Medeni Hukuk
Babalık Davası
Babalık davası, evlilik dışı doğmuş çocuğun babası ile soybağının mahkeme hükmüyle kurulması için ana veya çocuk tarafından açılan inşai bir davadır. Türk Medeni Kanunu m.301-304 arasında düzenlenir; davalı baba veya mirasçılarıdır. TMK m.302 "baba olma karinesi" kural olarak doğumdan önce 300 ile 180. gün arasında cinsel ilişki halinde işler; çocuk için süre erginlikten 1 yıldır.
Babalık Davası terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Babalık Hükmü
Babalık hükmü, evlilik dışı doğan çocuğun mahkeme kararı ile baba ile arasında soybağının kurulmasıdır (TMK m.301-304). Baba tanıma yapmadıysa anne veya çocuk babalık davası açar; mahkeme tıbbi inceleme (DNA testi) ve gerekli delillerle babalığı tespit eder. Hüküm tarihinden itibaren çocuk yasal mirasçı sıfatı kazanır; nafaka, isim ve velayet hakları doğar.
Babalık Hükmü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Babalık Karinesi
Babalık karinesi, evlilik birliği içinde doğan veya evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun, kocanın çocuğu olduğu yönündeki yasal varsayımdır. TMK m.285 dayanaklı bu karine, evlilik birliği ile soybağı arasındaki güçlü bağı koruyan ve yasal mirasçılığı kolaylaştıran temel bir Aile Hukuku kuralıdır; aksi ispat ancak Soybağının Reddi Davası yoluyla mümkündür.
Babalık Karinesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Bağımsız Bölüm
Bağımsız Bölüm, Kat Mülkiyeti sisteminin temel objesidir; ana yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, depo gibi tek başına bağımsız kullanıma elverişli ayrı ayrı kısımlarını ifade eder. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m.1, 2/a, 3 hükümleri bağımsız bölümün niteliğini, eklentilerini ve ortak yerlerle ilişkisini düzenler. Her bağımsız bölüm tam mülkiyete konu olabilir.
Bağımsız Bölüm terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Bağımsız Bölüm Kullanma Yasağı
Bağımsız bölüm kullanma yasağı, Kat Mülkiyeti Kanunu (634) m.18 ve m.24 hükümleri kapsamında bir kat malikinin bağımsız bölümünü yönetim planına, kanuna veya kat mülkiyeti niteliğine aykırı şekilde kullanmasını engelleyen klasik kuraldır. Konut olarak gösterilen bölümün işyeri olarak kullanılması, gürültü ve koku ile rahatsızlık verme, ortak yere taşma kullanımı yasak hâlleridir. Yargıtay içtihadı yasağı ihlal eden malike karşı dava ve tazminat hükümleri uygular.
Bağımsız Bölüm Kullanma Yasağı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bağışlamadan Dönme
Bağışlamadan dönme, bağışlayanın sınırlı sayıda öngörülen sebepler doğduğunda yapılmış bağışlamayı tek taraflı irade beyanı ile sona erdirme yetkisidir (TBK m.295). Sebepleri: bağışlananın bağışlayana karşı suç işlemesi, ağır hakaret, aile hukukundan doğan yükümlülüklere ağır şekilde aykırı davranış, yüklemeli bağışlamada yüklemeyi yerine getirmeme. Sebepsiz iade veya pişmanlık dönme nedeni değildir. Süre: dönme nedenini öğrenmeden 1 yıl, en geç bağışlamadan 3 yıl.
Bağışlamadan Dönme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bağışlama Sözleşmesi
Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası bir mal varlığı değerini karşılıksız olarak bağışlanana kazandırdığı tek tarafa borç yükleyen sözleşmedir (TBK m.285). Karşılıksızlık (ivazsızlık) ve sağlararası işlem niteliği temel unsurlardır. İki ana türü vardır: elden bağışlama (taşınırın teslimi ile geçerli) ve bağışlama sözü verme (yazılı şekil; taşınmazda resmi şekil). Yüklemeli ve koşullu bağışlama özel varyantlardır.
Bağışlama Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bağışlama Sözü Verme
Bağışlama sözü verme, bağışlayanın gelecekte bir mal varlığı kazandıracağını taahhüt ettiği ve borçlandırıcı nitelikteki bağışlama sözleşmesi türüdür (TBK m.288/2). Yazılı şekilde yapılması zorunludur; taşınmaz konusunda resmi şekil gerekir. Şekle aykırı sözleşme kesin hükümsüzdür ancak ifa gerçekleşmişse geçerli sayılır (m.288/3). Bağışlayan ifaya zorlanabilir; reddederse aynen ifa davası açılabilir. Bağışlayanın mali durumu önemli ölçüde kötüleşmişse ifadan kaçınma hakkı doğar (m.289).
Bağışlama Sözü Verme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bağışlayanın Yoksulluğa Düşmesi
Bağışlayanın yoksulluğa düşmesi, bağışlayanın bağışlamadan sonra geçim sıkıntısına düşmesi durumunda bağışlanmış maldan geri verme talep edebilmesini sağlayan özel dönme yoludur (TBK m.296). Bağışlamadan dönme (m.295) sebeplerinden ayrılır; bağışlananın kusuru aranmaz, sırf bağışlayanın ekonomik durumu esastır. Bağışlamadan henüz beş yıl geçmemiş olmak koşuluyla ve aile geçim borcunun yerine getirilmesi için kullanılır.
Bağışlayanın Yoksulluğa Düşmesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Bağlama Kuralı
Bağlama kuralı, MÖHUK kapsamında bir özel hukuk ilişkisinde uygulanacak hukuku belirleyen normdur. Yabancılık unsuru içeren ihtilafta hangi hukuk düzeninin (Türk veya yabancı) hangi konuya uygulanacağını gösterir. MÖHUK m.8-39 hükümleri kişiler, aile, miras, eşya, borçlar hukuku alanlarında bağlama kurallarını sıralar. Klasik kriterler: vatandaşlık, ikametgâh, mutad mesken, malın bulunduğu yer, akit yeri, ifa yeri.
Bağlama Kuralı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bağlantılı Sözleşme Yasağı
Bağlantılı sözleşme yasağı, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiraya verenin, kiranın kuruluşu veya devamı sırasında kiracıya kira ile doğrudan ilgisi bulunmayan başka bir borç üstlenmesini dayatmasını yasaklayan emredici kuraldır. Türk Borçlar Kanunu m.340 hükmü; bu tür dayatmaları sözleşmenin kira ile bağlantılı olmasına bağlamış; aksi halde bağlantılı sözleşmenin kesin geçersiz sayılacağını belirtmiştir.
Bağlantılı Sözleşme Yasağı terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Bağlılık Kuralı
Bağlılık kuralı, şeriklerin (yardım eden, azmettiren) sorumluluğunun asıl failin gerçekleştirdiği fiile bağlı kalması ilkesidir. TCK m.40'ta düzenlenmiştir. Asıl fail icraya başlamadan şeriklik doğmaz; teşebbüs aşamasında kalmışsa şerikler de teşebbüs hükümlerine tabidir. TCK m.41 iştirakte gönüllü vazgeçmeyi düzenler; vazgeçen şerik etkin çabasıyla suçu önlerse cezasızlığa kavuşur, diğer iştirakçiler etkilenmez.
