AİHS'in Kökeni ve Amacı
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar, kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşmenin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar." — AİHS m.1
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da yaşanan insan hakları ihlallerine karşı oluşturulan Avrupa Konseyi çerçevesinde 4 Kasım 1950'de imzalanmış ve 3 Eylül 1953'te yürürlüğe girmiştir. Amaç, Avrupa'da temel hak ve özgürlükler için ortak bir hukuki standart ve denetim mekanizması kurmaktır.
Sözleşmenin Yapısı
Bölüm I — Haklar ve Özgürlükler
AİHS'in 2-18. maddeleri temel hak ve özgürlükleri düzenler:
- Yaşam hakkı (m. 2)
- İşkence yasağı (m. 3)
- Kölelik ve zorla çalıştırma yasağı (m. 4)
- Özgürlük ve güvenlik hakkı (m. 5)
- Adil yargılanma hakkı (m. 6)
- Kanunsuz ceza olmaz (m. 7)
- Özel hayatın korunması (m. 8)
- Din, vicdan ve düşünce özgürlüğü (m. 9)
- İfade özgürlüğü (m. 10)
- Toplantı ve dernek özgürlüğü (m. 11)
- Evlenme hakkı (m. 12)
- Etkili başvuru hakkı (m. 13)
- Ayrımcılık yasağı (m. 14)
Bölüm II — AİHM
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kuruluşu, görevleri ve işleyişi m. 19-51 arasında düzenlenir.
Ek Protokoller
AİHS'e zamanla protokoller eklenmiştir: mülkiyet hakkı (1 No'lu Protokol), ölüm cezasının kaldırılması (6 ve 13 No'lu Protokoller), genel ayrımcılık yasağı (12 No'lu Protokol), ceza davalarında iki dereceli yargılama (7 No'lu Protokol).
Türkiye ve AİHS
Türkiye Cumhuriyeti 18 Mayıs 1954'te Sözleşmeyi onaylamış; 22 Ocak 1987'de bireysel başvuru yolunu kabul etmiş, 22 Ocak 1990'da AİHM'in zorunlu yargı yetkisini tanımıştır. Bu tarihî adımlar Türkiye'nin Avrupa insan hakları sistemine entegrasyonunun kilometre taşlarıdır.
AİHS'in Türk Hukukundaki Konumu
Anayasa m. 90/5 uyarınca usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası insan hakları antlaşmaları, aynı konuda çatışma hâlinde kanun hükmünün üstünde uygulanır. AİHS bu hükmün en önemli uygulama alanıdır; milletlerarası andlaşmalarla güvence sisteminin ana omurgasıdır.
Türkiye'nin AİHS Taahhütleri
Türkiye, Sözleşmeyi imzalayıp onaylayarak hem iç hukukunda hem de AİHM önünde aşağıdaki yükümlülükleri üstlenmiştir:
- AİHS ile tanınan hakları herkes için güvence altına alma (m. 1).
- AİHM kararlarına uyma (m. 46).
- AİHM'in zorunlu yargı yetkisini tanıma (1990 beyanı).
- Bireysel başvuru hakkını kabul etme (1987 beyanı).
Bu taahhütler, sadece dış hukuk yükümlülüğü değil, iç hukuk düzeninin doğrudan unsuru hâline gelir.
AİHS ve Anayasa Arasındaki İlişki
Türkiye'de AİHS doğrudan uygulanabilir bir iç hukuk kuralıdır. Anayasa m. 90/5'in yolladığı "kanuna üstünlük" ilkesi, mahkemelerin bir uyuşmazlıkta AİHS hükmü ile kanun hükmü arasında bir çatışma gördüğünde AİHS'i tercih etmesini gerektirir. Bu, klasik uluslararası antlaşma uygulamasından farklıdır ve temel hak koruması açısından uluslararası hukuka üstün statü tanıyan özel bir rejim niteliği taşır.
Sıkça Başvurulan Maddeler
AİHM istatistiklerinde Türkiye aleyhine en sık ihlal bulunan maddeler:
- m. 6 (adil yargılanma): makul sürede yargılanma ve etkili savunma eksiklikleri.
- m. 3 (işkence ve kötü muamele yasağı): gözaltı ve cezaevi koşulları.
- m. 10 (ifade özgürlüğü): gazeteci, akademisyen ve aktivistlere yönelik müdahaleler.
- m. 5 (özgürlük ve güvenlik): tutukluluk süresi ve gerekçe denetimi.
- 1 No'lu Protokol m. 1 (mülkiyet): kamulaştırma ve idari müdahaleler.
AYM Bireysel Başvuru ile İlişki
2012'de başlayan bireysel başvuru usulünde, Anayasa Mahkemesi AİHS ve bunlara ilişkin AİHM içtihadını iç hukuk denetim ölçütü olarak kullanır. AYM'nin AİHS'e atıf yapması, iç hukuk koruma standartlarını AİHM standardına taşımaya yardımcı olur.
Hâkimlik Sınavı Açısından Kritik Noktalar
- Onay: 1954; bireysel başvuru: 1987; zorunlu yargı: 1990.
- Anayasa m. 90/5: insan hakları antlaşmalarının kanuna üstünlüğü.
- 14 temel hak + ek protokoller.
- AİHM içtihadı uygulayıcı organdır; AİHS kaynak metindir.
- Türkiye aleyhine en sık ihlal bulunan maddeler: m. 6, m. 3, m. 10.
- AYM bireysel başvuruda AİHS doğrudan denetim ölçütü olarak kullanılır.