Borçlar Hukuku
Maddi Ayıp
Maddi ayıp, satılanın fiziksel yapısında bulunan; değerini ya da öngörülen kullanımını azaltan, sözleşmede vaat edilen veya objektif olarak beklenen niteliklerden sapma gösteren bozukluk, eksiklik ya da hatadır (TBK m.219). Türk Borçlar Kanunu'nda otomobilde motor arızası, gıdada bozulma, makinede üretim hatası tipik maddi ayıp örnekleridir. Maddi ayıp açık veya gizli olabilir; her ikisinde de alıcının kontrol borcu, ayıp ihbarı ve seçimlik hakları rejimi uygulanır.
Maddi Ayıp terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Maddi Bütünlük (Kişilik Hakkı)
Maddi bütünlük, kişinin bedensel varlığının korunmasına ilişkin temel kişilik hakkıdır. TMK m.23 ve m.24 hükümleri uyarınca düzenlenen bu hak, yaşam, sağlık, vücut bütünlüğü, organlar ve fizyolojik fonksiyonların korunmasını kapsar; ihlal halinde Kişilik Hakkı İhlali hükümleri uygulanır ve maddi/manevi tazminat talep edilebilir.
Maddi Bütünlük (Kişilik Hakkı) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Maddi Olgu Hatası
Maddi olgu hatası, ceza hukukunda failin suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları oluşturan olguları bilmemesi durumunu ifade eder ve kastı kaldıran hata türüdür. 5237 sayılı TCK m.30/1 düzenler. Hata kasten işleneceği farzında suçlarda fiili cezasız bırakır; taksirli hâlin de düzenlendiği suçlarda taksirli sorumluluk doğabilir. Avcının insan zannıyla hayvana ateş etmesi, başkasının eşyasını kendisinin sanması tipik örnekleridir.
Maddi Olgu Hatası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Maddi Tazminat (Boşanma)
Maddi tazminat, boşanmada kusurlu eşin diğer eşe verdiği maddi zararın karşılığı olan ölçülebilir mali tazminattır (TMK m.174/1). Mevcut veya beklenen menfaatlerin kaybı sebebine dayanır; örneğin boşanma sonucu eşin sosyal güvenlik haklarından mahrum kalması, gelir kaybı, kariyer fırsatlarının kaçırılması. Manevi tazminattan farklı olarak nesnel mali hesaplama yapılır.
Maddi Tazminat (Boşanma) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Maddi ve Manevi Varlığın Korunması
Maddi ve manevi varlığın korunması, Anayasa m. 17'de güvence altına alınan ve bireyin bedensel ve ruhsal bütünlüğünün dokunulmazlığını ifade eden temel haktır. Yaşam hakkıyla birlikte kişinin özünü koruyan ilk anayasal güvencedir. İşkence ve insanlık dışı muamele yasağı, insan onurunun korunması, beden bütünlüğüne müdahale yasakları bu hakkın kapsamındadır. Hem negatif hem pozitif yükümlülükler doğurur.
Maddi ve Manevi Varlığın Korunması terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Maddi Yardım
Maddi yardım, suç işleme sürecinde asıl faile somut alet, araç veya fiziksel destek sağlama şeklinde gerçekleşen yardım türüdür. TCK m.39/2'nin d ve e bentlerinde düzenlenmiştir. Suç aletinin sağlanması, gözcülük yapma, kaçışı kolaylaştırma, suçun gizlenmesini sağlama tipik maddi yardım örnekleridir. Manevi yardımdan farklı olarak fiziksel ve somut katkı söz konusudur.
Maddi Yardım terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Maden Mülkiyeti
Maden mülkiyeti, Anayasa m.168 ve 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca özel rejime tabi tutulmuş, kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tabii servet niteliğindeki madenlerin hukuki rejimini ifade eder. Maden işletme hakkı ihale veya doğrudan tahsis yoluyla özel kişilere verilir; ancak madenin kendisi her zaman Devlete aittir. Bu rejim, üst-zemin (yüzey) mülkiyetinden bağımsız olarak işler.
Maden Mülkiyeti terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mağdurun Müşterek Kusuru
Mağdurun müşterek kusuru, TBK m.52/f.1 uyarınca zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında kendi kusuruyla katkıda bulunması hâlinde, hâkimin tazminattan yüzde oranında indirim yapmasıdır. Emniyet kemeri takmama, kask kullanmama, kırmızı ışık ihlali gibi davranışlar tipik müşterek kusur sebepleridir; ispat yükü failde olup, bilirkişi raporu ile saptanır.
Mağdurun Müşterek Kusuru terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mağdurun Rızası
Mağdurun rızası, zarar gören kişinin zarar verici fiile önceden ve geçerli biçimde onay vermesi hâlinde, bu fiilin hukuka uygun sayılmasını ifade eden bir hukuka uygunluk sebebidir. TBK m.63/1 kapsamında değerlendirilen rıza, kişilik haklarının vazgeçilmez ve devredilmez çekirdeği (TMK m.23) ile sınırlıdır; bu çekirdeğe ve ahlaka aykırı fiillere verilen rıza geçersizdir.
Mağdurun Rızası terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Mahkeme Bağımsızlığı
Mahkeme bağımsızlığı, yargı yetkisini kullanan mahkemelerin ve hâkimlerin yasama, yürütme ve her türlü dış etkiden bağımsız olarak karar verebilmesi ilkesidir. Anayasa m. 138 uyarınca hâkimler Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verir; hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir veya talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. İlke, adil yargılanma hakkının kurumsal ön şartıdır.
Mahkeme Bağımsızlığı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mahsup Önceliği
Mahsup önceliği, aynı borç içinde yapılan kısmi ödemenin masraf, faiz ve anaalacak kalemleri arasında hangi sıraya göre dağıtılacağını belirleyen TBK m.101 kuralıdır. Tarafların aksine anlaşması yoksa ödeme önce masrafa, sonra işlemiş faize, en son anaalacağa mahsup edilir. Bu kavram tediye sırası ve takas anlamındaki mahsuptan farklıdır; aynı borcun iç dağılımına ilişkindir.
Mahsup Önceliği terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mahsup (Set-Off, Denkleştirme'den Ayrımıyla)
Mahsup, iki kişinin birbirine karşı mevcut alacak ve borçlarının hesaben denkleştirilmesi işlemidir. Geniş anlamda kısmî ifa hesaplaması, dar anlamda ise TBK m.139-145'teki takasın uygulanmasıdır. Haksız fiil tazminatında SGK ödemesi, sigorta tazminatı ve mağdurun yararına intikal eden edimler tazminat tutarından mahsup edilir; aynı zarar olayından doğan yarar düşümü olan denkleştirme ile karıştırılmamalıdır.
Mahsup (Set-Off, Denkleştirme'den Ayrımıyla) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Makbuz
Makbuz, alacaklının borçludan aldığı ifayı (genellikle parasal ödemeyi) belgeleyen, ödendiğini yazılı şekilde gösteren delildir. TBK m.103 alacaklının talep üzerine makbuz vermesini emredici bir yüküm olarak düzenler; içerik olarak tutar, tarih, alacaklı imzası ve borç tanımı yer alır. Kısmi ödemelerde ayrı makbuz verilir; banka dekontu da makbuz benzeri delil sayılır. Makbuz, ifanın ispatında en güçlü yazılı belgedir.
Makbuz terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Makbuz Senedi (Tediye Senedi)
Makbuz senedi veya tediye senedi (TBK m.144/1), borçlunun borcunu ifa ederken alacaklıdan ödemenin gerçekleştiğini gösteren yazılı bir belge talep etme hakkıdır. Makbuz alacaklı için ücretsizdir; alacaklı makbuz vermekten kaçındığı takdirde borçlu temerrüde düşmez ve bu sebeple meydana gelen sonuçlardan sorumlu tutulamaz. Hem tam ödemelerde hem de kısmi ödemelerde geçerli bir hak olarak ifanın ispatı için en güçlü doğrudan delildir.
Makbuz Senedi (Tediye Senedi) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Makul Sürede Yargılanma
Makul sürede yargılanma hakkı, bireyin davasının aşırı gecikmeye uğramaksızın sonuçlanmasını gerektiren adil yargılanma güvencesidir. Anayasa m. 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6 kapsamında yer alır. Yargılamanın uzunluğu mahkemelerce olay bazında değerlendirilir; davanın karmaşıklığı, tarafların tutumu ve yargı makamlarının çabası belirleyici ölçütlerdir.
Makul Sürede Yargılanma terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mala Fides (Kötü Niyet)
Mala fides (Latince "kötü niyet"), bona fides'in karşıtı olup; bir kişinin hak veya hukuki durumun gerçeğini bilerek ya da bilebilecek durumda olarak hareket etmesini ifade eden Roma hukuku maksimidir. Türk hukukunda kötümiyet kavramı bu maksimi karşılar; mala fides hukuki korumadan yoksun bırakır ve istisnai mekanizmaları (tapu güveni, taşınır iyi niyetli iktisap) bertaraf eder. TMK m.3 hükmüne göre kötü niyet iddia edenin ispat yükü altındadır.
Mala Fides (Kötü Niyet) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mal Ayrılığı Rejimi
Mal ayrılığı rejimi, eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri malları kendi kişisel mülkiyetlerinde tutmasına dayanan ve mal rejimi sözleşmesi ile seçilebilen seçimlik bir mal rejimidir (TMK m.242-243). Her eş kendi malları üzerinde tek başına mülkiyet, kullanım ve tasarruf hakkına sahiptir; eşler arası katılma alacağı doğmaz. Edinilmiş mallara katılma rejiminden farkı, evlilik birliği gelirlerinin paylaşılmamasıdır.
