Medeni Hukuk
Accessio (Birleşme)
Accessio (Latince "birleşme, eklenme"), Roma hukukunda iki eşyanın bir araya gelerek tek bir bütün oluşturduğu durumlarda mülkiyetin nasıl belirleneceğini düzenleyen klasik maksimdir. Türk hukukunda TMK m.722-724 haksız inşaat, TMK m.725 taşkın yapı ve bütünleyici parça hükümleri bu maksimi yansıtır. Tali şeyin asli şeye bağlanması (accessio cedit principali) prensibi modern Türk eşya hukukunun temel kurallarından biridir.
Accessio (Birleşme) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Açık Artırma Yoluyla Satış
Açık artırma yoluyla satış, satılanın halka açık şekilde tarif edilerek alıcılardan teklif alındığı, en yüksek teklifte bulunan kişiye ihale edildiği özel satış türüdür (TBK m.274-281). Türk Borçlar Kanunu'nda açık artırma iradi (özel) ve cebri (icra) olarak ikiye ayrılır; iradi açık artırmada satıcı şartları belirler, cebri açık artırmada İİK kuralları uygulanır. İhale anında sözleşme kurulur; ayıba karşı tekeffül kuralları cebri satışta sınırlandırılmıştır.
Açık Artırma Yoluyla Satış terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Açık Ayıp
Açık ayıp, satılanın olağan inceleme ile fark edilebilen, alıcının teslim aldığı an gözlemleyebileceği maddi veya hukuki ayıbıdır (TBK m.223). Türk Borçlar Kanunu'nda alıcı kontrol borcu çerçevesinde teslim sonrası malı incelemekle yükümlüdür; açık ayıp keşfedilirse derhal ayıp ihbarı yapılmalıdır. Aksi hâlde alıcı malı ayıbıyla kabul etmiş sayılır ve tekeffül haklarını yitirir. Açık ayıp ile gizli ayıp ayrımı, ihbar yükümünün zaman çerçevesini belirleyen kritik bir kavramdır.
Açık Ayıp terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Açıkça dayanaktan yoksunluk, bir bireysel başvurunun iddia edilen ihlali gösterecek asgari gerekçe ve delilden yoksun olduğu durumlarda uygulanan kabul edilemezlik sebebidir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddiasının ciddi bir anayasal mesele oluşturup oluşturmadığını ön incelemeyle belirler. Esas incelemeyi engelleyen filtre mekanizmalarındandır; iddia soyut veya dayanaksızsa başvuru reddedilir.
Açıkça Dayanaktan Yoksunluk terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Açık İrade Beyanı
Açık irade beyanı, bir kişinin iç iradesini doğrudan söz veya yazı yoluyla, açık ve anlaşılır biçimde dışa yansıtmasıdır. Hukuki işlemin tipik kurucu unsuru olarak TBK m.1 kapsamında sözleşmenin akdine zemin sağlar. Davranışla yapılan örtülü iradenin karşıtı olup; kanunun aksini öngörmediği hâllerde iki biçim hukuki sonuç bakımından eşittir. Şekil şartı arandığında resmî yazılı şekle uygunluk geçerlilik koşuludur.
Açık İrade Beyanı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Açık İrade Beyanı
Açık irade beyanı, kişinin sözleşme yapma iradesini doğrudan, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde sözle, yazıyla, işaretle veya benzeri vasıtalarla açıklamasıdır. TBK m.1 uyarınca açık beyan ile örtülü beyan eşit hukuki değere sahiptir; ikisi de sözleşmenin kurulması için yeterlidir. Açık irade beyanı; iradenin doğrudan ifadesi olduğu için yorum sorununa daha az yol açar ve ispat kolaylığı sağlar.
Açık İrade Beyanı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Açıklamada Yanılma
Açıklamada yanılma, kişinin gerçek iradesi başka olmasına rağmen yanlış sözcük, rakam veya ifade kullanması suretiyle iradesini sakat olarak dış dünyaya yansıtmasıdır. TBK m.31 yedi tipik hâli sayar (niteliğinde, konusunda, miktarında, tarafında, sayısında, ehemmiyetli vasıflarda yanılma). Bu hâller esaslı sayılır karinesi taşır ve iptal hakkı doğurur.
Açıklamada Yanılma terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Actio Libera in Causa
Actio libera in causa, Latince "sebebinde özgür eylem" anlamına gelen ve ceza hukukunda kişinin kusur yeteneğini iradi olarak kaybettiği durumda işlediği suçlardan tam sorumlu tutulmasını ifade eden klasik doktrindir. 5237 sayılı TCK m.34/2 (iradi alkol/uyuşturucu) bu doktrinin somutlaşmasıdır. Kişi sebebinde (alkol alma anında) özgür iradeye sahip olduğu için sonradan kaybedilen yetenek sorumluluğu kaldırmaz.
Actio Libera in Causa terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adam Çalıştıranın Sorumluluğu
Adam çalıştıranın sorumluluğu, TBK m.66 uyarınca işveren konumundaki kişinin çalışanının işin görülmesi sırasında üçüncü kişilere verdiği zarardan kusura bakılmaksızın sorumlu tutulduğu özen sorumluluğu rejimidir. Adam çalıştıran, çalışan seçiminde, talimat verilmesinde ve denetiminde gereken her türlü özeni gösterdiğini ispatlayarak kurtuluş kanıtı sunabilir; ancak Yargıtay bu kanıtı pratikte oldukça dar yorumlamaktadır.
Adam Çalıştıranın Sorumluluğu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ad Değiştirme
Ad değiştirme, kişinin adı veya soyadını mahkeme kararıyla yeniden belirlemesidir (TMK m.27, NK m.36). Haklı sebepler aranır: gülünç, garip, ahlaka aykırı, yanlış yazılmış, başka adla tanınma gibi. Asliye hukuk mahkemesinde dava açılır; Cumhuriyet Savcısının ve nüfus müdürlüğünün görüşü alınır. Ad değiştirme tüzel kişilerin de hakkıdır; sicil tescili gerekli.
Ad Değiştirme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Kefalet
Adi kefalet, kefalet sözleşmesinin kanuni varsayılan türüdür. TBK m.585 uyarınca kefilin tartışma def'i vardır: alacaklı önce asıl borçluya icra takibi yapmalı ve iflas takibini tamamlamalıdır; ancak ondan sonra kefile başvurabilir. "Müteselsil kefil" ibaresi kefalet senedinde el yazısıyla yer almıyorsa kefalet otomatik adi kefalet sayılır — bu kefilin lehine sonuç doğurur.
Adi Kefalet terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Adil Yargılanma Hakkı
Adil yargılanma hakkı, herkesin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde makul süre içinde, hakkaniyete uygun ve aleni biçimde yargılanma güvencesidir. Anayasa m. 36'da "meşru vasıta ve yollardan faydalanarak yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkı" olarak tanınmış; AİHS m.6 ile uluslararası güvence altına alınmıştır. Mahkemeye erişim, bağımsız-tarafsız mahkeme, makul süre, aleniyet ve silahların eşitliği temel unsurlarıdır.
Adil Yargılanma Hakkı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklığın Kuruluşu
Adi ortaklığın kuruluşu, adi ortaklık sözleşmesinin şekil özgürlüğü ile sözel, yazılı veya zımni olarak gerçekleştirilmesidir (TBK m.620-621). Sicil tescili zorunlu değildir; ticari amaç yoksa adi ortaklık karinesi işler. Karşılıklı katkı taahhüdü ve ortak amacın belirlenmesi yeterlidir; tarafların iradelerinin birleşmesi sözleşmeyi kurar.
Adi Ortaklığın Kuruluşu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklığın Malvarlığı (Elbirliği)
Adi ortaklığın malvarlığı, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı için ortaklara elbirliği mülkiyeti rejiminde aittir (TBK m.638). Tasarruf işlemleri (satış, ipotek, devir) oy birliği gerektirir; pay devri tüm ortakların onayını arar. Bu rejim paylı mülkiyetten (MK m.688) farklıdır — orada her ortak kendi payı için tasarruf yapabilir.
Adi Ortaklığın Malvarlığı (Elbirliği) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklığın Sona Ermesi
Adi ortaklığın sona ermesi, adi ortaklık sözleşmesinin hukuki varlığını yitirmesidir (TBK m.639). Yedi temel sebep: (1) amaç gerçekleşmesi/imkânsızlık, (2) süre dolması (belirli süreli ortaklıkta), (3) ortak ölümü (sözleşmede aksi yoksa), (4) ortak iflası, (5) oy birliği kararı, (6) mahkeme kararı (haklı sebep), (7) fesih bildirimi (belirsiz süreli).
Adi Ortaklığın Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Adi Ortaklık
Adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin emek veya sermayelerini ortak bir amaca ulaşmak için birleştirdikleri sözleşme tipi ortaklıktır (TBK m.620-645). Tüzel kişiliği yoktur; ortakların hak ve borçları doğrudan kendilerine ait olur. Ticari nitelik kazanmamış küçük girişimler ve geçici işbirliklerinde tercih edilir; her ortak elbirliği mülkiyet konumundadır.
Adi Ortaklık terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklık Katkı Payı
Adi ortaklık katkı payı, adi ortaklık kuruluşunda her ortağın ortak amaca sağladığı emek, mal, para veya hak katkısıdır (TBK m.621-622). Eşit katkı karinesi: sözleşmede aksi belirtilmedikçe ortaklar eşit sayılır. Aşkın katkıda fazla pay sözleşmeyle kararlaştırılabilir; aksi halde kâr-zarar eşit paylaşılır. Katkı borcunun zamanında ifa edilmesi zorunlu; ihlal halinde temerrüt faizi.
Adi Ortaklık Katkı Payı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklık Ortakların Borçları
Adi ortaklık ortakların borçları, adi ortaklık sözleşmesi kapsamında her ortağın yükümlülükleridir (TBK m.623-628). Dört ana borç: (1) katkı borcu — kararlaştırılan emek/mal, (2) sadakat (rekabet yasağı) (m.626), (3) özen borcu — kendi işlerinde gösterdiği özeni gösterme, (4) yönetim katılımı — ortaklık işlerinde aktif rol. Bu borçlar ortaklığın iç dengesini sağlar.
Adi Ortaklık Ortakların Borçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklıkta Çıkma-Çıkarılma
Adi ortaklıkta çıkma-çıkarılma, adi ortaklığın bütünlüğü içinde bir ortağın ortaklıktan ayrılması sürecini düzenler. Çıkma: kendiliğinden veya sözleşme şartına dayalı (sözleşmede saklı tutulmuş hak). Çıkarılma: haklı sebeple mahkeme kararıyla diğer ortaklar tarafından (örn. rekabet yasağı ihlali, sadakat ihlali). Pay hesaplaması: giriş + paylaşımdan pay - zararlar formülü.
