Tanım
Yokluk; bir hukuki işlemin kurucu (esaslı) unsurlarından birinin eksik olması sebebiyle hiç doğmamış, yani kurulmamış sayılması halidir. Yok hükmündeki bir işlem hukuk düzeninde hiç var olmamış kabul edilir; geçersizliği için ne dava açılması ne de itiraz ileri sürülmesi gerekir. Hâkim bunu re'sen dikkate alır.
TBK m.1 — "Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir."
Sözleşmenin kurulması için zorunlu olan karşılıklı ve uyuşan irade beyanları mevcut değilse, ortada bir sözleşme yoktur. Yokluk; butlan, iptal edilebilirlik ve kısmi hükümsüzlük gibi geçersizlik türlerinden farklı olarak işlemin doğmuş ama sakat olduğunu değil, hiç doğmadığını ifade eder. Bu sebeple yokluğun kavramsal yeri, geçersizlik kategorilerinin bir alt türü değil, geçerlilikten önceki aşamadır.
Sözleşme Yokluğunun Tipik Halleri
Esaslı Noktada Anlaşmaya Varılamaması
Tarafların sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşamaması durumunda sözleşme kurulmamış sayılır. TBK m.2/1 sözleşmenin esaslı noktalarında anlaşmayı kurucu unsur olarak öngörmüştür.
TBK m.2 — "Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar."
Satım sözleşmesinde semen veya mebi belirsizse, kira sözleşmesinde kira bedeli ya da kiralananın kimliği belirsizse sözleşme yoktur. Esaslı noktada uyuşmazlık ile irade sakatlığı (yanılma) karıştırılmamalıdır: yanılmada uyuşan iki irade beyanı vardır ama biri sakattır; yoklukta ise uyuşan irade hiç yoktur.
İrade Beyanının Hiç Bulunmaması
İrade beyanı sayılabilecek bir davranışın yokluğu sözleşmenin yokluğuna yol açar. Tipik örnekler:
- Uyku, baygınlık veya hipnoz altında verilen "beyan"
- Mutlak refleks hareket (örn. ani sarsıntıyla atılan imza)
- Şaka beyanı (Latifa beyanı): karşı tarafın bunu şaka olarak anlaması gereken hallerde bağlayıcı bir beyan yoktur
- Tiyatro sahnesinde rol gereği yapılan "kabul" beyanı
- Fiziksel zorlama (mutlak cebir): elin tutularak imza attırılması — burada irade hiç oluşmamıştır, korkutmadan farklı olarak iradenin kendisi yoktur
Bu hallerde irade unsurunun yokluğu sebebiyle ortada hukuki işlem doğuracak bir beyan da yoktur.
Konuda veya Kişide Mutlak (Objektif) İmkânsızlık
Sözleşme konusu başlangıçtan itibaren herkes için imkânsız ise sözleşme kurulmamış sayılır görüşü bir kısım doktrin tarafından savunulur (Eren). Hâkim doktrin ise bu hali TBK m.27/2 çerçevesinde butlan olarak değerlendirir. Bununla birlikte yok hükmünde olan klasik örnek: yok olmuş bir şeyin satışı veya var olmayan bir kişinin temsili. Sübjektif imkânsızlık (sadece borçlu için imkânsızlık) ise yokluk değil ifa imkânsızlığı sorunudur.
Kurucu Tören Şeklinin Hiç Yapılmamış Olması
Kanun bazı işlemler için kurucu tören şekli öngörmüştür. Bu şekil yapılmadıkça işlem yok sayılır. Borçlar perspektifinden klasik tartışma taşınmaz satış vaadi (TBK m.237) ve resmi şekle tabi bağışlama (TBK m.288) gibi durumlardır. Bir kısım yazar resmi şekle uyulmamasını yokluk, bir kısmı ise butlan olarak nitelendirir; baskın görüş butlan yönündedir, ancak kurucu tören niteliği taşıyan hallerde yokluk savunulur.
