Hocaya Sor
Uzman kadromuzdan 24 saat içinde cevap alın
9
Sorularınız
7
Yanıtlanan
4 saat
Ort. Yanıt Süresi
3
Aktif Uzman
Anayasa Hukuku Hocası
Uzman
Akademisyen · 28 Mart 2026
Şöyle düşün: sert anayasayı değiştirmek için özel prosedürler gerekir. Nitelikli çoğunluk, referandum, hatta bazı maddelerin dokunulmazlığı gibi. Yumuşak anayasada ise sıradan bir yasa çıkarır gibi değişiklik yapılabiliyor.
İngiltere'yi hep örnek veririz çünkü ortada yazılı tek bir anayasa metni yok, Parlamento dilediği zaman bu kuralları değiştirebilir. Bizim tarihimizde de 1921 Anayasası bu açıdan farklıdır, değiştirilmesi için ayrı bir usul öngörülmediğinden yumuşak sayılır.
Ha bir de şunu ekleyeyim: bir ülkede anayasa mahkemesi varsa, bu o anayasanın katı olduğuna dair güçlü bir işarettir.
Anayasa Hukuku Hocası
Uzman
Akademisyen · 29 Mart 2026
Asli kurucu iktidar, mevcut düzenin çöktüğü ya da hiç olmadığı anlarda devreye girer. Mesela bağımsızlık savaşı sonrası veya köklü rejim değişikliklerinde. Önceki hiçbir kuralla bağlı değildir, tamamen sıfırdan yazar. Hatta bu yönüyle hukuktan çok siyaset biliminin alanına girer diyebiliriz.
Tali kurucu iktidar ise bambaşka bir şey: mevcut anayasanın çizdiği çerçevede kalarak değişiklik yapma yetkisidir. TBMM'nin anayasa değişikliği yapması buna örnek.
Ama dikkat, tali kurucu iktidar sınırsız değildir. Mesela bizde ilk üç maddeye dokunulması teklif bile edilemiyor.
Uzman yanıtı bekleniyor
Ortalama yanıt süresi: 24 saat
Borçlar Hukuku Hocası
Uzman
Akademisyen · 30 Mart 2026
Şöyle düşünün: bu hakları kullandığınızda karşı tarafın onayına ihtiyaç yok, tek taraflı iradeniz yeterli. Peki bunu bir koşula bağlasanız ne olur? Karşı taraf ne olacağını bilmeden havada kalır, hukuki durumu belirsizleşir. İşte tam da bu yüzden hukuk düzeni buna izin vermez.
Bir de şu var: kullandıktan sonra vazgeçtim deme şansınız yok, geri dönüşü yoktur. Zamanaşımına da tabi değildir bu haklar, hak düşürücü süre işler.
Sınavda çok çıkan bir tuzak da ceza koşuludur, yenilik doğuran hak gibi görünür ama değildir, asıl borca bağlı fer'i bir haktır.
Borçlar Hukuku Hocası
Uzman
Akademisyen · 31 Mart 2026
Çok güzel bir soru, birçok öğrenci burada takılıyor. Şu soruyu sor kendine: hâkim bunu kendiliğinden dikkate alabilir mi?
İtirazda evet. Mesela sözleşme geçersizse hâkim taraflar hiçbir şey demese de bunu uygular. Ama def'ide durum farklı: borçlu açıkça söylemezse hâkim görmezden gelir.
Zamanaşımını düşün, süre dolmuş olsa bile borçlu bunu ileri sürmedikçe hâkim karar verebilir. Zamanaşımı kalıcı bir savunma sağlarken, ödemezlik def'i geçicidir: karşı taraf kendi borcunu yerine getirdiğinde bu savunma düşer.
Ticaret Hukuku Hocası
Uzman
Akademisyen · 1 Nisan 2026
En önemli fark şu: tacirler her türlü borçları için iflasa tabi, esnaflar ise değil. Bunu aklınıza kazıyın. Ticaret unvanı seçip sicile kayıt yaptırmak da sadece tacirin yükümlülüğüdür.
Bir de tacirlerden beklenen özenli davranış standardı var: basiretli iş insanı gibi hareket etmek zorundalar, ticari defter tutmak zorundalar.
Esnaf ise daha çok emeğiyle geçinen, geliri belli bir sınırı aşmayan kişi olarak tanımlanır, yani sermayesinden çok bedeni çalışmasına dayanan birisi. Bu iki grup arasındaki sınırı kim belirliyor derseniz, o yetki doğrudan Cumhurbaşkanlığı'na ait.
Uzman yanıtı bekleniyor
Ortalama yanıt süresi: 24 saat
Anayasa Hukuku Hocası
Uzman
Akademisyen · 2 Nisan 2026
Çok kritik bir noktaya değinmişsin, sınavlarda bu ayrım hayat kurtarır. İkisini birbirinden ayırmak için normlar hiyerarşisindeki yerlerine bakmalıyız:
Olağan CBK: Kanunun altındadır. Eğer bir konuda hem Kanun hem de Olağan CBK varsa, Kanun uygulanır. Ayrıca Olağan CBK ile sadece sosyal ve ekonomik haklar düzenlenebilir; kişi hakları veya siyasi haklara dokunulamaz. AYM denetimine tabidir.
OHAL CBK: Kanunla eşdeğerdir (aynı hizadadır). Temel hakların özüne dokunmamak şartıyla her türlü hakkı düzenleyebilir. En büyük sınav tuzağı şudur: OHAL CBK'larına karşı Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açılamaz!
Yani olağan dönemde Meclis (Kanun) üstündür, OHAL döneminde ise CBK kanun gücüne erişir.
Anayasa Hukuku Hocası
Uzman
Akademisyen · 3 Nisan 2026
Hukukta kuralı ezberlemek yerine senin yaptığın gibi mantığını aramak en doğrusudur. Uluslararası antlaşmalara karşı AYM'ye gidilememesinin sebebi tamamen devletlerarası diplomasi ve ahde vefa (pacta sunt servanda) ilkesidir.
Şöyle düşün: Türkiye bir antlaşma imzaladı ve yürürlüğe girdi. Eğer bizim Anayasa Mahkememiz bu antlaşmayı Anayasaya aykırı diyerek iptal ederse, iç hukukta bu metin geçersiz olur ama uluslararası arenada Türkiye hâlâ o antlaşmayla bağlı kalır. Bu da devleti uluslararası tazminatlarla veya krizlerle baş başa bırakır. İşte bu çift başlılığı önlemek için kanun koyucu antlaşmaları AYM denetimi dışına çıkarmıştır.
Not: AYM'nin denetleyemediği diğer iki önemli işlem OHAL CBK'ları ve İnkılap Kanunları'dır. Bunları da notlarının arasına mutlaka ekle.
Premium Özellik — Uzman kadromuzdan sınırsız soru sorun
- 24 saat yanıt garantisi
- Alan uzmanlarından detaylı açıklamalar
- Sınırsız soru hakkı