Adi Ortaklıkta Çıkma-Çıkarılma terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklıkta Kâr ve Zarar Paylaşımı
Adi ortaklıkta kâr ve zarar paylaşımı, adi ortaklık faaliyetinden doğan ekonomik sonuçların ortaklar arasında dağıtılmasıdır (TBK m.623, 633). Eşit paylaşım karinesi (m.623): sözleşmede aksi yoksa ortaklar eşit paylaşır. Sözleşmeyle aksi serbest. Ancak societas leonina yasağı (m.633): sadece zarar paylaşan veya kâr paylaşımı tamamen reddedilen sözleşme batıldır.
Adi Ortaklıkta Kâr ve Zarar Paylaşımı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklıkta Müteselsil Sorumluluk
Adi ortaklıkta müteselsil sorumluluk, adi ortaklığın tüzel kişilik yokluğunun doğal sonucudur (TBK m.634). Üçüncü kişilere karşı her ortak tüm borçtan sorumludur; alacaklı her ortağa başvurabilir. İç rücu pay oranında işler. Bu kural ortakların kişisel mal varlığını risk altına sokar; limited/anonim şirketten en keskin ayrım. Müteselsil borçluluk hükümleri (m.166 vd.) uygulanır.
Adi Ortaklıkta Müteselsil Sorumluluk terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklıkta Tasfiye
Adi ortaklıkta tasfiye, adi ortaklığın sona ermesinden sonra mal varlığının tasfiye edilmesi sürecidir (TBK m.642-645). Sıralama emredici: (1) dış alacaklılar önce ödenir, (2) ortakların ortaklığa olan alacakları ödenir, (3) katkı iadesi yapılır, (4) kalan kâr/zarar sözleşmedeki orana göre paylaşılır. Tasfiye yöneticisi atanabilir; ortaklar süreci ortak yönetebilir.
Adi Ortaklıkta Tasfiye terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklıkta Yönetim
Adi ortaklıkta yönetim, adi ortaklığın iç işletim sistemini düzenler (TBK m.625-628). Kural olarak tüm ortaklar yönetime katılır; sözleşmeyle "yönetici ortak" atanabilir. Olağan işletim kararları için çoğunluk yeterli; önemli işlemler (mal devri, ipotek, sözleşme değişikliği) için oy birliği zorunlu. Üçüncü kişilere karşı temsil yönetici ortak veya yetkilendirilmiş ortağa aittir.
Adi Ortaklıkta Yönetim terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklık (TBK)
Adi ortaklık (TBK m.620-645), iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmeyi üstlendiği sözleşmedir. Tüzel kişiliği yoktur; TTK'daki ticari şirketlerden (kollektif, komandit, limited, anonim) keskin ayrımdır. Sözleşmede aksi belirtilmedikçe katkılar ve kâr-zarar eşit sayılır; üçüncü kişilere karşı ortaklar müteselsil sorumludur (m.634). Malvarlığı elbirliği mülkiyeti rejimine tâbidir (m.638).
Adi Ortaklık (TBK) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklık vs Elbirliği vs Paylı Mülkiyet
Adi ortaklık vs elbirliği vs paylı mülkiyet üçlü karşılaştırması, birden fazla kişinin mal üzerinde ortak hak sahibi olduğu üç farklı hukuki rejimi inceler. Adi ortaklık (TBK 620) — sözleşme temelli ortak amaç; elbirliği mülkiyeti (MK 701) — pay olmadan ortaklık (miras, aile mal birliği); paylı mülkiyet (MK 688) — her ortak kendi payı sahibi. Tasarruf rejimi ve pay devri kuralları her üçünde keskin farklılaşır.
Adi Ortaklık vs Elbirliği vs Paylı Mülkiyet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortaklık vs Ticari Şirket
Adi ortaklık vs ticari şirket karşılaştırması, TBK 620 ve TTK düzenlemelerinde yer alan ortaklık türlerinin keskin ayrımıdır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği yok, sicil tescili gerekmez, ortaklar müteselsil sorumlu. Ticari şirketler (kollektif, komandit, limited, anonim) tüzel kişilik kazanır, sicile tescil zorunlu, sorumluluk yapısı her şirket türüne göre farklılaşır. Hâkimlik klasik karşılaştırma sorularındandır.
Adi Ortaklık vs Ticari Şirket terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Ortakta Rekabet Yasağı
Adi ortakta rekabet yasağı, adi ortaklığın sadakat borcunun somut görünümüdür (TBK m.626). Ortak, ortaklığın faaliyet alanıyla ilgili işleri kendi hesabına yapamaz veya benzer işlerle uğraşarak ortaklığa zarar veremez; aksi halde kazancın ortaklığa devri, zarar tazmini ve haklı sebeple çıkarılma yaptırımlarıyla karşılaşır. Yasak ortaklık süresince devam eder.
Adi Ortakta Rekabet Yasağı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Vekalet vs Genel Vekalet
Adi vekalet, belirli bir iş veya işlem için verilen sınırlı kapsamlı vekalet; genel vekalet ise müvekkilin bütün işleri veya geniş bir yelpazedeki işlemler için verilen kapsamlı vekalettir. Doktrindeki bu ikili ayrım TBK m.504/1'in dar yorum kuralına göre değerlendirilir; kapsam tereddüdünde adi vekalet karinesi geçerlidir. Hâkimlik sınavının klasik tuzağı: m.504/2 özel yetki gerektiren işler için "genel vekaletname" yetmez.
Adi Vekalet vs Genel Vekalet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Adi Yazılı Şekil
Adi yazılı şekil, sözleşme metninin yazıya geçirilip borç altına giren tarafın el yazısıyla imzalamasıyla yetinilen, kanunun ek özel koşul aramadığı temel yazılı şekildir (TBK m.13-14). Metin matbu, daktilo, bilgisayar veya el yazısıyla yazılabilir; önemli olan imzanın el yazısı veya güvenli e-imza olmasıdır. Çoğu yazılı şekil kuralının varsayılan içeriğidir.
Adi Yazılı Şekil terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Adın Korunması
Adın korunması, TMK m.26 hükmüne göre kişinin adının haksız kullanımı veya itirazına karşı açılabilecek davalardır. Adın hak sahibi tarafından kullanılmaması, üçüncü kişi tarafından izinsiz kullanılması veya inkâr edilmesi hâlinde dava açılabilir; mahkeme adın taşınması veya kullanımının yasaklanmasına karar verir. Tüzel kişiler de adın korunması talep edebilir; ticari unvan benzer şekilde korunur.
Adın Korunması terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Adli Para Cezası
Adli para cezası, suç işleyen kişinin devlete belirli bir miktarda para ödemesi şeklinde uygulanan ana ceza türüdür. TCK m.52'de düzenlenmiştir. Gün sistemi temelinde hesaplanır: hâkim önce 5-730 gün arasında bir gün sayısı belirler, ardından her gün için 20-100 TL arası tutar tayin eder; toplam ceza bu iki değerin çarpımıdır. Hapis cezasıyla birlikte veya ayrı olarak öngörülebilir.
Adli Para Cezası terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Adli Para Cezasının Belirlenmesi
Adli para cezasının belirlenmesi, TCK m.52'de düzenlenen iki aşamalı süreçtir. Hâkim önce TCK m.61 ölçütlerine göre gün sayısını (5-730) belirler; ardından failin ekonomik durumunu dikkate alarak bir gün karşılığı tutarı (20-100 TL) tayin eder. Toplam ceza bu iki değerin çarpımıdır. Hâkim her iki aşamayı da kararında gerekçeli olarak göstermek zorundadır; salt yasal atıf yetersizdir.
Adli Para Cezasının Belirlenmesi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Adli Para Cezasının Hapse Çevrilmesi
Adli para cezasının hapse çevrilmesi, TCK m.52/5'te düzenlenen ve hükümlünün adli para cezasını ödememesi durumunda kalan tutarın hapis cezasına dönüştürülmesidir. Çevirme oranı her gün adli para = 1 gün hapis şeklindedir; ödenmemiş tutar TL olarak değil gün olarak hesaplanır. Çevrilen hapis cezası kapalı ceza infaz kurumunda infaz edilir; toplam süre 3 yılı geçemez. Cezanın caydırıcılığını güvence altına alan kritik bir kurumdur.
Adli Para Cezasının Hapse Çevrilmesi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Adli Para Cezasının Taksitlendirilmesi
Adli para cezasının taksitlendirilmesi, TCK m.52/4'te düzenlenen ve hâkimin hükümlünün ekonomik durumunu dikkate alarak adli para cezasını taksitlere böldüğü süreçtir. Toplam taksit süresi 2 yılı geçemez; her bir taksit süresi 1 ay ve 1 yıl arasında belirlenir. Taksit aksaması durumunda kalan tutarın tamamı muaccel olur ve ödeme yapılmaması durumunda hapse çevirme süreci işler. Failin ödeme gücüne göre uygulanır.
Adli Para Cezasının Taksitlendirilmesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Adli Yargı
Adli yargı, özel hukuk ve ceza hukuku uyuşmazlıklarının çözümlendiği yargı koludur. Anayasa m. 142 uyarınca genel yargı kolunu oluşturur; ceza mahkemeleri, hukuk mahkemeleri, sulh, asliye, ağır ceza, ticaret ve iş mahkemeleri gibi birimlerden meydana gelir. Yüksek mahkemesi Yargıtay'dır. İdari uyuşmazlıkların çözüldüğü idari yargının karşısında yer alır; yargı ayrılığı ilkesinin temelini oluşturur.
Adli Yargı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ad Üzerinde Hak
Ad üzerinde hak, TMK m.26-27 uyarınca kişiye tanınan ve ismini belirleme, kullanma ile korumaya ilişkin kişilik hakkıdır. Ad, kişinin kimliğini ve sosyal kimliğini temsil eder; haksız kullanım veya itiraz hâlinde mahkemece koruma ve tazminat talep edilebilir (TMK m.26). Ad değişikliği TMK m.27 uyarınca haklı sebep varsa mahkeme kararıyla mümkündür. Soyadı ayrıca 2525 sayılı Soyadı Kanunu ve TMK m.187 ile düzenlenir; AYM 2023 kararı evli kadın soyadını etkiledi.