Bağlılık Kuralı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bakanlar
Bakanlar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Cumhurbaşkanı tarafından atanan ve görevden alınan, belirli kamu hizmet alanlarında yürütme yetkisini kullanan üst düzey yürütme organlarıdır. Anayasa m. 106 uyarınca bireysel olarak Cumhurbaşkanına karşı sorumludurlar; Bakanlar Kurulu ve kolektif sorumluluk 2017 değişikliği ile kaldırılmıştır. TBMM üyelerinden atanırlarsa milletvekilliği düşer. Bakanlıkların kurulması ve kaldırılması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılır.
Bakanlar terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bakanlar Kurulu
Bakanlar Kurulu, 1982 Anayasasının 2017 değişikliği öncesinde Türkiye Cumhuriyetinin kolektif yürütme organı; Başbakan ile bakanlardan oluşan, hükümet politikasını belirleyen ve yürütümünden TBMM'ye karşı kolektif siyasi sorumluluk taşıyan kuruldur. 9 Temmuz 2018 itibarıyla Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle birlikte bu kurul Türk hukuk sisteminden kaldırılmış; yerine tek kişilik yürütme modelinde Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları getirilmiştir.
Bakanlar Kurulu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bakım Alacaklısının Hakları ve Borçları
Bakım alacaklısının hakları ve borçları, ölünceye kadar bakma sözleşmesi kapsamında bakım alacaklısının taleplerini ve karşı edim yükümlülüklerini düzenler (TBK m.613-616). Hakları: yiyecek, barınma, sağlık, manevi destek; sicile şerh hakkı (m.616 — ayni etki). Borçları: kararlaştırılan mal/gelir devri, bakım borçlusuyla iyi niyetli ilişki. Bakım kalitesi alacaklının önceki yaşam standartına uygun olmalı.
Bakım Alacaklısının Hakları ve Borçları terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Başbakan
Başbakan, 1982 Anayasasının 2017 değişikliği öncesinde Türkiye Cumhuriyeti yürütme organının başı; Cumhurbaşkanınca TBMM üyeleri arasından atanan, Bakanlar Kuruluna başkanlık eden ve hükümet politikasının genel yürütümünden TBMM'ye karşı siyasi sorumluluk taşıyan görevlidir. 21 Ocak 2017 tarihli 6771 sayılı Anayasa değişikliği ve 24 Haziran 2018 seçimleriyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesi sonucu bu makam kaldırılmıştır.
Başbakan terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Başbakan Yardımcısı
Başbakan Yardımcısı, 1982 Anayasasının 2017 değişikliği öncesi dönemde Bakanlar Kurulu üyelerinden biri olup Başbakanın yokluğunda görevlerini yürüten, hükümet içi koordinasyonda ikincil bir rol üstlenen bakanlık konumudur. 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçilmesiyle birlikte bu makam kaldırılmış, yerine yapısal olarak farklı nitelikte olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı kurumu ihdas edilmiştir.
Başbakan Yardımcısı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Basit Çoğunluk
Basit çoğunluk, bir oylamada belirli bir seçenek lehine kullanılan oyların, diğer seçeneklere verilen oylardan fazla olmasını ifade eden oylama ölçütüdür. Üye tam sayısına değil, kullanılan geçerli oylara göre hesaplanır. "Adi çoğunluk" veya "göreli çoğunluk" olarak da anılır. TBMM'de aksine hüküm olmadıkça kararlar toplantıya katılanların basit çoğunluğu ile alınır (Anayasa m. 96).
Basit Çoğunluk terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Basın Hürriyeti
Basın hürriyeti, bireylerin ve basın kuruluşlarının haber alma, haber verme ve düşünce-kanaatlerini basılı veya dijital yayın araçlarıyla serbestçe açıklama hakkıdır. Anayasa m. 28'de "Basın hürdür, sansür edilemez" formülüyle düzenlenir; Anayasa m. 29-32 ile tamamlanır. Demokratik toplumun "bekçi köpeği" işlevini üstlenir; ifade özgürlüğünün özel görünüm biçimidir. Sansür yasağı mutlak, diğer sınırlamalar Anayasa m. 13 çerçevesinde orantılılık testine tabidir.
Basın Hürriyeti terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Başkanlık Sistemi (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi)
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, 2017 Anayasa değişikliğiyle Türkiye'de benimsenen, yürütme yetkisinin doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanında toplandığı hükümet sistemidir. Parlamenter sistemden farklı olarak Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırılmış; yasama ile yürütme arasında sert kuvvetler ayrılığı öngörülmüştür. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yeni normatif araç olarak düzenlenmiş; gensoru ve güvenoyu denetim araçları sona erdirilmiştir.
Başkanlık Sistemi (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi) terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Başlangıç Hükümleri
Başlangıç (Preamble) Hükümleri, 1982 Anayasası'nın maddeler bölümünden önce yer alan, Anayasanın temel felsefi, siyasal ve tarihsel zeminini açıklayan giriş metnidir. AY m. 176 uyarınca Başlangıç, Anayasa metnine dahildir ve aynı hukuki değeri taşır; salt deklarasyon değil bağlayıcı norm kaynağıdır. Atatürk ilke ve inkılapları, çağdaş medeniyet düzeyi, milli egemenlik ve temel hak-özgürlükler gibi kavramları içerir; anayasal yorumun en üst düzey yönlendirici metnidir.
Başlangıç Hükümleri terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Başlangıçta İmkansızlık
Başlangıçta imkansızlık (anfängliche Unmöglichkeit), sözleşme yapıldığı sırada konusunun zaten yerine getirilemez olmasıdır. Objektif olduğu takdirde TBK m.27/I uyarınca sözleşme kesin hükümsüzdür (butlan); sübjektif olduğu takdirde sözleşme geçerli olur ancak borçlu ifa engeli ile karşılaşır. Var olmayan malın satışı, daha önce yıkılmış evin kiralanması tipik objektif başlangıç imkansızlığı örnekleridir.
Başlangıçta İmkansızlık terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Başvuru Yollarının Tüketilmesi
Başvuru yollarının tüketilmesi, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılmadan önce olağan kanun yollarının kullanılmış olmasını gerektiren kabul edilebilirlik koşuludur. Tüketilmemiş başvurular esas incelemeye alınmaksızın reddedilir. Amaç, ihlalin önce ilgili yargı mercilerince giderilmesi ve AYM'nin son çare konumunun korunmasıdır. İstisnalar: etkisiz kanun yolu, açık hak ihlali ve yasal engel.
Başvuru Yollarının Tüketilmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bedensel Zarar
Bedensel zarar, haksız fiil veya sözleşmeye aykırılık sonucu kişinin vücut bütünlüğünün zedelenmesinden doğan ve TBK m.54 uyarınca tazmini gereken maddi zarar kalemlerinin bütünüdür. Madde dört kalem sayar: (a) tedavi giderleri, (b) kazanç kaybı, (c) çalışma gücü azalması/yitirilmesi, (d) ekonomik geleceğin sarsılması. Manevi tazminat ayrıca m.56’ya göre talep edilir.
