TBK m.132 ve Karinenin Doğuş Mekanizması
TBK m.132 hükmü çok kısa ama güçlü bir karineyi düzenler: "Faiz veya kira gibi dönemsel edimlerden biri, alacaklı tarafından çekincesiz olarak alınmışsa, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır." Bu karine borçlunun lehine kurulmuştur; çünkü ödeme makbuzları alacaklının elinde olur ve borçlu önceki dönemlerin ödendiğini her zaman doğrudan ispat edemeyebilir.
Karinenin işleyişi için üç koşul birlikte gerçekleşmelidir: (1) edim dönemsel olmalıdır — faiz, kira, abonelik bedeli, taksit gibi periyodik edimler; (2) alacaklı son dönem edimini çekincesiz olarak almış olmalıdır; (3) çekincesiz alındığını gösteren bir makbuz veya benzeri delil bulunmalıdır. Doktrinde baskın görüş, çekincenin açık olması gerektiği yönündedir; alacaklının "önceki ödemeleri saklı tutarım" şerhi karineyi kırar. Bkz. tediye sırası.
Karinenin İspat Yükü Etkisi ve Aksini İspat
Karinenin en kritik sonucu ispat yükünün yer değiştirmesidir. Normalde borcun ödendiğini ispat yükü borçlu üzerindedir; ancak m.132 karinesi devreye girdiğinde önceki dönem faizinin ödenmediğini alacaklı ispat etmek zorunda kalır. Bu, alacaklı için ciddi bir ispat dezavantajıdır; özellikle ticari hayatta uzun süreli kredi-faiz ilişkilerinde alacaklının her dönem makbuzunu ayrı ayrı tutmamış olması yüksek olasılıktır.
Aksinin ispatı her türlü delille yapılabilir; çünkü karine adi (basit) karinedir, kesin karine değildir. Alacaklı banka kayıtları, hesap ekstreleri, mektup yazışmaları veya tanık beyanlarıyla önceki dönem faizlerinin tahsil edilmediğini gösterebilir. Doktrinde genel olarak kabul edilir ki, alacaklının makbuza koyduğu çekince ifadesi karinenin doğmasını engeller; buna karşılık makbuzu verdikten sonra alacaklının "aslında saklıydı" demesi mümkün değildir.
Karinenin sınırı edim türü ile çizilidir. Sadece dönemsel edimler için işler; tek seferlik anapara ödemesi söz konusu olduğunda m.132 değil m.131/2 (asıl borç ile fer'i hakların sona ermesi) uygulanır. Yine bağımsız faiz alacağı doğmuşsa o alacak için ayrı zamanaşımı işler ve m.132 karinesi etkilemez.
Yakın Kavramlardan Ayrım: m.131 ile İlişki
Asıl borca bağlı hakların sona ermesi (m.131) ile m.132 karinesini karıştırmamak gerekir. m.131, asıl borç sona erdiğinde fer'i hakların kendiliğinden sona ermesini düzenler — özellikle de işlemiş faizin saklı tutulmadıkça anapara ile birlikte söndüğünü öngörür. m.132 ise dönemsel edimler arasında kademeli bir karine kurar: son dönem ödemesi çekincesiz alınmışsa önceki dönemler de ödenmiş sayılır.
Pratik fark şudur: alacaklı bir kira sözleşmesinde Aralık ayı kirasını çekincesiz tahsil etmişse, Kasım, Ekim ve Eylül ayı kiralarının da ödendiği karine olarak doğar (m.132); buna karşılık alacaklı bütün anapara borcunu kayıtsız makbuzla almışsa, asıl borç söndüğünden işlemiş faiz de saklı tutulmadıkça söner (m.131/2). Bkz. tediye senedi.
Hâkimlik Sınavı Açısından Kritik Noktalar
- TBK m.132 dönemsel edimler için kurulmuş bir karinedir; faiz, kira, taksit, abonelik bedeli gibi periyodik edimleri kapsar.
- Karinenin işlemesi için üç koşul gerekir: dönemsel edim, çekincesiz alım ve bunu gösteren makbuz veya delil.
- Karine adi karinedir; aksinin ispatı alacaklıya düşer ve her türlü delille yapılabilir.
- Alacaklı makbuza "önceki dönem alacağım saklıdır" şerhini koyarsa karine doğmaz; ancak makbuz verildikten sonra çekince ileri sürülemez.
- Karine sadece dönemsel edimler arası ödeme ilişkisi için işler; anapara ile fer'i alacak ilişkisi m.131/2 kapsamındadır, m.132 değil.
- Bağımsız faiz alacağı saklı tutulmuş ve anaparadan koparılmışsa m.132 karinesi etkilemez; ayrı bir alacak hakkı olarak yaşar.
- Karine borçluyu ispat dezavantajından kurtarır; ödeme makbuzunun alacaklı kontrolünde olduğu pratik gerçekliği yansıtır.
Aynı Alandan Bağlantılar