Ad Üzerinde Hak terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aequitas (Hakkaniyet)
Aequitas (Latince "hakkaniyet, denklik"), Roma hukukunun temel maksimlerinden biri olup; ius civile (yazılı hukuk) katılığını yumuşatan ve somut adaleti sağlayan ilkeyi ifade eder. Modern Türk hukukunda hakkaniyet TMK m.4 takdir yetkisi, TBK m.51 hakkaniyet tazminatı ve TBK m.65 hakkaniyet sorumluluğu hükümlerinde somutlanır. Praetor hukukunun ius gentium ile ius civile arasında köprü kuran fonksiyonunu modern hâkimin takdir yetkisi devralır.
Aequitas (Hakkaniyet) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Affetme (Boşanma Engeli)
Affetme, boşanma sebebini öğrenen veya yaşayan eşin, bu sebebe rağmen evlilik birliğini sürdürme iradesini açık veya zımni olarak göstermesi durumunda, sonradan aynı sebebi boşanma davasında ileri sürememesini ifade eder. TMK m.161/2 hükmü zinada, m.162/2 hayata kast/onur kırıcı davranışta açık olarak düzenlenmiş bu kural, evlilik birliğinin korunması ve hakkaniyete dayalı temelle çelişen ileri sürmelerin engellenmesi amacını taşır.
Affetme (Boşanma Engeli) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Ağır Haksız Tahrik
Ağır haksız tahrik, ceza hukukunda failin işlediği suç ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa haksız tahrik durumunda özel indirim oranlarının uygulanmasını ifade eder. 5237 sayılı TCK m.29 başlangıcı düzenler. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18-24 yıl, müebbet hapis cezası yerine 12-18 yıl arası ceza verilir. Adi tahrikten farklı olarak özel oranlı sabit indirim sağlar.
Ağır Haksız Tahrik terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ağır Kusur
Ağır kusur (gross negligence + dolus), kasıt ve ağır ihmali kapsayan kusur derecesidir. TBK m.114 hükmüne göre kişi en sıradan dikkati dahi göstermemiş veya zararı bilerek istemişse ağır kusurludur. Sorumsuzluk anlaşması ile önceden kaldırılamaz (TBK m.115/1). Sigorta hukuku, tazminat indirimi ve uygulamada özel rejime tabidir. Hizmet ve eser sözleşmelerinde ağır kusur, sözleşmeden doğan tazminat sorumluluğunu ağırlaştıran temel ölçüttür.
Ağır Kusur terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, hükümlünün ömür boyu sıkı infaz koşullarında ceza infaz kurumunda kalması şeklinde uygulanan en ağır ceza türüdür. TCK m.47'de düzenlenmiştir. Şartla tahliye için en az 30 yıl çekilmesi gerekir. Kasten öldürme nitelikli hâlleri (m.82), Anayasa düzenini ihlal (m.302), devletin birliğini bozma (m.302) gibi en ağır suçlar için öngörülmüştür.
Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ahlaka Aykırılık
Ahlaka aykırılık, sözleşmenin toplumun genel ahlak değerlerine ters düşmesidir. TBK m.27/I uyarınca ahlaka aykırı sözleşmeler kesin hükümsüzdür (butlan). Ahlak; toplumun belirli bir tarihte ortak kabul ettiği iyi-kötü, doğru-yanlış değerleridir; pozitif hukuktan farklıdır. Fuhuş aracılığı, evlenme aracılığı yasağı (TBK m.524), rüşvet sözleşmesi tipik örneklerdir.
Ahlaka Aykırılık terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ahlaki Ödev İfası
Ahlaki ödev ifası, hukuken yaptırıma bağlı olmayan ancak toplumsal, ailevi veya dinsel ahlak gereği yapılması beklenen bir edimin yerine getirilmesidir. TBK m.78/2 hükmüne göre ahlaki ödevi yerine getirmek üzere yapılan ödeme sebepsiz zenginleşme yoluyla geri istenemez. Bu kural, dürüstlük ve sosyal dayanışma ilkeleri ile bağışlamadan ayrı bir ifa kategorisi yaratır.
Ahlaki Ödev İfası terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
AİHS 14. Madde: Ayrımcılık Yasağı
AİHS m.14 Ayrımcılık Yasağı, Sözleşme'nin diğer haklarının kullanımında her türlü ayrımcılığı yasaklayan "aksesuar" nitelikli haktır; tek başına değil, Sözleşme'nin başka bir maddesiyle birlikte ileri sürülebilir. Madde cinsiyet, ırk, din, dil, siyasi görüş, ulusal/sosyal köken, azınlık üyeliği, servet ve doğum temelinde ayrımcılığı yasaklar. Makul ve orantılı temeli olmayan farklı muamele AİHM içtihadında ihlal sayılır. 12. Protokol'ün genel ayrımcılık yasağından aksesuar niteliğiyle ayrılır.
AİHS 14. Madde: Ayrımcılık Yasağı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
AİHS Ek Protokolleri
AİHS Ek Protokolleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek haklar ya da usul değişiklikleri getiren uluslararası belgelerdir; toplam 16 protokol bulunmakta olup 14'ü yürürlüktedir. Normatif protokoller (1, 4, 6, 7, 12, 13) yeni haklar eklerken usul protokolleri (11, 14, 15, 16) Sözleşme'nin işleyiş yapısını düzenler. Türkiye bunların bazılarını onaylamıştır; hâkimlik sınavında onaylanmış olanlar önceliklidir ve hak katalogu açısından AİHS ile birlikte okunmalıdır.
AİHS Ek Protokolleri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Birliği
Aile birliği, evlenme ile kurulan ve eşler arası dayanışma, sadakat, yardım, ortak konut ve ortak yaşam yükümlülüklerine dayanan hukuki ilişki bütünüdür (TMK m.185-188). Eşler arası eşitlik ilkesi esastır; aile reisliği kurumu kaldırılmıştır. Aile birliği boşanma, ölüm veya evlenmenin butlanı ile sona erer. Birliğin sürekli sarsılması boşanmanın genel sebebidir; eşlerin yardım yükümlülüğü süreklidir.
Aile Birliği terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Hukukunda Yetki
Aile hukukunda yetki, boşanma, velayet, nafaka ve diğer aile davaları için yetkili mahkemenin belirlenmesidir (TMK m.168, m.401, m.576). Boşanmada eşlerden birinin yerleşim yeri; velayette çocuğun yerleşim yeri; vesayette kişinin yerleşim yeri; tereke davalarında mirasbırakanın son yerleşim yeri yetkilidir. Aile mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi görev yapar.
Aile Hukukunda Yetki terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Konutu
Aile konutu, Türk Medeni Kanunu m.194 hükmü ile özel koruma altına alınmış, eşlerin evlilik birliğinin merkezi olarak birlikte kullandıkları ve aile hayatının sürdürüldüğü konuttur. Eşlerden biri, diğerinin açık rızası olmaksızın aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, konutu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz. Mülkiyet veya kira hakkı hangi eşte olursa olsun koruma geçerlidir; tapu siciline aile konutu şerhi işlenerek üçüncü kişilere karşı etkinleştirilir.
Aile Konutu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Konutu Şerhi
Aile konutu şerhi, aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerine eşin talebi üzerine tapu siciline işlenen ve bu konutun diğer eşin onayı olmadan devir, ipotek ve önemli tasarruflara konu yapılamayacağını gösteren şerhtir (TMK m.194). Şerh, aile konutu korumasının üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini sağlar; eş onayı olmadan yapılan tasarruflar geçersizdir.
Aile Konutu Şerhi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Konutu Tahsisi (Boşanma)
Aile konutu tahsisi (boşanma), boşanma sürecinde Aile Konutu niteliğindeki taşınmazın, çocukların korunması ve hak sahibinin geçici barınma ihtiyacı çerçevesinde eşlerden birine geçici veya kalıcı olarak tahsis edilmesini ifade eder. TMK m.169 ve m.194 dayanaklı bu kurum, mal rejimi tasfiyesinden ayrı olarak hâkim takdiriyle düzenlenir; özellikle çocuklu eşlerde Çocuğun Üstün Yararı belirleyici rol oynar.
Aile Konutu Tahsisi (Boşanma) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Konutu Üzerinde Tasarruf Yasağı
Aile konutu üzerinde tasarruf yasağı, eşlerin yaşadığı konutun mülkiyet ya da kira hakkının sahibi olan eşin, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemeyeceği, konutu devredemeyeceği ya da üzerinde sınırlı ayni hak tesis edemeyeceğine ilişkin TMK m.194'te düzenlenen emredici aile hukuku kuralıdır. Diğer eşin rızası alınmadan yapılan tasarruf, aile mahkemesi tarafından iptal edilebilir.
Aile Konutu Üzerinde Tasarruf Yasağı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Konutu ve Ev Eşyasının Sağ Kalan Eşe Tahsisi
Aile konutu ve ev eşyasının sağ kalan eşe tahsisi, eşlerden birinin ölümü ile mal rejiminin sona ermesi sonrası, aile konutu ve içindeki ev eşyasının sağ kalan eşe öncelikli olarak tahsis edilmesini sağlayan kurumdur. TMK m.652 hükmü uyarınca düzenlenen bu özel hak, sağ kalan eşin barınma ve günlük yaşam ihtiyaçlarını korumak amacı taşır; sağ kalan eş bu yerleri kendi payı karşılığında devralabilir veya kullanım hakkı talep edebilir.
Aile Konutu ve Ev Eşyasının Sağ Kalan Eşe Tahsisi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Mahkemesi
Aile mahkemesi, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ile kurulan ve aile hukuku uyuşmazlıklarına bakmakla görevli özel asliye hukuk mahkemesidir. Boşanma, velayet, evlat edinme, soybağı, vesayet, mal rejimi tasfiyesi, nafaka davalarında yetkilidir. Hâkim, aile hukuku alanında deneyim ve uzmanlık sahibidir; gizlilik ve uzlaştırma esastır.
Aile Mahkemesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Ailenin Korunması Hakkı
Ailenin korunması hakkı, 1982 Anayasası'nın 41. maddesinde düzenlenen ve aileyi Türk toplumunun temeli sayan; devlete ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması, aile planlaması öğretim ve uygulamasını sağlama yönünde pozitif tedbirler alma ödevi yükleyen ikinci kuşak sosyal haktır. 2010 anayasa değişikliğiyle eşler arasında eşitlik ilkesi ve çocuğa yönelik istismar-şiddete karşı koruma ödevi de bu madde kapsamına dahil edilmiştir.