Bedensel Zarar terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Beğenme Koşuluyla Satış
Beğenme koşuluyla satış, sözleşmenin alıcının malı beğenmesi koşuluna bağlandığı satış türüdür (TBK m.249-252). İki varyantı vardır: deneme süresi sonunda alıcı sustuğunda sözleşmenin kurulduğunu kabul eden geciktirici koşullu satış ve mal alıcının zilyetliğine bırakılınca sözleşmenin kurulduğunu kabul eden bozucu koşullu satış. Alıcının beğenme takdiri sübjektiftir; gerekçe gösterme yükümü yoktur. Süre sözleşmede belirlenir; belirlenmemişse kanunî makul süre uygulanır.
Beğenme Koşuluyla Satış terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Beklenen Hak (İntizar Hakkı)
Beklenen hak (intizar hakkı), henüz doğmamış ancak ileride belirli koşulların gerçekleşmesi hâlinde doğacak olan hak adayıdır. Şarta bağlı haklar, mirasçılık beklentisi, kişinin geleceğe ilişkin meşru beklentileri başlıca örnekleridir. Kazanılmış haktan farklı olarak yeni hukuk kurallarına karşı mutlak korunmaz; ileriye yürürlük ilkesine tâbidir.
Beklenen Hak (İntizar Hakkı) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Beklenen Menfaat
Beklenen menfaat (ifa menfaati, performance interest), sözleşmenin gereği gibi ifa edilmesi halinde alacaklının elde edeceği toplam yarar veya kazançtır. Müsbet zararın temel ölçüsüdür; sözleşmenin amacının ekonomik karşılığını ifade eder. İhlal halinde tam tazminat ile korunur. Menfi zardan farklı olarak sözleşmenin geçerli ifasına yönelik beklentiyi koruyan kapsamlı bir tazminat ölçüsüdür.
Beklenen Menfaat terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Beklenmeyen Hâl
Beklenmeyen hâl (casus, fortuitous event), borçlunun makul özen göstermesine rağmen önleyemeyeceği, beklenmedik şekilde ortaya çıkan iç veya dış olaylardır. TBK m.136 sonraki imkansızlık çerçevesinde borçluyu sorumluluktan kurtarır. Mücbir sebepten farkı dış olma şartının aranmamasıdır; iç sebepler (makinenin ani arızası, çalışanın ani hastalanması) de beklenmeyen hâl sayılabilir.
Beklenmeyen Hâl terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Belirli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma
Belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, kasten işlenmiş bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilen kişinin ek tedbir olarak belirli kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmasıdır. TCK m.53'te düzenlenmiştir. Sürekli, süreli veya geçici özelliği taşır; kamu görevini yapmaktan, oy kullanmaktan, dernek kurmaktan, vasi olmaktan yoksun bırakma gibi çeşitli haklar kapsanır. Sürekli kamu hizmetlerine giriş yasağı kasten suçun tipik sonucudur.
Belirli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Belirlilik İlkesi
Belirlilik ilkesi, hukuk kurallarının açık, anlaşılır ve öngörülebilir olmasını gerektiren anayasal ilkedir. Hukuk devletinin alt unsuru olarak bireyin hangi davranışının hangi hukuki sonucu doğuracağını önceden bilebilmesini güvence altına alır. Anayasa Mahkemesi içtihadında özellikle temel hakları sınırlayan normlar ile ceza ve vergi düzenlemeleri bakımından sıkı denetim ölçütüdür; belirsizlik, keyfî uygulamaya kapı aralayarak hukuki güvenliği zedeler.
Belirlilik İlkesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Belirli Mal Vasiyeti (Musa-bih)
Belirli mal vasiyeti (musa-bih), mirasbırakanın TMK m.516 uyarınca terekeden belirli bir mal, hak veya alacağı vasiyet alacaklısına bırakmasıdır. Atanmış mirasçıdan farklı olarak vasiyet alacaklısı külli halef değil, cüz'i halef konumundadır; sadece tahsis edilen mal/hak üzerinde alacak hakkı kazanır, terekenin pasifinden sorumlu tutulmaz. Vasiyet alacaklısı borcu mirasçılardan talep eder.
Belirli Mal Vasiyeti (Musa-bih) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Belirli Süreli Kira
Belirli süreli kira, tarafların açıkça veya kararlaştırdıkları olgulardan anlaşılacak biçimde sözleşmenin sürecek olduğu zamanı belirledikleri kira sözleşmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.300/I uyarınca böyle bir kira, kararlaştırılan sürenin dolmasıyla, kural olarak fesih bildirimine gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Süre gün, ay veya yıl olarak takvim sonuna bağlanabilir; belirli süreyi bir olgudan çıkarmak da mümkündür.
Belirli Süreli Kira terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Belirli Süreli Konutta Fesih Bildirimi
Belirli süreli konutta fesih bildirimi, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde belirli sürenin sonunda kiracının sözleşmeyi sona erdirebilmek için en az 15 gün öncesinden yapması gereken yazılı bildirimdir. Türk Borçlar Kanunu m.347/I hükmü; bu bildirim yapılmazsa sözleşmenin kendiliğinden bir yıl uzayacağını kuralı koymuştur. Kiraya veren ise sürenin sonunda tek taraflı fesih hakkına sahip değildir; sözleşme süresiz biçimde uzar.
Belirli Süreli Konutta Fesih Bildirimi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Belirli Vadeli Borç
Belirli vadeli borç, tarafların ifa gününü açıkça veya sözleşmenin yorumundan anlaşılacak biçimde kararlaştırdıkları ancak vadenin geçirilmesini kendiliğinden temerrüt doğuracak nitelikte (kesin) saymadıkları borç türüdür; TBK m.117/2-c bağlamında bu tür borçlarda kural olarak alacaklının ihtarı aranır ve vadenin gelmesi tek başına temerrüde yol açmaz.
Belirli Vadeli Borç terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Belirli ve Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesi
Belirli ve belirsiz süreli hizmet sözleşmesi, hizmet sözleşmesinin süre bakımından temel iki tipinin ifadesidir (TBK m.430-431). Belirli süreli sözleşme başlangıç ve bitiş tarihleri kararlaştırılan, sürenin sonunda kendiliğinden sona eren sözleşmedir; süresi 10 yılı aşamaz. Belirsiz süreli sözleşme ise süre kararlaştırılmamış olan sözleşmedir ve fesih bildirim süreleri (m.432) kullanılarak sona erdirilebilir.
Belirli ve Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Belirsiz Alacak Davası
Belirsiz alacak davası, HMK m.107'de düzenlenen, davacının dava açtığı sırada alacağının miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyemeyeceği durumlarda kullanılan dava türüdür. Davacı asgari bir miktar gösterir; bilirkişi raporu vb. ile miktar netleşince talebini artırabilir. Haksız fiil tazminatında özellikle bedensel zararlarda maluliyet oranı henüz tespit edilmediği için tipik kullanım alanıdır. Zamanaşımı tüm alacak için kesilir.
