Anayasa Hukuku
Danışma Meclisi (1982)
Danışma Meclisi, 12 Eylül 1980 askerî müdahalesi sonrasında 1982 Anayasasının hazırlanmasında sivil danışman kanat olarak kurulan meclistir. 29 Haziran 1981'de kuruldu. 160 üyeden oluştu ve tamamı Milli Güvenlik Konseyi tarafından atandı. Temsilciler Meclisi'nden farklı olarak doğrudan karar alma yetkisi değil, danışma ve tasarı hazırlama yetkisi verildi. 1982 Anayasası kabul edildikten sonra görevi sona erdi.
Danışma Meclisi (1982) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Danıştay
Danıştay, idari mahkemelerce verilen kararların son inceleme merciidir ve yasa ile gösterilen belli davalara ilk ve son derece mahkemesi olarak bakan anayasal yüksek mahkemedir (Anayasa m. 155). İdari yargı kolunun en üst yargı organıdır. Üyelerinin dörtte biri Cumhurbaşkanınca, kalanı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından seçilir. Cumhurbaşkanınca gönderilen kanun tasarıları ve tüzük tasarıları hakkında istişari görüş verir.
Danıştay terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Dar Bölge Seçim Sistemi
Dar bölge seçim sistemi, her seçim bölgesinden tek milletvekilinin seçildiği sistemdir. Çoğunluk seçim sistemi ile birlikte uygulanır genellikle. Seçmen-temsilci bağı güçlüdür; küçük bölge birimlerinde bireysel adayın yüzünü bilmeye dayalı bir seçim deneyimi yaratır. Birleşik Krallık, ABD ve Fransa klasik örneklerdir. Türkiye milletvekili seçiminde dar bölge sistemini uygulamaz; çok üyeli seçim bölgelerinde nispi temsil kullanır.
Dar Bölge Seçim Sistemi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dava Hakkı (Medeni)
Dava hakkı, sübjektif hakkını veya korunan hukuki yararını mahkeme önünde ileri sürerek hükmen koruma talep etme yetkisidir. Anayasal hak arama özgürlüğünün (AY m.36) yansıması olarak HMK m.114 dava şartları çerçevesinde işler; eda, tespit ve inşaî dava ayrımıyla yapısal sınıflandırılır. Sübjektif hak ile dava hakkı arasında öz/uygulama ilişkisi bulunur; ihlal hâlinde aktif hâle gelen talep hakkıyla bağlantılıdır.
Dava Hakkı (Medeni) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Dava Zamanaşımı
Dava zamanaşımı, suç işlendikten itibaren belirli süre geçtikten sonra kamu davasının açılamaması veya açılan davanın düşmesidir. TCK m.66'da düzenlenmiştir. Süreler suçun ağırlığına göre değişir: ağırlaştırılmış müebbet için 30 yıl, müebbet için 25 yıl, 20 yıl ve üzeri hapis için 20 yıl, 5-20 yıl arası için 15 yıl, 5 yıl altı için 8 yıl. Adli para cezası ve hak yoksunluğu için 8 yıl. Belirli ağır suçlarda zamanaşımı işlemez (m.76 — soykırım, insanlığa karşı suçlar).
Dava Zamanaşımı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Dayanışma Hakları (3. Kuşak)
Dayanışma hakları (üçüncü kuşak haklar), bireyden çok topluluk ve insanlığın tamamına yönelen, uluslararası işbirliği ve dayanışma gerektiren yeni haklardır. 20. yüzyılın ikinci yarısında, küreselleşme ve çevre sorunlarıyla birlikte gelişmiştir. Çevre hakkı, barış hakkı, kalkınma hakkı, insanlığın ortak mirası gibi haklar bu kuşağa aittir. Klasik ve sosyal haklardan süje ve koruma biçimi bakımından ayrılır.
Dayanışma Hakları (3. Kuşak) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Değer Artış Payı
Değer artış payı, eşlerden birinin diğerinin kişisel malına çalışma, para veya emek katkısı yapması durumunda katkı oranında talep ettiği alacak hakkıdır (TMK m.227). Mal rejiminin sona erdiği tarihteki rayic değere göre hesaplanır; katılma alacağından bağımsız doğar. Aynen iade veya bedel ödeme seçimi davalı eşe aittir; kişisel malın niteliği değişmez.
Değer Artış Payı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Değiştirilemez Hükümler
Değiştirilemez hükümler, Anayasanın m. 4'ü ile değiştirilemeyen ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen Anayasa m. 1 (Cumhuriyet), m. 2 (Cumhuriyetin nitelikleri) ve m. 3 (devletin bölünmez bütünlüğü, dili, bayrağı, marşı, başkenti) hükümleridir. Türk anayasal sisteminin sarsılmaz çekirdeğini oluşturur; AY m. 175 değişiklik usulüyle bile değiştirilemez. Doktrinde çifte revizyon yasağı kabul edilir: m. 4'ün önce değiştirilip sonra ilk üç maddenin değiştirilmesi de aykırıdır.
Değiştirilemez Hükümler terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Del Credere Sorumluluğu
Del credere sorumluluğu (TBK m.534), komisyon sözleşmesinde komisyoncunun üçüncü kişinin sözleşmeyi ifa etmesini garanti etmesidir. Kural değil; sadece ek ücret karşılığında veya ticari nitelik halinde uygulanır. Garantili komisyoncu, üçüncü kişi ödeme yapmazsa müvekkile karşı asli olarak sorumlu olur — kefaletten farkı budur (kefil fer'i, del credere asli).
