Yargısal Denetim Nedir?
Tanım
Devletin yasama ve yürütme işlemlerinin yargı organları tarafından hukuka uygunluk bakımından denetlenmesidir. Anayasa yargısı ve idari yargı bu denetimin iki temel ayağını oluşturur.
Devletin yasama ve yürütme işlemlerinin yargı organları tarafından hukuka uygunluk bakımından denetlenmesidir. Anayasa yargısı ve idari yargı bu denetimin iki temel ayağını oluşturur.
Anayasa Yargısı
Kanunların ve diğer yasama işlemlerinin anayasaya uygunluğunun yargısal yolla denetlenmesi sistemidir. Türkiye'de bu denetim Anayasa Mahkemesi tarafından gerçekleştirilir.
Hukuk Devleti
Devletin tüm eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olması, yargısal denetime tabi tutulması ve bireylerin hukuki güvenliğinin sağlanması ilkesidir (AY m.2). Anayasa Mahkemesi kararlarında temel referans noktasıdır.
Yargısal denetim, devletin yasama ve yürütme organlarının işlemlerinin hukuka uygunluğunun bağımsız yargı organları tarafından incelenmesini ifade eder. Bu kavram, hukuk devleti ilkesinin en temel güvencesidir. AY m.2'de Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu belirtilmiştir; yargısal denetim, bu ilkenin hayata geçirilmesinin vazgeçilmez aracıdır.
Hukuk devletinde hiçbir devlet organı, hukuk dışında hareket edemez. İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olması (AY m.125), kanunların Anayasa'ya uygunluğunun denetlenmesi ve temel hak ihlallerinin yargısal yollarla giderilmesi, yargısal denetimin temel unsurlarını oluşturur.
Anayasa yargısı, kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Anayasa'ya uygunluğunun denetlenmesini kapsar. AY m.148 uyarınca Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM İçtüzüğünün Anayasa'ya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetler.
Anayasa Mahkemesine başvuru iki yolla gerçekleşir: iptal davası ve itiraz yolu. İptal davası, Cumhurbaşkanı, iktidar ve ana muhalefet parti grupları ile TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tarafından açılabilir. İtiraz yolu (somut norm denetimi) ise bir davaya bakan mahkemenin, uygulanacak kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varması halinde konuyu Anayasa Mahkemesine taşımasıdır.
2010 Anayasa değişikliğiyle getirilen bireysel başvuru hakkı, yargısal denetimin en önemli araçlarından biridir. Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkes, olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilir.
AY m.125/1 açık ve kesin bir hüküm içermektedir: "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." Bu hüküm, idarenin yargısal denetiminin kapsamını en geniş biçimde belirlemiştir. İdari işlemlerin hukuka uygunluğu, idare mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay tarafından denetlenir.
İdari yargı, idarenin hem bireysel hem de düzenleyici işlemlerini denetler. Ancak AY m.125/4 uyarınca yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yargı organları, idari işlem niteliğinde karar veremez ve yerindelik denetimi yapamaz. Bu sınırlama, kuvvetler ayrılığı ilkesinin gereğidir.
Yargısal denetimin etkinliği, yargı bağımsızlığına doğrudan bağlıdır. AY m.138 uyarınca hakimler görevlerinde bağımsızdır ve hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. Yargı bağımsızlığı, yargısal denetimin güvenilirliğinin temel şartıdır.
Anayasa, yargısal denetimde sınırlı sayıda istisna öngörmüştür. Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler, Yüksek Askeri Şuranın terfi ve kadrosuzluk nedeniyle emeklilik dışındaki kararları ve Hakimler ve Savcılar Kurulunun meslekten çıkarma dışındaki kararları yargı denetimi dışında tutulmuştur. Ancak bu istisnalar, 2010 değişikliğiyle daraltılmıştır.
Yüksek Seçim Kurulu kararları da kesin olup itiraz yolu kapalıdır. Bu durum yargısal denetimin önemli bir istisnasını oluşturur.