Yokluk, Butlan, İptal Edilebilirlik ve Kısmi Hükümsüzlük: Dört Kategorinin Karşılaştırması
| Ölçüt | Yokluk | Butlan (Kesin Hükümsüzlük) | İptal Edilebilirlik | Kısmi Hükümsüzlük |
|---|
| Kurulma | Sözleşme hiç kurulmamış | Sözleşme kurulmuş ama baştan geçersiz | Sözleşme kurulmuş ve geçerli | Sözleşmenin bir bölümü geçersiz |
| Hâkim re'sen mi? | Evet, re'sen | Evet, re'sen | Hayır, ileri sürülmesi gerekir | Evet, re'sen (geçersiz kısım için) |
| İleri sürebilecekler | Herkes (menfaati olan) | Herkes (menfaati olan) | Sadece sakat irade sahibi | İlgililer |
| Süre/Zamanaşımı | Yok, süresiz | Yok, süresiz | TBK m.39: 1 yıl hak düşürücü | Yok, süresiz |
| İcazet (Onama) | Mümkün değil | Mümkün değil | Mümkün, geçerli kılar | Geçersiz kısım için mümkün değil |
| İade Rejimi | TBK m.77 sebepsiz zenginleşme | TBK m.77 sebepsiz zenginleşme | İptal sonrası m.77 | Geçersiz kısım için m.77 |
| Yapısal Mantık | Unsur eksikliği | Geçerlilik şartı ihlali | İrade sakatlığı | Bölünebilir geçersizlik |
Bu tablodan görüleceği üzere yokluk ile butlan, sonuçları bakımından birbirine yakın olsa da yapısal olarak farklıdır: butlanda kanun kurulmuş bir işlemi geçersiz sayar; yoklukta ortada hukuken işlem yoktur.
Yokluğun Sonuçları ve Hâkimin Müdahalesi
Hâkim Re'sen Dikkate Alır
Yok hükmündeki bir işleme dayanan dava ya da defide hâkim, tarafların ileri sürmesini beklemeden yokluğu kendiliğinden tespit eder. Bu, kamu düzeni mülahazasıyla bağlantılıdır.
Herkes İleri Sürebilir
Hukuki menfaati bulunan herkes (taraflar, üçüncü kişiler, alacaklılar) yokluğu ileri sürebilir. Sadece tarafların ileri sürebileceği iptal edilebilirlikten bu noktada ayrılır.
Zamanaşımına ve Hak Düşürücü Süreye Tabi Değildir
Yokluk her zaman ileri sürülebilir; üzerinden uzun süre geçmesi yokluğu iyileştirmez. Buna karşılık iptal edilebilirlikte TBK m.39 gereği bir yıllık hak düşürücü süre işler.
İcazete (Onamaya) Elverişli Değildir
Yok hükmündeki işlem, sonradan verilen onamayla geçerlilik kazanmaz. Tarafların yapması gereken, yeni bir sözleşme kurmaktır. Bu yönüyle de yetkisiz temsil hallerindeki tek taraflı bağlamazlıktan farklılaşır; orada icazet sözleşmeyi geçerli kılar.
Yok Hükmündeki İşlemde İade Rejimi
Yok hükmündeki bir işleme dayanılarak yapılan ifa, hukuki sebepten yoksundur ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir.
TBK m.77 — "Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür."
İade kapsamı zenginleşenin iyiniyetli veya kötüniyetli olmasına göre TBK m.79'a göre belirlenir: iyiniyetli zenginleşen sadece elinde kalanı iade ederken, kötüniyetli zenginleşen elden çıkardıklarını da geri vermek zorundadır. İadenin konusu para ise faiziyle birlikte; mal ise aynen (mümkün değilse değeri) iade edilir.
Şekle Aykırılık: Yokluk mu Butlan mı Tartışması
TBK m.12 sözleşmelerde şekil serbestisini esas almakla birlikte, kanunun öngördüğü şekle uyulmaması halini kesin hükümsüzlük (butlan) olarak düzenlemiştir. Buna karşın doktrinde Eren ve bir kısım yazar, kurucu tören şekli niteliği taşıyan hallerde (örneğin tapuda resmi senetle yapılması gereken taşınmaz satışı, TMK m.706 / TBK m.237 göndermesiyle) sonucun yokluk olduğunu savunur. Klasik örnek: tapu memuru huzurunda resmi senet düzenlenmeksizin yapılan taşınmaz satışı.