Del Credere Sorumluluğu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Demokratik Devlet
Demokratik devlet, iktidarın halkın iradesine dayandığı, seçimle el değiştirebildiği, çoğulculuk, temel hak ve özgürlükler güvenceleri ve siyasi partilerin serbest rekabeti esasına dayanan devlet anlayışıdır. Anayasa m. 2'de Cumhuriyet'in niteliklerinden biri olarak düzenlenir ve Anayasa m. 4 ile değiştirilemez. Çoğunlukçu demokrasinin aksine çoğulcu (plüralist) modeli esas alır; militan demokrasi çerçevesinde anti-demokratik faaliyetlere karşı korunur.
Demokratik Devlet terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri
Demokratik toplum düzeninin gerekleri, Anayasa m. 13'te yer alan temel hakların sınırlanmasında uyulması gereken anayasal ölçütlerden biridir. Sınırlamanın demokratik devlet ilkesiyle uyumlu olması, çoğulcu demokrasinin temel değerlerine aykırı olmaması gerektiğini ifade eder. AİHS m.8-11'deki "zorunlu toplumsal ihtiyaç" (pressing social need) testiyle paralel işler. Hakkın özüne dokunma yasağı ve ölçülülük ilkesiyle birlikte anayasal sınırlama rejiminin üç sütunundan birini oluşturur.
Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Denetim Makamı Onayı
Denetim makamı onayı, vesayet altındakinin en kritik işlemleri için TMK m.464 hükmü uyarınca asliye hukuk mahkemesinden alınması gereken üst düzey onaydır. Vesayet altındakinin konutu olarak kullanılan taşınmazın satışı, vesayet altındakinin işletmeye sokulması gibi önemli kararlarda gerekli olup, üç aşamalı kontrol mekanizmasının (vasi izni + vesayet makamı izni + denetim makamı onayı) en üst basamağıdır.
Denetim Makamı Onayı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Denkleştirilecek Değerler (Mal Rejimi)
Denkleştirilecek değerler, Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi tasfiyesinde, kişisel mal ile edinilmiş mal arasında geçişler veya değer transferleri olduğunda dengeyi sağlamak için yapılan hesaplamayı ifade eder. TMK m.230 hükmü, eşlerin malvarlıklarının mal rejimi süresince değişmesinden kaynaklanan dengesizlikleri gidermek ve Katılma Alacağının hakkaniyete uygun hesaplanmasını sağlamak amacını taşır.
Denkleştirilecek Değerler (Mal Rejimi) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Denkleştirme (Yararların Düşürülmesi)
Denkleştirme (compensatio lucri cum damno), zarar gören kişinin aynı zarar verici olaydan elde ettiği yararların tazminat hesabından düşürülmesi ilkesidir. TBK m.52 doktrini gereği, mağdurun zenginleşmesi önlenir; ancak sigorta tazminatı, sosyal güvenlik ödemeleri ve üçüncü kişi yardımları gibi kalemlerin denkleştirilmesi Yargıtay HGK içtihadında tartışmalıdır.
Denkleştirme (Yararların Düşürülmesi) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Depozito (Güvence Bedeli)
Depozito (güvence bedeli), konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiracının kira borçları, kiralananı geri verme yükümlülüğü ve özen borcu gibi sorumluluklarına karşı kiraya verene verdiği maddi teminattır. TBK m.342, bu güvenceyi en fazla üç aylık kira bedeli ile sınırlamış ve nakit/kıymetli evrak şeklinde verilmesi durumunda kiracı adına vadeli mevduat hesabında saklanmasını zorunlu kılmıştır.
Depozito (Güvence Bedeli) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Depozitonun İadesi
Depozitonun iadesi, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmesinin sona ermesi üzerine depozito (güvence bedeli) olarak bankada kiracı adına saklanan paranın hangi koşullarda kiracıya geri ödeneceğini düzenler. TBK m.342/III, kiraya verenin kira sona erdikten sonra üç ay içinde icra takibi başlatmaması veya dava açmaması durumunda bankanın hâkim onayı olmadan depozitoyu doğrudan kiracıya iade etmesini emreder.
Depozitonun İadesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek
Dernek, TMK m.56 uyarınca gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere sürekli olarak birleşmesiyle oluşan tüzel kişiliktir. Dernekler tüzük hazırlayarak en büyük mülki idare amirliğine başvurur; eksiklik yoksa tescil ile tüzel kişilik doğar. Üye esaslıdır; gönüllülük, demokratik yönetim ve kâr amacı gütmeme ilkelerine tabidir. 5253 sayılı Dernekler Kanunu usulü düzenler; Anayasa m.33 dernek kurma özgürlüğünü güvence altına alır.
Dernek terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Denetim Kurulu
Dernek denetim kurulu, derneğin mali, idari ve hukukî işlemlerinin tüzüğe ve kanuna uygunluğunu denetleyen bağımsız organdır. TMK m.86 ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.9 hükümleri uyarınca düzenlenen kurul, en az üç asıl ve üç yedek üyeden oluşur; yönetim kurulundan bağımsız olarak genel kurul tarafından seçilir ve yıllık denetim raporunu genel kurula sunarak yönetimin ibrası sürecini başlatır.