Ailenin Korunması Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aile Vakfı
Aile vakfı, ailenin ekonomik refahı ve sürekliliği için kurulan ve TMK m.105/2'de sınırlı sayıda hâl için kabul edilen vakıf türüdür. Aile bireylerinin eğitim, donanım, yardım ve sosyal refah amaçlarıyla kurulabilir; aile feodalitesinin önlenmesi için dar yorumlanır. Sağlararası veya ölüme bağlı olarak kurulabilir; mahkeme denetimine tâbidir ve ölüme bağlı kuruluşta saklı pay sınırı uygulanır.
Aile Vakfı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Akdi Faiz
Akdi faiz, tarafların sözleşme ile kararlaştırdığı ve para borcuna uygulanacak yıllık faiz oranıdır. TBK m.88 uyarınca akdi faiz oranı için üst sınır kanuni faizin %50 fazlası olarak belirlenmiş olup bu sınırı aşan kararlaştırmalar fahiş kabul edilir ve aşkın kısım batıldır. Akdi faiz, tarafların ekonomik dengesini koruma amacıyla mahkemece denetlenebilir.
Akdi Faiz terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Akdî Müteselsil Borç ile Haksız Fiil Müteselsil Sorumluluğu Farkı
Akdî müteselsil borç ile haksız fiil müteselsil sorumluluğu farkı, kaynak (sözleşme/kanun zorunlu), tür (tam/eksik teselsül tartışması), iç ilişkide pay belirleme (eşit pay vs. kusur oranı), defi ileri sürme rejimi ve yasal halefiyet işleyişi açısından ortaya çıkar. TBK m.162 vd. akdî teselsülü, TBK m.61-62 ise haksız fiilden müteselsil sorumluluğu düzenler. Hâkimlik sınavlarında ezberlenen klasik karşılaştırma noktasıdır.
Akdî Müteselsil Borç ile Haksız Fiil Müteselsil Sorumluluğu Farkı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Akıl Hastalarına Özgü Güvenlik Tedbiri
Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri, akıl hastalığı sebebiyle ceza ehliyeti olmayan kişiler için uygulanan rehabilitasyon ve koruma tedbirleridir. TCK m.57'de düzenlenmiştir. Yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda koruma altında bulundurma şeklinde uygulanır. Süresi belirsizdir; akıl hastalığının iyileşmesine veya toplum güvenliğine zarar vermeyecek hâle gelmesine kadar devam eder. Cezalandırma değil, tedavi ve koruma odaklıdır.
Akıl Hastalarına Özgü Güvenlik Tedbiri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Akıl Hastalığı
Akıl hastalığı, Türk Medeni Kanunu m.165'te düzenlenen ve eşlerden birinin iyileşmesi mümkün görülmeyen bir akıl hastalığına tutulması durumunda, hastalığın diğer eş için ortak hayatı çekilmez kılması hâlinde boşanma talep etme hakkı veren özel boşanma sebebidir. 1988 yılında 3444 sayılı Kanunla nisbî sebepten mutlak sebebe dönüştürülmüştür. Hastalığın üç yıldır devam etmesi, resmî sağlık kurulu raporu ile kesin olmak, iyileşmesinin mümkün olmadığı ve çekilmezlik unsuru birlikte aranır.
Akıl Hastalığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aktarmada Yanılma
Aktarmada yanılma (TBK m.33), iradenin haberci, posta, çevirmen veya başka bir aracı tarafından yanlış iletilmesidir. İrade sahibinin gerçek iradesi doğru oluşmuş ve doğru açıklanmış ancak iletim sürecinde bozulmuştur. Hüküm açıklamada yanılmaya benzer; iletilen yanlış beyanı yapan taraf iptal hakkını kullanabilir, kusurluysa menfi zarar öder. Aktarmada yanılma, esaslı yanılma rejiminin özel bir alt türü olarak değerlendirilir.
Aktarmada Yanılma terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Aktif Seçme Hakkı
Aktif seçme hakkı, vatandaşların siyasi seçimlerde oy kullanma hakkıdır. Seçme ve seçilme hakkının bireysel olarak oy kullanma boyutudur. Anayasa m. 67 ile güvence altındadır; "on sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir". Genel, eşit, gizli, tek dereceli, serbest ilkelerine dayanır.
Aktif Seçme Hakkı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Aktif Statü Hakları (Katılma Hakları)
Aktif statü hakları, bireyin devlet yönetimine katılmasını ve siyasi iradenin oluşumuna iştirak etmesini sağlayan temel haklardır. Georg Jellinek'in statü teorisinde status activus kategorisine karşılık gelir ve katılma hakları olarak da anılır. Seçme ve seçilme hakkı, siyasi parti kurma ve partilere üye olma, kamu hizmetlerine girme ile dilekçe hakkı bu kategorinin başlıcalarıdır. 1982 Anayasası'nın Dördüncü Bölümünde (m.66-74) "siyasi haklar ve ödevler" başlığı altında düzenlenmiştir.
Aktif Statü Hakları (Katılma Hakları) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alacağın Devri
Alacağın devri, alacaklının sahip olduğu alacak hakkını borçlunun rızasına bakılmaksızın bir başkasına (devralan) geçirmesini sağlayan tasarruf işlemidir (TBK m.183). Devir sözleşmesi yazılı şekilde yapılır ve alacağa bağlı fer'î haklar — faiz, kefalet, rehin gibi teminatlar — devralana otomatik olarak geçer. Borçlunun mevcut defi'leri korunur ve yeni alacaklıya karşı ileri sürülebilir; iyi niyetli borçlunun bildirimden önce eski alacaklıya yaptığı ifa borcunu sona erdirir.
Alacağın Devri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alacaklının Kefili Koruma Yükümü
Alacaklının kefili koruma yükümü, alacaklının asıl borca ilişkin rehinleri ve diğer teminatları kefile zarar verecek şekilde azaltmama yükümlülüğüdür (TBK m.592). Alacaklı teminatları serbest bırakır, ihmal eder veya değerini düşürürse kefilin sorumluluğu kayba uğrayan teminat oranında azalır. Bu kural alacaklının pasif değil aktif yükümlülüğüdür ve kefilin halefiyet hakkını korur.
Alacaklının Kefili Koruma Yükümü terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alacaklının Temerrüdü
Alacaklının temerrüdü (mora creditoris), borçlunun ifaya hazır ve istekli olmasına rağmen alacaklının haklı bir sebep olmaksızın ifayı kabul etmemesi veya ifayı engelleyici bir davranışta bulunmasıdır. TBK m.106 hükmü uyarınca borçlunun gereği gibi sunduğu edimi reddeden ya da kendisinden beklenen hazırlık fiilini yapmayan alacaklı temerrüde düşer. Borçlunun sorumluluğu hafifler, hasar ve masraf alacaklıya geçer.
Alacaklının Temerrüdü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Alacaklı Temerrüdü (Medeni Hukuk Atıf)
Medeni hukukta alacaklı temerrüdü, TBK m.106-108 ve TMK m.5 atfı uyarınca alacaklının haklı sebep olmaksızın ifayı kabule yanaşmaması veya kabul için gerekli işbirliğini yapmaması hâlinde ortaya çıkan rejimdir. Borçlu mahkeme yoluyla tevdi ile borçtan kurtulabilir; alacaklı risk transferi ve masraf yüklenir. Tevdi yeri TBK m.107 uyarınca borçlunun ifa yerindeki yetkili merci veya hâkim tarafından belirlenir.
Alacaklı Temerrüdü (Medeni Hukuk Atıf) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alacaklı Temerrüdünde Dönme
Alacaklı temerrüdünde dönme, karşılıklı edimleri içeren bir sözleşmede alacaklının ifayı haklı sebep olmaksızın kabul etmemesi sebebiyle borçluya tanınan sözleşmeden tamamen vazgeçme yetkisidir. TBK m.111 hükmü uyarınca borçlu, alacaklıya uygun bir mehil tanıyarak dönme bildiriminde bulunabilir; bu bildirim üzerine sözleşme geçmişe etkili biçimde sona erer ve karşılıklı iade yükümleri doğar.
Alacaklı Temerrüdünde Dönme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alacaklı Temerrüdünün Sonuçları
Alacaklı temerrüdünün sonuçları, TBK m.106 ve devamı hükümlerinde düzenlenir. Borçlunun sorumluluğu kasıt ve ağır kusurla sınırlanır, ifa için yapılan zorunlu masraflar alacaklıya yüklenir, edim konusunun hasarı alacaklıya geçer ve para borçlarında temerrüt faizi işlemez. Borçluya tevdi, satış ve karşılıklı edimli sözleşmelerde dönme imkânı tanınır.
Alacaklı Temerrüdünün Sonuçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aleat Sözleşme Tipolojisi
Aleat sözleşme tipolojisi, edimlerin karşılıklı dengesi rastlantıya bağlı olan sözleşme grubudur. TBK'da dört temel aleat sözleşme: (1) ölünceye kadar bakma (m.611), (2) ömür boyu gelir (m.607), (3) kumar ve bahis (m.604) ve TTK'da düzenlenen sigorta sözleşmesi. Aleat unsurlu sözleşmelerde m.28 ölçüsüz fayda kuralı uygulanmaz.
Aleat Sözleşme Tipolojisi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aleyhe Tasarruf
Aleyhe tasarruf, miras bırakanın bir mirasçısı aleyhine veya mirasla ilgili haklarını sınırlandıran tasarrufları ifade eder; Mirastan Iskat, Mirastan Yoksunluk ve Olumsuz Miras Sözleşmesi bu kapsamda değerlendirilir. Sınırlı sebeplerle ve katı şekil şartlarına bağlı olarak yapılabilir.
Aleyhe Tasarruf terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alıcının Seçimlik Hakları
Alıcının seçimlik hakları, satılanda ayıp tespit edilmesi ve usule uygun ayıp ihbarı yapılması durumunda alıcının dört seçenek arasında yenilik doğuran irade beyanıyla tercih edebileceği haklardır (TBK m.227): satıştan dönme, semenden indirim, onarım ve ayıpsız mislini isteme. Türk Borçlar Kanunu'nda bu seçimlik haklar tek taraflı kullanılır; satıcının onayı aranmaz. Hâkim, ayıbın niteliğine göre dönme yerine indirim seçeneğine yönlendirebilir (TBK m.227/2).
Alıcının Seçimlik Hakları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alıcının Semen Ödeme Borcu
Alıcının semen ödeme borcu, satış sözleşmesinde alıcının satıcıya kararlaştırılan bedeli ödeme yükümlülüğüdür (TBK m.234). Türk Borçlar Kanunu'nda alıcının temel asli edim borcu olup satıcının zilyetlik geçirme borcu ile karşılıklılık ilişkisi içindedir. Aksi kararlaştırılmadıkça eş zamanlı ifa kuralı uygulanır: alıcı semeni teslim ile aynı anda öder. Ödeme yeri TBK m.89'a göre alacaklının iş yeridir. Ödememe borçlu temerrüdü doğurur.
