Tanım
Borcun dış üstlenilmesi; üçüncü kişinin alacaklıyla yaptığı sözleşmeyle borçlunun mevcut borcunu yüklenmesi ve böylece eski borçlunun borç ilişkisinden çıkarak yerine üçüncü kişinin tek borçlu olarak geçmesi işlemidir. TBK m.195 uyarınca borç ilişkisinin pasif tarafında değişiklik yaratan bu kurum, alacağın temliki ile simetrik biçimde "borç tarafının değişmesi" olarak işler; ancak temlikten farklı olarak alacaklının onayı olmadan tek başına sonuç doğurmaz.
TBK m.195/1 — "Borcun üstlenilmesi, üstlenen ile alacaklı arasında yapılan ve borçlunun borcundan kurtarılması sonucunu doğuran bir sözleşmedir."
İki aşamalı bir mekanizmaya dayanır: önce üçüncü kişi ile borçlu arasında iç üstlenme (TBK m.194) sözleşmesi yapılır; sonra üçüncü kişi alacaklıya dış üstlenme önerisinde bulunur ve alacaklının onayı ile eski borçlu borçtan kurtulur. Onay verilene kadar işlem askıdadır; reddedilirse iç üstlenme yalnızca rücu ilişkisi olarak işlemeye devam eder.
İç Üstlenme — Dış Üstlenme İki Aşamalı Yapısı
İç Üstlenme (TBK m.194)
Üçüncü kişi ile borçlu arasında yapılan sözleşmedir. Yalnızca taraflar arasında hüküm doğurur; alacaklı bu sözleşmenin tarafı değildir ve sözleşmeden alacaklıya karşı talep hakkı doğmaz. İç üstlenme, üçüncü kişinin borçluya karşı borcu ödeme yükümlülüğü altına girmesini sağlar; alacaklıya doğrudan ifa edilmemesi durumunda borçlu üçüncü kişiden rücu isteyebilir.
Dış Üstlenme (TBK m.195)
Üçüncü kişi (üstlenen) ile alacaklı arasında yapılan sözleşmedir. Alacaklının kabulüyle eski borçlu borç ilişkisinden çıkar; üçüncü kişi yeni ve tek borçlu olur. Bu aşama gerçekleşmediği sürece eski borçlu borç ilişkisinin sorumlusu olarak kalmaya devam eder.
TBK m.195/2 — "Üstlenenin borçluya yaptığı borcu üstlenme önerisi, borçlunun bu öneriyi alacaklıya bildirmesi ve alacaklının da kabul etmesiyle borcun üstlenilmesi gerçekleşir."
Alacaklının Onayının Niteliği
Alacaklının kabulü, askıdaki dış üstlenme sözleşmesini geçerli hale getiren tamamlayıcı bir hukuki işlem unsurudur. Onay açık veya zımnî olabilir; alacaklının üstlenenden ifa kabul etmesi, ona doğrudan icra takibi başlatması, ona vade tanıması zımnî onay sayılır. Bildirimle birlikte alacaklı makul süre içinde sessiz kalırsa, sessizliğin onay anlamına geleceği önceden bildirilmemişse kural olarak red varsayılır (TBK m.195/3 mantığı). Onay reddedilirse iç üstlenme bağımsız olarak ayakta kalır ve rücu ilişkisi olarak işler.
Borca Katılma — İçten Üstlenme — Dıştan Üstlenme Karşılaştırması
Üç kurum sıkça karıştırılır; sınavda ayrımı belirleyen unsur eski borçlunun durumu ve alacaklının taraf olup olmamasıdır.
| Kurum | Hukuki Niteliği | Tarafları | Eski Borçlu | Alacaklı Onayı | Sonuç |
|---|
| İçten üstlenme (m.194) | İç işlem | Borçlu + Üstlenen | Borç ilişkisinde kalır | Aranmaz | Üstlenen sadece borçluya karşı yükümlü |
| Dıştan üstlenme (m.195) | Dış işlem | Üstlenen + Alacaklı | Borçtan çıkar | Şart | Üstlenen tek borçlu olur |
| Borca katılma (m.201) | Kümülatif katılma | Katılan + Alacaklı | Borç ilişkisinde kalır | Şart değil (üçüncü kişiye bildirim yeterli) | İki müteselsil borçlu doğar |
| Borç havalesi | Üçlü ilişki | Havaleci + Havale alıcı + Havale ödeyici | Mevcut sözleşme askıda | İki yönlü onay | Soyut işlem; sebepten bağımsız |
Sınav kuralı: Eski borçlu kurtuluyorsa dış üstlenme; eski borçlu kalıyor + ikinci borçlu ekleniyorsa borca katılma; sadece borçluya karşı yükümlülük varsa iç üstlenme.