Dernek Denetim Kurulu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Faaliyet Yasağı
Dernek faaliyet yasağı, Dernekler Kanunu (5253) m.30 ve TMK ilgili hükümleri kapsamında bir derneğin geçici olarak faaliyet yapmasının mahkeme kararıyla durdurulmasını ifade eden idari tedbirdir. Kapatma davasından farklı olarak tüzel kişilik sürer; ancak dernek hiçbir faaliyet yapamaz. İhtiyatî tedbir niteliğinde olup üç aya kadar uzatılabilir; ihlali halinde cezai sorumluluk doğar. Anayasa m.33 anayasal hak çerçevesinde dar yorumlanır.
Dernek Faaliyet Yasağı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Genel Kurulu
Dernek genel kurulu, derneğin en üst karar organıdır ve dernek üyelerinden oluşur. TMK m.74-78 ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.13 hükümleri uyarınca düzenlenen genel kurul, derneğin temel politikalarını belirler, yönetim ve denetim kurullarını seçer, tüzük değişikliklerine ve fesih kararlarına hükmeder; olağan ve olağanüstü olarak iki türde toplanır ve karar nisapları kanun ile tüzükçe belirlenir.
Dernek Genel Kurulu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Dernek Kurma Hürriyeti
Dernek kurma hürriyeti, herkesin önceden izin almaksızın dernek kurma, derneklere üye olma veya üyelikten ayrılma hakkıdır (Anayasa m. 33). Örgütlenme özgürlüğünün bir görünüm biçimi olan bu hak, demokratik toplum düzeninin temel araçlarındandır. AİHS m.11 ile uluslararası güvence altındadır. Demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde kanunla sınırlanabilir; derneklerin kapatılması ancak mahkeme kararıyla mümkündür.
Dernek Kurma Hürriyeti terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Kurma İzni
Dernek kurma izni, Anayasa m.33 ve Dernekler Kanunu (5253) çerçevesinde her vatandaşın önceden izin almaksızın dernek kurma hakkını ifade eden temel anayasal güvencedir. TMK m.61 hükmüne göre en az 7 kişi bir araya gelerek ortak amaca yönelik dernek kurabilir; tescille tüzel kişilik kazanılır. Bu hak idare tarafından kısıtlanamaz; ancak kanunun belirlediği özel hâllerde (suç gelirleri aklama, terörle mücadele) idari denetim mümkündür. Önceden izin esasından bildirim esasına geçilmiştir.
Dernek Kurma İzni terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Derneklerin Kapatılması Davası
Derneklerin kapatılması davası, Dernekler Kanunu (5253) ve TMK m.89 hükmü kapsamında bir derneğin kanuna, Anayasaya, ahlâka veya kamu düzenine aykırı faaliyette bulunması nedeniyle Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan ve mahkeme kararıyla derneğin tüzel kişiliğine son verilmesini sağlayan davadır. Asliye hukuk mahkemesinde görülür; karar kesinleştikten sonra dernek tasfiye edilir, malvarlığı tüzükteki amaca veya hâzineye dağıtılır.
Derneklerin Kapatılması Davası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Tasfiyesi
Dernek tasfiyesi, derneğin sona ermesi hâlinde tüzel kişilik devam ederken alacakların tahsil edilmesi, borçların ödenmesi ve kalan malvarlığının kanun ya da tüzükte belirlenen yere devredilmesi sürecidir (TMK m.108-110, Dernekler K. m.15). Tasfiye sırasında dernek hukukî kişiliğini "tasfiye amacıyla" sınırlı sürdürür ve tasfiye işlemleri tamamlanınca tüzel kişilik kesin olarak son bulur.
Dernek Tasfiyesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Tüzüğü
Dernek tüzüğü, derneğin amacı, üyelik koşulları, organları ve iç işleyişini belirleyen temel iç düzenlemedir (TMK m.58). Kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz; üye hakları ve görevleri, genel kurul yapısı, yönetim ve denetim kurulu, mali işleyiş, fesih ve tasfiye gibi konuları içerir. Tüzük genel kurul kararıyla değiştirilebilir; değişiklik nüfus müdürlüğüne bildirilir.
Dernek Tüzüğü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Üyeliğinin Sona Ermesi
Dernek üyeliğinin sona ermesi, üyenin kendi isteği ile çıkma, ölümü, çıkarılma veya derneğin sona ermesi ile gerçekleşir (TMK m.66-67). Çıkma yazılı bildirime tâbidir; çıkarılma ise tüzükte belirtilen haklı sebebe dayanır ve genel kurul kararı gerektirir. Üyelikten çıkan veya çıkarılan kişi dernek mal varlığında pay talep edemez; çıkarmaya karşı asliye hukuk mahkemesinde itiraz davası açılabilir.
Dernek Üyeliğinin Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dernek Yönetim Kurulu
Dernek yönetim kurulu, derneğin günlük yönetim işlerini yürüten, genel kurul tarafından seçilen icra organıdır. TMK m.85 ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu m.9 hükümleri uyarınca düzenlenen kurul, en az beş asıl ve beş yedek üyeden oluşur; derneği temsil etme, mali işlemleri yürütme, üyelik kayıt-iptal kararları alma, faaliyet raporu hazırlama gibi görevleri vardır ve genel kurula karşı sorumludur.
