Anayasa Kimliği (constitutional identity), bir anayasal düzenin "özünü" oluşturan ve anayasa değişikliği veya uluslararası entegrasyon yoluyla dahi ortadan kaldırılamayan temel değerler, ilkeler ve kurumsal yapıları ifade eder. Kavram, ulusal anayasa hukuku ile uluslararası/uluslarüstü hukuk arasındaki gerilimin merkezinde yer alır ve her anayasal düzenin kendine özgü değerlerle kökleşmiş olduğu varsayımına dayanır. Türk anayasa hukukunda AY m.4 değiştirilemez maddeler anayasa kimliğinin yasal ifadesidir.
Kavramın Sistemleştirilmesi: Alman Lizbon Kararı (2009)
Anayasa kimliği kavramının modern anlamda sistemleştiren kaynak, Alman Federal Anayasa Mahkemesi'nin Lizbon Anlaşması kararıdır (BVerfGE 123, 267). Bu kararda mahkeme, AB'ye devredilemez ve değiştirilemez olan anayasal özü (Verfassungsidentität) tanımladı. Bu öz Grundgesetz m.79/3'te (sonsuzluk kayıtları — eternity clauses) güvenceye alınmıştır: İnsan onuru, federatif yapı, demokratik ve sosyal devlet ilkeleri değiştirilemez.
Sonsuzluk Kayıtları (Eternity Clauses)
Anayasa kimliğinin somut hukuki ifadesi "sonsuzluk kayıtları" olarak bilinen değiştirilemez anayasa maddeleridir. Bu maddeler anayasa değişikliği usulüyle dahi kaldırılamaz. Türk anayasa hukukunda AY m.4, 1982 Anayasası m.1-2-3'ün değiştirilemezliğini öngörür.
Anayasa Kimliğinin Türk Hukukundaki Yeri
AY m.1-2-3: Cumhuriyetin Nitelikleri
Türkiye Cumhuriyeti'nin değiştirilemez nitelikleri:
- M.1: Cumhuriyet biçimi
- M.2: Demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliği ilkesine bağlı
- M.3: Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, dili Türkçe, başkenti Ankara, bayrağı ve milli marşı
AY m.4 bu üç maddenin değiştirilemeyeceğini ve değiştirilmesinin teklif dahi edilemeyeceğini öngörür.
AYM İçtihadı
AYM, anayasa değişikliği iptali davalarında bu kimlik çerçevesine atıf yapar. 2008 türban kararları ve 2010 anayasa değişikliği hakkındaki kısmi iptal kararları, AYM'nin anayasa değişikliği denetimi yetkisinin sınırlarını tartışan kararlardır. Bu denetim, anayasa kimliği kavramı üzerinden şekillenir.
Uluslararası Boyut: AB ve AİHM
AB'ye Devir Sınırı
Alman, İtalyan, Fransız ve Polonya anayasa mahkemeleri AB'ye yetki devrinin anayasa kimliğiyle sınırlı olduğunu kararlarında belirtmiştir. AB'ye devredilen her yetki anayasa kimliğinin korunması koşuluna bağlıdır.
AİHM ile İlişki
Takdir marjı doktrini uygulamasında AİHM, ulusal anayasal geleneklere saygı gösterir. Anayasa kimliği kavramı, ikincilik ilkesi ile birlikte ulusal anayasa yargısının rolünü güvence altına alır.
Anayasa Kimliğinin Unsurları
Anayasa kimliği tipik olarak şu unsurları içerir:
- Cumhuriyet veya monarşi biçimi
- Demokratik düzen
- Hukuk devleti
- İnsan onuru ve temel haklar
- Federal veya üniter yapı
- Laiklik (bazı düzenlerde)
- Dil, bayrak, başkent
Bu unsurların içeriği ülkeden ülkeye değişir; bu çeşitlilik karşılaştırmalı anayasa hukukunun merkezi inceleme konularından biridir.
Eleştiriler
Belirsizlik
"Anayasa kimliği" kavramı geniş ve belirsizdir. Hangi unsurların kimlik sayılacağı ve hangi unsurların değişime açık olduğu konusunda netlik eksikliği vardır. Bu belirsizlik kavramın siyasi kullanımını kolaylaştırır.
Anayasal Değişim Engeli
Sonsuzluk kayıtları, gelecek nesillerin demokratik seçimleri önünde engel oluşturabilir. Bazı doktrinerler, demokrasinin anlamını yitirmeden anayasal düzenin değişebilmesi gerektiğini savunur.
Uluslarüstü Entegrasyon ile Çatışma
Anayasa kimliği kavramı AB ve uluslararası insan hakları sistemleriyle sürtüşmeye neden olabilir. Özellikle Polonya ve Macaristan'da yargı bağımsızlığı tartışmalarında bu kavram siyasi bir kalkan olarak kullanılmıştır.
Kritik Noktalar
- Anayasa kimliği, anayasal düzenin ortadan kaldırılamayan özünü ifade eder.
- Kavram Alman Federal Anayasa Mahkemesi'nin Lizbon kararında (2009) sistemleştirilmiştir.
- Somut hukuki ifadesi "sonsuzluk kayıtları" olarak bilinen değiştirilemez anayasa maddeleridir.
- Türk hukukunda AY m.4 anayasa kimliğinin yasal ifadesidir.
- Kavram AB yetki devri ve uluslarüstü entegrasyonun sınırlarını belirler.
- Belirsizlik, anayasal değişim engeli ve siyasi kullanım riskleri temel eleştirilerdir.