Mal Ayrılığı Rejimi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mal Ortaklığı Rejimi
Mal ortaklığı rejimi, eşlerin malvarlıklarını ortak mülkiyet halinde birleştirmesine dayanan ve mal rejimi sözleşmesi ile seçilebilen mal rejimidir (TMK m.256-281). Genel mal ortaklığı, edinilmiş mal ortaklığı ve sınırlı mal ortaklığı türleri vardır. Eşler ortak mallar üzerinde elbirliği mülkiyet konumundadır; tasarruf işlemleri kural olarak oybirliği gerektirir.
Mal Ortaklığı Rejimi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası
Mal rejiminin tasfiyesi davası, evlilik birliği boşanma, ölüm veya başka bir sebeple sona erdiğinde, eşler arasındaki edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK m.218-241) ya da sözleşmeyle seçilen rejim çerçevesinde her eşin kişisel mallarının iadesini, edinilmiş malların değer artışlarının paylaşılmasını ve katılma alacağının hesaplanıp ödenmesini sağlamaya yönelik aile mahkemesinde açılan davadır. Boşanma davasıyla birlikte ya da bağımsız olarak görülebilir.
Mal Rejiminin Tasfiyesi Davası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mal Rejimi Sözleşmesi
Mal rejimi sözleşmesi, Türk Medeni Kanunu m.203-205 hükümleri uyarınca eşlerin yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma yerine mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı rejimlerinden birini seçmek amacıyla yaptıkları şekle bağlı sözleşmedir. Noter önünde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılması zorunludur; evlenme başvurusu sırasında memura yazılı bildirim de yeterlidir. Evlenme öncesi veya evlilik süresince her zaman yapılabilir ve değiştirilebilir.
Mal Rejimi Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mal Rejimi Tasfiyesi Davası
Mal rejimi tasfiyesi davası, eşler arası mal rejiminin sona ermesi ile katılma alacağı, değer artış payı ve diğer mali alacakların tespit edilip ödenmesi için açılan davadır (TMK m.225-241). Boşanma davası ile birlikte veya ayrı olarak aile mahkemesinde açılır; bilirkişi raporu ve mali deliller incelenir. Boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tâbidir.
Mal Rejimi Tasfiyesi Davası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mal Vakfı
Mal vakfı, belirli bir mal varlığının amaca tahsis edilerek mülkiyetinin vakfa devri ile kurulan en yaygın vakıf türüdür (TMK m.101). Vakfedilen taşınmaz, taşınır veya alacak hakkı doğrudan vakfın mülkiyetine geçer; vakfın faaliyetleri bu mal varlığı ve gelirleri ile sürdürülür. Tahsis vakfından farkı, mülkiyetin tam devri esasına dayanmasıdır; vakıf hayır, mesleki veya kamu yararına amaçlar güdebilir.
Mal Vakfı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Malvarlığı Hakkı (Manevi Hak Ayrımı)
Malvarlığı hakkı, ekonomik değer taşıyan ve para ile ölçülebilen hakların genel adıdır. Manevi haklarla karşılaştırılır: malvarlığı hakları devredilebilir, mirasla intikal edebilir, hacze tabidir; manevi haklar ise şahsa bağlı, devredilemez ve hacze konu değildir. Mülkiyet, alacak, fikri haklar malvarlığı; kişilik, namus, şeref hakları manevi niteliklidir.
Malvarlığı Hakkı (Manevi Hak Ayrımı) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Malvarlığının veya İşletmenin Devralınması
Malvarlığının veya işletmenin devralınması, bir kişinin malvarlığını veya işletmesini aktif ve pasifleriyle birlikte devraldığında devralan ile devredenin alacaklılara karşı iki yıl süreyle müteselsilen sorumlu olması rejimidir (TBK m.202). Devralanın iki yıllık sınırlı sorumluluğu, devre konu malvarlığının değeri ile sınırlıdır. Bu kural alacaklıları, borçlunun malvarlığını üçüncü kişiye devrederek sorumluluktan kaçmasına karşı korur.
Malvarlığının veya İşletmenin Devralınması terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Manevi Bütünlük (Kişilik Hakkı)
Manevi bütünlük, kişinin manevi varlığının korunmasına ilişkin temel kişilik hakkıdır. TMK m.24 hükmü uyarınca düzenlenen bu hak, şeref, haysiyet, itibar, özel hayat, görüntü ve sesin korunmasını kapsar; Maddi Bütünlük ile birlikte kişilik haklarının iki ana eksenini oluşturur ve ihlal halinde tazminat ve dava hakları doğurur.
Manevi Bütünlük (Kişilik Hakkı) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Manevi Tazminat
Manevi tazminat, kişilik haklarına yönelik haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan acı, üzüntü, elem ve ızdırabın karşılığı olarak ödenen parasal tazminattır. TBK m.56 uyarınca hâkim, olayın özelliklerini, tarafların kusur derecesini ve mali durumlarını gözeterek uygun bir miktar belirler; amaç zenginleştirme değil, ihlalin yarattığı manevi çöküntüyü adalet duygusu çerçevesinde kısmen gidermektir.
Manevi Tazminat terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Manevi Tazminat (Boşanma)
Manevi tazminat, boşanmada kusurlu eşin diğer eşin kişilik haklarına saldırı, evlilik birliğinin sarsılması ve ruhsal acı yaşaması sebebine dayanarak ödediği nakit tazminattır (TMK m.174/2). Hâkim olayın özelliklerine, tarafların kusur derecesine ve ekonomik durumuna göre tutarı belirler. Boşanma sebepleri kusurlu eşin kişilik haklarını ihlal ettiyse manevi tazminat doğar.
Manevi Tazminat (Boşanma) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Manevi Tazminatın Hesaplanması
Manevi tazminatın hesaplanması, TBK m.56 ve m.58 uyarınca kişilik hakkı ihlali ile bedensel zarar veya ölüm hâllerinde hâkimin takdir yetkisi ile belirlenen para miktarının saptanma yöntemidir. Hâkim; manevi zararın ağırlığını, tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, kusurun derecesini, olayın özelliklerini ve caydırıcılık unsurunu birlikte değerlendirir; sembolik kalmayacak ancak zenginleşmeye yol açmayacak ölçülü bir miktar belirler.
Manevi Tazminatın Hesaplanması terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Manevi Unsur
Manevi unsur, ceza hukukunda failin tipik fiili işlerken iradesinin yasaklı sonuca yönelik olmasını ifade eden ve suçun oluşması için kanunilik ve maddi unsurun yanında zorunlu olan dördüncü temel öğedir. Modern dogmatikte kasıt ve taksir olmak üzere iki türe ayrılır. 5237 sayılı TCK m.21-23 manevi unsuru ayrıntılı düzenler; kasıt esastır, taksir ancak kanunda açıkça gösterildiği takdirde cezalandırılır.
Manevi Unsur terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Manevi Yardım
Manevi yardım, suç işleme sürecinde failin kararını güçlendirme, ona yol gösterme, teşvik etme, akıl verme şeklinde gerçekleşen yardım türüdür. TCK m.39/2'nin a, b, c bentlerinde düzenlenmiştir. Manevi yardımda fiziksel destek değil zihinsel-duygusal destek söz konusudur; yardım eden suç işleme kararının pekişmesini sağlar veya teknik bilgi vererek süreci kolaylaştırır.
Manevi Yardım terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Masumiyet Karinesi
Masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu yetkili mahkemenin kesinleşmiş kararıyla hukuken sabit olmadıkça suçlu sayılamayacağı anayasal güvencedir. Anayasa m. 38/4 ve AİHS m.6/2'de düzenlenen ilke, ispat yükünü iddia makamına yükler, şüpheyi sanık lehine yorumlar (in dubio pro reo) ve kamu makamlarının kesin hüküm öncesinde suçlayıcı beyanda bulunmasını yasaklar. Kamu mercileri ve tüm üçüncü kişiler kesinleşmiş mahkumiyet hükmü öncesi kişiyi suçluymuş gibi gösteremez.
Masumiyet Karinesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mazbut Vakıf
Mazbut vakıf, Cumhuriyet öncesi dönemde kurulmuş; mütevelli heyeti kalmamış veya devam etmeyen ve yönetimi günümüzde tamamen Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından üstlenilen tarihî vakıfları ifade eder. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında düzenlenen bu vakıflar, mali ve idari yönetimi Devlet kurumuna ait olan, vakıf senedindeki amaçlara uygun şekilde Vakıflar GM eliyle yaşatılan özel statüde tüzel kişilerdir.
Mazbut Vakıf terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Meclis Araştırması
Meclis araştırması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin belirli bir konuda bilgi edinmek amacıyla yaptığı incelemedir; yürütmeye siyasî yaptırım doğurmayan, sonuçları rapor olarak meclise sunulan tanıtıcı bir denetim yoludur. Anayasa m. 98/2 ilkeyi düzenler; TBMM İçtüzüğü uyarınca siyasî parti grupları veya en az yirmi milletvekilinin önergesiyle açılabilir, araştırma komisyonu kurularak sürdürülür. İşlevi yaptırım değil bilgi derleme ve kamuoyu oluşturmadır.
Meclis Araştırması terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Meclis Başkanlık Divanı
Meclis Başkanlık Divanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yönetim, temsil ve iç işleyişini yürüten anayasal organdır; Meclis Başkanı, başkanvekilleri, kâtipler ve idare amirlerinden oluşur. Anayasa m. 94 uyarınca Divanın kuruluşunda siyasî parti gruplarının TBMM'deki temsil oranı esas alınır. Meclis Başkanı siyasî tarafsızlık ilkesine bağlı olarak görev yapar; seçildiğinde mensubu olduğu siyasî parti ile ilişkisi sona erer ve meclis adına oy kullanamaz.
Meclis Başkanlık Divanı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Meclis Hükümeti Sistemi
Meclis hükümeti sistemi, yasama ve yürütme yetkilerinin meclis bünyesinde birleştiği, meclisin üstünlüğü ilkesine dayanan hükümet sistemidir. Hükümet ayrı bir organ değil, meclisin bir komitesidir. Kuvvetler ayrılığı yoktur veya çok zayıftır. Klasik örnekleri İsviçre Federal Konseyi ve Türkiye'nin 1921-1923 arasındaki Büyük Millet Meclisi yönetimidir.