Belirsiz Alacak Davası terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Belirsiz Süreli Kefalette Fesih
Belirsiz süreli kefalette fesih, kefilin gelecekteki borçlardan kefaleti tek taraflı yazılı bildirimle sona erdirme hakkıdır (TBK m.599). Sadece belirsiz süreli kefaletlerde uygulanır. Bildirim alacaklıya ulaştığı tarihten itibaren etkili olur; mevcut borçlar için kefalet sürer, sadece bildirimden sonra doğacak borçlar kapsam dışı kalır. Yazılı şekil zorunlu — sözel bildirim yetersiz.
Belirsiz Süreli Kefalette Fesih terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Belirsiz Süreli Kira
Belirsiz süreli kira, tarafların sona erecek zamanı kararlaştırmadıkları veya zımni uzama yoluyla bu niteliğe dönüşen kira sözleşmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.300/II uyarınca, sürenin belirlenmediği ya da kararlaştırılan sürenin dolmasından sonra tarafların ilişkiyi sürdürdüğü hallerde kira belirsiz süreliye dönüşür. Belirsiz süreli kira, ancak fesih bildirim sürelerine uyularak (m.328-329) sona erdirilebilir; süresinden önce kendiliğinden sona ermez.
Belirsiz Süreli Kira terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Beş Yıllık Özel Zamanaşımı
Beş yıllık özel zamanaşımı, TBK m.147'de numerus clausus olarak sayılan kira bedelleri, anapara faizleri, ücret alacakları, küçük sanat işleri, tüccar ve serbest meslek hizmetleri ile perakende satım gibi alacaklara uygulanan kısaltılmış süredir. Sürenin kısa tutulmasının gerekçesi, ticari hayatın hızı ve bu tür alacakların delillerinin çabuk eskimesidir.
Beş Yıllık Özel Zamanaşımı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bileşik Faiz Yasağı (Anatosizm)
Bileşik faiz yasağı (anatosizm yasağı), işlemiş faize tekrar faiz yürütülmesinin yasaklanması ilkesidir. TBK m.121 ve m.388 hükümleri uyarınca adi işlerde faize faiz uygulanması mutlak olarak yasaktır; ticari işler ve cari hesap ilişkileri ise TTK m.20 ve m.387 uyarınca bu yasağın istisnasıdır. Yasağa aykırı kararlaştırmalar emredici hükme aykırılık nedeniyle batıldır.
Bileşik Faiz Yasağı (Anatosizm) terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Bileşik Suç
Bileşik suç, kanun koyucunun iki ayrı suç tipini bir araya getirerek tek bir tipiklik haline dönüştürdüğü içtima türüdür. TCK m.42'de düzenlenmiştir. Yağma (hırsızlık + cebir/tehdit), kasten yaralama yoluyla işkence, cinsel saldırı sırasında yaralama gibi tipikler bileşik suç örnekleridir. Hâkim bileşik suç oluşturamaz; birleştirme kanun koyucu tarafından önceden yapılmıştır ve içeriğindeki suç tipleri için ayrı ceza verilmez.
Bileşik Suç terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bilgi Edinme Hakkı
Bilgi edinme hakkı, bireylerin kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetleri hakkında bilgi ve belge talep edebilme hakkıdır. 2010 anayasa değişikliği ile Anayasa m. 74/3'te açıkça anayasal güvenceye kavuşmuş; 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu (2003) ile detaylı düzenlenmiştir. Kamu kurumlarına başvurulara 15 iş günü içinde cevap zorunluluğu getirir; erişim kural, kısıtlama istisnadır. Şeffaflık ve hesap verebilirliğin demokratik güvencesidir.
Bilgi Edinme Hakkı terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bilgi Verme Yükümü
Bilgi verme yükümü, sözleşme taraflarının ifa için gerekli, doğru, açık ve anlaşılır bilgiyi karşı tarafa zamanında verme borcudur. TMK m.2 dürüstlük kuralı temel kaynaktır; özel sözleşme tipleri (TBK m.219 satışta ayıp bildirimi, TBK m.508 vekalette hesap verme) açıkça düzenler. Tüketici hukukunda öne çıkar (TKHK m.4 ön bilgilendirme). İhlali tazminat ve dönme/iptal hakkı doğurur.
Bilgi Verme Yükümü terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bilim ve Sanat Hürriyeti
Bilim ve sanat hürriyeti; herkesin bilimi ve sanatı serbestçe öğrenme, öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma yapma hakkını ifade eden anayasal bir özgürlüktür. Anayasa m.27'de düzenlenir; ifade özgürlüğünün bilim ve sanat alanına özgülenmiş bir görünümüdür. Yayma serbestliği ise Anayasa m.1, 2 ve 3 hükümlerini değiştirme amacıyla kullanılamaz; bu sınır mutlaktır.
Bilim ve Sanat Hürriyeti terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Bilinçli Taksir
Bilinçli taksir, ceza hukukunda failin sonucu öngörmesine rağmen gerçekleşmeyeceğine inanması üzerine özen yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda ortaya çıkan taksir türüdür. 5237 sayılı TCK m.22/3 düzenler. Failin "becerebilirim, olmayacak" tutumunu yansıtır; bilinçsiz taksire göre daha yüksek kınanabilirliğe sahiptir. Cezada bilinçsiz taksire göre üçte birden yarısına kadar ağırlaştırma uygulanır.
Bilinçli Taksir terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Bilinçli Taksirle Öldürme
Bilinçli taksirle öldürme, failin ölüm sonucunu öngörmesine rağmen "gerçekleşmeyecek" düşüncesiyle ihmal etmesinden doğan taksirle öldürme türüdür. TCK m.22/3 ve m.85 birlikte uygulanır; ceza taksirle öldürme cezasından üçte birden yarısına kadar artırılır. Aşırı hız + ısrarla geçilen kırmızı ışık tipik göstergedir; olası kasttan ayırımı sınav klasiğidir.
Bilinçli Taksirle Öldürme terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Bilinçli Taksirle Yaralama
Bilinçli taksirle yaralama, failin başkasının vücut bütünlüğünü zedeleyebilecek neticeyi öngörmesine rağmen istemediği hâlde gerçekleştirmesidir. TCK m.22/3 uyarınca temel taksirli yaralama cezası (m.89) üçte birden yarısına kadar artırılır. Olası kasttan farkı neticenin istenmemesi, bilinçsiz taksirden farkı ise neticenin öngörülmüş olmasıdır.
Bilinçli Taksirle Yaralama terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Bilinçsiz Taksir
Bilinçsiz taksir, ceza hukukunda failin özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle sonucu öngörmemesine rağmen zararın gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkan taksirin temel ve klasik biçimidir. 5237 sayılı TCK m.22/2 düzenler. Bilinçli taksirden farkı failin sonucu öngörememiş olmasıdır. Tam taksir cezası uygulanır; bilinçli taksirin aksine ek ağırlaştırma yapılmaz.