Hâkim doktrin (Oğuzman/Öz, Tandoğan) bu halleri butlan olarak nitelendirmeyi tercih eder; çünkü taraflar sözleşmenin kurulması iradesini açıklamış, ancak şekil unsuru eksiktir. Sınav değerlendirmesinde her iki görüş de gerekçeli olarak tartışılmalı ve butlan baskın görüş olarak işaretlenmelidir.
Pratik Senaryo (Sınav Tipi)
Soru 1. A, B ile bir taşınmazın satışında anlaşmıştır; ancak A semenin 500.000 TL, B'nin ise 800.000 TL olduğunu düşünmektedir. Sözleşmenin akıbeti nedir?
Cevap. Esaslı nokta olan semende uyuşma yoktur; bu durumda taraflar arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları oluşmamıştır. Sözleşme yok hükmündedir (TBK m.1, m.2). Hâkim re'sen tespit eder, taraflardan birinin ifa etmiş olduğu edim TBK m.77 hükümlerine göre sebepsiz zenginleşme çerçevesinde iade edilir. Bu durum yanılmadan farklıdır: yanılmada uyuşan iki irade vardır, biri sakattır; burada uyuşma hiç olmamıştır.
Soru 2. A, tiyatro sahnesinde bir oyunda rol gereği "evlilik teklifini kabul ediyorum" demiştir. Karşı oyuncu B, bunu ciddi sayıp kendisini nişanlı sayar. Hukuki durum?
Cevap. A'nın beyanı şaka beyanı (latifa beyanı) niteliğinde olup, koşullar gereği B'nin de bunu ciddi sayması beklenemez. Ortada gerçek bir irade beyanı yoktur; sözleşme/nişanlanma yok hükmündedir. Eğer B somut olayda makul bir kişinin beyanı ciddi sayacağını kanıtlarsa, A'nın beyanı güven teorisi çerçevesinde geçerli sayılabilir ancak A'nın yanılma defi ile durumu düzeltmesi gündeme gelir. Bu hâl irade sakatlığı değil, irade unsurunun yokluğudur.
Soru 3. A, B'ye bir taşınmazını satmayı vaat etmiş; ancak vaad sözleşmesi tapu memuru huzurunda resmi senetle değil, sadece adi yazılı şekilde yapılmıştır. Sonuç?
Cevap. TBK m.237 taşınmaz satış vaadinin resmi şekilde yapılmasını emreder. Adi yazılı şekilde yapılan vaad sözleşmesi, baskın görüşe göre kesin hükümsüzdür (butlan). Bir kısım yazar (Eren) kurucu tören şekli olduğunu savunarak yokluk sonucuna varır. Pratik sonuç farklı değildir: hâkim re'sen dikkate alır, ifa edilen edimler TBK m.77'ye göre iade edilir. Sınavda baskın görüş olan butlan öne çıkarılmalı, alternatif görüş (yokluk) gerekçeli olarak belirtilmelidir.
Kritik Noktalar
- Yokluk, geçersizlik kategorilerinden biri değil, geçerlilikten önceki aşamadır: işlem hiç doğmamıştır.
- Hâkim re'sen dikkate alır; menfaati olan herkes ileri sürebilir; zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi değildir.
- Yok hükmündeki işlem icazete (onamaya) elverişli değildir; geçerli kılınması için yeni bir sözleşme yapılması gerekir.
- Esaslı noktada uyuşmazlık (yokluk) ile yanılma (iptal edilebilirlik) karıştırılmamalıdır: yanılmada uyuşan iki irade vardır, biri sakattır; yoklukta uyuşma hiç yoktur.
- İrade beyanının yokluğu (uyku, baygınlık, mutlak cebir, şaka) ile irade sakatlığı (yanılma, hile, korkutma) farklı kategorilerdir; ilki yokluk, ikincisi iptal edilebilirlik doğurur.
- Yokluk halinde ifa edilen edimler sebepsiz zenginleşme (TBK m.77 vd.) hükümlerine göre iade edilir; sözleşmesel iade rejimi uygulanmaz.
- Şekle aykırılığın yokluk mu butlan mı sayılacağı doktrinde tartışmalıdır; baskın görüş butlan yönündedir, ancak kurucu tören şekli hallerinde Eren yokluk savunur.
Aynı Alandan Bağlantılar