iş sahibinin yarar/farazi iradesine uygun olmamasıdır. İş sahibi, iş görenin elde ettiği kazançları kendisine teslim ettirmeye yetkilidir (m.530); ayrıca uğradığı zararların tazminini isteyebilir. m.531 ile sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
Gerçek Olmayan Vekaletsiz İş Görme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Gerçek Vekaletsiz İş Görme
Gerçek vekaletsiz iş görme (echte Geschäftsführung), bir kimsenin iş sahibinin yararına ve farazi iradesine uygun şekilde, yetki almaksızın başkasının işini görmesi durumudur. TBK m.526-528 arasında düzenlenir; iş gören sadakat, özen ve hesap verme borçlarına tabidir; iş sahibinin sonradan onay vermesi vekaletsiz iş görmeyi geriye etkili olarak vekalete dönüştürür (m.528). m.527 acil durumda iş görenin sorumluluğunu hafifletir; rasyonel müdahale rejimidir.
Gerçek Vekaletsiz İş Görme terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Gerekçeli Karar Hakkı
Gerekçeli karar hakkı, yargı mercilerinin verdikleri kararların hukuki ve maddi temellerini açıklamasını gerektiren anayasal güvencedir. Adil yargılanma hakkının alt unsurudur; Anayasa m. 141 mahkeme kararlarının gerekçeli yazılmasını zorunlu kılar. Kararın denetlenebilir olması, tarafların karara karşı başvurabilmesi ve keyfi yargılamadan korunmak için kritik bir usul güvencesidir.
Gerekçeli Karar Hakkı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Gereklilik İlkesi
Gereklilik ilkesi (zorunluluk ilkesi), aynı meşru amaca ulaşmak için temel hakka daha hafif bir biçimde dokunan alternatif bir aracın bulunmaması koşulunu gerektiren anayasal kriterdir. Ölçülülük ilkesinin üç alt unsurundan ikincisidir; elverişlilikten sonra, orantılılıktan önce uygulanır. Müdahalenin "en az aykırı alternatif" olup olmadığını sorgular.
Gereklilik İlkesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Geri Alım Hakkı (Vefa)
Geri alım hakkı (klasik adıyla vefa hakkı), satıcının daha önce sattığı bir taşınmazı tek taraflı irade beyanı ile geri satın alabilmesini sağlayan yenilik doğuran haktır (TBK m.240). Satış sözleşmesinde veya sonradan ayrı bir sözleşme ile kurulur; satıcı, kararlaştırılan bedeli ödeyerek taşınmazı yeniden mülk edinir. En çok 10 yıl süreyle kararlaştırılabilir. Yazılı şekilde kurulur; tapuya şerhle 10 yıl ayni etki kazanır ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelir.
Geri Alım Hakkı (Vefa) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Geri Alma Davası (Eşya)
Geri alma davası, zilyetliki gasp veya zorla kaybeden kişinin önceki zilyetlik durumuna iadesini talep ettiği özel bir davadır. TMK m.982-984 hükümleri uyarınca düzenlenmiş olup, mülkiyet ispatına gerek olmaksızın yalnızca eski zilyetlik durumuna dayalı olarak açılır; bu yönüyle istihkak davasından ayrılır ve zilyetliğin korunmasının somut bir aracıdır.
Geri Alma Davası (Eşya) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Geri Verme
Geri verme (iade-i mücrim, ekstradisyon), bir devletin ülkesinde bulunan ve başka bir devletin yargı yetkisinde suç işleyen kişinin, yargılanması veya hükmünün infazı amacıyla talep eden devlete teslim edilmesini ifade eden uluslararası ceza hukuku kurumudur. 5237 sayılı TCK m.18 düzenler. Türk vatandaşı kural olarak iade edilemez (1982 Anayasası m.38/9); ancak Uluslararası Ceza Divanı suçlarında istisna mümkündür ve iki yönlü cezalandırılabilirlik koşulu aranır.