Bilinçsiz Taksir terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Bina Yıkılma Tehlikesi
Bina yıkılma tehlikesi, bir yapı eserinin tamamen veya kısmen yıkılma riski göstermesi halinde komşuların ve geçen kişilerin korunması amacıyla TMK m.730 ve m.731 ile getirilen önleyici düzenlemeyi ifade eder. Tehlike altındaki yapı maliki, ilgililerin talebi üzerine gerekli önlemleri almakla yükümlüdür; aksi takdirde müdahalenin meni davası, yıkım kararı ve haksız fiil tazminatı gündeme gelir.
Bina Yıkılma Tehlikesi terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olan Taksir
Birden fazla kişinin ölümüne neden olan taksirle öldürme, taksirli tek bir fiilin birden fazla mağdurun ölümüne ya da bir veya birden fazla ölüm + yaralanmaya yol açtığı hâldir. TCK m.85/2 düzenler; ceza 2 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Tipik örnekleri: otobüs kazası, fabrika patlaması, trafiğe atılan tehlikeli iş aracı. Bilinçli taksirde 1/3-1/2 artırım daha uygulanır.
Birden Fazla Kişinin Ölümüne Neden Olan Taksir terimi hakkında Detayları gör Ceza Hukuku
Birden Fazla Kişinin Taksiri
Birden fazla kişinin taksiri, ceza hukukunda taksirle işlenen bir suçta birden çok failin (veya mağdur dahil) bulunması hâlinde her birinin kendi kusurundan dolayı ayrı ayrı sorumlu olmasını ifade eden ilkedir. 5237 sayılı TCK m.22/5 düzenler. Kollektif sorumluluk yerine kişisel kusur esastır; her failin cezası kusur derecesine göre ayrı belirlenir. Trafik kazalarında, mesleki ekiplerde ve iş güvenliği ihlallerinde sıkça uygulanır.
Birden Fazla Kişinin Taksiri terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bireysel Başvuru
Bireysel başvuru, Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden AİHS kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkesin olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi hakkıdır (Anayasa m. 148/3). 2010 Anayasa değişikliği ile getirilmiş, 23 Eylül 2012'den itibaren uygulanmaya başlamıştır. AİHM öncesi tüketilmesi gereken iç hukuk yolu sayılır; AYM bu yolla norm iptal edemez.
Bireysel Başvuru terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Birlik / Platform / Dernek Üst Kuruluşları
Birlik, platform ve dernek üst kuruluşları (federasyon, konfederasyon), Dernekler Kanunu (5253) m.97-98 ve TMK m.96 hükümleri kapsamında derneklerin daha büyük yapılar oluşturarak amaçlarını ortak şekilde gerçekleştirmesi için kullandığı örgütlenme türleridir. Federasyon en az 5 derneğin, konfederasyon en az 3 federasyonun bir araya gelmesiyle oluşur; her birinin tüzel kişiliği vardır. Platform ise gevşek bir koordinasyon yapısıdır.
Birlik / Platform / Dernek Üst Kuruluşları terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Birlikte Evlat Edinme
Birlikte evlat edinme, eşlerin ortak iradeleriyle bir küçüğü veya erginleri birlikte evlat edinmesini sağlayan kurumdur. TMK m.306-307 hükümleri uyarınca evli çiftlerin asgari beş yıllık evlilik süresi veya her ikisi de otuz yaşını doldurmuş olmaları, evlat edinilenle aralarında belirli yaş farkı bulunması gibi koşullar aranır; karar mahkemece verilir ve evlat edinen eşler ortak velayet hakkı kazanır.
Birlikte Evlat Edinme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Birlikte Kefalet
Birlikte kefalet, birden fazla kişinin aynı borca kefil olmasıdır (TBK m.587). Kural olarak kefiller arasında bölme def'i işler — her kefil sadece kendi pay oranı kadar sorumludur. Sözleşmede "müteselsil birlikte kefalet" açıkça kararlaştırılmışsa bölme def'i kalkar; kefiller hem asıl borçluyla hem birbirleriyle müteselsil sorumludur. Ödeme yapan kefil diğerlerine pay oranında rücu eder.
Birlikte Kefalet terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Birlikte Mülkiyet
Birlikte mülkiyet, bir eşyanın birden fazla kişi tarafından aynı anda ve tam ayni hakla sahiplenilmesi durumudur; TMK m.688-703'te iki türü düzenlenir. Paydaşların soyut pay oranına sahip olduğu paylı mülkiyet (m.688-700) ve pay olmaksızın eşyanın tamamı üzerinde ortak hakka sahip oldukları elbirliği mülkiyet (m.701-703). Miras şirketi ve mal ortaklığı rejimi tipik elbirliği hallerdir.
Birlikte Mülkiyet terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Birlikte Ölüm Karinesi
Birlikte Ölüm Karinesi (komorientes), birden fazla kişinin aynı tehlikeli olayda ölmesi ve aralarında ölüm sırası kanıtlanamaması hâlinde hepsinin aynı anda öldüğüne ilişkin yasal varsayımdır; TMK m.29 hükmüne dayanır. Karine, miras hukukunda paylaşımı kolaylaştırmak için yaratılmış teknik bir kurumdur. Aralarında miras ilişkisi olan kişiler arasında uygulanması özellikle önemlidir.
Birlikte Ölüm Karinesi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Birlikte Yaşamaya Ara Verme
Birlikte yaşamaya ara verme, eşlerin boşanma davası açmaksızın ayrı yaşamaya başlamaları ve bu durumun aile mahkemesi tarafından düzenlenmesidir (TMK m.197). Hâkim, talep üzerine bekleme süresi, tedbir nafakası, aile konutu kullanımı ve velayet düzenlemelerini yapar. Aile birliği hukuken devam eder; sadakat yükümlülüğü sürer. Yaklaşık üç yıl sürerse bu durum boşanma sebebi olabilir.
Birlikte Yaşamaya Ara Verme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre
Bir yıllık hak düşürücü süre, irade sakatlığına uğrayan tarafın iptal hakkını kullanması için TBK m.39'da öngörülen süredir. Yanılma ve aldatmada yanılmanın/aldatmanın öğrenildiği andan, korkutmada korkunun etkisinin kalkmasından itibaren işler. Hak düşürücü süre olduğundan durmaz, kesilmez, hâkim re'sen dikkate alır. Süre sonunda sözleşme kanunen icazet edilmiş sayılır.
Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Biyolojik Baba Hükmü
Biyolojik Baba Hükmü, Yargıtay içtihadında soybağı uyuşmazlıklarında biyolojik gerçekliğin (DNA testi) hukuki soybağına üstün tutulması yaklaşımıdır; özellikle Soybağının Reddi, Babalık Davası ve Soybağı Tespiti Davasında uygulanır. Ancak Çocuğun Üstün Yararı zorlayıcı olduğunda biyolojik gerçeklik geri çekilebilir.
