Ailenin Korunmasının Anayasal Konumu
Ailenin korunması hakkı, 1982 Anayasası'nın 41. maddesinde "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır" hükmü ile düzenlenmiştir. Madde devlete; ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretim ile uygulamasını sağlamak için gerekli tedbirleri alma, teşkilatı kurma yükümlülüğü yükler. Bu hak, Sosyal Haklar (2. Kuşak) kategorisi içinde devletin pozitif edim yükümlülüğünü doğuran programatik bir normdur ve Sosyal Devlet ilkesinin aile kurumuna yönelik tezahürüdür. 2010 anayasa değişikliğiyle maddeye "Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır" cümlesi eklenmiş; böylece Çocuk Hakları ile sistematik bir bağ kurulmuştur.
Kapsamı: Eşler Arası Eşitlik ve Ana-Çocuk Koruması
Madde üç temel unsuru içerir: (i) ailenin toplumun temeli olarak tanımlanması, (ii) eşler arası eşitlik ilkesi, (iii) ana ve çocukların özel olarak korunması. Eşler arası eşitlik ilkesi, Kanun Önünde Eşitlik ilkesinin aile içindeki özel tezahürü olarak Medeni Kanun değişiklikleriyle somutlaşmış; kadının soyadı, velayet, mal rejimi, boşanma hakları bakımından simetrik bir hukuki düzen getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, evlilikte kadının kendi soyadını kullanma hakkını bu madde çerçevesinde değerlendirmiş ve ileriki içtihatlarında Medeni Kanun'un çeşitli hükümlerinin eşitlik ilkesi ışığında revizyonu zorunlu kıldığına hükmetmiştir.
Devletin Pozitif Edim Yükümlülükleri
Ailenin korunması hakkı, devlete farklı araçlar kullanarak yerine getireceği pozitif yükümlülükler yükler: aile mahkemelerinin kurulması, aile içi şiddete karşı 6284 sayılı Kanun gibi koruyucu mevzuatın çıkarılması, sosyal yardım ve burs programları, aile danışma merkezleri, doğum yardımları, çocuk bakım hizmetleri gibi uygulamalar bu çerçevede değerlendirilir. Sosyal Güvenlik Hakkı kapsamında aile yardımı, ölüm aylığı ve dul-yetim aylığı gibi kurumsal düzenlemeler aile üyelerinin ekonomik güvencesini sağlar. Devletin bu yükümlülükleri Olağanüstü Hallerde Temel Hakların Kullanılmasının Durdurulması rejimi dışında süreklidir; ancak Anayasa m.65 uyarınca mali olanaklar ölçüsünde yerine getirilir.
İnsan Onuru ve Özel Hayat Bağlantısı
Ailenin korunması hakkı, bireyin İnsan Onuru ve Özel Hayatın Gizliliği haklarıyla yakın temas halindedir. Aile içi ilişkiler özel yaşam alanının çekirdeğinde yer alırken devletin müdahalesi ancak çocuğun üstün yararı veya şiddet önleme gibi hâkim gerekçelerle meşrulaşır. AİHM 8. madde içtihadı ailevi ilişkileri "aile hayatı" güvencesi altında korur; velayet, evlat edinme, sınır dışı etme gibi kararlar bu madde çerçevesinde denetlenir.
Ailenin korunması hakkı tek başına Bireysel Başvuru konusu yapılamasa da, aile birliğinin korunmasını ilgilendiren uyuşmazlıklar özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı üzerinden AYM'nin önüne gelmektedir. Velayet davalarında kararın gerekçesiz kalması, ebeveyn-çocuk görüşmelerinin engellenmesi, evlilik dışı çocukların miras hakları gibi konular bu çerçevede incelenmiş; Pozitif Ayrımcılık ilkesi kadın ve çocuk lehine uygulanan koruyucu düzenlemelerin anayasal meşruiyetini sağlamıştır.
Kritik Noktalar
- Ailenin korunması Anayasa m.41'de düzenlenir; aile Türk toplumunun temeli ve eşler arasında eşitliğe dayanır.
- 2010 anayasa değişikliğiyle çocuğa yönelik her türlü istismar ve şiddete karşı devletin koruyucu tedbirler alma yükümlülüğü açıkça eklenmiştir.
- Madde devlete pozitif edim yükümlülüğü yükler; aile mahkemeleri, 6284 sayılı Kanun, aile yardımları bu ödevin araçlarıdır.
- Çocuk Hakları ile birlikte bütüncül okunur; iki norm birbirini tamamlar.
- Evlilikte kadının soyadı, velayet, mal rejimi ve boşanma hakları eşler arası eşitlik ilkesi çerçevesinde AYM içtihadıyla şekillenmiştir.
- Pozitif Ayrımcılık ilkesi kadın ve çocuk lehine koruyucu düzenlemelerin Kanun Önünde Eşitlik ile çelişmediğinin anayasal güvencesidir.