Meclis Hükümeti Sistemi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Meclis-i Mebusan
Meclis-i Mebusan, Osmanlı İmparatorluğu'nda Kanun-i Esasi (1876) ile kurulan ve seçimle oluşan alt kanat parlamentosudur; Heyeti Umumiye olarak adlandırılan çift meclisli yapının temsili ayağıdır. İki dereceli (dolaylı) seçim usulüyle belirlenen mebuslardan oluşur ve padişah tarafından atanan Ayan Meclisi ile birlikte yasama organını oluşturur. I. Meşrutiyet'te 1877–1878 ve II. Meşrutiyet'te 1908–1920 arası işlev görmüştür; çift meclisli yapının alt kanadı olarak test edilir.
Meclis-i Mebusan terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Meclisin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları
Meclisin bilgi edinme ve denetim yolları, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yürütmeyi ve idareyi denetlemek ve belirli konularda bilgi edinmek için kullandığı anayasal araçlardır. Anayasa m. 98 dört yolu sayar: meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru. Meclis soruşturması dışındakiler siyasî yaptırım içermeyen tanıtıcı araçlardır. 2017 Anayasa Değişikliği ile gensoru ve güvenoyu kaldırılmış, TBMM denetimi bu dört yolla sınırlanmıştır.
Meclisin Bilgi Edinme ve Denetim Yolları terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Meclis Soruşturması
Meclis soruşturması, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında görevleriyle ilgili suç iddiasıyla TBMM tarafından açılabilen ve Yüce Divana sevkle cezaî yargılamaya dönüşebilen anayasal denetim yoludur. Anayasa m. 106 uyarınca üye tam sayısının salt çoğunluğu (301) imzasıyla önerge verilir; soruşturma açılması 3/5 (360), Yüce Divana sevk 2/3 (400) çoğunluk ister. Yargılama Anayasa Mahkemesi tarafından Yüce Divan sıfatıyla yapılır.
Meclis Soruşturması terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mecra Hakkı
Mecra Hakkı, bir taşınmazın su, gaz, elektrik, telefon gibi tesisat hizmetlerinden yararlanabilmesi için komşu taşınmazdan boru, kablo, hat geçirme yetkisi veren özel İrtifak Hakkıdır; TMK m.744 hükmüne dayanır. Hâkim mecra zorunluluğunu ve geçirilecek yeri belirlerken komşu yararı ile yararlanan taşınmazın gereksinimini dengeler. Komşuluk Hukuku çerçevesinde olumlu yükümlülük doğuran tipik kurumdur.
Mecra Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Medeni Hukukta Faiz
Medeni hukukta faiz, TBK m.88-90 ve TMK m.5 atfı uyarınca mehir, nafaka, geri verme borçları, tenkis bedeli, mirasta iade gibi medeni hukuk alacaklarının muacceliyetinden ya da temerrüdünden itibaren yasal faiz oranında işleyen ek bedeldir. Yasal faiz oranı 3095 sayılı Kanunla belirlenir; sözleşmesel faiz daha yüksek olabilir. Bileşik faiz medeni hukuk borçlarında kural olarak istenemez; sözleşmesel kayıtlar bu yasak çerçevesinde geçerlilik denetimine tabidir.
Medeni Hukukta Faiz terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi
Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi (MSHS), 1966'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin medeni-siyasi haklar bölümünü bağlayıcı hâle getiren uluslararası antlaşmadır. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ile birlikte "ikiz sözleşmeler" olarak anılır. Türkiye 2003'te taraf olmuştur. Uygulamasını BM İnsan Hakları Komitesi denetler.
Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mehil Tayini İstisnaları
Mehil tayini istisnaları, TBK m.124 hükmünce alacaklının borçlu temerrüdü hâlinde TBK m.125 seçimlik haklarını ek süre vermeden (m.123 mehlini aramaksızın) doğrudan kullanabildiği üç hali ifade eder: (1) borçlunun davranışından mehlin yararsız olacağının anlaşılması, (2) ifanın gecikmesi nedeniyle alacaklının ifaya ilgisini yitirmesi, (3) borçda kesin vade kararlaştırılmış olması. İstisna iddiası eden alacaklı, koşulun gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür.
Mehil Tayini İstisnaları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mektupla Sözleşme
Mektupla sözleşme (hazır olmayanlar arası sözleşme), tarafların aynı anda ve aynı yerde bulunmadığı; iletişimin mektup, e-posta, faks, kargo gibi araçlarla yapıldığı sözleşmedir. TBK m.5 ve m.10-11 kapsamında düzenlenen bu tür sözleşmede icap, makul kabul süresi boyunca bağlayıcıdır; kabul beyanının icapçıya ulaşmasıyla sözleşme kurulur (varma teorisi), ancak hükümleri kabulün yola çıktığı andan itibaren doğar.
Mektupla Sözleşme terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Memnu Hakların İadesi
Memnu hakların iadesi, hapis cezasına bağlı olarak kaybedilen belirli kamu haklarının (oy kullanma, kamu görevini üstlenme, lisans gerektiren meslek icrası vb.) belirli süreler geçtikten ve şartlar yerine getirildikten sonra geri kazanılması süreçidir. 5275 sayılı İnfaz Kanunu m.121 ve TCK m.53 hükümleri çerçevesinde işler. Hükümlü mahkemeye başvurarak haklarının iadesini talep eder. Belirli süre koşulu ve diğer şartlar aranır.
Memnu Hakların İadesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Menfi Zarar (Negatif Zarar)
Menfi zarar (negatif zarar / güven menfaati / Vertrauensinteresse), sözleşme hiç yapılmamış olsaydı alacaklının içinde bulunacağı mal varlığı durumu ile sözleşmenin yapılıp sonradan ortadan kalkmasıyla içinde bulunduğu mevcut durum arasındaki olumsuz farktır; TBK m.125/III uyarınca sözleşmeden dönen alacaklı, müspet zarar yerine menfi zararının (sözleşme masrafları, kaçırılan fırsatlar, yapılan giderler) tazminini isteyebilir. Hâkimlik sınavında müspet–menfi zarar ayrımı kritik konudur.
Menfi Zarar (Negatif Zarar) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mera
Mera, hayvanların otlatılması amacıyla geleneksel olarak veya kadastral tespitle ayrılmış, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu malı niteliğinde taşınmaz kategorisidir. 4342 sayılı Mera Kanunu ile özel rejime tabi tutulmuş olan meralar, özel mülkiyete konu olamaz, satılamaz ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılamaz; vasıf değişikliği özel usule bağlıdır.
Mera terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Merkez Bankası
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, devletin para otoritesi olarak para politikasını yürüten ve fiyat istikrarını temel amaç edinen bağımsız idarî otoritedir. 1211 sayılı Merkez Bankası Kanunu ile kurulan TCMB; para basma, para ve döviz politikasını belirleme, uygulama, rezerv yönetimi ve son başvuru mercii olma işlevlerini yerine getirir. 2017 Anayasa Değişikliği sonrası Başkan ve Para Politikası Kurulu üyeleri Cumhurbaşkanı kararıyla atanır.
Merkez Bankası terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Merkezden Yönetim
Merkezden yönetim, idarî yetkilerin merkezde toplanması ve taşradaki kamu hizmetlerinin merkeze bağlı birimlerce yürütülmesi esasına dayanan idarî örgütlenme modelidir. Anayasa m. 123 idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde hiyerarşik denetime tabi olarak işleyen model; bakanlıkları, Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatını ve valilik, kaymakamlık gibi taşra uzantılarını kapsar. Taşrada Anayasa m. 126 uyarınca yetki genişliği, merkezden yönetimin esnek işleyişini sağlar.
Merkezden Yönetim terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Meslek Odası
Meslek odası, belirli bir mesleği icra eden kişilerin mesleki çıkarlarını korumak ve mesleki disiplini sağlamak için kanunla kurulan kamu hukuku tüzel kişisidir (Anayasa m.135). Avukat, doktor, mimar, mali müşavir gibi meslek odaları zorunlu üyelik esasına dayanır; mesleki etik, denetim ve disiplin yetkilerine sahiptir. Üyelik mesleğin icrası için kanunî zorunluluktur.
Meslek Odası terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Meşru Amaç Testi
Meşru Amaç Testi, temel hak sınırlamasının Anayasa tarafından öngörülen bir amaca dayanması gerekliliğini inceleyen anayasal testtir; 1982 AY m. 13'ün 'Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak' ifadesiyle güvence altına alınmıştır. Anayasa, her temel hak için sınırlama sebeplerini ilgili maddesinde sayar (milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak vb.). Test, sınırlamanın bu sayımda yer almayan bir amaç için yapılıp yapılmadığını denetler.
Meşru Amaç Testi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Meşru Müdafaa
Meşru müdafaa, ceza hukukunda kişinin kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlediği fiili hukuka uygun sayan temel hukuka uygunluk sebebidir. 5237 sayılı TCK m.25/1 düzenler. Saldırının haksız ve gerçek olması, savunmanın zorunlu ve orantılı olması ile saldırı anında yapılması zorunlu şartlardır; sınır aşılırsa TCK m.27 uygulanır.
Meşru Müdafaa terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Meşru Müdafaada Orantılılık
Meşru müdafaada orantılılık, ceza hukukunda saldırıyı defetmek için kullanılan savunmanın saldırının ağırlığı, niteliği ve yöntemiyle dengeli olması gerektiğini ifade eden temel ölçüttür. 5237 sayılı TCK m.25/1 doğrudan bu ölçütü "saldırı ile orantılı biçimde" ifadesiyle koyar. Orantılılık aşılırsa TCK m.27 sınırın aşılması hükümleri uygulanır; kast olmaksızın aşılmada altıda birden üçte bire kadar indirim sağlanır.