Biyolojik Baba Hükmü terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bizzat İfa Yükümü
Bizzat ifa yükümü, edimin niteliği, sözleşme veya kanun gereği yalnızca borçlunun şahsen ifa etmesi gereken hâllerde geçerli olan ifa biçimidir. TBK m.83/3 uyarınca borcun şahsen ifası gerekiyorsa üçüncü kişinin ifası alacaklı tarafından reddedilebilir. Sanatçı, hekim, avukat ve danışmanlık edimlerinde şahsi nitelik baskındır; borcun başkasınca ifası alacaklının menfaatini karşılamaz.
Bizzat İfa Yükümü terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bölgeli Devlet
Bölgeli devlet, üniter devlet ile federal devlet arasındaki ara modeldir. Anayasal olarak özerkliğe sahip bölgeler (region) bulunur; ancak bu özerklik federal eyaletler kadar geniş değildir. Merkezî devlet temel egemen olmaya devam eder, bölgeler sınırlı yasama ve yürütme yetkisine sahiptir. Tipik örnekleri İspanya'nın Özerk Topluluklar (Comunidades Autónomas) sistemi ve İtalya'nın Bölge (Regione) yapısıdır.
Bölgeli Devlet terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bölünmez Borç
Bölünmez borç, edimin niteliği veya hukuki düzenleme gereği parçalara ayrılarak ifa edilemediği ve bu nedenle borçlular arasında her birinin tüm borçtan müteselsilen sorumlu olduğu, alacaklılar arasında ise tüm alacaklıların birlikte hareket etmesinin gerektiği özel borç türüdür; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.170 hükmü, bölünmez borçta birden çok borçlu varsa her birinin müteselsil borçlu gibi tüm borçtan sorumlu tutulmasını öngörür ve hâkimlik sınavında ayrı kategoride incelenir.
Bölünmez Borç terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Bona Fides (İyi Niyet)
Bona fides (Latince "iyi niyet"), Roma hukukunun temel etik ve hukuki maksimlerinden biri olup, kişinin hakkını dürüstlükle, başkalarına zarar vermeden ve hukukun amacına uygun kullanmasını ifade eder. Türk medeni hukukunda TMK m.3 (iyiniyet karinesi) ve TMK m.2 (dürüstlük kuralı) bu maksimi yansıtır; sübjektif iyi niyet (bilmemek) ile objektif iyi niyet (dürüst davranış) ayrımı modern doktrinin temel ekseni olarak işler.
Bona Fides (İyi Niyet) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borca Katılma
Borca katılma, üçüncü bir kişinin mevcut bir borca, eski borçluyu kurtarmaksızın, alacaklının yanında müteselsil borçlu olarak katılmasıdır (TBK m.201). Borcun üstlenilmesinin tersine eski borçlu sorumluluğunu sürdürür; alacaklı her iki borçludan da tahsil yetkisine sahiptir. Borca katılma, kefaletten farklıdır: kefalet asıl borca bağımlı fer'î bir borç doğurur, borca katılma ise asıl borca eşit ve bağımsız müteselsil borçluluk yaratır.
Borca Katılma terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçlunun Defi Hakları (Alacağın Devrinde)
Borçlunun defi hakları, alacağın devrinde borçlunun devirden önce mevcut tüm defi'lerini yeni alacaklıya karşı ileri sürebilmesi ilkesidir (TBK m.188). Bu ilke borçlunun hukuki durumunun ağırlaştırılamaması esasının bir yansımasıdır: alacaklı değişse bile borçlu eski alacaklıya karşı kullanabileceği savunmaları yeni alacaklıya da yöneltebilir. Defi'ler arasında zamanaşımı, takas, ifa edilmemiş sözleşme, ödemezlik defi'leri ve sözleşmenin geçersizliği savunmaları başlıca yer alır.
Borçlunun Defi Hakları (Alacağın Devrinde) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçlunun İmkansızlık Bildirimi
Borçlunun imkansızlık bildirimi, TBK m.136/3 uyarınca ifanın imkansızlaştığını gecikmeden alacaklıya haber verme ve zararın artmasını önleyici tedbirleri alma yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğe aykırılıktan doğan zararları borçlu tazmin etmekle yükümlüdür; bildirim borcu, ifa borcundan bağımsız bir koruma yan yükümlülüğü olarak nitelendirilir ve borç sönmüş olsa bile devam eder.
Borçlunun İmkansızlık Bildirimi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçlunun Kusur Sorumluluğu
Borçlunun kusur sorumluluğu (TBK m.112), borç hiç veya gereği gibi ifa edilmediğinde borçlunun kusurunun karine olarak kabul edilmesi ve aksini ispat yükünün borçluya yüklenmesi rejimidir. Borçlu, kusursuz olduğunu ispatlamadıkça alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Bu kusur karinesi sözleşme sorumluluğunun haksız fiil sorumluluğundan temel ayrımıdır.
Borçlunun Kusur Sorumluluğu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçlunun Saklı Tuttuğu Def'iler
Borçlunun saklı tuttuğu def'iler (TBK m.145), borç ilişkisinin yenileme, alacak temliki veya başka nedenlerle değişikliğe uğraması hâlinde borçlunun önceki ilişkiden doğan savunma sebeplerini (sönme, takas, zamanaşımı, geçersizlik) yeni alacaklıya karşı ileri sürebilmesini güvence altına alan kuraldır. Temel ilke şudur: alacaklının iradesiyle yapılan değişiklikler borçlunun hukuki durumunu kötüleştiremez. Bu kural temlik için TBK m.188 ile özel düzenlenmiştir.
Borçlunun Saklı Tuttuğu Def'iler terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçlu Temerrüdü
Borçlu temerrüdü, muaccel hâle gelmiş bir borcun, alacaklının ihtarına rağmen (kesin vadeli borçlarda ihtara gerek olmaksızın) borçlu tarafından zamanında ifa edilmemesi hâlinde ortaya çıkan ve borçlu aleyhine ek yaptırımlar (temerrüt faizi, aşkın zarar, kazadan sorumluluk, ek süre verme ve dönme) doğuran hukuki durumdur; TBK m.117'de düzenlenir ve sözleşmeye aykırılığın özel bir görünüm biçimini oluşturur.
Borçlu Temerrüdü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Borçlu Temerrüdü (Medeni Hukuk Atıf)
Medeni hukukta borçlu temerrüdü, TBK m.117-120 ve TMK m.5 atfı uyarınca muaccel borcun ifasında borçlunun kusurlu olarak gecikmesi hâlinde ortaya çıkan ve mehir, nafaka, tenkis bedeli, mirasta iade gibi medeni hukuk borçlarına kıyasen uygulanan rejimdir. Temerrüt faizi, gecikme tazminatı ve dönme hakkı sonuçları doğurur. Mehir ve nafaka gibi medeni hukuk borçlarında temerrüt faizi muacceliyet anından itibaren işler.
Borçlu Temerrüdü (Medeni Hukuk Atıf) terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçlu Temerrüdünün Koşulları
Borçlu temerrüdünün doğabilmesi için TBK m.117 ve devamı uyarınca; borcun muaccel olması, ifanın hâlen mümkün bulunması, kural olarak alacaklının yazılı ya da sözlü ihtar çekmiş olması (veya kesin vade gibi istisnaların gerçekleşmesi) ve alacaklının kendi ifa yükümlülüğünü engel teşkil etmeyecek biçimde yerine getirmiş olması koşullarının bir arada bulunması gerekir; kusur ise temerrüdün doğumu için değil tazminat için aranır.