Dernek Yönetim Kurulu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
Destekten yoksun kalma tazminatı, haksız fiil sonucu ölen kişinin fiilî ve düzenli olarak destek sağladığı kişilerin uğradığı maddi kaybın tazminidir. TBK m.53/3 dayanağıyla istenir; mirasçılık sıfatından bağımsız, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Lehtarlar arasında eş, çocuk, anne-baba, fiilen bakılan kardeş ve Yargıtay HGK içtihadına göre nişanlı dahi sayılır. Hesaplama aktüer yöntemle (TRH 2010, destek payları, iskonto, SGK denkleştirmesi) yapılır.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Devlet Denetleme Kurulu
Devlet Denetleme Kurulu (DDK), idarenin hukuka uygunluğunun ve verimli işleyişinin sağlanması amacıyla Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak görev yapan anayasal denetim organıdır (Anayasa m. 108). Cumhurbaşkanı tarafından her türlü soruşturma, inceleme ve denetim yapmakla görevlendirilebilir. Silahlı kuvvetler ve yargı organları denetim alanı dışındadır. Üyeleri ve başkanı Cumhurbaşkanı tarafından atanır; kararları Cumhurbaşkanına rapor niteliğindedir.
Devlet Denetleme Kurulu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Devletin Bölünmez Bütünlüğü
Devletin bölünmez bütünlüğü, Türkiye Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu ifade eden anayasal ilkedir (Anayasa m. 3). Ülkesel (toprak bütünlüğü) ve milli (ulusal birlik) bütünlüğü kapsar. Anayasa m. 4 ile değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Üniter devlet yapısının anayasal güvencesidir; federal devlet veya bölgesel devlet modellerini dışlar. Milli egemenlik ve ulus devlet ilkeleriyle birlikte Türk anayasal düzeninin kurucu unsurlarındandır.
Devletin Bölünmez Bütünlüğü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerler
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler, özel mülkiyete konu olmayan, kamu yararına tahsis edilmiş ve Devletin denetim ve idare yetkisi altında bulunan taşınmazlardır. TMK m.715/1 dayanaklı bu kategori, Anayasa m.43 (kıyılar), m.168 (tabii servetler), m.169 (ormanlar) hükümleriyle desteklenir; mera, yaylak, kışlak, orman, deniz ve göl alanları, kıyı şeridi gibi alanları kapsar.
Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerler terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Devletin Pozitif Yükümlülüğü
Devletin pozitif yükümlülüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunması için devletin yalnızca müdahale etmeme (negatif yükümlülük) ile yetinmeyip aktif tedbirler alması gerektiğini ifade eden anayasal ve uluslararası hukuk ilkesidir. Koruma ödevi, önleyici tedbir alma, etkili soruşturma ve kurumsal güvence sağlama yükümlülüklerini kapsar. AİHM içtihadı bu doktrini Osman/Birleşik Krallık ve sonrası kararlarla somutlaştırmıştır; özellikle yaşam hakkı, işkence yasağı ve çevre hakkında uygulanır.
Devletin Pozitif Yükümlülüğü terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Devletin Sembolleri (Bayrak, Milli Marş, Başkent)
Devletin Sembolleri; 1982 Anayasası'nın m. 3'ünde düzenlenen bayrak, milli marş ve başkent kavramlarının anayasal güvenceye alındığı kurucu semboller bütünüdür. Anayasa m. 3'e göre Türk Devletinin bayrağı şekli kanunda belirtilen beyaz ay yıldızlı al bayrak, Milli Marşı İstiklal Marşı ve başkenti Ankara'dır. Bu semboller m. 4'teki değiştirilemez hükümler kapsamında koruma altında olup Türk Devletinin kimliğini ve bütünlüğünü temsil eden en sıkı anayasal güvencelerdir — hâkimlik rehberi.
Devletin Sembolleri (Bayrak, Milli Marş, Başkent) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Devletin Tapu Sicili Sorumluluğu
Devletin Tapu Sicili Sorumluluğu, TMK m.1007 uyarınca Tapu Sicili'nin tutulmasından doğan tüm zararlardan Devletin kusursuz sorumlu tutulduğu özel rejimdir. İyiniyetli üçüncü kişi koruması (Tapu Siciline Güven İlkesi) nedeniyle Yolsuz Tescil düzeltilemediğinde, gerçek malik için kalan tek yol Hazineye karşı bedel davasıdır.
Devletin Tapu Sicili Sorumluluğu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Devletin Temel Amaç ve Görevleri
Devletin Temel Amaç ve Görevleri, 1982 Anayasası'nın m. 5'te düzenlenen ve Türk Devletinin anayasal varlık sebebini belirleyen temel ilkedir. Devlet; milli bağımsızlık ve bütünlük, ülkenin bölünmezliği, Cumhuriyet ve demokrasinin korunması, toplumun refah ve huzurunun sağlanması ve kişinin temel hak ve hürriyetlerini kısıtlayan sosyal-ekonomik engellerin kaldırılmasıyla yükümlüdür; klasik koruyucu işlevin yanında pozitif yükümlülükleri kapsayan bütünsel çerçevedir.