Geri Verme terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Geriye Yürümezlik İlkesi
Geriye yürümezlik ilkesi, hukuk kurallarının yürürlüğe girdikleri tarihten önceki olgulara uygulanamayacağını ifade eden anayasal ilkedir. Hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkesinin zorunlu sonucudur. Bireyin mevcut hukuka göre davranışını planladığı gerçeğinden hareketle, sonradan çıkan kuralın geçmiş işlemleri aleyhe biçimde etkilememesini güvence altına alır.
Geriye Yürümezlik İlkesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Gizli Ayıp
Gizli ayıp, satılanın olağan inceleme ile fark edilemeyen, kullanım sırasında veya sonradan ortaya çıkan maddi ya da hukuki ayıbıdır (TBK m.223). Türk Borçlar Kanunu'nda alıcı, gizli ayıbı keşfettiği an derhal ayıp ihbarı yapmakla yükümlüdür; ihbar yapmazsa malı ayıbıyla kabul etmiş sayılır. Açık ayıptan farklı olarak ihbar süresi keşif anından işler. Bu ayıp türü tekeffül uygulamalarında sıkça gündeme gelir; üretim hatası, gizli kusur ve sonradan açığa çıkan hukuki engeller tipiktir.
Gizli Ayıp terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Gizli Oy ve Açık Oy
Gizli oy ve açık oy, yasama organlarında ve seçimlerde kullanılan iki temel oylama yöntemidir. Gizli oy, oy verenin tercihinin kimse tarafından bilinmemesini; açık oy ise tercihin kimsenin karşısında açıkça ifade edilmesini ifade eder. Türk hukukunda genel seçimlerde "serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel, açık sayım" ilkeleri esastır (Anayasa m. 67). TBMM'de ise istisnalar dışında açık oy uygulanır.
Gizli Oy ve Açık Oy terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Göçmen Kaçakçılığı
Göçmen kaçakçılığı, doğrudan veya dolaylı maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan bir yabancıyı ülkeye sokmak, ülkede kalmasına imkân sağlamak veya Türk vatandaşı veya yabancıyı yurt dışına çıkarmaktır. TCK m.79 düzenler; cezası üç yıldan sekiz yıla kadar hapis ve adli para cezası olup, mağdur hayatı tehlikeye düşürürse veya örgütlü işlenirse ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır.
Göçmen Kaçakçılığı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Gönüllü Vazgeçme
Gönüllü vazgeçme, failin teşebbüs aşamasında suçun icrasından kendi iradesiyle vazgeçmesi veya neticeyi engellemesidir. TCK m.36 uyarınca fail, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; ancak vazgeçmeden önceki hareketleri bağımsız bir suç oluşturuyorsa o suçtan sorumlu tutulur. İrade dışı engel sebepten farklı olarak vazgeçme failin iç dünyasından kaynaklanır ve cezalandırma kapısını kapatan kurumdur.
Gönüllü Vazgeçme terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Görev Suçları
Görev suçları, yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenen kişilerin görevleri sırasında işledikleri suçların Türk kanunlarına göre cezalandırılmasını öngören ve yabancı mahkeme kararının tanınmamasını içeren özel düzenlemedir. 5237 sayılı TCK m.10 hükmünde yer alır; failin görev kapsamında bulunması, yurt dışında işlenmiş olması ve aynı fiilden Türkiye’de yeniden yargılanma yapılması esastır.
Görev Suçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Görünüşe Güven
Görünüşe güven (TBK m.46/2, apparent authority), temsil yetkisi sona ermiş veya hiç bulunmadığı halde temsil olunanın davranışı, açıklamaları veya tutumu nedeniyle iyiniyetli üçüncü kişide yetkinin var olduğu izlenimini yaratan duruma uygulanan kuraldır. Üçüncü kişi iyiniyetli ise sözleşme bağlayıcı olur; temsil olunan iç ilişkide rücu hakkını kullanabilir.