Alıcının Semen Ödeme Borcu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alım Hakkı (İştira)
Alım hakkı (klasik adıyla iştira hakkı), hak sahibinin tek taraflı irade beyanı ile bir taşınmazı, kararlaştırılan bedel karşılığında satın alabilmesini sağlayan tek taraflı yenilik doğuran haktır (TBK m.240). Önalım hakkından farkı, üçüncü kişiye satış koşuluna bağlı olmaması; hak sahibi her zaman tek taraflı beyanla satın alabilir. Yazılı şekilde kurulur, en çok 10 yıl süreyle kararlaştırılabilir, tapuya şerhle 10 yıl ayni etki kazanır.
Alım Hakkı (İştira) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Alkol-Uyuşturucu Bağımlısı Tedavi Tedbiri
Alkol-uyuşturucu bağımlısı tedavi tedbiri, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı bulunan suçlu için cezalandırma yerine veya yanında uygulanabilen rehabilitasyon ve tedavi tedbiridir. TCK m.191 (kullanma) ve özel kanunlar çerçevesinde değerlendirilir. Bağımlılık tedavisi sağlık kuruluşlarında yürütülür; tedavi süresi bağımlılığın derecesine göre belirlenir. Modern ceza hukukunun cezalandırma yerine rehabilitasyon yaklaşımının yansımasıdır.
Alkol-Uyuşturucu Bağımlısı Tedavi Tedbiri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Alt Kira
Alt kira, kiracının kiraya verenin yazılı rızasıyla kiralananın kullanımını veya yararlanmasını üçüncü bir kişiye bedel karşılığında bırakması işlemidir. Türk Borçlar Kanunu m.322 hükmünde düzenlenir; asıl kira sözleşmesi sürmeye devam ederken alt kiracı ile kiracı arasında ikinci bir kira ilişkisi kurulur. Asıl kiracı kiraya verene karşı borçlu kalmaya devam eder; alt kiracı ise asıl kiracıya karşı borçludur.
Alt Kira terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Amaçsal (Gai) Yorum
Amaçsal (gai) yorum, bir hukuk kuralının yasa koyucunun güttüğü amaç ışığında yorumlanmasıdır. Kuralın "ne dediği" yerine "ne amaçladığı" sorulur. Lafzi yorumun yetersiz kaldığı ya da adaletsiz sonuç doğuracağı hâllerde devreye girer. Anayasa yargısında ve temel hak yorumunda en güçlü yorum yöntemlerindendir; kuralın ruhunu metinden çıkarmayı amaçlar.
Amaçsal (Gai) Yorum terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ana-Baba-Çocuk Mali Yardım Yükümlülüğü
Ana-Baba-Çocuk Mali Yardım Yükümlülüğü, ana-baba ile çocuğun ekonomik durumlarına göre birbirlerine bakım sağlama yükümlülüğüdür; TMK m.327, m.364 hükümleri çerçevesinde uygulanır. Çocuk küçükken ana-babanın bakım yükümlülüğü; ana-baba muhtaç durumda ise çocuğun Yardım Nafakası ile destek sağlama yükümü doğar. Soybağı + güç oranı + muhtaçlık üçlüsü temel ölçütlerdir.
Ana-Baba-Çocuk Mali Yardım Yükümlülüğü terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasa
Anayasa, devletin temel yapısını, organlarının kuruluş ve işleyişini, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini ve iktidarın sınırlarını düzenleyen en üst hukuk normudur. Şekli anlamda anayasa özel ve nitelikli bir usulle kabul edilen yazılı belgeyi; maddi anlamda anayasa ise devletin temel kuruluşuna ilişkin yazılı veya yazısız tüm kuralları ifade eder. Türkiye'nin yürürlükteki anayasası 1982 tarihlidir ve Anayasa m. 175 uyarınca katı bir anayasadır.
Anayasa terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasacılık
Anayasacılık (constitutionalism), devlet iktidarının anayasal kurallarla sınırlandırılması gerektiğini savunan siyasi ve hukuki düşünce akımıdır. Sınırlı iktidar, kuvvetler ayrılığı, temel hak güvenceleri, hukuk devleti ve anayasa yargısını zorunlu unsur sayar. 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi m.16'daki formülasyon klasik tanımdır: "Hakların güvence altına alınmadığı ve kuvvetler ayrılığının belirlenmediği bir toplumda anayasa yoktur."
Anayasacılık terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasa Değişikliği
Anayasa değişikliği, yürürlükteki anayasanın belirli maddelerinin değiştirilmesi, yeni hüküm eklenmesi veya mevcut hükümlerin kaldırılması sürecidir. 1982 Anayasası'nda Anayasa m. 175'te düzenlenmiştir: TBMM üye tamsayısının 1/3'ü tarafından teklif, iki görüşme (48 saat ara), gizli oyla 3/5 ile 2/3 arası veya 2/3 üzeri çoğunlukla kabul edilir. Cumhurbaşkanı onaylayabilir, halkoyuna sunabilir veya geri gönderebilir. AYM yalnızca şekil yönünden denetler.
Anayasa Değişikliği terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasa Kimliği
Anayasa Kimliği (Constitutional Identity), bir anayasal düzenin özünü oluşturan ve anayasa değişikliği ya da uluslararası entegrasyon yoluyla ortadan kaldırılamayan temel değerler, ilkeler ve kurumsal yapıyı ifade eder. Kavram Alman Federal Anayasa Mahkemesi'nin Lizbon (2009) kararında sistemleştirilmiş ve AB hukuku ile ulusal anayasa hukuku arasındaki ilişkiyi çerçeveleyen kavram olarak yaygınlaşmıştır. Türk hukukunda AY m. 4 değiştirilemez maddeler anayasa kimliğinin ifadesidir.
Anayasa Kimliği terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasal Düzen
Anayasal düzen, bir devletin anayasasında öngörülen temel ilke, kurum ve kuralların bütününü ifade eden üst kavramdır. Devletin nitelikleri, kuvvetler ayrılığı, temel hak güvenceleri, devlet organlarının kuruluşu ve anayasa yargısını kapsar. Anayasanın bağlayıcılığı ilkesi (Anayasa m. 11) gereği tüm devlet organları ve kişiler bu düzene uymakla yükümlüdür. Sadece anayasa metni değil, anayasanın uygulanan ve yaşayan biçimi de anayasal düzenin parçasıdır.
Anayasal Düzen terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasal Kurum
Anayasal kurum, kuruluşu ve temel yapısı doğrudan Anayasa ile düzenlenen ve anayasal güvence altına alınmış kamu organ veya kuruluşudur. Kanunla kurulan kurumlardan farklı olarak kanunla kaldırılamaz; ancak Anayasa m. 175'teki anayasa değişikliği usulüyle kaldırılabilir veya temel yapısı değiştirilebilir. TBMM, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, HSK, Sayıştay, YÖK, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Kamu Denetçiliği Kurumu başlıca Türk anayasal kurumlarıdır.
Anayasal Kurum terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasal Şikayet (Bireysel Başvuru Usulü)
Anayasal şikayet, temel hak ve özgürlükleri kamu gücü tarafından ihlal edilen bireylerin, olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine doğrudan başvurabilmesini sağlayan olağanüstü hak arama yoludur. Alman hukukundaki Verfassungsbeschwerde, İspanyol hukukundaki recurso de amparo kurumlarının karşılığı olup Türk pozitif hukukunda "bireysel başvuru" adıyla 2010 anayasa değişikliğiyle benimsenmiş ve 23 Eylül 2012'den itibaren uygulanmaya başlamıştır.
Anayasal Şikayet (Bireysel Başvuru Usulü) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasa Mahkemesi
Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM içtüzüğünün Anayasa'ya uygunluğunu denetleyen, bireysel başvuruları inceleyen ve Yüce Divan sıfatıyla yargılama yapan anayasal yargı organıdır (Anayasa m. 146-153). 1961 Anayasası ile kurulmuş; 1982 Anayasası'nda korunmuş, 2010 ve 2017 değişiklikleriyle yapısı güncellenmiştir. 12'si Cumhurbaşkanı, 3'ü TBMM tarafından seçilen 15 üyeden oluşur.
Anayasa Mahkemesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasanın Bağlayıcılığı
Anayasanın bağlayıcılığı, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri hukuken bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ilkesidir (Anayasa m. 11/1). Anayasanın üstünlüğü ilkesinin (Anayasa m. 11/2) zorunlu tamamlayıcısıdır. Yalnızca devlet organlarını değil, gerçek ve tüzel kişileri de anayasal düzene uyum yükümlülüğü altına sokar.
Anayasanın Bağlayıcılığı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasanın Sözüne ve Ruhuna Uygun Yorum
Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun yorum, anayasa hükümlerinin yorumlanmasında hem metnin lafzi anlamının hem de anayasanın genel felsefesi, amacı ve sistematiğinin birlikte gözetilmesi gerekliliğini ifade eden yorum ilkesidir. Anayasa m. 11 ve Anayasa m. 138 uyarınca tüm devlet organlarının anayasayı hem sözüne hem ruhuna uygun biçimde uygulaması zorunludur. Anayasa Mahkemesi içtihadının temel yorum yöntemidir.
Anayasanın Sözüne ve Ruhuna Uygun Yorum terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasanın Üstünlüğü
Anayasanın üstünlüğü, normlar hiyerarşisinde anayasanın en üst sırada yer aldığı ve hiçbir kanun veya düzenleyici işlemin anayasaya aykırı olamayacağı temel ilkedir. Anayasa m. 11/2'de "Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz" hükmüyle açıkça ilan edilmiştir. Katı anayasa sisteminin mantıksal sonucu ve anayasa yargısının varlık nedenidir. Uluslararası andlaşmalar Anayasa m. 90/son ile kanun üstü değer kazanır, ancak anayasa üstü değildir.
Anayasanın Üstünlüğü terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasaya Aykırılık İtirazı
Anayasaya aykırılık itirazı, bir davada uygulanacak kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla mahkemenin bu hükmü Anayasa Mahkemesine taşıması mekanizmasıdır. Anayasa m. 152'de düzenlenen bu yol somut norm denetiminin işleyiş biçimidir. Taraflar iddiayı ileri sürebilir, ancak ciddilik değerlendirmesi ve başvuru yetkisi yalnızca mahkemeye aittir. AYM 5 ay içinde karar vermezse mahkeme mevcut hükme göre davayı sonuçlandırır.
