Saklı Def'iler İlkesinin Hukuki Temeli
TBK m.145 hükmü borçlu için kritik bir koruma normu kurar: "Sona ermenin veya yenilemenin geçerli olmadığını ileri sürmesini engellemeyen sebepler, borçlu tarafından her zaman ileri sürülebilir." Bu hüküm, alacak ilişkisinin sona ermesi, yenileme, birleşme veya temlik gibi değişiklik geçirdiği hâllerde borçlunun savunma sebeplerinin korunmasını sağlar. Borçlunun rızası olmadan yapılan değişiklikler onun hukuki durumunu zayıflatamaz; aksi takdirde alacaklı tek taraflı işlemlerle borçluyu mahrum bırakabilir.
Saklı tutulan def'iler kapsamına giren başlıca savunmalar şunlardır: borcun sönmüş olması (ifa, ibra, takas), borcun geçersiz olması (TBK m.27, ehliyetsizlik, irade sakatlığı), zamanaşımı süresinin dolması ve borcun fer'i hak mahiyetinde bulunması. Bu def'iler her türlü değişiklikten bağımsız olarak yaşamını sürdürür.
Doktrinde baskın görüş, m.145'in sadece yenileme için değil, alacak ilişkisindeki her tür değişiklik için genel bir prensip olduğu yönündedir. Bu kural iyi niyet ilkesinin (TMK m.2) borçlar hukukundaki yansımasıdır.
Yenileme ve Temlik Hâllerinde Def'iler
Yenileme (tecdit) söz konusu olduğunda yeni borç doğmuş olsa da eski borçtan kaynaklanan def'iler kural olarak söner; ancak m.145 kapsamına giren temel def'iler — özellikle borcun hiç doğmamış olması veya geçersizliği — saklı kalır. Örneğin alacaklı borçlunun ehliyetsiz olduğu sırada yapılan sözleşmeyi yenilemiş olsa bile borçlu ehliyetsizlik def'ini ileri sürebilir; çünkü temel borç hiç doğmamıştır ve yenileme bu eksikliği gideremez.
Alacak temliki hâlinde TBK m.188 özel bir hüküm getirir: "Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir." Bu hüküm m.145 ile paralel çalışır ve borçlunun temlik öncesi her türlü def'ini yeni alacaklıya karşı kullanabilmesini sağlar. Doktrinde genel olarak kabul edilir ki, borçlunun temlik tarihinden sonra ortaya çıkan def'iler (örneğin temlik sonrası dolan zamanaşımı) yeni alacaklıya karşı ileri sürülebilir.
Birleşme (konfüzyon) hâlinde borç sönse bile fer'i borçlulara karşı ileri sürülebilecek def'ler m.145 kapsamında saklı kalır. Birleşmenin sona ermesi durumunda borç yeniden doğarken bu def'ler de yeniden işler.
İstisna ve Zayıflatıcı Hâller
Saklı def'iler ilkesi mutlak değildir. Birinci istisna borçlunun açık feragatidir: borçlu yenileme sırasında "önceki def'lerimden vazgeçiyorum" şerhini koymuşsa o def'leri ileri süremez. Feragat açık olmalıdır; örtülü feragat kabul edilmez.
İkinci istisna iyi niyetli üçüncü kişi korumasıdır. Özellikle kıymetli evraka bağlanmış borçlarda iyi niyetli üçüncü kişi devralan, borçlunun önceki def'lerinden etkilenmez (TTK m.687). Bu durum borç senedinin iadesi hakkının pratik önemini arttırır; senet iyi niyetli kişinin eline geçmişse borçlu def'i ileri süremez.
Hâkimlik Sınavı Açısından Kritik Noktalar
- TBK m.145 — Sona erme veya yenileme hâlinde borçlunun temel def'leri saklı kalır; alacaklının iradesi borçluyu kötüleştiremez.
- Saklı def'lerin başında sönme (ifa, ibra, takas), geçersizlik, zamanaşımı ve fer'i hak def'leri gelir.
- Alacak temlikinde TBK m.188 özel hüküm getirir; borçlu devir tarihindeki def'leri devralana karşı ileri sürebilir.
- Borçlu açık feragat hâlinde önceki def'lerinden vazgeçmiş sayılır; örtülü feragat kabul edilmez.
- Kıymetli evrakta iyi niyetli üçüncü kişi koruması saklı def'leri zayıflatır; senedi devralan korunur.
- Yenileme sonrası borçlu, borcun hiç doğmamış olması def'ini her zaman ileri sürebilir; geçersizlik düzeltilemez.
Aynı Alandan Bağlantılar