Devletin Temel Amaç ve Görevleri terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Devletleştirme
Devletleştirme, kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüslerin, kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde AY m. 47 uyarınca kanunla devlete geçirilmesi işlemidir. Mülkiyete değil ekonomik teşebbüse yönelen bir el koyma biçimidir; gerçek karşılığı kanunda gösterilen usul ve esaslara göre ödenir. Kamulaştırmadan farkı, taşınmaz yerine kamu hizmeti gören ekonomik işletmeyi konu edinmesidir; hukuk devleti ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde yargısal denetime tabi bir iktisadi anayasal araçtır.
Devletleştirme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Devredene Yapılan İfa
Devredene yapılan ifa, alacağın devrini bilmeyen iyi niyetli borçlunun bildirim öncesi eski alacaklıya yaptığı ifanın borçtan kurtarıcı sayılması ilkesidir (TBK m.186). Borçlu, devirden öğrenene veya bildirim alana kadar eski alacaklıya iyi niyetle yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur. Bildirim sonrası eski alacaklıya yapılan ifa borç söndürmez; borçlu yeni alacaklıya ifa zorunluluğu altındadır. Bu mekanizma alacağın devrinde borçluyu koruyan en önemli kurallardandır.
Devredene Yapılan İfa terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Devredilemez Alacaklar
Devredilemez alacaklar, kanun gereği, sözleşme hükmü gereği veya işin niteliği gereği üçüncü kişiye geçirilemeyen alacaklardır (TBK m.183/2). Tipik örnekleri: nafaka, manevi tazminat, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar (kanunî yasak); pactum de non cedendo (sözleşmesel yasak); kişisel hizmet sözleşmesinden doğan emek alacakları (işin niteliği gereği). Bu alacaklara yönelik temlik sözleşmesi geçersizdir; alacak devralana geçmez ve borçlu eski alacaklıya ifaya devam eder.
Devredilemez Alacaklar terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Devre Mülk Hakkı
Devre mülk hakkı, bir taşınmazın yıl içinde belirli sürelerle birden fazla kişi tarafından dönüşümlü olarak kullanılmasını sağlayan, paylı mülkiyetin özel bir biçimini oluşturan ayni haktır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.57-65 ve TMK m.692 hükümlerine dayanan devre mülk hakkı, özellikle tatil amaçlı kullanılan taşınmazlarda yaygın olup tapuda bağımsız tescil edilebilir.
Devre Mülk Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Devre Tatil Hakkı
Devre tatil hakkı, bir tatil ünitesinin yıl içinde belirli sürelerle kullanılması yetkisini sözleşme yoluyla sağlayan şahsi nitelikli bir haktır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.50/B ve Devre Tatil Yönetmeliği ile düzenlenmiş olup Devre Mülk Hakkından farklı olarak ayni nitelik taşımaz, tapuya tescil edilmez ve sözleşmenin sona ermesiyle birlikte sona erer.
Devre Tatil Hakkı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
D'Hondt Sistemi
D'Hondt Sistemi, Belçikalı matematikçi Victor d'Hondt'un 1878'de geliştirdiği ve nispi temsil sistemlerinde partilere düşen milletvekili sayısını hesaplamakta kullanılan en büyük ortalama yöntemidir; parti oyları ardışık tam sayılara bölünerek sıralanır ve en yüksek ortalamalar koltuğa dönüşür. Türkiye'de 2839 sayılı Kanun gereği seçim barajını aşan partiler arasında uygulanır; büyük partiye hafif pozitif sapma (ikramiye etkisi) yaratır.
D'Hondt Sistemi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Dilekçe Hakkı
Dilekçe Hakkı, vatandaşların ve karşılıklılık esası ile yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM'ye yazı ile başvurma ve gerekçeli yanıt alma hakkını ifade eden anayasal katılma hakkıdır; 1982 Anayasası m.74'te düzenlenmiş olup 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ile somutlaşmıştır ve temsili demokrasi ile bireyin kamu yönetimine doğrudan erişimi arasındaki köprüdür.
Dilekçe Hakkı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Din ve Vicdan Hürriyeti
Din ve Vicdan Hürriyeti, her bireyin din, inanç ve kanaat sahibi olma, bu inancını değiştirme, tek başına veya topluca ibadet, öğretim ve uygulama biçiminde dışa vurma ve inancına göre eğitim görme haklarını kapsayan, 1982 Anayasası m.24 ile güvence altına alınmış klasik bir koruyucu haktır. Vicdani kanaate zorlayıcı müdahale mutlak biçimde yasakken dinin dışavurumu laiklik, kamu düzeni ve başkalarının hakları lehine sınırlanabilir; AİHS m.9 paralel korumayı kurar.
Din ve Vicdan Hürriyeti terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Diyanet İşleri Başkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı, 1982 Anayasası m.136 uyarınca genel idare içinde yer alan, laiklik ilkesi ışığında ve siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek görev yapan anayasal statüye sahip bir kamu kurumudur; 1924'te 429 sayılı Kanunla kurulmuş, 633 sayılı teşkilat kanunu ile somutlaşmıştır. İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını yürütür; Türk laiklik modelinin kurumsal yansıması olarak Cumhurbaşkanlığına bağlıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Doğal Semere
Doğal semere, bir eşyadan hukuki bir işlem aracılığı olmaksızın doğal yolla elde edilen ürünleri ifade eder. Tarladan toplanan ürün, ağaçtan koparılan meyve, hayvandan elde edilen süt ve yün, madenden çıkarılan cevher doğal semere örnekleridir. TMK m.685 hükmü ile düzenlenmiş olup, Hukuki Semereden farklı olarak hukuki işlem değil doğal süreç sonucu doğar; mülkiyet semere ile birlikte kazanılır.
