Tanım
Zorunluluk hâli (ızdırar hâli), kişinin kendisinin veya bir başkasının şahsına ya da malına yönelmiş yakın ve ciddi bir tehlikeyi defetmek amacıyla, tehlike ile ilgili olmayan üçüncü bir kişinin mal varlığına zarar vermek zorunda kalması hâlidir. TBK m.63/2 ikinci cümlesinde düzenlenen bu kurum, meşru savunmadan farklı olarak zararın saldırgana değil, masum bir üçüncü kişiye verildiği özgün bir hukuka uygunluk sebebidir. Reisoğlu'na göre zorunluluk hâlinde fail, küçük bir zararla daha büyük bir zararı önlemekte ve hukuk düzeni bu menfaat dengesi nedeniyle fiile cevaz vermektedir.
TBK m.63/2 Çerçevesi
TBK m.63/2 ikinci cümlesi, "kendisini veya başkasını açık ya da yakın bir zarar tehlikesinden korumak için diğer bir kişinin mallarına zarar verenin bu zararı giderim yükümlülüğünü hâkim hakkaniyete göre belirler" demektedir. Burada dikkat çekici nokta, zorunluluk hâlinin hukuka uygunluk sebebi olmasına rağmen yasa koyucunun hakkaniyet temelli bir tazminat öngörmüş olmasıdır. Bu, TBK m.63/1'deki diğer hukuka uygunluk sebeplerinden (hak kullanma, rıza) belirgin bir farktır: orada hiçbir tazminat doğmazken zorunluluk hâlinde kısmî bir tazminat mümkündür. Eren bu durumu, "hukuka uygun fiilden doğan tazminat" olarak adlandırır. TCK m.25/2'deki ceza hukuku düzenlemesi ise sadece kusuru ortadan kaldırırken TBK m.63/2 doğrudan hukuka aykırılığı bertaraf eder.
Şartları
Zorunluluk hâlinin geçerli sayılması için: (i) yakın ve ciddi bir tehlike bulunmalı, henüz gerçekleşmemiş ya da uzak tehlikeler kapsam dışıdır; (ii) tehlike fail tarafından yaratılmamış olmalı; (iii) tehlikenin başka türlü defi mümkün olmamalı (subsidiarite); (iv) korunan menfaat ile feda edilen menfaat arasında makul bir orantı bulunmalı; (v) zarar üçüncü kişinin mal varlığına verilmeli, kişiliğine değil. Doktrinde tartışmalı olan nokta, üçüncü kişinin bedensel bütünlüğüne verilen zararın zorunluluk hâli kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir; baskın görüş, bedensel zararın TBK m.63/2 kapsamı dışında kaldığı yönündedir.
Hakkaniyet Temelli Tazminat ve Yargıtay Uygulaması
Tipik örnekte sel baskını sırasında komşu evin bahçe duvarını yıkarak ailesini kurtaran kişi TBK m.63/2 kapsamında zorunluluk hâlinden yararlanır; ancak komşunun maddi zararının uygun bir kısmı oranında denkleştirme tazminatı öder. Bu içtihat, hâkimin hakkaniyet takdirinin somut olayın koşullarına (failin ekonomik durumu, kazanılan menfaatin büyüklüğü, zararın ağırlığı) göre şekillendiğini göstermektedir. Tehlike yaratıcısının bizzat fail olduğu hâllerde zorunluluk hâlinden yararlanılamaz ve fail tam tazminatla yükümlü olur. Oğuzman/Öz, bu tazminatın haksız fiil tazminatı değil, kanundan doğan bir denkleştirme yükümü olduğunu belirtir.
Kritik Noktalar
- TBK m.63/2 ikinci cümlesi, zorunluluk hâlini bir hukuka uygunluk sebebi olarak düzenler.
- Zarar üçüncü kişiye verilir; meşru savunmadan ayrılan temel nokta budur.
- Hâkim, hakkaniyet gereği faili kısmî tazminat ile yükümlü tutabilir; bu hukuka uygun fiilden doğan tazminat niteliğindedir.
- Subsidiarite ilkesi: tehlikenin başka şekilde defi mümkünse zorunluluk hâli oluşmaz.
- Tehlikeyi fail yaratmışsa zorunluluk hâlinden yararlanılamaz.
- TCK m.25/2 kusuru kaldırırken TBK m.63/2 doğrudan hukuka aykırılığı bertaraf eder.
Aynı Alandan Bağlantılar
- Meşru Savunma — saldırgana yönelen müdahale, zorunluluk hâli ise üçüncü kişiye yönelir.
- Hak Kullanma — TBK m.63/1 kapsamındaki diğer hukuka uygunluk sebebi.
- Mağdurun Rızası — rıza temelli hukuka uygunluk sebebi.
- Haksız Fiil — zorunluluk hâli bu sorumluluğun temel unsuru olan hukuka aykırılığı ortadan kaldırır.
- Hukuka Aykırılık — zorunluluk hâli bu unsuru bertaraf eden klasik sebeptir.
- Tazminatın Belirlenmesi — hâkimin hakkaniyet takdirinde dikkate alınan ölçütler.
- Tazminattan İndirim — TBK m.52 ile bağlantılı hakkaniyet temelli yaklaşım.
- Mücbir Sebep — tehlike kaynağı olarak mücbir sebebin rolü.
- Beklenmeyen Hâl — tehlike kaynağı olarak değerlendirilebilecek diğer bir kavram.