Anayasaya Aykırılık İtirazı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasa Yargısı
Anayasa yargısı, anayasanın üstünlüğü ilkesinin fiilen uygulanmasını sağlayan yargısal denetim mekanizmalarının bütünüdür. Kanunların, CBK'ların, TBMM içtüzüğünün anayasaya uygunluğunun denetlenmesi; bireysel başvuruların incelenmesi ve Yüce Divan yargılaması bu yargı kolunun başlıca işlevleridir. Türkiye'de merkeziyetçi (Kelsen) model benimsenmiş olup anayasa yargısı münhasıran Anayasa Mahkemesi tarafından yürütülür. 1961 Anayasası ile kurumsal temele kavuşmuştur.
Anayasa Yargısı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Anayasaya Uygun Yorum Doktrini
Anayasaya Uygun Yorum Doktrini, bir kanunun anayasaya aykırı yorumları ile uygun yorumları varsa uygun yorumunun tercih edilmesini öngören anayasa yorumu ilkesidir; anayasaya aykırılık denetiminde "iptalden kaçınma" aracıdır. Norm uygun bir yorumla okunabiliyorsa AYM kanunu iptal etmek yerine bu yorumu benimser. İlke, anayasa-kanun ilişkisinde hiyerarşik üstünlüğün korunması ve yasama iradesi ile anayasal değerler arasındaki dengenin kurulmasına hizmet eder.
Anayasaya Uygun Yorum Doktrini terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Anlaşmalı Boşanma
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu m.166/3'te düzenlenen ve eşlerin boşanmanın tüm hüküm ve sonuçları üzerinde anlaşarak açtığı özel bir boşanma yoludur. En az bir yıllık evlilik, ortak başvuru veya açılan davanın diğer eşçe kabulü, hâkim huzurunda bizzat beyan ve hâkim tarafından uygun bulunacak mali ile çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren protokol kümülatif olarak aranır. Kusur incelemesi yapılmaz; hâkimin denetimi protokolün makul olması ve çocuk yararı ile sınırlıdır.
Anlaşmalı Boşanma terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Anlaşmalı Boşanma Protokolü
Anlaşmalı boşanma protokolü, Anlaşmalı Boşanma sürecinde eşlerin boşanmanın tüm sonuçları (mal paylaşımı, nafaka, velayet, tazminat) konularında karşılıklı uzlaşmalarını yazılı şekilde belgeleyen sözleşme niteliğindeki belgedir. TMK m.166/3 dayanaklı bu protokol, mahkemenin onayı ile bağlayıcı hâle gelir; içeriği eşlerin özgür iradeleriyle ve Çocuğun Üstün Yararı ilkesi gözetilerek hazırlanmalıdır.
Anlaşmalı Boşanma Protokolü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Anne-Babanın Miras Payı
Anne-babanın miras payı, mirasbırakanın altsoyu olmadığında ikinci zümre olarak devreye giren ana-babanın TMK m.496 uyarınca aldığı paydır. Ana-baba eş ile birlikte mirasçı olduklarında terekenin ½'sini eşit paylaşır; eş yoksa tamamını alır. Ölmüş ana veya babanın payı kendi altsoyuna (mirasbırakanın kardeşlerine) kök başına geçer; saklı pay yasal payın ¼'üdür.
Anne-Babanın Miras Payı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aplikasyon Krokisi
Aplikasyon krokisi, kadastro pafta üzerindeki sınırlandırma haritasında gösterilen sınırların saha üzerinde sınır taşı, demir kazık veya benzeri işaretlerle fiili olarak belirlenmesinin teknik gösterimidir. Sınır anlaşmazlıklarında pafta-saha uyumunun belgelenmesi için temel araçtır. Kadastro Müdürlüğü tarafından harita mühendisi marifetiyle düzenlenir; sınır tespiti davalarında bilirkişi tarafından kullanılan ana referans kaynağıdır.
Aplikasyon Krokisi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Ara Seçim
Ara seçim; Anayasa m.78 uyarınca TBMM'de boşalan milletvekilliklerinin doldurulması için yapılan seçimdir. Bir yasama döneminde ancak bir defa yapılabilir ve genel seçimden otuz ay geçmedikçe karar verilemez. Ancak boşalan milletvekilliği sayısı TBMM üye tam sayısının yüzde beşini bulduğu hâllerde, üç ay içinde ara seçim yapılması zorunludur. Genel seçime bir yıl kala ara seçim yapılamaz. Boşalmalar ölüm, istifa, mahkûmiyet veya milletvekilliğinin düşürülmesi ile olabilir.
Ara Seçim terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ardiye Sözleşmesi
Ardiye sözleşmesi (TBK m.573-575), genel ardiyecinin (umumi mağaza) ücret karşılığında müşterinin malını profesyonel saklama, gerekirse taşıma ve satışını üstlendiği özel saklama sözleşmesidir. Genel ardiyeci kusursuz sorumludur (yangın hariç). Makbuz senedi (warrant) ve rehin senedi düzenleyebilir; bu senetler ciro yoluyla devredilir, malın mülkiyeti veya rehin hakkını taşır. Ardiyeci ücret/masraf için mal üzerinde alıkoyma hakkına sahiptir.
Ardiye Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Arsa Payı
Arsa payı, Kat Mülkiyeti Kanunu (634) kapsamında bir bağımsız bölüm sahibinin anagayrımenkul arsası üzerindeki paylı mülkiyet oranını ifade eden klasik kavramdır. KMK m.3 hükmü her bağımsız bölüm için arsa payı belirlenmesini zorunlu kılar; bu oran tapu sicilinde tescil edilir ve kat mülkiyeti kuruluşunun temelidir. Arsa payı ortak gider dağıtımı, kurul oy hakkı ve değer biçilmesinde kullanılır.
Arsa Payı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Artmirasçı
Artmirasçı, mirasbırakanın TMK m.521 uyarınca terekenin önce belirli bir kişiye, daha sonra belirli bir koşulun gerçekleşmesi (genellikle ölüm) hâlinde başka bir kişiye geçeceğini düzenleyen ölüme bağlı tasarrufunda ikinci sıradaki kişidir. Asıl mirasçı (ön mirasçı) ile artmirasçı arasındaki düzenleme, mirasın iki aşamalı olarak intikal etmesini sağlar; uygulamada genellikle eş veya çocukların belirli bir süre yararlanması amaçlanır.
Artmirasçı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aşan Yetki
Aşan yetki (yetki aşımı), temsilcinin kendisine verilen yetkinin sınırlarını aşarak işlem yapmasıdır. Aşılan kısım yetkisiz temsil rejimine tabi olur (TBK m.46); sözleşme askıda hükümsüzdür. Temsil olunan icazet verirse aşan kısım da geçerli olur. Sözleşmenin bölünebilir olması halinde yetki içindeki kısım geçerli, aşan kısım askıda kalabilir. Yetki aşımı uyuşmazlıklarında üçüncü kişinin yetki sınırını araştırma yükü temel ölçüttür.
Aşan Yetki terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Asıl Borca Bağlı Hakların Sona Ermesi
Asıl borca bağlı hakların sona ermesi (TBK m.131), asıl borç herhangi bir nedenle sona erdiğinde ona bağlı fer'i hakların — işlemiş faiz, rehin, kefalet ve cezai şart gibi yan hakların — kural olarak kendiliğinden sona ermesini ifade eden temel ilkedir. Fer'i hak asıl borcun gölgesindedir; asıl borç söndüğünde fer'i hak da yaşam zeminini kaybeder. Ancak işlemiş faiz alacağı ve sözleşmenin ya da işin niteliğinden doğan istisnalar bu kuralı kırabilir.
Asıl Borca Bağlı Hakların Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Asıl Borcun Sona Ermesi — Kefalet Etkisi
Asıl borcun sona ermesi — kefalet etkisi, kefaletin fer'i niteliğinin doğal sonucudur (TBK m.600). Asıl borç ifa, ibra, takas, konfüzyon, yenileme, süre dolması veya yargı kararı ile sona erince kefalet de otomatik sona erer. m.601 ek koruma sağlar: asıl borçluya tanınan vade kefil için de işler. Asıl borçun kısmî sona ermesi kefaleti aynı oranda azaltır.
Asıl Borcun Sona Ermesi — Kefalet Etkisi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aşırı İfa Güçlüğü
Aşırı ifa güçlüğü (TBK m.138), sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan ve taraflarca öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir hâl nedeniyle borçludan ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde güçleşmesi durumudur. Roma hukukundan gelen "clausula rebus sic stantibus" ilkesini somutlaştıran bu kurum; ahde vefa ilkesinin (pacta sunt servanda) istisnası niteliğinde olup borçluya hâkimden uyarlama, mümkün değilse dönme veya sürekli edimlerde fesih talep etme hakkı tanır.
Aşırı İfa Güçlüğü terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aşırı İfa Güçlüğü Koşulları
Aşırı ifa güçlüğü koşulları (TBK m.138/1), kurumun uygulanabilmesi için aranan dört kümülatif şarttır: (1) sözleşme yapıldığında öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir hâlin ortaya çıkması, (2) bu hâlin borçludan kaynaklanmaması (kusursuzluk), (3) ifa istenmesinin dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde dengeyi değiştirmiş olması, (4) borçlunun ifasını henüz yapmamış veya haklarını saklı tutarak yapmış olması. Bir koşul eksikse uyarlama veya dönme istenemez.
Aşırı İfa Güçlüğü Koşulları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aşırı İfa Güçlüğünde Dönme
Aşırı ifa güçlüğünde dönme (TBK m.138/2 c.2), uyarlama mümkün değilse veya karşı taraftan beklenemeyecekse borçlunun, ânı edimli (sürekli olmayan) sözleşmelerden hâkim kararıyla dönme talep etme hakkıdır. Dönme, sözleşmenin geçmişe etkili olarak tasfiyesini sağlar; alınan edimler iade edilir, henüz ifa edilmemiş edimler ortadan kalkar. Sürekli edimli sözleşmelerde dönme yerine fesih uygulanır.
Aşırı İfa Güçlüğünde Dönme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aşırı Yararlanma
Aşırı yararlanma (gabin), bir tarafın diğerinin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanarak edimleri arasında açık nispetsizlik bulunan bir sözleşme yapmasıdır (TBK m.28). Zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilir veya edim oransızlığının giderilmesini isteyebilir. Beş yıllık hak düşürücü süre sözleşmenin yapılmasından itibaren işler.