Meşru Müdafaada Orantılılık terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Meşru Müdafaa Şartları
Meşru müdafaa şartları, 5237 sayılı TCK m.25/1 uyarınca meşru müdafaa hukuka uygunluk sebebinin uygulanabilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin gerekli olan kümülatif koşullardır. Saldırı şartları haksızlık, gerçeklik, hakka yönelmişlik ve gerçekleşmenin muhakkaklığıdır; savunma şartları ise saldırı anında yapılma, zorunluluk, orantılılık ve subjektif savunma niyetidir.
Meşru Müdafaa Şartları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Meşru Savunma
Meşru savunma, kişinin kendisine veya başkasına yöneltilen haksız bir saldırıyı o anda hâl ve şartlara uygun biçimde defetmek için zorunlu olarak gerçekleştirdiği savunma fiilini ifade eder. TBK m.63/2 uyarınca meşru savunma kapsamında verilen zarar hukuka uygundur ve fail kural olarak tazminatla yükümlü tutulamaz; ancak savunmanın orantılılık sınırı aşılırsa sorumluluk doğar.
Meşru Savunma terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Militan Demokrasi
Militan demokrasi, demokratik düzenin kendisini demokrasi düşmanı güçlere karşı aktif biçimde savunmasını öngören demokrasi anlayışıdır. Karl Loewenstein'in 1930'larda geliştirdiği kavram, Nazi deneyimi sonrası Alman Anayasası'nın omurgasını oluşturmuştur. Anayasal değerlere (demokratik düzen, insan hakları) karşı olan parti ve eylemlerin yasaklanması, siyasi hakların sınırlanması gibi mekanizmalarla işler. Türkiye anayasası militan demokrasi unsurları taşır.
Militan Demokrasi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletlerarası Andlaşmaların İç Hukuktaki Yeri
Milletlerarası andlaşmaların iç hukuktaki yeri, usulüne göre yürürlüğe konulmuş andlaşmaların kanun hükmünde olması ve Anayasaya aykırılıkları ileri sürülerek Anayasa Mahkemesine başvurulamaması ilkesidir. Anayasa m. 90/5, temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hüküm içermesi hâlinde andlaşmanın esas alınmasını öngörür. Bu istisna, temel haklar alanında andlaşmaları kanun üstü konuma yerleştirerek normlar hiyerarşisinde özgün bir statü yaratır.
Milletlerarası Andlaşmaların İç Hukuktaki Yeri terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletlerarası Andlaşmalarla Güvence
Milletlerarası andlaşmalarla güvence, temel hak ve özgürlüklerin AİHS, BM Medenî ve Siyasî Haklar Sözleşmesi ve diğer uluslararası insan hakları belgeleri aracılığıyla devletler üstü düzeyde korunması ilkesidir. Türk anayasal düzeni bu güvenceyi Anayasa m. 15, m.16 ve m.90/5 üzerinden iç hukuka eklemler; bireyler AİHS kapsamındaki ihlallerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, anayasal haklar bakımından AYM bireysel başvuru yoluna başvurarak çok katmanlı koruma elde eder.
Milletlerarası Andlaşmalarla Güvence terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletvekili
Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisinde halkı temsilen yasama yetkisini kullanan seçilmiş kamu görevlisidir. AY m. 80 uyarınca milletvekilleri seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, tüm Türk milletini temsil eder. Yasa yapma, devlet işlerini denetleme ve bilgi edinme yetkileriyle donatılmıştır; yasama sorumsuzluğu (AY m. 83/1) ve yasama dokunulmazlığı (AY m. 83/2) güvenceleriyle korunur. Görev süresi TBMM'nin beş yıllık yasama dönemi boyuncadır.
Milletvekili terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletvekili Andı
Milletvekili andı; Anayasa m.81 uyarınca TBMM üyesi seçilenlerin göreve başlarken Genel Kurul önünde ettikleri yemindir. Yemin metni Anayasada sabit olup devletin varlığı ve bağımsızlığı, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü, milletin egemenliği, hukuk devleti, demokratik ve laik cumhuriyet ilkeleri ve insan haklarına saygı üzerine söz verir. Yemin etmeden göreve başlanamaz; yemin yasama sorumsuzluğu bakımından hukuki meşruiyetin başlangıcı sayılır.
Milletvekili Andı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletvekili Ödenek ve Yolluğu
Milletvekili ödenek ve yolluğu; Anayasa m.86 uyarınca TBMM üyelerine görevlerinin karşılığı olarak ödenen aylık ödenek ile Meclise geliş ve dönüş için verilen yolluktur. Ödenek en yüksek Devlet memurunun almakta olduğu miktardan fazla olamaz; yolluk ödeneğin yarısını aşamaz. Ödenek ve yolluklar gelir vergisi dışında her türlü vergiden muaftır. Yasama bağımsızlığını güvence altına alan mali bir kurumdur.
Milletvekili Ödenek ve Yolluğu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletvekili Seçilme Yeterliliği
Milletvekili seçilme yeterliliği, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olarak seçilebilmek için Anayasada aranan kişisel koşullar bütünüdür. Anayasa m. 76 uyarınca on sekiz yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir; ancak en az ilkokul mezunu olmak, kısıtlı olmamak, askerlikle ilişiği bulunmamak, kamu hizmetinden yasaklı olmamak ile taksirli suçlar hariç bir yıl veya daha fazla hapis cezasına ya da yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyete ilişkin engeller aranır.
Milletvekili Seçilme Yeterliliği terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletvekilliği ile Bağdaşmayan İşler
Milletvekilliği ile bağdaşmayan işler; Anayasa m.82 uyarınca milletvekilinin üstlenmesi yasaklanan görev ve işlerdir. Milletvekilleri; Devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinde resmi görev alamaz; kamu yararına çalışan dernekler ve Devletten mali yardım alan vakıfların yönetim ve denetim kurullarında üye veya temsilci olamaz; TBMM'nin katıldığı veya taraf olduğu işler hariç kamu kurumlarıyla doğrudan taahhüt ilişkisine giremez. Yasağa aykırı tutum milletvekilliğinin düşürülmesi sebebidir.
Milletvekilliği ile Bağdaşmayan İşler terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milletvekilliğinin Düşmesi
Milletvekilliğinin düşmesi, milletvekilinin Anayasa veya kanunda sayılan sebeplerle TBMM üyeliği sıfatının sona ermesi hâlidir. Anayasa m. 84 dört temel hâli düzenler: istifa, kesin hüküm giyme veya kısıtlanma, milletvekilliğiyle bağdaşmayan işlerde ısrar ve meclis çalışmalarına özürsüz devamsızlık. Partisinden istifa eden milletvekilinin milletvekilliği düşmez. Düşme kararlarına karşı Anayasa m. 85 uyarınca Anayasa Mahkemesine iptal başvurusu yolu açıktır.
Milletvekilliğinin Düşmesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milli Birlik Komitesi
Milli Birlik Komitesi (MBK), 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesi sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi tarafından kurulan ve Kurucu Meclis'in askerî kanadını oluşturan yüksek karar organıdır. 38 üyeden oluştu; başlangıçta Orgeneral Cemal Gürsel başkanlığında hareket etti. 1961 Anayasasını Temsilciler Meclisi ile birlikte hazırladı. 25 Ekim 1961'de yeni TBMM'nin açılışıyla resmen sona erdi.
Milli Birlik Komitesi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milli Egemenlik
Millî egemenlik, devlet kudretinin tek ve bölünmez sahibinin "millet" adlı tüzel kişi olduğu ve bu egemenliğin Anayasanın öngördüğü usuller ile yetkili organlar aracılığıyla kullanıldığı anayasal ilkedir. Anayasa m. 6 uyarınca egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir; hiçbir kişi, zümre veya sınıfa bırakılamaz; hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz. İlke, 1921 Anayasası'ndan bu yana Türk anayasal düzeninin kurucu taşı niteliğindedir.
Milli Egemenlik terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milli Güvenlik Konseyi
Milli Güvenlik Konseyi (MGK), 12 Eylül 1980 askerî müdahalesiyle Türkiye Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyması sonucu oluşturulan ve Kurucu Meclis'in askerî kanadını oluşturan yüksek karar organıdır. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren başkanlığındaki 5 üyeden oluşur. 1982 Anayasasını Danışma Meclisi ile birlikte hazırlamış ve kabul etmiştir. 6 Aralık 1983'e kadar iktidarı elinde tutmuştur.
Milli Güvenlik Konseyi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Milli Güvenlik Kurulu
Millî Güvenlik Kurulu, devletin millî güvenlik siyasetini belirlemek üzere Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan ve Cumhurbaşkanına tavsiye kararları ileten anayasal danışma kuruludur. Anayasa m. 118 uyarınca MGK; Cumhurbaşkanı yardımcıları, Adalet, Millî Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarından oluşur. Kararları tavsiye niteliğindedir ve bağlayıcı değildir; Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü ölçüde değerlendirir.
Milli Güvenlik Kurulu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasçıların Müteselsil Sorumluluğu
Mirasçıların müteselsil sorumluluğu, TMK m.641 uyarınca paylaşmadan sonra 5 yıl boyunca her mirasçının tereke borçlarının tamamından kişisel malvarlığıyla birlikte ortaklaşa sorumlu olmasıdır. Beş yıllık süre dolduktan sonra her mirasçı yalnız kendi payı oranında sorumludur. Borç paylaşmadan sonra muaccel olursa süre o tarihten itibaren işler.
Mirasçıların Müteselsil Sorumluluğu terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasçılık Belgesinin İptali
Mirasçılık belgesinin iptali, yanlış, eksik veya hukuka aykırı düzenlenmiş Veraset İlamının hukuken kaldırılmasını sağlayan davadır. TMK m.598/4 ve genel hükümler uyarınca yeni mirasçı ortaya çıkması, mirasçılığın yanlış belirlenmesi, vasiyetname keşfi gibi hâllerde sulh hukuk mahkemesinde açılır; iptal kararı sonrası belgenin yerine yenisi düzenlenir ve daha önce yapılan işlemler değerlendirilir.