Görünüşe Güven terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Götürü Bedel (Eser Sözleşmesi)
Götürü bedel (TBK m.480), eser sözleşmesinde sabit, değişmez bedel kararlaştırılmasıdır. Yüklenici eserin yapım maliyetinin artmasından zarara uğrasa bile sözleşmedeki bedeli kabul eder. Riski yüklenici taşır. Sadece sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülemeyen olağanüstü olaylar uyarlamaya yol açabilir (m.480/2 + m.138). İş sahibi tarafından bütçe planlamasını netleştiren, yüklenici tarafından maliyet riskini üstlenen rejimdir.
Götürü Bedel (Eser Sözleşmesi) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Götürü Satış
Götürü satış, satılanın miktarı tartı, ölçü, sayı veya başka kıstasla belirlenmeden bir bütün hâlinde belirli bir bedel karşılığı satıldığı satış türüdür (TBK m.215). Türk Borçlar Kanunu'nda götürü bedel, sözleşmenin yapıldığı anda kararlaştırılmış maktu fiyat olup miktar farklılıkları semene yansımaz. Alıcı önceden gözlem ve kontrolle riskini değerlendirir; sonradan miktar eksikliği veya fazlalığı kural olarak fiyatı değiştirmez. Götürü satış götürü iş sözleşmesinden net farklıdır.
Götürü Satış terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Grev Hakkı ve Toplu İş Sözleşmesi Hakkı
Grev hakkı ve toplu iş sözleşmesi hakkı, 1982 Anayasası'nın 53 ve 54. maddelerinde düzenlenen ve işçilere çalıştıkları işyerinde ekonomik-sosyal durumlarını koruma ve geliştirme amacıyla toplu sözleşme yapma, uyuşmazlık halinde kanuni grev hakkını tanıyan ikinci kuşak sosyal haktır. Sendika kurma hakkı ile birlikte sendikal özgürlüklerin üçlü sacayağını oluşturur; 2010 değişikliğiyle siyasi amaçlı grev yasağı anayasadan çıkarılmıştır.
Grev Hakkı ve Toplu İş Sözleşmesi Hakkı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Gün Adli Para Cezası Sistemi
Gün adli para cezası sistemi, TCK m.52'de düzenlenen adli para cezasının iki aşamalı hesaplanma yöntemidir. Önce hâkim 5-730 gün arası bir gün sayısı belirler (cezanın "süresi"); ardından her gün için 20-100 TL arası tutar tayin eder (cezanın "miktarı"). Toplam ceza bu iki değerin çarpımıdır. Sistem failin ekonomik gücüne göre orantılı cezalandırma sağlar; aynı suç için farklı gelir düzeylerindeki failler farklı tutar öder.
Gün Adli Para Cezası Sistemi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Güvenoyu
Güvenoyu, parlamenter sistemde hükümetin yasama organının güvenine dayanarak görev yapması ilkesi gereği, Bakanlar Kurulunun kurulmasının ardından veya görev sırasında TBMM'den aldığı destek oyu; 1982 Anayasasının 2017 değişikliği öncesinde Türk parlamenter sisteminin temel denetim ve meşruluk mekanizmasıydı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde güvenoyu kurumu bulunmamakta; yürütme doğrudan halkın oyundan meşruluk almaktadır.
Güvenoyu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Güven Teorisi
Güven teorisi (Vertrauenstheorie), bir irade beyanının hukuki anlamının makul muhatabın dürüstlük kuralı çerçevesinde beyandan ne anlaması gerektiğine göre belirlenmesini öngören Alman hukuku kökenli yorum doktrinidir. TBK m.18-19 kapsamında Türk hukukuna yansıyan bu teori; irade ile beyan arasında uyumsuzluk halinde dış görünüşe (beyana) üstünlük tanır. Ticari hayatın güvenliği ve karşı tarafın haklı güveninin korunması açısından temeldir.
Güven Teorisi terimi hakkında Detayları gör