Eski Borçluyla İlişki ve Sonuçlar
Rücu Hakkı (TBK m.196)
İç üstlenme sözleşmesinden doğan rücu ilişkisi, dış üstlenme gerçekleştikten sonra üstlenen ile borçlu arasında iç ilişki olarak sonuç doğurur. Üstlenen, ifayı yaptıktan sonra iç üstlenme sözleşmesi gereği borçluya karşı bir karşılık bekliyorsa bunu rücuyla tahsil eder; karşılıksız (bağışlama saiki) üstlenmede rücu hakkı doğmaz.
Savunma Hakları (TBK m.197)
Üstlenen, eski borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu kişisel olmayan tüm savunmaları kullanabilir: zamanaşımı, ifa imkânsızlığı, takas, alacağın doğmamış olması, hükümsüzlük itirazları gibi. Buna karşılık eski borçluya özgü kişisel savunmaları (örneğin eski borçlunun alacaklıyla yaptığı bağımsız bir takas anlaşması) kullanamaz; çünkü bunlar borçlu kişiliğine bağlıdır.
Kefilin ve Rehin Verenin Durumu (TBK m.198)
Borcun üstlenilmesi kural olarak kefil ve rehin verenler için borçtan kurtuluş sebebidir. Üçüncü kişinin borçluya güvenerek verdiği teminat, borçlu değiştiği anda artık üstlenen kişiye karşı sorumluluğu kapsamaz. Aksi sözleşmenin açıkça yapılması ve üçüncü kişinin (kefil/rehin veren) buna yazılı muvafakatinin alınması şarttır.
TBK m.198 — "Borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılan sözleşmeyle borç sona ermiş olur ve buna bağlı olarak üçüncü kişiler tarafından verilen rehin ve kefalet sona erer; meğer ki rehin verenler veya kefiller, borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermiş olsunlar."
Yan Borçlar ve Fer'i Haklar
Faiz, gecikme tazminatı, sözleşme cezası gibi borca bağlı fer'i borçlar üstlenen kişiye intikal eder. Buna karşılık alacaklının eski borçlunun şahsına bağlı olarak elde ettiği özel imtiyazlar (örneğin tüketici kredisinde alacaklının eski borçluya tanıdığı kişisel indirim) yeni borçluya geçmez.
Şekil ve İrade Sakatlıkları
Borcun dış üstlenilmesi sözleşmesi kural olarak şekle bağlı değildir; sözlü olarak da yapılabilir. Ancak asıl sözleşme şekle bağlıysa (örneğin taşınmaz satış vaadinde borç üstlenme), aynı şekil bu işlem için de aranır. Tüketici işlemlerinden doğan borçların üstlenilmesinde tüketici lehine yorum kuralı işler.
Üstlenen kişi, alacaklı veya borçlu tarafından hile veya korkutmaya maruz kalmışsa TBK m.30-39 kapsamında dış üstlenme sözleşmesini iptal edebilir. İptal halinde alacaklının eski borçluya yönelmesi mümkün hale gelir; çünkü dış üstlenmenin geri etkili biçimde geçersiz sayılması eski borç ilişkisini canlandırır.
Kısmi Üstlenme
Borç bölünebiliyorsa (para borcu, miktar borcu) kısmi üstlenme mümkündür; bu durumda eski borçlu üstlenilen kısım dışında borçlu olarak kalmaya devam eder ve iki kişi arasında müteselsil borçluluk doğmaz, her biri kendi payından sorumlu olur. Bölünemez edimlerde (münhasır kişisel ifa içeren vekalet) kısmi üstlenme kabul edilmez.
Pratik Senaryo (Sınav Tipi)
Senaryo 1: Alacaklı Onayı ve Kefilin Durumu
Soru: Borçlu B, alacaklı A'ya 200.000 TL borçludur ve borç için kefil K vardır. Üçüncü kişi Ü, B ile yaptığı iç üstlenme sözleşmesi gereği borcu yüklenir; B durumu A'ya bildirir, A 15 gün içinde yazılı kabul beyanı verir. Kefil K kabule rıza göstermemiştir. Sonuç nedir?
Cevap: Dış üstlenme TBK m.195 uyarınca alacaklı A'nın kabulüyle gerçekleşmiştir; eski borçlu B borçtan kurtulur, Ü tek borçlu olur. Kefil K, TBK m.198 uyarınca yazılı rıza göstermediği için kefaletten otomatik olarak kurtulur; A artık K'dan talep edemez, sadece Ü'ye yönelebilir. Kefilin sorumluluğunun devamı için K'nın yazılı muvafakati açıkça aranırdı.