Aşırı Yararlanma terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aşırı Yararlanma (Medeni Hukuk)
Aşırı yararlanma (gabin), TBK m.28 ve TMK m.5 atfı uyarınca bir tarafın darda kalma, deneyimsizlik veya hafiflikten yararlanılarak edimler arasında fahiş orantısızlık yaratılan medeni hukuk işlemlerinin iptal sebebidir. Hibe, mehir, mal rejimi sözleşmesi gibi alanlarda uygulanır; iptal süresi bir yıldır. Sözleşme tashih de istenebilir. Bir yıllık iptal süresi, aşırı yararlanmanın öğrenildiği günden itibaren işler ve hak düşürücüdür.
Aşırı Yararlanma (Medeni Hukuk) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Askeri Yargı
Askeri yargı, silahlı kuvvetler mensuplarının askeri suçları ve disiplin ihlalleriyle ilgili yargılama yapmak üzere kurulmuş özel yargı koludur. 2017 anayasa değişikliğiyle büyük ölçüde kaldırılmış; Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kapatılmıştır. Günümüzde yalnızca askerlik hizmetine ilişkin disiplin suçlarına bakan disiplin mahkemeleri ile savaş halinde kurulabilecek askeri mahkemeler (Anayasa m. 145) varlığını sürdürmektedir.
Askeri Yargı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Askıda Hükümsüzlük
Askıda hükümsüzlük, hukuki işlemin geçerlilik için aranan onay/iznin eksikliği nedeniyle geçici olarak hüküm doğurmadığı, ancak ilgili tarafça onaylanmasıyla baştan itibaren geçerli hâle geldiği yaptırımdır. Sınırlı ehliyetsiz kişinin yasal temsilci onayı gerektiren işlemleri (TMK m.16) ve aile konutu üzerinde diğer eşin onayı gerektiren tasarruflar (TMK m.194) tipik örneklerdir. Onay verilmezse işlem kesin geçersiz hâle gelir.
Askıda Hükümsüzlük terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aşkın Zarar
Aşkın zarar, alacaklının para borcunun temerrüde uğraması nedeniyle uğradığı zararın, temerrüt faizini aşan kısmını ifade eder (TBK m.122). Alacaklının bu kısmı talep edebilmesi için zararı ve illiyet bağını ispatlaması; borçlunun ise sorumluluktan kurtulmak için temerrüde düşmekte kusursuz olduğunu kanıtlaması gerekir (TBK m.122/2). Yargıtay, enflasyon ve döviz kuru kayıplarını somut delillerle ispatlandığında aşkın zarar kapsamında değerlendirmektedir.
Aşkın Zarar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aslî Edim
Aslî edim (asal edim), sözleşmenin temel amacını ve karakterini belirleyen ana ediminddir. Satım sözleşmesinde malın teslim ve mülkiyetinin devri, kira sözleşmesinde kullanımın sağlanması, hizmet sözleşmesinde işin görülmesi tipik aslî edimlerdir. Aslî edimin ifası sözleşmenin amacına ulaşılmasını sağlar; ifa edilmemesi sözleşmenin temel ihlalini oluşturur ve dönme/tazminat haklarını doğurur.
Aslî Edim terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Asli Kurucu İktidar
Asli kurucu iktidar (orijinal kurucu iktidar), bir devletin yeni anayasasını kendi özgün iradesiyle yapan, önceki hukuki düzenle bağlı olmayan egemen iradedir. Mevcut anayasanın boşluğunda, devrim, bağımsızlık savaşı, rejim değişikliği gibi koşullarda ortaya çıkar. Kurucu meclis, halk oylaması veya olağanüstü kurucu süreçlerle kullanılır. Tali kurucu iktidarın (anayasa değişiklik yetkisinin) zıttı ve üstüdür.
Asli Kurucu İktidar terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Aslî Zilyet
Aslî zilyet, bir eşya üzerinde malik sıfatıyla veya malike ait ayni bir hak dayanarak fiilî hâkimiyet kuran zilyet türüdür (TMK m.974). Fer'î zilyete kıyasla hukuki statüsü üstündür; iktisap karinesi (m.985), zilyetlik davalarında geniş dava ehliyeti ve birlikte mülkiyet hallerinde birden fazla aslî zilyedin varlığı gibi özgün sonuçları vardır. Zilyetliğin devrinde aslî-fer'î dönüşüm sık rastlanan bir pratiktir.
Aslî Zilyet terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Atanmış (İradi) Mirasçı
Atanmış (iradi) mirasçı, mirasbırakanın TMK m.514-516 ve m.527 uyarınca yaptığı ölüme bağlı tasarrufla — vasiyetname veya miras sözleşmesi yoluyla — terekenin tamamı ya da belirli bir oranı üzerinde mirasçı sıfatı kazandırdığı kişidir. Yasal mirasçılığın aksine kanun değil, ehliyetli kimsenin iradî beyanı kaynaktır. Atanmış mirasçı külli halefiyet konumundadır ancak yasal mirasçıların saklı payına saygı zorunludur.
Atanmış (İradi) Mirasçı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu (AKDTYK), Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, geliştirmek ve yaymak amacıyla kurulan anayasal kuruluştur (Anayasa m. 134). Bünyesinde Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi olmak üzere dört temel kuruluşu barındırır. 2876 sayılı Kanun ile detaylı teşkilatı düzenlenmiştir.
Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Atatürk Milliyetçiliği
Atatürk Milliyetçiliği, 1982 Anayasası'nın m. 2'de Cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılan ve Türk Devletinin kimlik zeminini oluşturan, etnik veya dinsel aidiyetten bağımsız, ortak vatandaşlık ve ortak kültür temelli kapsayıcı bir ulus anlayışıdır. AYM içtihadına göre Atatürk milliyetçiliği ırkçı veya ayrımcı bir çerçeveyi değil, tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kucaklayan sivik-vatandaşlık temelli birlikteliği ifade eder; başlangıç hükümleriyle birlikte anayasal kimliği belirler.
Atatürk Milliyetçiliği terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Atıf İadesi
Atıf iadesi (renvoi), MÖHUK kapsamında Türk bağlama kuralı bir yabancı hukuku işaret ettiğinde, o yabancı hukukun kendi bağlama kurallarıyla bir başka hukuka atıf yapması durumudur. MÖHUK m.2/III hükmü atıf iadesini düzenler ve Türk hukuku, lex fori (mahkeme hukuku) ya da seçilen hukuk olarak son atfı kabul eder. Birinci atıf iadesi (Türk hukukuna geri dönüş) ve ikinci atıf iadesi (üçüncü hukuka) ayrımı klasik bir doktriner ayrımdır.
Atıf İadesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Audi Alteram Partem
Audi alteram partem (Latince "diğer tarafı da dinle"), Roma hukukundan gelen ve modern adil yargılanma hakkının çekirdeğini oluşturan klasik yargılama maksimidir. Hâkim, davalıyı dinlemeden karar veremez; her iki tarafın da kendisini ifade etme ve delillerini sunma fırsatı tanınmalıdır. Türk hukukunda Anayasa m.36 hak arama özgürlüğü, AİHS m.6 adil yargılanma ve HMK m.27 hukuki dinlenilme hakkı bu maksimi yansıtır.
Audi Alteram Partem terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Strazburg merkezli ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin uygulanmasını denetleyen uluslararası yargı organıdır. 1959'da kurulmuş, 11 No'lu Protokol ile 1998'de tek daimi mahkemeye dönüşmüştür. Bireysel başvuru ve devletlerarası başvuru üzerine karar verir; kararları taraf devletler için bağlayıcıdır. Türkiye 1987'den beri bireysel başvuru yetkisini tanımaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Avrupa Konseyi tarafından 1950'de Roma'da imzalanan ve insan hakları ile temel özgürlüklerin uluslararası korumasını düzenleyen bölgesel bir antlaşmadır. Türkiye bu sözleşmeye 1954'te taraf olmuştur. AİHS'in uygulanmasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi denetler; Türk hukukunda Anayasa m. 90/5 kapsamında iç hukuka üstün biçimde uygulanır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Avrupa Konseyi
Avrupa Konseyi, 1949'da Londra'da kurulan ve Avrupa'da insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası hükümetler arası örgüttür. 46 üye devlet bulunmakta, merkezi Strasbourg'tadır. En önemli ürünü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'dir. Türkiye 1949'da Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biri olmuştur. Avrupa Birliği ile karıştırılmamalıdır; iki kuruluş ayrıdır.
Avrupa Konseyi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Ayan Meclisi
Ayan Meclisi, Osmanlı İmparatorluğu'nda Kanun-i Esasi (1876) ile kurulan ve padişah tarafından kaydı hayat şartıyla atanan üst kanat parlamentosudur; Meclis-i Mebusan ile birlikte çift meclisli Heyeti Umumiye'yi oluşturur. Üye sayısı mebus sayısının üçte birini geçemezdi, sadece müktesep hak kazanmış kişilerden seçilirdi. Bütçe önceliği Meclis-i Mebusan'da olduğu için Ayan yasama denetiminde sınırlı yetki kullanmış, modern iki meclisli sistemlerin üst kanat işlevini temsil etmiştir.
Ayan Meclisi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ayıba Karşı Tekeffül
Ayıba karşı tekeffül, satıcının satılanın sözleşmede vaat ettiği nitelikleri taşıdığını ve değerini ya da kullanımını azaltıcı maddi/hukuki ayıbı bulunmadığını üstlenmesidir (TBK m.219-231). Türk Borçlar Kanunu'nda taşınır satışında alıcıya kontrol borcu, ayıp ihbarı yükümü ve dört seçimlik hak tanır: sözleşmeden dönme, semenden indirim, onarım ve ayıpsız mislini isteme. Zamanaşımı 2 yıl, taşınmazda 5 yıldır; satıcının hilesi varsa zamanaşımı işlemez.
Ayıba Karşı Tekeffül terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ayıba Karşı Tekeffülde Zamanaşımı
Ayıba karşı tekeffülde zamanaşımı, alıcının ayıp nedeniyle satıcıya karşı seçimlik haklarını ileri sürebileceği kanuni süredir (TBK m.231). Türk Borçlar Kanunu'nda taşınır satışında 2 yıl, taşınmaz satışında 5 yıl olarak belirlenmiştir; süre satılanın alıcıya tesliminden itibaren işler. Hile ile gizlenen ayıpta zamanaşımı işlemez; genel zamanaşımı (10 yıl) hilenin keşfinden başlar. Süre alıcı lehine sözleşme ile uzatılabilir; tüketici işlemlerinde özel rejim uygulanır.