Doğal Semere terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Doğrudan Demokrasi
Doğrudan demokrasi, halkın siyasi karar alma yetkisini temsilciler aracılığıyla değil, doğrudan kullandığı demokrasi biçimidir. Antik Atina'nın "agora" modeli ile sembolleşir. Modern çağda referandum, halk teşebbüsü, halk vetosu ve geri çağırma gibi kurumlarla sınırlı ölçüde uygulanır. İsviçre doğrudan demokrasinin en gelişmiş modern örneğidir. Tam doğrudan demokrasi pratikte büyük ölçekli devletlerde uygulanabilir değildir.
Doğrudan Demokrasi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Doğrudan Kast
Doğrudan kast, ceza hukukunda failin suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilerek ve sonucu doğrudan iradeyle istemesi durumunu ifade eden temel kasıt türüdür. 5237 sayılı TCK m.21/1 düzenler. Failin amacı sonucun gerçekleşmesi olup, sonuç ister birinci derecede istenen olsun ister zorunlu yan etki olsun bilme ve isteme bir aradadır; tam cezayı gerektirir.
Doğrudan Kast terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Doğrudan Temsil
Doğrudan temsil, temsilcinin temsil olunanı açıkça belirterek üçüncü kişiyle sözleşme kurmasıdır. Sonuçlar doğrudan temsil olunan ile üçüncü kişi arasında doğar; temsilci sözleşmeye taraf olmaz (TBK m.40). Vekâletname ile yapılan işlemler tipik doğrudan temsil örnekleridir. Üçüncü kişi temsilcinin yetkisini güvenle araştırma yükümü taşır. Yetkisiz temsil veya yetki aşımı durumlarında işlem askıda hükümsüzdür; icazetle geriye etkili geçerli kılınabilir.
Doğrudan Temsil terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Doğrudan Uygulanan Kurallar
Doğrudan uygulanan kurallar, MÖHUK m.6 hükmü kapsamında yabancılık unsuru olsa bile MÖHUK bağlama kurallarına bakılmaksızın Türk hukukunun her durumda uygulanan zorunlu kurallarıdır. Tarafların hukuk seçimi de bu kuralları bertaraf edemez. Tüketici koruma, iş hukuku işçi koruyucu hükümleri, KVKK, ihracat-ithalat sınırlamaları gibi kamu yararını içeren düzenlemeler bu kapsamdadır. Kamu düzeni istisnasından yapısal olarak farklıdır; proaktif niteliktedir.
Doğrudan Uygulanan Kurallar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Doğrudan Zarar
Doğrudan zarar, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılığın ilk-derece, aracısız sonucu olarak mağdurun malvarlığında meydana gelen ve fiille arasında doğrudan illiyet bulunan eksilmedir. Çarpma sonucu kırılan araç, hırsızlık sonucu kaybedilen eşya tipik örnekleridir. Dolaylı zarardan farkı, türeme zincirinin kısalığında ve illiyet bağının doğrudanlığındadır. TBK m.49 vd. tüm doğrudan zararları kapsar; tazminat hakkı en güçlü hâliyle bu zarar türünde doğar.
Doğrudan Zarar terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Doğrudan Zilyet
Doğrudan zilyet, eşya üzerinde aracısız ve dolaysız fiilî tasarruf yetkisi bulunan zilyettir (TMK m.975). Eşyayı fiilen elinde tutan, kullanan ve dışa karşı hâkimiyeti gösteren kişidir; tipik örneği kiracı, ariyet alan ve saklayandır. Dolaylı zilyetle birlikte iki katmanlı zilyetlik yapısını oluşturur ve zilyetlik davalarında aktif dava ehliyetine sahiptir.
Doğrudan Zilyet terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Doğum Tutanağı Tashihi
Doğum tutanağı tashihi, nüfus sicilinde kayıtlı doğum bilgilerinde (tarih, yer, ad, soybağı) yer alan hatalı veya eksik kayıtların mahkeme veya nüfus müdürlüğü kararıyla düzeltilmesidir. TMK m.39 ile 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m.36 hükümleri uyarınca düzenlenen tashih, maddi hata için idari yola, esaslı düzeltme (yıl/ay değişikliği gibi) için ise asliye hukuk mahkemesinde adlî yola tabidir.
Doğum Tutanağı Tashihi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Dokunulmaz Çekirdek Haklar
Dokunulmaz Çekirdek Haklar, olağanüstü hâller dahil hiçbir koşulda sınırlanamayan, askıya alınamayan mutlak nitelikteki temel hak ve özgürlüklerdir; 1982 Anayasası m.15/2 uyarınca savaş ve olağanüstü hâllerde dahi yaşam hakkına (savaş hukuku istisnası hariç), maddi ve manevi bütünlüğe dokunulamaz, kimse din-düşüncesini açıklamaya zorlanamaz, cezaların geriye yürümezliği ve masumiyet karinesi askıya alınamaz. AİHS m.15/2 paralel koruma sağlar.