Mirasçılık Belgesinin İptali terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasçılık Belgesi Türleri
Mirasçılık belgesi türleri, Veraset İlamı olarak da bilinen mirasçılığın resmen tespitine yarayan belgenin farklı düzenleme yollarını ifade eder. TMK m.598 hükmü uyarınca mirasçılık belgesi sulh hukuk mahkemesinden veya 6217 sayılı Kanunla 2011'den bu yana noterden de alınabilir; her iki belge de aynı hukuki etkiye sahiptir ve mirasçıların pay ve niteliklerini gösterir.
Mirasçılık Belgesi Türleri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Miras Hakkının Açılmadan Devri
Miras hakkının açılmadan devri, TMK m.678 uyarınca mirasbırakan henüz hayattayken muhtemel mirasçısının ileride doğacak miras hakkını üçüncü kişiye veya başka bir mirasçıya devretmesidir. Sözleşmenin geçerliliği için mirasbırakanın katılımı ve yazılı şekil zorunludur; aksi hâlde mutlak butlan doğar. Devralan, mirasın açılmasıyla devredenin yerini alır.
Miras Hakkının Açılmadan Devri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasın Açılması
Mirasın açılması, mirasbırakanın ölümü ile terekenin mirasçılara intikal edebilir hâle gelmesidir (TMK m.575). Açılma, mirasbırakanın son yerleşim yerinde ve ölüm anında gerçekleşir; mirasçılık sıfatı, paylar, saklı pay oranları ve uygulanacak hukuk açılma anına göre belirlenir. Açılma yetkili mahkemenin tespiti, vasiyetnamenin teslimi ve ret süresinin başlaması için temel referanstır.
Mirasın Açılması terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasın Gerçek Reddi
Mirasın gerçek reddi, mirasçının açık ve şahsi iradesiyle mirası reddettiğini sulh hukuk mahkemesine veya yetkili makama bildirmesidir. TMK m.609 hükmü uyarınca düzenlenen bu işlem, mirasın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde yapılmalıdır; hak düşürücü süredir, durmaz ve kesilmez; red beyanı geri alınamaz ve mirasçıyı tüm tereke borçlarından sorumlulukten kurtarır.
Mirasın Gerçek Reddi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasın Hükmen Reddi
Mirasın hükmen reddi, Tereke borçları aktiflerini aşıyorsa mirasçının açıkça red beyanı vermesine gerek olmaksızın mirasın reddedilmiş sayılmasını ifade eden hukuki karinedir. TMK m.605 hükmü uyarınca düzenlenen bu kurum, mirasçıyı borçlu duruma düşmekten korur; ancak mirasçının terekeye karışması veya tasarruf etmesi karinenin uygulanmasını engeller ve Mirasın Gerçek Reddinden farklı bir mekanizmayla işler.
Mirasın Hükmen Reddi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasın Kazanılması
Mirasın kazanılması, mirasçının mirası açıkça veya zımnen kabul ederek terekeyi yüklenmesi sürecidir (TMK m.599). Mirasçı sıfatı açılma ile kendiliğinden doğmakla birlikte, ret hakkının kullanılmaması veya ret süresinin geçmesi durumunda miras "kazanılmış" sayılır. Kazanılma ile mirasçı külli halefiyet ilkesi gereği aktif ve pasifi bir bütün olarak yüklenir; pasiflerden kişisel malvarlığıyla sorumlu olur.
Mirasın Kazanılması terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasın Reddi
Mirasın reddi, mirasçının üç ay içinde sulh hâkimine yapacağı yazılı veya sözlü beyanla mirasbırakanın terekesini yüklenmemesini sağlayan tek taraflı, hak düşürücü süreye tâbi yenilik doğuran irade beyanıdır (TMK m.605-618). Ret hâlinde mirasçı sıfatı kazanılmamış sayılır; pay halefiyet ilkesiyle altsoya geçer veya alt zümreye intikal eder. Borca batık tereke için reddi makul karine kabul edilir.
Mirasın Reddi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasın Reddi Süresi
Mirasın reddi süresi, Mirasın Gerçek Reddi için kanunda öngörülen üç aylık hak düşürücü süreyi ifade eder. TMK m.609 hükmü uyarınca süre, mirasçının mirasçılığını öğrendiği günden başlar; durmaz ve kesilmez; geçtiğinde miras kabul edilmiş sayılır. Mücbir sebep hallerinde TMK m.615 uyarınca uzatma talep edilebilir; bu süre miras hukukunda en katı uygulanan kurallardandır.
Mirasın Reddi Süresi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasın Tutulan Defter Üzerine Kabulü
Mirasın tutulan defter üzerine kabulü, mirasçının tereke envanterinin (defterin) tutulması talebiyle birlikte mirası kabul etmesini ifade eden özel bir kabul biçimidir. TMK m.619-622 hükümleri uyarınca düzenlenen bu kurum, mirasçıyı sınırlı sorumlulukla mirası kabul etme imkânı tanır; mirasçı sadece deftere geçmiş borçlardan ve aktif tereke ile sınırlı sorumlu olur, kişisel mal varlığı ile sorumluluk doğmaz.
Mirasın Tutulan Defter Üzerine Kabulü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirası Reddin İptali
Mirası reddin iptali, mirası reddetmiş mirasçının irade sakatlığı (yanılma, hile, ikrah) sebebiyle red beyanını mahkemeye iptal ettirmesini sağlayan davadır. TMK m.611 hükmü uyarınca düzenlenen bu işlem, sebebin öğrenildiği günden itibaren bir yıl hak düşürücü süre içinde sulh hukuk mahkemesinde açılır; iptal kararı kesinleşince mirasçı miras hak ve borçları üzerinde tekrar etkili olur.
Mirası Reddin İptali terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Miras Payının Açıldıktan Sonra Temliki
Miras payının açıldıktan sonra temliki, TMK m.677 uyarınca mirasın açılmasından sonra paydaş mirasçının payının tamamını veya bir kısmını devretmesidir. Mirasçılar arası temlikte adi yazılı şekil yeterli iken, üçüncü kişiye temlikte noterde düzenleme şekli zorunludur. Devralan paydaş sıfatı kazanmaz; yalnızca paylaşma sonucundaki pay üzerinde hak iktisap eder.
Miras Payının Açıldıktan Sonra Temliki terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Miras Payının Devri
Miras payının devri, mirasçının paylaşımdan önce miras payını üçüncü kişiye veya diğer mirasçılara devretme işlemidir (TMK m.677). Üçüncü kişiye devir, diğer mirasçıların oybirliği veya en az çekiniş hakkına tâbidir; mirasçılar arası devir genel olarak serbesttir. Pay devri, miras şirketinin iç güvenliğini korumak için kanunî sınırlamalara konudur.
Miras Payının Devri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Miras Şirketi
Miras şirketi, mirasbırakanın ölümüyle birden fazla mirasçı olduğunda terekenin elbirliği mülkiyet hâlinde mirasçılar arasında oluşturduğu hukuki yapıdır (TMK m.640). Mirasçılar tereke malları üzerinde birlikte tasarruf eder, oybirliği ile karar alır; bireysel pay devri kural olarak paylaşıma kadar sınırlıdır. Paylaşım sözleşmesi veya dava ile bireysel mülkiyete geçiş sağlanır.
Miras Şirketi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Miras Sözleşmesi
Miras sözleşmesi, mirasbırakanın hayatta iken yaptığı ve karşı tarafça da kabul edilen, ölüme bağlı tasarruf niteliğinde iki taraflı sözleşmedir (TMK m.527-528). Vasiyetnameden farklı olarak tek taraflı geri alınamaz; tarafların iradesini bağlayıcı resmi şekle tâbi belgedir. Pozitif (mirasçı atama, lehte tasarruf) veya negatif (mirastan feragat) içerikli olabilir; saklı paydan feragatte bağlayıcılığı önemlidir.
Miras Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasta Defter Tutma Türleri
Mirasta defter tutma türleri, miras hukukunda terekenin envanterini hazırlama amaçlı kullanılan farklı yöntemleri ifade eder. TMK m.589-594 ve m.619-622 hükümleri uyarınca düzenlenen üç temel tür vardır: Resmi Defter Tutma (gerekli görülen hâllerde mahkemece), Tutulan Defter Üzerine Kabulü (mirasçı talebiyle sınırlı sorumluluk), ve genel envanter; her bir tür farklı amaç ve hukuki sonuçlara sahiptir.
Mirasta Defter Tutma Türleri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasta Denkleştirme
Mirasta denkleştirme, mirasbırakanın hayatta iken altsoyuna yaptığı bağışlama veya kazandırmaların paylaşımda dikkate alınarak mirasçılar arasında eşitliğin sağlanmasıdır (TMK m.669-675). Altsoy mirasçısının önceden aldığı kazandırma, terekeye iade edilmeksizin pay hesabına eklenir; aldığı miktar payından düşülür. Denkleştirme yalnızca altsoy bakımından kuraldır, mirasbırakan farklı düzenleyebilir.
Mirasta Denkleştirme terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasta Hibe (Sağlararası Bağışlama)
Mirasta hibe, mirasbırakanın hayattayken yaptığı sağlararası bağışlama işlemidir; ölümünden geriye doğru bir yıl içinde yapılan veya muvazaalı nitelikteki bağışlamalar saklı paya tecavüz hâlinde tenkise tâbi tutulur (TMK m.565). Mirasta denkleştirme kapsamında altsoya yapılan kazandırmalar pay hesabına eklenir; mirasbırakan denkleştirmeden muafiyet öngörebilir. Hibenin ispatı, muvazaa karinesi ve aynen iade vs bedel ödeme seçimi sınav konularıdır.