Senaryo 2: Onay Verilmemesi ve İç Üstlenmenin Devamı
Soru: Borçlu B, alacaklı A'ya 100.000 TL borçludur. Üçüncü kişi Ü, B ile iç üstlenme sözleşmesi yapar ve borcu yüklenir; A'ya bildirim yapılır ancak A açıkça reddeder. Ü, ödeme yapmaz; A B'ye icra takibi başlatır. B, A'nın artık kendisini takip edemeyeceğini, borcun Ü'ye geçtiğini ileri sürer. Hâkim ne karar verir?
Cevap: Alacaklı A'nın kabulü gerçekleşmediği için dış üstlenme oluşmamıştır; eski borçlu B halen tek borçlu olarak alacaklıya karşı sorumludur. İç üstlenme sözleşmesi sadece B-Ü arasında rücu ilişkisi olarak işler; B, A'ya ödeme yaptıktan sonra Ü'den iç üstlenme sözleşmesi gereği rücu isteyebilir. Hâkim B'ye karşı icra takibinin devamına karar verir.
Senaryo 3: Kısmi Üstlenme ve Müteselsillik
Soru: Borçlu B, alacaklı A'ya 300.000 TL para borçludur. Üçüncü kişi Ü, A ile yaptığı dış üstlenme sözleşmesiyle borcun 100.000 TL'lik kısmını üstlenir; A bu kısmî üstlenmeyi kabul eder. Vade geldiğinde A 300.000 TL'nin tamamını Ü'den isteyebilir mi?
Cevap: Hayır. Para borcu bölünebilir nitelikte olduğundan kısmi üstlenme geçerlidir; ancak kısmi üstlenme eski borçluyu sadece üstlenilen kısım kadar borçtan kurtarır. Eski borçlu B kalan 200.000 TL'den, Ü ise üstlendiği 100.000 TL'den ayrı ayrı sorumludur. Aralarında müteselsil borçluluk doğmaz; alacaklı her birinden ancak kendi payını talep edebilir.
Kritik Noktalar
- Dış üstlenme alacaklı onayına bağlıdır (m.195/2): Onay olmadan üçüncü kişi-borçlu sözleşmesi yalnızca iç üstlenmedir; alacaklı eski borçluyu takip etmeye devam eder. Onayın açık veya zımnî olması mümkündür; üstlenenin ifasını kabul etmek, ona doğrudan ihtarname göndermek tipik zımnî onay halleridir.
- Kefil ve rehin veren m.198 uyarınca otomatik kurtulur: Borcun üstlenilmesi kefilin yazılı muvafakati alınmadıkça kefaleti sona erdirir. Sınavda en sık tuzak; "kefil sözlü olarak rıza gösterdi" → kurtuluş devam eder, çünkü yazılı şart aranmıştır.
- Üstlenen, eski borçlunun savunmalarını kullanır (m.197): Zamanaşımı, ifa imkânsızlığı, takas, hükümsüzlük gibi borcun kendisine bağlı savunmalar üstlenene de açıktır. Eski borçluya kişisel olan savunmalar (özel takas anlaşması) üstlenene geçmez.
- Onay reddedilirse iç üstlenme rücu ilişkisi olarak ayakta kalır: Eski borçlu ödediği takdirde üçüncü kişiden iç üstlenme sözleşmesi çerçevesinde rücu isteyebilir. Bu nedenle iç üstlenmenin geçersizliği değil, dış sonucu doğmayışı söz konusudur.
- Kısmi üstlenme bölünebilir borçlarda mümkündür: Para borçları tipik örnektir; eski borçlu ile üstlenen arasında müteselsillik doğmaz, her biri kendi payından sorumlu olur. Bölünemez edimlerde kısmi üstlenme geçersizdir.
- Borca katılma ile karıştırılmaması gerekir: Borca katılmada (m.201) eski borçlu borç ilişkisinde kalır, ikinci borçlu ekleniyor — müteselsil borçluluk doğuyor. Dış üstlenmede ise eski borçlu çıkıyor, üstlenen tek borçlu oluyor.
- Şekil serbestisi kuraldır: Asıl sözleşme şekle bağlı değilse dış üstlenme sözlü dahi geçerlidir. Ancak taşınmaz satış vaadinden doğan borcun üstlenilmesi resmi şekle tabidir; asıl sözleşmenin şekil bağı üstlenmeye yansır.
Aynı Alandan Bağlantılar