Dokunulmaz Çekirdek Haklar terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Dolaylı Faillik
Dolaylı faillik, failin bir başkasını araç gibi kullanarak suç işlemesidir. TCK m.37/2 düzenlemesi gereği aracın iradi ehliyeti yoksa veya iradesi arka plandaki fail tarafından kontrol ediliyorsa, asıl fail dolaylı fail sıfatıyla tam suç cezasına tabi tutulur. Çocuk, akıl hastası, kasıt eksiği bulunan kişi, maddi olgu hatası içindeki kişi, zorlama altındaki kişi tipik araç örnekleridir.
Dolaylı Faillik terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Dolaylı Sebepsiz Zenginleşme
Dolaylı sebepsiz zenginleşme, edim hareketinin doğrudan iki taraf arasında değil, üç ya da daha fazla kişinin oluşturduğu bir zincir içinde gerçekleştiği ve hukuki sebep eksikliği nedeniyle iade talebinin hangi taraflar arasında kurulacağı sorununu doğuran üçgen ilişki kurgusudur; klasik kural, talebin yalnızca aralarında edim ilişkisi bulunan taraflar arasında ileri sürülebilmesi yönündedir.
Dolaylı Sebepsiz Zenginleşme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Dolaylı Temsil
Dolaylı temsil, temsilcinin kendi adına ve fakat temsil olunan hesabına işlem yapmasıdır. Sonuçlar önce temsilci üzerinde doğar, sonra iç ilişki çerçevesinde temsil olunan'a aktarılır. Komisyonculuk (TBK m.532), trustlık ve gizli temsil tipik örnekleridir. Üçüncü kişi temsil olunanın varlığını bilmez ya da bilmesi gerekmez. İç ilişkide temsil olunan, temsilciden işlem sonuçlarının kendisine devrini talep edebilir.
Dolaylı Temsil terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Dolaylı Zarar
Dolaylı zarar, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılığın doğrudan sonucundan türeyen ikincil-derece zarardır. Araç tamir süresince işten kalma kaybı, hasta yatış sürecinde kaybedilen iş geliri tipik örneklerdir. Yansıma zararı (Reflexschaden) ile karıştırılmamalıdır; yansıma zararı üçüncü kişide doğar, dolaylı zarar mağdurun kendisinde. Tazmin için uygun illiyet bağı kriteri sıkı uygulanır; TBK m.114 öngörülebilirlik testi devreye girer.
Dolaylı Zarar terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dolaylı Zilyet
Dolaylı zilyet, eşya üzerinde bir başka kişi (doğrudan zilyet) aracılığıyla fiilî hâkimiyet kuran zilyet türüdür (TMK m.975). Tipik örneği kiraya veren malik; kiralayanın eşyası üzerinde sürekli dolaylı zilyetliğe sahiptir ve kiracı ile birlikte iki katmanlı zilyetlik yapısı oluşur. Dolaylı zilyetlik için ayni hak veya hukuki ilişki temeli gerekir.
Dolaylı Zilyet terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dominium (Mülkiyet)
Dominium (Latince "mülkiyet"), Roma hukukunun en kapsamlı ve mutlak nitelikli ayni hakkıdır. Sahibine eşya üzerinde kullanma (uti), yararlanma (frui) ve tasarruf etme (abuti) yetkilerini tanıyan bu hak; modern Türk hukukunda mülkiyet adıyla TMK m.683 hükmüyle düzenlenir. Possessio (zilyetlik) ile farklı, mülk sahipliği ile zilyetlik birbirinden bağımsız hukuki durumlardır; dominium erga omnes etkili mutlak hak niteliği taşır.
Dominium (Mülkiyet) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Dönme Cezası
Dönme cezası, TBK m.179/3 hükmünde düzenlenen ve borçluya, kararlaştırılan ceza miktarını ödeyerek sözleşmeden tek taraflı dönme yetkisi tanıyan cezai şart türüdür. Bu tipte tercih hakkı borçludadır: borçlu cezayı ödediğinde sözleşmeden döner ve asıl edimi yerine getirme yükümlülüğünden kurtulur. Dönme cezası cayma akçesinden farklıdır; çünkü cayma akçesi sözleşmenin kuruluşu sırasında verilir, dönme cezası ise sözleşme yapıldıktan sonra işler ve borçlunun iradi çıkış aracıdır.
Dönme Cezası terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Dönme Tazminatı
Dönme tazminatı, alacaklının TBK m.125/III uyarınca borçlu temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönmesi hâlinde, sözleşmenin geriye etkili olarak tasfiye edilmesi sonrasında menfi zararının (akit masrafları, ifa hazırlık giderleri, kaçırılan fırsatlar) tazminini istemesidir; karşı edimler iade edildikten sonra geriye yalnızca güven menfaatine dayalı bu tazminat kalır ve hâkimlik sınavının çekirdek konularındandır.