Mirasta Hibe (Sağlararası Bağışlama) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasta İade Yükümlülüğü
Mirasta iade yükümlülüğü, tenkis davası sonucunda saklı pay tecavüzünün düzeltilmesi için tasarruftan yararlanan kişinin (atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısı, bağışlama lehtarı) saklı paylı mirasçıya aynen iade veya bedel ödeme yoluyla yaptığı edimdir (TMK m.564). Davalı, ayni edim aldıysa malı aynen iade etmek ya da bedelini ödemek seçeneklerinden birini kullanır; seçim hakkı davalıya aittir.
Mirasta İade Yükümlülüğü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasta İstihkak Davası
Mirasta istihkak davası, kendisini yasal veya atanmış mirasçı sayan kişinin, terekeyi ya da tereke malını haksız olarak elinde bulunduran üçüncü kişiye karşı açtığı; malın iadesi ve mirasçılık sıfatının tanınması istemini içeren davadır. TMK m.637-639 arasında düzenlenmiştir. Davacı, mirasçı sıfatını ispat etmek zorundadır; zamanaşımı bir yıl ve on yıl olarak iki kademelidir.
Mirasta İstihkak Davası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirastan Feragat Sözleşmesi (Detay)
Mirastan feragat sözleşmesi, miras bırakan ile mirasçısı arasında, mirasçının ileride doğacak miras hakkından feragat ettiğine dair miras bırakanın hayatında yapılan iki taraflı sözleşmedir. TMK m.528-530 hükümleri uyarınca düzenlenen bu sözleşme, Olumsuz Miras Sözleşmesi (Mirastan Feragat) olarak da bilinir; resmi vasiyetname şeklinde yapılması zorunludur ve karşılıklı veya karşılıksız olabilir.
Mirastan Feragat Sözleşmesi (Detay) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirastan Iskat
Mirastan iskat (mirasçılıktan çıkarma), mirasbırakanın iradî olarak vasiyetnamesi veya miras sözleşmesinde belirteceği ağır kusur sebebine dayanarak saklı paylı bir mirasçısını koruma altından çıkarması işlemidir (TMK m.510-513). İskat sebebinin vasiyetnamede açıkça gösterilmesi zorunludur; iskat ile saklı pay koruması ortadan kalkar ancak iskatın altsoya etkisi sınırlıdır. Cezalandırıcı ve koruyucu iskat olmak üzere iki türü vardır.
Mirastan Iskat terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirastan Yoksunluk
Mirastan yoksunluk, TMK m.578'de sayılan ağır kusurlu eylemleri işleyen kişinin mirasçı sıfatını kanun gereği kendiliğinden kaybetmesidir. Mirasbırakana karşı kasten ölüme yol açma, kişilik haklarına saldırı, vasiyetnamesinin tahrip edilmesi ve benzeri hâller yoksunluk sebebidir. Yoksunluk kişiseldir; ilgili kişinin altsoyu mirasçılığını korur ve halefiyet ilkesi kapsamında pay alır.
Mirastan Yoksunluk terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mirasta Paylaşma Sözleşmesi
Mirasta paylaşma sözleşmesi, mirasçıların ortak mülkiyeti altındaki Terekeyi yazılı sözleşmeyle aralarında paylaşmasını sağlayan irade beyanıdır. TMK m.640-650 hükümleri uyarınca düzenlenen bu sözleşme, Mirasçıların Müteselsil Sorumluluğu sona erdirir, paylaşma davası alternatifi sunar; sözleşme yazılı şekilde yapılmalı ve tüm mirasçıların imzasını içermelidir.
Mirasta Paylaşma Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Misli Eşya
Misli eşya (mütevezi eşya), aynı türden olup birbirinin yerini tutabilen, cins, kalite ve nitelik bakımından aynı kabul edilen eşyalardır. Para, tahıl, akaryakıt, standart sanayi ürünleri misli eşya örnekleridir; eşya hukukunda ve Borçlar Hukuku atıflarında ödünç sözleşmesi, ariyet sözleşmesi ve karz sözleşmesinde temel ayırıcı kavram olarak kullanılır. Misli Olmayan Eşya ise her birey ayrı niteliktedir.
Misli Eşya terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Misli Olmayan Eşya
Misli olmayan eşya, her birinin ayrı bir kimliği ve özellikleri bulunan, birbirinin yerini tutamayan eşyalardır. Belirli bir gayrimenkul, tek bir sanat eseri, şasi numarası ile belirli bir araç, özel niteliklere sahip bir hayvan misli olmayan eşya örnekleridir; eşya hukukunda ariyet sözleşmesi, vasiyet, satım gibi işlemlerde belirleyici olur ve Misli Eşyadan farklı hukuki rejime tabidir.
Misli Olmayan Eşya terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mislisaklama
Mislisaklama / depositum irregulare (TBK m.572), saklama sözleşmesinin özel türüdür: misli mal (para, tahıl, akaryakıt) saklandığında mülkiyet saklayana geçer; saklayan iade zamanında aynı tür, miktar ve kalitede misli mal verir. Ödünç ayrım kıstası kimin yararına: saklamada bırakanın yararı, ödünçte alanın yararı esas.
Mislisaklama terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
MÖHUK (Milletlerarası Özel Hukuk)
MÖHUK (5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun), yabancılık unsuru içeren özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanacak hukuku, mahkemenin yetkisini ve yabancı mahkeme kararlarının tanınması/tenfizini düzenleyen temel kanundur. 2007 yılında yürürlüğe giren MÖHUK eski 2675 sayılı kanunu ilga etmiştir. Bağlama kuralları, kamu düzeni istisnası, atıf iadesi (renvoi), doğrudan uygulanan kurallar gibi temel kavramları kapsar.
MÖHUK (Milletlerarası Özel Hukuk) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Monarşi
Monarşi, egemenliğin bir hükümdar (kral, kraliçe, sultan, imparator) elinde toplandığı ve genellikle soydan geçtiği hükümet biçimidir. Cumhuriyetin zıttıdır. Mutlak monarşi (egemenlik sınırsız), meşruti monarşi (anayasa ile sınırlı) ve sembolik monarşi (parlamenter sistemde sembolik rol) olmak üzere türlere ayrılır. Birleşik Krallık, Japonya, İspanya, İsveç günümüz sembolik monarşi örnekleridir.
Monarşi terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Montesquieu (Charles-Louis de Secondat)
Montesquieu (1689-1755); Fransız aydınlanma düşünürü ve hukukçu. Başyapıtı "Kanunların Ruhu" (De l'esprit des lois, 1748) ile modern kuvvetler ayrılığı kuramının sistemli biçimde kuran ismidir. Yasama, yürütme ve yargı işlevlerinin birbirinden bağımsız organlara verilmesini öngörerek liberal anayasacılığın temel taşını atmış, ABD Anayasası başta olmak üzere çağdaş anayasaların tümünü etkilemiştir.
Montesquieu (Charles-Louis de Secondat) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Muacceliyet
Muacceliyet, alacağın istenebilir hâle gelmesi anıdır; alacaklının borçludan ifayı talep etme yetkisinin doğduğu andır. TBK m.83 vd. ile dolaylı düzenlenmiş, vade gelmedikçe muacceliyet kural olarak doğmaz. Muacceliyet, faiz başlangıcı, borçlu temerrüdü, takas hakkı ve zamanaşımının işlemeye başlaması gibi pek çok hukuki sonucun başlangıç noktasını oluşturan kritik kavramdır.
Muacceliyet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Mücbir Sebep
Mücbir sebep (force majeure, vis maior), öngörülemeyen, önlenemez ve borçlunun denetimi dışındaki olaylar nedeniyle borcun ifa edilememesi halidir. Borçluyu sorumluluktan kurtarır (TBK m.136). Deprem, sel, savaş, salgın hastalık, devlet emri tipik örneklerdir. Beklenmeyen hâlden farklı olarak mücbir sebep dış nitelikte olmalı; iç sebepler beklenmeyen hâl kapsamına girer.
Mücbir Sebep terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mücerretlik (Soyutluk) İlkesi
Mücerretlik (soyutluk) ilkesi, ayni hak işleminin geçerliliğinin altında yatan borçlandırıcı işlemden bağımsız olduğunu öngören Alman hukuk dogmatiği kavramıdır. Türk hukuku bu ilkeyi kabul etmemiş olup yerine sebebe bağlılık (kausal) ilkesini benimsemiştir; TMK m.706 ve uygulama pratiğinde tapu işleminin altında geçerli bir borçlandırıcı işlemin bulunması zorunludur, aksi halde yolsuz tescil doğar.
Mücerretlik (Soyutluk) İlkesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Müdahalenin Meni Davası
Müdahalenin meni davası, mülkiyet hakkı sahibinin malı üzerindeki kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerine yönelik vuku bulmuş veya bulması yakın haksız saldırıların durdurulmasını ve önlenmesini talep ettiği ayni nitelikli koruma davasıdır. TMK m.683/2 cümle 2 dayanağı olan bu dava, "el atmanın önlenmesi davası" olarak da anılır ve uygulamada özellikle taşınmaz işgali ile komşuluk ihlallerinde sıkça başvurulur.
Müdahalenin Meni Davası terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Müebbet Hapis
Müebbet hapis cezası, hükümlünün ömür boyu ceza infaz kurumunda kalması şeklinde uygulanan ağır hapis cezası türüdür. TCK m.48'de düzenlenmiştir. Ağırlaştırılmış müebbetten farklı olarak normal infaz koşullarına tabidir. Şartla tahliye için en az 24 yıl çekilmesi gerekir. Kasten öldürme (TCK m.81), kasten öldürmenin nitelikli hâlleri (bazı), insan ticareti gibi ağır suçlar için öngörülmüştür.
Müebbet Hapis terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mülga Medeni Vakıf Kanunu (903 sk.)
Mülga Medeni Vakıf Kanunu (903 sayılı, 1967), 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu yürürlüğe girene kadar (2002) Türkiye'deki yeni vakıfların kuruluş ve işleyişini düzenleyen temel kanundu. 2008 yılında 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile birlikte ilga edilen bu kanun döneminde kurulan vakıflar bugün 5737 hükümlerine tabi olmakla birlikte, kuruluş zamanlarındaki hukuki rejim 903 sayılı kanun çerçevesinde değerlendirilir. Geçmiş hukuk uygulamasında önem taşır.
