Müteselsil alacaklılık, hâkimlik sınavında nadir sorulan ancak müteselsil borçluluğun simetriği olarak doktrinde sıkça anılan kurumdur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.169 hükmü, birden çok alacaklının aynı borçtan ötürü her birinin borcun tamamını isteyebilmesi ve borçlunun alacaklılardan birine yapacağı geçerli ifa ile tüm alacaklılara karşı borcundan kurtulması esasını düzenler. Bu kurumun pasif yüzü olan müteselsil borçluluk ile birlikte değerlendirilmesi, aktif teselsülün ayırt edici özelliklerini berraklaştırır.
Müteselsil Alacaklılığın Kaynakları ve Doğuş Şekli
TBK m.169/1 hükmüne göre müteselsil alacaklılık iki kaynaktan doğar: sözleşme veya kanun. Sözleşmesel kaynakta tarafların açık iradesi aranır; örneğin bir banka hesabının iki kişi adına ortak ve müteselsil olarak açılması, kira sözleşmesinde birden çok kiraya verenin müteselsil alacaklı sıfatıyla yer alması veya bir alacağın temliki sırasında temellük edenler arasında müteselsil alacaklılığın kararlaştırılması bu kapsamdadır. Kanuni kaynak ise daha sınırlı olup özellikle ortak mülkiyet ve elbirliği mülkiyetinde ortaklara birlikte ait alacaklarda görülür. Müteselsil alacaklılığın varlığı kural olarak karine değildir; tereddüt halinde her alacaklının ancak kendi payını isteyebileceği yönündeki bölünebilir alacak varsayımı işler. Bu nedenle hâkimlik sorularında sözleşmenin lafzından açıkça müteselsil alacaklılığın anlaşılıp anlaşılamadığı tartışılır; "ve/veya" ifadeleri tek başına yeterli sayılmaz, paylı ifadar lehine yorum yapılır.
Borçlunun Seçim Hakkı ve İfa İlişkisi
TBK m.169/2, borçlunun alacaklılardan dilediğine ifada bulunarak borçtan kurtulabileceğini düzenler. Borçlunun seçim hakkı, alacaklılardan birinin önceden dava açması veya icra takibine girişmesiyle sınırlanır; bu durumda borçlu, takibe geçen alacaklıya ifa etmek zorundadır ve diğer alacaklılara yapılan ifa kural olarak ibra etkisi doğurmaz. Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı geçerli ifayla tüm alacaklılara karşı borcundan kurtulur; iç ilişki ise alacaklılar arasındaki paylaşımı düzenleyen anlaşmaya veya yoksa eşitlik karinesine göre çözülür. İfanın hangi alacaklıya yapılacağı, muacceliyet anının belirlenmesinde de etkilidir; alacaklılardan herhangi birinin yaptığı ihtar, borçluyu borçlu temerrüdüne düşürmek için yeterlidir.
Defi ve İtirazların Kullanım Düzeni
Borçlunun, alacaklılardan birinin açtığı davada ileri sürebileceği def'iler ikiye ayrılır: tüm alacaklılara karşı geçerli olan ortak (objektif) def'iler ve yalnız belirli bir alacaklıya karşı işleyen kişisel (sübjektif) def'iler. Borcun butlanı, ifa imkânsızlığı, zamanaşımı def'i gibi ortak def'iler her alacaklıya karşı ileri sürülebilir; buna karşılık belirli bir alacaklıya karşı doğmuş takas, ödemezlik def'i veya bağışlama vaadi gibi kişisel def'iler yalnız o alacaklıya karşı kullanılabilir. Borçlu, davayı açan alacaklının kişisel def'ini ileri sürerek diğer alacaklıların alacağını da düşemez; bu sınırlama TBK m.169/3 hükmünde açıkça vurgulanmıştır.
Müteselsil Borçluluktan Farkları
Müteselsil alacaklılık, müteselsil borçluluk ile yapısal olarak simetrik görünmekle birlikte uygulamada belirgin biçimde farklılaşır. Birincisi, müteselsil borçluluk uygulamada çok yaygın iken müteselsil alacaklılık nadir görülür ve doktrinde "tarihsel kalıntı" olarak nitelendirilir. İkincisi, alacaklılar arasındaki iç ilişkide rücu borçluluk yönünde olduğu kadar gelişkin değildir; iç paylaşım çoğunlukla taraf anlaşmasıyla veya genel hükümlere göre çözülür. Üçüncüsü, müteselsil borçlulukta zamanaşımı kesilmesi tüm borçluları bağlarken aktif teselsülde alacaklılardan birinin yaptığı kesme işlemi diğer alacaklılar lehine de etki doğurur; kesme yönü dış ilişkide alacaklı→borçlu olduğundan bu sonuç doğaldır.
Hâkimlik Sınavı Açısından Kritik Noktalar
- TBK m.169 müteselsil alacaklılığı düzenleyen tek hükümdür; sözleşme veya kanun olmadan müteselsil alacaklılık karinesi YOKTUR. Şüphede bölünebilirlik lehine yorum yapılır.
- Borçlu, alacaklılardan dilediğine yaptığı ifa ile tüm alacaklılara karşı borcundan kurtulur (m.169/2); ancak takip başlamışsa borçlunun seçim hakkı sınırlanır.
- Borçlu, alacaklılardan birinin kişisel def'ini ileri sürerek diğer alacaklıların alacağını düşemez (m.169/3); bu kural, müteselsil borçluluktaki paralel kuralın simetriğidir.
- Müteselsil alacaklılık ile bölünmez borç farklı kurumlardır: ilkinde edim bölünebilir ama tüm alacaklılar tamamını isteyebilir; ikincisinde edim niteliği gereği bölünemez.
- İç ilişkide alacaklılar arasında eşitlik karinesi geçerlidir; aksi sözleşmeyle kararlaştırılabilir. Bir alacaklının topladığı miktar diğer alacaklılara payları oranında devredilir.
- Aktif teselsül, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde tarafların serbestçe kararlaştırabileceği bir alacaklılık biçimidir; emredici hüküm değildir.
Aynı Alandan Bağlantılar