Ayıba Karşı Tekeffülde Zamanaşımı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ayıbın Giderilmesi ve Bedel İndirimi
Ayıbın giderilmesi ve bedel indirimi, kira sözleşmesinde kiracının kiralananın ayıplı olması durumunda kullanabileceği iki temel seçimlik haktır. Türk Borçlar Kanunu m.305-306 hükümlerine göre, kiracı ayıp ortaya çıkınca kiraya verenden ya ayıbın makul sürede giderilmesini isteyebilir ya da ayıbın varlık süresinde kira bedelinden orantılı bir indirim talep edebilir.
Ayıbın Giderilmesi ve Bedel İndirimi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ayıp İhbarı
Ayıp ihbarı, satılanın açık veya gizli ayıbını alıcının satıcıya derhal ve somut biçimde bildirmesi yükümlülüğüdür (TBK m.223). Türk Borçlar Kanunu'nda alıcının ayıba karşı tekeffül haklarını saklı tutması için zorunlu bir prosedürdür. Açık ayıpta teslim sonrası kontrolde, gizli ayıpta keşif anında derhal yapılmalıdır. İhbar yapılmazsa alıcı malı ayıbıyla kabul etmiş sayılır ve tüm seçimlik hakları söner. Sözlü olabilirse de ispat için yazılı yapılması önerilir.
Ayıp İhbarı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ayıplı Eserden Sorumluluk Zamanaşımı
Ayıplı eserden sorumluluk zamanaşımı (TBK m.478), eser sözleşmesinde yüklenicinin tekeffül sorumluluğu için öngörülen üçlü süre rejimidir: taşınır eserde 2 yıl, taşınmaz yapı eserinde 5 yıl, yüklenicinin ağır kusuru halinde 20 yıl. Süreler eserin teslimi/kabulü anından itibaren işler. Bu süreler hâkimlik sınavının klasik tuzaklarındandır ve satıştaki paralel rejimden (m.231) ayırt edilmesi gerekir.
Ayıplı Eserden Sorumluluk Zamanaşımı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Ayıpsız Mislini İsteme Hakkı
Ayıpsız mislini isteme hakkı, satılanda ayıp tespit edilmesi durumunda alıcının ayıpsız bir başka örnekle değiştirmeyi talep edebileceği seçimlik haktır (TBK m.227/1-4). Türk Borçlar Kanunu'nda dört seçimlik haktan biri olup özellikle cinsi belirtilmiş satışta yaygın kullanılır. Ferden tayin edilmiş parça borçta misli olmadığı için bu hak kural olarak uygulanmaz. Tüketici işlemlerinde özellikle önemlidir; üreticinin değiştirme yükümü ile bütünleşir.
Ayıpsız Mislini İsteme Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ayırt Etme Gücü
Ayırt etme gücü (temyiz kudreti), TMK m.13 uyarınca kişinin yaptığı fiilin anlam ve sonuçlarını kavrayabilme ve iradesine göre hareket edebilme yeteneğidir. Fiil ehliyetinin üç temel unsurundan biridir; yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya benzer sebeplerle bu güçten yoksun olan kişilerin yaptığı işlemler kanunî istisnalar dışında kesin hükümsüzdür (TMK m.15). Ayırt etme gücü olayın özelliğine göre her durum için ayrı ayrı değerlendirilir.
Ayırt Etme Gücü terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
AYM Çalışma ve Yargılama Usulü
Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulü, AY m.149 ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünde düzenlenen; Genel Kurul, Bölümler ve Komisyonlardan oluşan heyet yapısı, raportörlük sistemi, nisap kuralları, müzakere gizliliği ve kararların Resmi Gazetede yayımına dayanan anayasal usul rejimidir. Heyet kompozisyonu, özel üçte iki çoğunluk halleri ve ön filtre yetkisi hâkimlik sınavında sık test edilen ayrıntı noktalarıdır.
AYM Çalışma ve Yargılama Usulü terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
AYM Genel Kurul ve Bölümler
AYM Genel Kurul ve Bölümler, Anayasa Mahkemesinin 17 asıl üyesinin farklı yargılama işlevleri arasında bölüşüldüğü iç örgütlenme modelidir. Genel Kurul anayasaya aykırılık iddialarını, siyasi parti kapatma davalarını ve Yüce Divan yargılamalarını görür; iki Bölüm günlük bireysel başvuru iş yükünü üstlenirken Komisyonlar kabul edilebilirlik ön incelemesini yapar. AY m. 149 ve 6216 sayılı Kanunla belirlenen bu model yargılama hızı ile içtihat üretimini dengeler.
AYM Genel Kurul ve Bölümler terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
AYM İhtiyati Tedbir (Bireysel Başvuruda Tedbir)
AYM ihtiyati tedbir, bireysel başvuruda başvurucunun yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne yönelik ciddi ve giderilmesi zor bir tehlike bulunması halinde İçtüzük m.73 uyarınca verilen; sınırdışı etme, cezaevi koşulları, tahliye ve tıbbi müdahale gibi alanlarda uygulama bulan geçici koruma kararıdır. AİHM Mahkeme İçtüzüğü Kural 39 ile işlev bakımından örtüşür.
AYM İhtiyati Tedbir (Bireysel Başvuruda Tedbir) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
AYM Kararlarının Geriye Yürümezliği
AYM kararlarının geriye yürümezliği, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının kural olarak geçmişteki işlem ve kazanılmış haklara etki etmemesidir. Anayasa m. 153/2 bu ilkeyi açıkça düzenler. Amaç, hukuki güvenliği ve tamamlanmış işlemlerin sağlamlığını korumaktır. Ceza hukukunda lehe uygulama ve bireysel başvuru bağlamında somut davaya etki gibi istisnalar mevcuttur.
AYM Kararlarının Geriye Yürümezliği terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
AYM Üyelerinin Seçimi ve Görev Süresi
Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi ve görev süresi, AY m.146-147 hükümlerinde düzenlenen; on beş üyenin üçünün Türkiye Büyük Millet Meclisi, on ikisinin Cumhurbaşkanı tarafından belirli aday havuzlarından seçildiği, kırk beş yaş alt sınırı ile on iki yıl tek dönem görev kuralına dayanan anayasal üye rejimidir. Seçim usulü, aday kaynakları ve görevin sona erme halleri hâkimlik sınavı usul maddesi sorularında sık test edilen ayrıntı noktalarıdır.
AYM Üyelerinin Seçimi ve Görev Süresi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aynen İfa
Aynen ifa, edimin sözleşmede kararlaştırılan içerikle birebir yerine getirilmesidir. Türk Borçlar Hukukunun temel ilkesi (TBK m.83): borçlu kararlaştırılan edimi aynen ifa etmekle yükümlüdür. Aynen ifa imkânsız hâle gelirse para borcuna dönüşür (müsbet zarar tazminatı). Para borçlarında her zaman aynen ifa mümkündür; diğer edimlerde ifa engellerine bakılır.
Aynen İfa terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aynen İfadan Vazgeçip Müspet Zarar
Aynen ifadan vazgeçip müspet zarar talebi, TBK m.125/II hükmünde düzenlenen ikinci seçimlik haktır: karşılıklı borç ilişkisinde alacaklı, sözleşmenin etkisini koruyarak aynen ifadan vazgeçer ve borçludan ifa yerine, sözleşme tam olarak ifa edilseydi içinde olacağı pozitif menfaate karşılık gelen müspet zararını ister. Sözleşme dönülmez; alacaklı kendi karşı edimini de yerine getirir veya yerine getirmiş sayılır ve farkı tazminat olarak alır.
Aynen İfadan Vazgeçip Müspet Zarar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aynen İfa ve Gecikme Tazminatı
Aynen ifa ve gecikme tazminatı, TBK m.125/I/1 hükmünde düzenlenen birinci seçimlik haktır: karşılıklı borç ilişkisinde temerrüde düşen borçludan alacaklı, sözleşmenin aynen ifa edilmesini ısrarla istemekte ve buna ek olarak ifanın geç gerçekleşmesinden doğan tüm zararların (gecikme zararı, temerrüt faizi, aşkın zarar) tazminini talep etmektedir. Sözleşme ayakta kalır; alacaklı yalnızca gecikmeden doğan menfi sonuçları parasal olarak gidermek ister.
Aynen İfa ve Gecikme Tazminatı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Ayni Haklar
Ayni haklar, bir eşya üzerinde doğrudan doğruya hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklar sistemidir; TMK Kitap IV (m.683-1030) kapsamında düzenlenir. Tam ayni hak olan mülkiyet ile sınırlı ayni haklar (irtifak, rehin, taşınmaz yükü) alt dallara ayrılır. Şahsi haklardan farkı doğrudan eşya üzerinde egemenlik, mutlaklık ve sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesidir.
Ayni Haklar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Aynî Tazminat
Aynî tazminat, TBK m.51/2 uyarınca hâkimin haksız fiil sonucu ortaya çıkan zararı parasal olarak değil; eski hâle iade (restitutio in integrum) yoluyla, doğrudan zarar gören şeyin onarılması, yenisi ile değiştirilmesi veya bozulan durumun fiilî olarak düzeltilmesi biçiminde gidermeye hükmettiği tazminat türüdür. Hâkimin takdiri, mümkün ve elverişli olma şartlarına bağlıdır ve nakdî tazminata göre istisnaî nitelik taşır.
Aynî Tazminat terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Aynı Neviden Fikri İçtima
Aynı neviden fikri içtima, tek bir fiille aynı suçun birden fazla mağdura karşı işlenmesidir. TCK m.43/2'de düzenlenmiştir. Tek bir ceza verilir ve bu ceza 1/4-3/4 oranında artırılır. Tek bombayla birden fazla kişinin yaralanması, tek atışla iki kişinin öldürülmesi, tek hile ile birden fazla kişinin dolandırılması tipik örneklerdir. Zincirleme suçtan farklı olarak tek fiil + birden fazla mağdur şartı aranır.
Aynı Neviden Fikri İçtima terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Azmettirme
Azmettirme, bir başkasını suç işleme kararı vermeye yönlendirme şeklinde gerçekleşen şeriklik biçimidir. TCK m.38'de düzenlenmiştir; azmettirilen kişi tam ehliyetli olmalıdır ve kendi iradesiyle suçu işler. Azmettiren tam suç cezasına tabi tutulur; üst-ast ilişkisi içindeki azmettirmede ceza 1/3-1/2 oranında artırılır. Çocukların azmettirilmesinde de aynı artırım uygulanır.
Azmettirme terimi hakkında Detayları gör