Mülga Medeni Vakıf Kanunu (903 sk.) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mülhak Vakıf
Mülhak vakıf, Cumhuriyet öncesi dönemde kurulmuş ve mütevelli heyetleri tarafından yönetilmeye devam eden tarihi vakıfları ifade eder. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu uyarınca düzenlenen bu vakıflar, mazbut vakıflardan farklı olarak özgün mütevelli ailesi (genellikle kurucu sülale) tarafından idare edilir; ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü denetimine ve TMK m.111 hesap sorumluluğuna tabidir.
Mülhak Vakıf terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Mülkilik İlkesi
Mülkilik ilkesi, ceza hukukunda Türkiye’de işlenen tüm suçlara fail ve mağdurun vatandaşlığına bakılmaksızın Türk kanunlarının uygulanacağını öngören temel ilkedir. 5237 sayılı TCK m.8 düzenler ve Türk ceza yargı yetkisinin ilk ve en yaygın dayanağıdır. Suçun hareketinin Türkiye’de yapılması veya sonucunun Türkiye’de meydana gelmesi yetki için yeterlidir; egemenlik ilkesinin doğal sonucu olarak uygulanır.
Mülkilik İlkesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mülkiyet
Mülkiyet, TMK m.683'te düzenlenen en geniş ayni haktır; maliki eşyasını hukuk düzeninin sınırları içinde kullanma, yararlanma ve tasarruf (usus, fructus, abusus) yetkileriyle donatan, herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haktır. Taşınır-taşınmaz, tek-birlikte, özel-kamu türlerinde farklılaşır; kaynağını Anayasa m.35 temel hak güvencesinden alır ve kamulaştırma ile sınırlandırma hükümlerine tabidir.
Mülkiyet terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Mülkiyet Hakkı
Mülkiyet hakkı, kişinin bir mala sahip olma, o maldan yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma yetkisini güvence altına alan ve Anayasa m. 35 ile düzenlenmiş temel haktır. AİHS Ek 1. Protokol m.1 de hakkı ayrıca güvence altına alır. Hak; kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabilir, toplum yararına aykırı kullanılamaz ve kamulaştırma yoluyla devlete geçirilebilir. Sınırlama rejimi Anayasa m. 13 genel kuralına tabidir ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde uygulanır.
Mülkiyet Hakkı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mülkiyetin Kapsamı
Mülkiyetin kapsamı, bir eşya üzerindeki mülkiyet hakkının hangi unsurları, parçaları ve semereleri kapsadığını belirleyen TMK m.683-686 hükümleridir. Eşyanın bütünleyici parçaları (m.684) mülkiyete otomatik dahildir, eklentiler (m.686) aksi kararlaştırılmamışsa takip eder, doğal ve medeni semereler (m.685) ayrı kural setine tabidir. Kapsamın belirlenmesi satım, rehin, istihkak davalarında kritik önem taşır.
Mülkiyetin Kapsamı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mülkiyetin Kaybedilme Yolları
Mülkiyetin Kaybedilme Yolları, Mülkiyet hakkının hak sahibinden hukuki yollarla ayrılmasının sistematik tasnifidir. TMK m.717-718 ve dağınık hükümler taşınır ile taşınmaz mülkiyetinin sona erme yollarını düzenler. Terkin, terketme, Kamulaştırma (Eşya Hukuku), kazandırıcı zamanaşımı sonucu kayıp, fiziksel yokluk ile Mülkiyetin Kazanılma Yollarının aynalı sonuçlarıdır.
Mülkiyetin Kaybedilme Yolları terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mülkiyetin Kazanılma Yolları
Mülkiyetin Kazanılma Yolları, Mülkiyet hakkının hukuk düzenince tanınan yollarla bir kişiye geçmesi veya yeni doğmasının sistematik tasnifidir. TMK m.704-777 hükümleri taşınır ve taşınmaz mülkiyetinin iktisabını ayrı ayrı düzenler. Aslen kazanma (ilk kez doğan hak) ile devren kazanma (önceki maliki sürdürme); özgün ve türev kazanım; tescile bağlı ve tescilsiz iktisap; sınıflandırmaları üzerinden eksiksiz çerçeveyi sağlar.
Mülkiyetin Kazanılma Yolları terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Müsaderede Eşya Niteliği
Müsaderede eşya niteliği, TCK m.54-55 kapsamındaki eşyaların hangi kategoride değerlendirileceğini belirleyen kavramdır. Eşya niteliği "suçta kullanılan", "kullanılmak üzere hazırlanan", "suçun konusunu oluşturan", "suçtan elde edilen" veya "tehlikeli" olabilir. Hâkim eşyanın hangi kategoride olduğunu somut delillerle değerlendirir; bu nitelendirme müsadere uygulamasının kapsamını ve hukuki sonucunu belirler.
Müsaderede Eşya Niteliği terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Müsadere Zamanaşımı
Müsadere zamanaşımı, müsadere kararının belirli süre içinde infaz edilmemesi durumunda infaz yetkisinin düşmesidir. TCK m.70'te düzenlenmiştir. Süre 20 yıldır; bu süre içinde müsadere kararı uygulanmazsa infaz yetkisi sona erer. Müsadere zamanaşımı eşya müsaderesi ve kazanç müsaderesi için geçerlidir. Hüküm kesinleştiğinden itibaren işler.
Müsadere Zamanaşımı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müspet Zarar (Pozitif Zarar)
Müspet zarar (pozitif zarar / ifa menfaati / Erfüllungsinteresse), borçlunun temerrüde düşmesi veya sözleşmeyi gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle alacaklının, sözleşme tam ve zamanında ifa edilmiş olsaydı içinde bulunacağı mal varlığı durumu ile mevcut durumu arasındaki olumsuz farktır; TBK m.125/II uyarınca alacaklı, aynen ifa ve gecikme tazminatından vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir. Hâkimlik sınavında müspet–menfi zarar ayrımı temel taşıdır.
Müspet Zarar (Pozitif Zarar) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Müşterek Faillik
Müşterek faillik, birden fazla kişinin "ortak hâkimiyet" çerçevesinde bir suç tipini birlikte gerçekleştirmesidir. TCK m.37/1 ikinci cümlesinde düzenlenmiştir; tüm müşterek failler tam suç cezasına tabi tutulur. Ortak suç planı, rol bölüşümü ve eylem hâkimiyeti zorunludur. Salt aynı suça birlikte iştirak yetersizdir; her failin "rol oynamasaydı netice farklılaşırdı" anlamında belirleyici katkısı aranır.
Müşterek Faillik terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müşterek Hata
Müşterek hata, sözleşmenin her iki tarafının da aynı vasıf veya saik üzerinde yanılmasıdır. Türk Borçlar Kanunu açıkça düzenlemese de doktrin ve içtihat tarafından kabul edilir; TMK m.2 dürüstlük kuralı ve TBK m.32 esas alınan vasıfta yanılma analojisi ile sözleşmenin uyarlanması veya iptali mümkün olur. Tipik örnek: tarafların antika sandıkları kopyanın sahte olduğunu sonradan öğrenmesi.
Müşterek Hata terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Müşterek Vasiyet (Türk Hukukunda Yasak)
Müşterek vasiyet, iki veya daha fazla kişinin aynı belgede karşılıklı veya birlikte vasiyet yapması anlamına gelir; ancak TMK m.510 hükmü Türk hukukunda bu uygulamayı yasaklamış olup vasiyetname tek kişinin tasarrufu olarak düzenlenmiştir. Almanya, Avusturya gibi bazı yabancı hukuklarda yasal olan müşterek vasiyet, Türk uygulamasında geçersiz sayılır ve Karşılıklı Vasiyet uygulamasında ayrı belgeler zorunludur.
Müşterek Vasiyet (Türk Hukukunda Yasak) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Alacaklı / Müteselsil Alacaklılık
Müteselsil alacaklılık, birden çok alacaklının aynı borçtan dolayı her birinin borcun tamamını borçludan isteyebilmesi ve borçlunun alacaklılardan birine yapacağı geçerli ifa ile tüm alacaklılara karşı borcundan kurtulması esasına dayanan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.169 hükmünde düzenlenmiş alacaklılık türüdür. TBK m.169/1 uyarınca müteselsil alacaklılık ancak sözleşmeyle veya kanun gereği doğar; ifa kural olarak borçlunun seçimine bırakılmıştır ve müteselsil borçluluğun pasif yüzüdür.
Müteselsil Alacaklı / Müteselsil Alacaklılık terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçluda Yasal Halefiyet
Müteselsil borçluda yasal halefiyet, Türk Borçlar Kanunu m.168 uyarınca payını aşan miktarda ifada bulunan borçlunun, ödediği tutar oranında alacaklının haklarına kanun gereği halef olmasıdır. Halefiyet sayesinde ödeyen borçlu, alacağa bağlı tüm fer'i hakları (rehin, kefalet, faiz alacakları) bağımsız rücu davası açmadan kullanabilir. Bu mekanizma akdî müteselsil borçlulukta diğer borçlulardan tahsil olanağını güçlendirir.
Müteselsil Borçluda Yasal Halefiyet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçlularda Kesilme
Müteselsil borçlularda zamanaşımının kesilmesi (TBK m.155), birden fazla borçlunun aynı borçtan müteselsilen sorumlu olduğu durumlarda, kesilmenin diğer borçluları da etkileyip etkilemediği sorunudur. Kanun, müteselsil borçlulardan birine veya bölünmez borçtaki borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesinin diğerlerine de etkili olacağını açıkça düzenler. Asıl borçluya karşı kesilme kefile etki eder; ters yön ise baskın görüşe göre etki yaratmaz.