Borçlu Temerrüdünün Koşulları terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçlu Temerrüdünün Sona Ermesi
Borçlu temerrüdünün sona ermesi, doğmuş temerrüt durumunun ileriye etkili biçimde ortadan kalkmasını ve borçlunun bundan sonraki dönem için temerrüt yaptırımlarına maruz kalmamasını ifade eder. Sona erme; borçlunun gecikmiş ifayı sunup alacaklının bunu kabul etmesi, ihtardan vazgeçilmesi, mehil verilmesi (TBK m.123), ifanın imkânsızlaşması (TBK m.136) veya alacaklının sözleşmeden dönmesi yollarıyla gerçekleşir. Doğmuş temerrüt faizi ve aşkın zarar talepleri korunur.
Borçlu Temerrüdünün Sona Ermesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borçluya Bildirim ve Belgeler
Borçluya bildirim ve belgeler, alacağın devrinin borçlu üzerinde hüküm doğurması için devredenin alacaklı sıfatını kaybettiğinin borçluya iletilmesi ve devirle ilgili belgelerin teslimini kapsayan kuraldır (TBK m.187). Bildirim, devrenin geçerliliğinin değil, ifanın hangi tarafa yapılacağının belirlenmesinin koşuludur. Devreden, alacak senedi, makbuz, fatura gibi alacağa ilişkin belgeleri devralana teslim etmek zorundadır; bu belgeler alacağın takibi ve ispatı için kritiktir.
Borçluya Bildirim ve Belgeler terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borç Olmadığını Bilerek Ödeme
Borç olmadığını bilerek ödeme, ödeyen kişinin aslında borçlu olmadığını bilerek karşı tarafa bir edim ifa etmesi durumudur. TBK m.78/2 hükmüne göre bu durumda ödenen şey sebepsiz zenginleşme yoluyla geri istenemez. Bilerek ifa eden, kendi iradi tasarrufunun sonuçlarına katlanmak zorundadır; iade talebi dürüstlük kuralı (TMK m.2) ve venire contra factum proprium yasağı ile bağdaşmaz.
Borç Olmadığını Bilerek Ödeme terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borç Senedinin İadesi
Borç senedinin iadesi (TBK m.144/2), borçlunun borcunu tamamen ödediği takdirde alacaklıdan borç senedini geri alma veya senet üzerine iptal kaydı düşürtme hakkıdır. Senedin borçluya iade edilmiş olması ödeme karinesi doğurur ve borçlu lehine güçlü bir delil oluşturur. Alacaklı senedi kaybetmişse iade yerine senedin iptal edildiğine ilişkin yazılı beyanını vermek zorundadır. Bu hak emredici nitelikte olup borçlunun ekonomik güvenliğini koruyan temel kurumlardandır.
Borç Senedinin İadesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borcun Dış Üstlenilmesi
Borcun dış üstlenilmesi, alacaklının onayıyla üstlenenin yeni borçlu olması ve eski borçlunun borçtan tamamen kurtulmasıdır (TBK m.195-196). Üstlenenin alacaklıya doğrudan teklif etmesi veya borçlu-üstlenen arasındaki iç üstlenilmenin alacaklı tarafından onaylanmasıyla gerçekleşir. Onay sözlü, yazılı, açık veya zımnî olabilir. Alacaklı onayı vermediği sürece eski borçlu sorumluluğunu sürdürür. Onayla birlikte kefalet ve üçüncü kişi rehni onay alınmadıkça düşer.
Borcun Dış Üstlenilmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borcun İç Üstlenilmesi
Borcun iç üstlenilmesi, borçlu ile üçüncü kişi (üstlenen) arasında yapılan, üstlenenin borçluyu borçtan kurtarmak için borcu ifa edeceğini taahhüt ettiği anlaşmadır (TBK m.195). İç üstlenilme alacaklıyı bağlamaz: alacaklının onayı alınmadıkça eski borçlu alacaklıya karşı borçlu kalmaya devam eder. Üstlenenin yükümlülüğü yalnızca eski borçluya yöneliktir. İç üstlenilme, dış üstlenilmenin (alacaklı onayıyla yapılan) öncülü ve hazırlık aşamasıdır.
Borcun İç Üstlenilmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borcun Üstlenilmesi
Borcun üstlenilmesi, mevcut bir borcun aynı kalmak şartıyla, borçlunun yerini başkasının (üstlenenin) almasıdır (TBK m.195-204). İki aşamada gerçekleşir: önce borçlu ile üstlenen arasında iç üstlenilme anlaşması, sonra alacaklının onayıyla dış üstlenilme. Alacaklının onayı şarttır; aksi halde eski borçlu sorumlu kalmaya devam eder. Borcun üstlenilmesinde alacağın devrinin tersine kefalet ve üçüncü kişi rehni onay olmadan düşer; borçluya özgü kişisel defi'ler de yeni borçluya geçmez.
Borcun Üstlenilmesi terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Borcun Üstlenilmesinde Defi'ler
Borcun üstlenilmesinde defi'ler, üstlenenin alacaklıya karşı kullanabileceği savunma haklarının kapsamını belirleyen rejimdir (TBK m.199). İki kategoriye ayrılır: borca bağlı defi'ler (sözleşmenin geçersizliği, ifa, zamanaşımı) üstlene tam geçer; eski borçluya kişisel defi'ler (şahsi takas hakkı, şahsi sözleşmesel defi'ler) düşer. Bu yön alacak devrindeki tüm defi'lerin korunmasından temel farktır.
Borcun Üstlenilmesinde Defi'ler terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşanma
Boşanma, hâkim kararıyla evlilik birliğinin sona ermesi olup Türk Medeni Kanunu m.161-184 arasında düzenlenen aile hukuku kurumudur. Özel sebepler (zina, hayata kast, suç işleme, terk, akıl hastalığı) ve genel sebep (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) olmak üzere sınırlı sayıdaki sebeplere dayanır. Dava aile mahkemesinde açılır; sonuç olarak kişisel hükümlerin yanı sıra velayet, nafaka, maddi-manevi tazminat ve mal rejimi tasfiyesi gibi mali etkiler doğurur.
Boşanma terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşanmada Bekleme Süresi
Boşanmada bekleme süresi (iddet süresi), boşanma kararı kesinleşen kadın için yeniden evlenebilmesi öncesi geçmesi gereken üç yüz günlük süredir (TMK m.132). Bekleme süresinin amacı, doğacak çocuğun soybağı belirsizliğini önlemektir; mahkeme tıbbi raporla kadının hamile olmadığı ya da eski eşten gebelik olmadığı tespit edilirse süre kaldırılır. Erkek için bekleme süresi yoktur.