Dönme Tazminatı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dönüştürme
Dönüştürme (konversion), butlan veya kısmî hükümsüzlük durumunda geçersiz işlemin, geçerlilik şartlarını taşıyan farklı bir hukuki işleme dönüştürülerek hayatta tutulmasıdır. TBK m.27/2 hükmü kısmî hükümsüzlüğü, TMK m.539 ise resmî vasiyetin sözlü vasiyete dönüşümünü düzenler. Tarafların farazî iradelerinin yeni türü kabul edeceği varsayımı esastır; geçersiz türden geçerli türe geçişi sağlayan klasik bir doktriner araçtır.
Dönüştürme terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Dostane Çözüm (AİHM)
Dostane Çözüm (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki davalarda başvurucu ile davalı devletin karşılıklı anlaşarak dava sürecini sonlandırmasıdır; AİHS m.39'da düzenlenmiştir. Mahkeme, tarafların uzlaştığı çözümün insan haklarına aykırılık oluşturmadığına kanaat getirirse davayı listeden çıkarır. Dostane çözüm davayı hızlı sonlandırmayı ve yargılama yükünü azaltmayı amaçlar; tek taraflı beyanname (unilateral declaration) usulünden farklıdır.
Dostane Çözüm (AİHM) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Döviz Borcunda Seçimlik Yetki
Döviz borcunda seçimlik yetki, TBK m.99/2 hükmü uyarınca yabancı para borcunun ifa şekline ilişkin alacaklı veya borçluya tanınan tercih hakkıdır. Sözleşmede aynen ifa şartı (kabili kabz şartı) yoksa borçlu, döviz borcunu vade tarihindeki rayiç üzerinden TL ile ödeyerek borçtan kurtulabilir; alacaklı ise temerrüt halinde kur farkını seçme yetkisini elinde bulundurur.
Döviz Borcunda Seçimlik Yetki terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Dövizli Kira Bedeli
Dövizli kira bedeli, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kira tutarının yabancı para üzerinden kararlaştırılması durumunda uygulanacak özel rejimdir. Türk Borçlar Kanunu m.99/II ve m.344/IV hükümleri; ilk beş yıl boyunca sözleşmedeki yabancı para tutarının kararlaştırılan kurla ödenmesini, beş yıl sonunda ise TBK m.344 TÜFE sistemine geçilmesini emretmiştir.
Dövizli Kira Bedeli terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Dürüstlük Kuralı
Dürüstlük kuralı (objektif iyiniyet), TMK m.2/1 uyarınca herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken uymakla yükümlü olduğu genel hukuk ilkesidir. Sübjektif iyiniyetten farklı olarak kişinin bilgi durumunu değil; dürüst, makul bir kimsenin aynı koşullarda göstereceği davranışın objektif ölçüsünü esas alır. Kural, sözleşmelerin yorumlanması, edimin ifası, hakkın kullanılmasının sınırı ve ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesinin temel dayanağıdır.
Dürüstlük Kuralı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Düşme Kararı (AYM Bireysel Başvuru)
AYM düşme kararı, bireysel başvurunun esasa ilişkin inceleme yapma gereğinin ortadan kalkması halinde İçtüzük m.80 uyarınca verilen karar türüdür; başvurunun sarih olarak geri alınması, başvurucunun ölümü ve mirasçıların takip etmemesi, ihlalin kaynağı olan uyuşmazlığın idari veya yargısal yoldan çözümlenmesi ya da incelemeyi haklı kılacak başka bir neden kalmaması halinde uygulanır.
Düşme Kararı (AYM Bireysel Başvuru) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Düşünce ve Kanaat Hürriyeti
Düşünce ve Kanaat Hürriyeti, herkesin her türlü düşünce ve kanaat sahibi olma, kanaatini değiştirme, açıklamaya zorlanmama ve düşünce-kanaati sebebiyle kınanmama, suçlanmama, farklı muameleye tabi tutulmama haklarını kapsayan, 1982 Anayasası m.25 ile güvence altına alınmış mutlak nitelikte klasik bir koruyucu haktır; iç boyutu sınırlanamaz ve olağanüstü hâllerde dokunulmaz çekirdek haklar içinde yer alır. AİHS m.9 paralel korumayı sağlar.
Düşünce ve Kanaat Hürriyeti terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti (İfade Özgürlüğü)
Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti (İfade Özgürlüğü), herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla açıklama, aktarma ve yayma hakkını kapsayan temel bir klasik haktır; 1982 Anayasası m.26 ve AİHS m.10 ile korunur, demokratik toplumun vazgeçilmezidir. Hoşnutsuzluk yaratan ifadeyi de kapsar; sınırlamalar kanunilik, ölçülülük ve demokratik toplumda gereklilik ile denetlenir. Basın hürriyeti bu hakkın özgül yansımasıdır.
Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti (İfade Özgürlüğü) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Düzeltme ve Cevap Hakkı
Düzeltme ve cevap hakkı; gerçeğe aykırı bir yayın nedeniyle kişiliğine veya itibarına saldırıya uğrayan kimsenin, aynı yayın aracında kendi metnini yayımlatma hakkıdır. Anayasa m.32'de güvence altına alınmış, 5187 sayılı Basın Kanunu m.14'te ayrıntılandırılmıştır. Bu hakkın kullanımı kanunla düzenlenir; talep reddedilirse mahkeme kararıyla zorla yayım sağlanır. Hak hem kişilik haklarının hem de kamu denetiminin koruma aracıdır.
Düzeltme ve Cevap Hakkı terimi hakkında Detayları gör