Müteselsil Borçlularda Kesilme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçluluk
Müteselsil borçluluk, birden fazla borçlunun aynı edimden alacaklıya karşı her birinin tamamından sorumlu olduğu, alacaklının dilediği borçludan ifa isteyebildiği ve borçlulardan birinin yapacağı ifanın diğerlerini de borçtan kurtardığı pasif borç çokluğu hâlidir. TBK m.162-172 arasında düzenlenen bu kurum, kaynağı bakımından akdî ya da yasal olabilir; iç ilişkide ise borçlular arasında rücu ve halefiyet doğurarak nihaî yükün adil dağılımını sağlar.
Müteselsil Borçluluk terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçlulukta Dış İlişki (Alacaklı–Borçlular)
Müteselsil borçlulukta dış ilişki, alacaklı ile borçlular arasındaki ilişkiyi düzenler ve TBK m.163-164'te yer alır. Alacaklı dilediği borçludan borcun tamamını veya bir kısmını isteyebilir; tüm borçlular borç tam olarak ifa edilene kadar sorumluluklarını korur. Bir borçlunun ifası, takası, yenilemesi veya alacaklı tarafından ibrası diğerlerini de borçtan kurtarır; ancak kişisel sebepler diğer borçluları etkilemez.
Müteselsil Borçlulukta Dış İlişki (Alacaklı–Borçlular) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçlulukta İç İlişki (Borçlular Arası)
Müteselsil borçlulukta iç ilişki, borçluların kendi aralarındaki dağılımı düzenler ve TBK m.166-167'de yer alır. Aksi sözleşme veya kanun hükmü olmadıkça borçlular eşit paylarla sorumludur (m.166/1); kendi payından fazlasını ödeyen borçlu, fazla kısım için diğerlerine rücu edebilir. Ödeme gücü olmayan borçlunun payı, kalanlar arasında pay edilir; rücu hakkı kullanılırken alacaklının haklarına halefiyet de mümkündür (m.168).
Müteselsil Borçlulukta İç İlişki (Borçlular Arası) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçlulukta Zamanaşımının Kesilmesinin Etkisi
Müteselsil borçlulukta zamanaşımının kesilmesinin etkisi, TBK m.166 ve m.156 birlikte değerlendirilerek belirlenir. Alacaklının bir borçluya karşı yaptığı işlemle (dava, takip, ihtarname) zamanaşımının kesilmesi kural olarak yalnızca o borçluya karşı geçerlidir; kişisel etki ilkesi diğer müteselsil borçluları bağlamaz. Borçlunun kendi alacaklıya karşı yaptığı borç ikrarı da yalnızca kendi zamanaşımını keser.
Müteselsil Borçlulukta Zamanaşımının Kesilmesinin Etkisi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçlunun Def'i ve İtirazları
Müteselsil borçlunun def'i ve itirazları, TBK m.165'te düzenlenir. Borçlu, alacaklıya karşı hem kendi şahsından doğan kişisel def'ileri hem de borcun niteliğinden doğan ortak def'ileri ileri sürebilir; başkasının kişisel def'ini kullanamaz. Ayrımın amacı, müteselsil borçluyu kendi durumuyla bağdaşmayan savunmalardan korumak ve alacaklıya karşı dengeli bir hak korumasını sağlamaktır.
Müteselsil Borçlunun Def'i ve İtirazları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borçlunun Rücu Hakkı (Akdî)
Müteselsil borçlunun rücu hakkı, Türk Borçlar Kanunu m.167 uyarınca borçlulardan birinin iç ilişkideki payını aşan miktarda ifada bulunması hâlinde diğer borçlulara fazla kısım için başvurma yetkisidir. Aksi sözleşme veya kanun hükmü yoksa iç ilişkide eşit pay esası geçerlidir; ancak menfaat oranı, kusur derecesi ya da taraf iradeleri payı farklılaştırabilir. Rücu hakkı ile birlikte ödeyen borçlu yasal halefiyetle alacaklının haklarına da halef olur.
Müteselsil Borçlunun Rücu Hakkı (Akdî) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Müteselsil Borç (Medeni Hukuk)
Medeni hukukta müteselsil borç, TBK m.162-169 ve TMK m.5 atfı uyarınca birden fazla borçlunun aynı edimden tamamından sorumlu olduğu özel borç ilişkisidir. Mirasçıların paylaşmadan sonra 5 yıl müteselsil sorumluluğu (TMK m.641), müşterek velayet, ortak vasi sorumluluğu medeni hukukta uygulamasıdır. Alacaklı bir borçludan tamamını isteyebilir, iç ilişkide rücu işler.
Müteselsil Borç (Medeni Hukuk) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borcun Kaynakları (Sözleşme & Kanun)
Müteselsil borcun kaynakları, TBK m.162'ye göre tarafların iradesine dayanan akdî kaynak ile doğrudan kanun hükmüne dayanan yasal kaynaktan oluşur. Akdî kaynakta her borçlunun "borcun tamamından sorumlu olma" iradesi açıkça veya yorum yoluyla saptanmalı; tereddüt hâlinde müteselsillik karine olarak kabul edilmez. Yasal kaynaklara TBK m.61 (haksız fiil), TMK m.693 (paylı mülkiyet), TTK m.7 (ticari işler) ve adi ortaklıkta TBK m.638 örnek verilebilir.
Müteselsil Borcun Kaynakları (Sözleşme & Kanun) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Borcun Sona Ermesi
Müteselsil borcun sona ermesi, Türk Borçlar Kanunu m.166'da düzenlenen ve müteselsil borçlulardan birinin gerçekleştirdiği belirli sebeplerin diğer borçluları etkileyip etkilemediğini belirleyen kurallar bütünüdür. Borçlulardan birinin ifa, takas, alacaklı ile birleşme, ibra veya alacağı iktisap gibi objektif sebeplerle borcu sona erdirmesi diğer borçluları kurtarır; sübjektif sebepler yalnızca o borçluyu bağlar. Müteselsil ilişkinin ortak amacına yansıyan ayrımdır.
Müteselsil Borcun Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Kefalet
Müteselsil kefalet, kefilin alacaklıya karşı asıl borçluyla birlikte ve aynı sırada sorumlu olduğu kefalet türüdür (TBK m.586). Adi kefaletten temel farkı: tartışma def'i yoktur; alacaklı asıl borçluya başvurmadan doğrudan kefile başvurabilir. "Müteselsil kefil" ibaresi kefilin el yazısıyla belirtilmek zorundadır (m.583/1); aksi halde kefalet adi kefalet sayılır.
Müteselsil Kefalet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müteselsil Sorumlular Arasında Rücu
Müteselsil sorumlular arasında rücu, TBK m.62 uyarınca mağdura zararı tek başına ödeyen sorumlunun, diğer sorumlulara kusur dereceleri, olayın oluşumundaki etki ve hâl ve şartlara göre iç ilişki paylaşımı çerçevesinde başvurma hakkıdır. Hâkim kusur ağırlığını ve sebep yoğunluğunu değerlendirerek payları belirler — hâkimlik rehberi.
Müteselsil Sorumlular Arasında Rücu terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Mutlak Egemenlik (Bodin)
Mutlak egemenlik, Jean Bodin'in 16. yüzyılda geliştirdiği ve egemenliği bölünmez, devredilmez, sürekli ve en üstün iktidar olarak tanımlayan klasik egemenlik kuramıdır. Devlet iktidarının sınırsız bir mutlak nitelik taşıdığı düşüncesini savunur. Modern anayasacılık ve hukuk devleti anlayışıyla çelişir; çağdaş hukukta egemenlik artık anayasa, temel haklar ve uluslararası hukukla sınırlı kabul edilir.
Mutlak Egemenlik (Bodin) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mutlak Hak ile Nispi Hak Ayrımı
Mutlak hak ile nispi hak ayrımı, özel hakların kime karşı ileri sürülebildiği ölçütüyle yapılan ve medeni hukukun temel sınıflandırmasını oluşturan bölünmedir. Mutlak hak herkese karşı, nispi hak yalnız belirli kişilere karşı ileri sürülebilir. Ayni haklar, kişilik hakları, fikri haklar mutlak; alacak hakları, kişisel haklar nispidir.
Mutlak Hak ile Nispi Hak Ayrımı terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Mutlak Haklar
Mutlak haklar, hak sahibi lehine herkese (erga omnes) karşı ileri sürülebilen ve mutlak nitelikte koruma sağlayan hak kategorisidir. Temel örnekleri ayni haklar (mülkiyet, rehin, irtifak), kişilik hakları (ad, resim, sır), fikri haklar (telif, marka, patent) ve aile hukukundan doğan mutlak haklardır. Şahsi haklardan farkı muhatap sınırlaması olmaması ve hak sahipliğinin doğrudan hukuki durumdan doğmasıdır.
Mutlak Haklar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müvekkilin Borçları
Müvekkilin borçları, vekilin işin görülmesi karşılığında müvekkilden talep edebileceği yükümlülüklerin tamamını kapsar: ücret ödeme (TBK m.514), masraf ve avans iadesi (m.510/1), vekilin yaptığı borçtan kurtarma (m.510), işin yürütülmesinde uğranılan zararın tazmini (m.510/2) ve müvekkil temerrüdü halinde alacaklı temerrüdü kuralları (m.509). Hâkimlik klasiği: ücret vekalet sözleşmesinin kurucu unsuru değil; ihtiyari unsurudur (m.502/1).
Müvekkilin Borçları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Müvekkilin Temerrüdünde Vekil
Müvekkilin temerrüdünde vekil, müvekkilin kendisinden beklenen hazırlama veya iş birliği edimini yerine getirmemesi halinde vekilin haklarını düzenleyen TBK m.509 hükmüdür. Müvekkilin temerrüdü borçlu temerrüdü değil alacaklı temerrüdü (TBK m.106-111) niteliğindedir; çünkü müvekkil borç değil işbirliği yükümü taşır. Vekil bu durumda işi tamamlayamaz, bekler ve ek ücret ile masraf tazminatı talep edebilir.
Müvekkilin Temerrüdünde Vekil terimi hakkında Detayları gör