Boşanmada Bekleme Süresi terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşanmada Karşı Dava
Boşanmada karşı dava, asıl boşanma davasının davalısı tarafından, aynı evlilik birliğinin sona erdirilmesi veya bağlantılı talepler için açılan davadır. HMK m.132-138 ve TMK boşanma hükümleri kapsamında değerlendirilen karşı dava, kusur tespitini, nafaka, tazminat ve velayet konularında karşılıklı talepleri tek bir mahkeme önünde toplayarak hızlı ve ekonomik çözüm sağlar; aile mahkemesi karşı davayı asıl davayla birlikte değerlendirir.
Boşanmada Karşı Dava terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşanmada Tanık Dinleme
Boşanmada tanık dinleme, Çekişmeli Boşanma davalarında boşanma sebeplerini ve ortaya çıkan olguları ispat etmek için tarafların gösterdiği tanıkların aile mahkemesinde sözlü olarak ifade vermesidir. HMK m.255 vd. ve aile hukuku özellikleri çerçevesinde yürütülen tanık dinleme, evlilik birliğinin ihlalini, sadakatsizliği, terki veya diğer boşanma sebeplerini somutlaştırmaya yarar; aile mahkemesinin takdir yetkisi geniştir.
Boşanmada Tanık Dinleme terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşanmada Yargılama Usulü
Boşanmada yargılama usulü, aile mahkemesinde yürütülen ve TMK m.184'te düzenlenen özel yargılama kurallarına tâbi davadır. Hâkim taraf iddiaları ile bağlı değildir; resen delil toplayabilir, basit yargılama usulü uygulanır. Çekişmeli boşanmada deliller hâkim önünde sözlü incelenir; anlaşmalı boşanmada eşlerin protokol ve duruşmadaki beyanları esas alınır. Yargılama gizli yapılır.
Boşanmada Yargılama Usulü terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşanmanın Mali Sonuçları
Boşanmanın mali sonuçları, Türk Medeni Kanunu m.174-178 arasında düzenlenen ve boşanma kararıyla birlikte eşler arasında doğan parasal yükümlülükleri ifade eder. Dört ana başlıkta toplanır: maddi tazminat (m.174/1), manevi tazminat (m.174/2), yoksulluk nafakası (m.175) ve mal rejimi tasfiyesi (m.202 vd). Ayrıca tedbir nafakası ve iştirak nafakası boşanma sürecinde gündeme gelir. Zamanaşımı TMK m.178 uyarınca boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldır.
Boşanmanın Mali Sonuçları terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşanma Sebepleri
Boşanma sebepleri, evliliğin hâkim kararıyla sona erdirilebilmesi için Türk Medeni Kanunu'nda sınırlı sayıda (numerus clausus) düzenlenen sebepler bütünüdür. TMK m.161-166 arasında yer alan bu sebepler, özel sebepler (zina, hayata kast, suç işleme ve haysiyetsiz yaşam, terk, akıl hastalığı) ve genel sebep (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) olarak iki ana gruba ayrılır. Mutlak/nisbî ve özel/genel ayrımı ile kusur, çekilmezlik ve hak düşürücü süre unsurları sebepleri birbirinden ayırır.
Boşanma Sebepleri terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Boşluğun Doldurulması
Boşluğun Doldurulması, yazılı kanunda somut uyuşmazlığa uygulanabilir hüküm bulunmaması durumunda hâkimin TMK m.1 hiyerarşisi içinde başvuracağı yolları belirten kurumdur. Boşluk türleri (gerçek/sözde, kanun-içi/kanun-dışı, kasıtlı/teknik) ayrımı doldurma yöntemini belirler. Örf ve Adet Hukuku ve Hâkimin Hukuk Yaratması doldurma araçlarıdır.
Boşluğun Doldurulması terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Bozucu Koşul
Bozucu koşul, sözleşme kurulduğu anda hüküm ve sonuçlarını doğuran ancak gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz bir olgunun gerçekleşmesi halinde borç ilişkisinin ileriye etkili olarak ortadan kalkmasını sağlayan koşul türüdür ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.173-174 hükümlerinde düzenlenmiştir; TBK m.174 uyarınca bozucu koşulun gerçekleşmesine kadar yapılan ifalar aksi kararlaştırılmadıkça iade edilmez ve bu "geçmişe etkisizlik" kuralı kurumun en ayırt edici niteliğidir.
Bozucu Koşul terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bütçe Hakkı
Bütçe hakkı; Anayasa m.161-163 uyarınca kamu gelir ve giderlerinin yasama organınca önceden onaylanması ve sonradan denetlenmesi yetkisidir. Tarihsel kökü 1215 Magna Carta'ya uzanan bu hak, parlamentonun yürütme üzerindeki en güçlü mali denetim aracıdır. TBMM bütçe kanunu ve kesin hesap kanununu kabul ederek hem gelir toplama (vergileme) hem harcama yapma yetkisini denetler; egemenliğin mali boyutunun somut ifadesidir.
Bütçe Hakkı terimi hakkında Detayları gör Anayasa Hukuku
Bütçe Kanunu
Bütçe kanunu, devletin belirli bir mali yıl için gelir ve gider tahminlerini gösteren, özel yasama süreciyle kabul edilen mali kanundur. Anayasa m. 161 uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından mali yılbaşından en az 75 gün önce TBMM'ye sunulur; Plan ve Bütçe Komisyonu ve Genel Kurulda görüşülür. Milletvekilleri bütçe görüşmelerinde gider artırıcı veya gelir azaltıcı teklif veremez. Kesin hesap kanunu ve Sayıştay denetimi, bütçe denetiminin tamamlayıcısıdır.
Bütçe Kanunu terimi hakkında Detayları gör Borçlar Hukuku
Butlan
Butlan, hukuki işlemin baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaması anlamına gelen mutlak geçersizlik halidir. TBK m.27/1 uyarınca kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız sözleşmeler batıldır. Hâkim re'sen dikkate alır, herkes ileri sürebilir, hiçbir süreye tabi değildir; sonradan icazet verilerek de geçerli hâle getirilemez.
Butlan terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Butlan (Mutlak Hükümsüzlük)
Butlan (mutlak hükümsüzlük), bir hukuki işlemin kanunun emredici hükümlerine, ahlâka veya kamu düzenine aykırılık nedeniyle baştan ve herkes için kesin olarak geçersiz sayılması yaptırımıdır. Hâkim re'sen dikkate alır; düzelmesi mümkün değildir; süreye tâbi değildir. TBK m.27 ve TMK m.145 hükümleri butlan sebeplerini belirler. Yokluk, iptal ve askıda hükümsüzlük yaptırımlarından yapısal olarak ayrılır.
Butlan (Mutlak Hükümsüzlük) terimi hakkında Detayları gör Medeni Hukuk
Bütünleyici Parça
Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve asıl şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılması mümkün olmayan parçadır. TMK m.684 düzenlemesidir; asıl şeyin maliki bütünleyici parçanın da malikidir ve onun hukukî kaderini birlikte paylaşır. Eklentiden ve doğal üründen farklı bir kavramdır.
Bütünleyici Parça terimi hakkında Detayları gör