Toplumsal Sözleşme Kuramının Temel Savı
Toplumsal sözleşme, bireylerin özgür iradeleriyle bir araya gelerek "doğa durumu"ndan "siyasi toplum"a geçişi gerçekleştirdikleri farazi bir kurucu anlaşmadır. Kuramın temel sorusu şudur: Bireyler neden devleti kabul eder, devlet hangi amaçla vardır?
Klasik Savunucular
Thomas Hobbes (Leviathan, 1651)
Hobbes için doğa durumu "herkesin herkese karşı savaşı"dır; yaşam "yalnız, fakir, pis, vahşi ve kısa"dır. Bireyler, güvenliği elde etmek için mutlak bir egemene tüm haklarını devrederler. Hobbes'a göre sözleşme sonucu güçlü, hatta mutlak bir egemen (Leviathan) ortaya çıkar.
John Locke (İki Tez Siyasal Yönetim Üzerine, 1689)
Locke doğa durumunu göreli olarak barışçıl görür ancak mülkiyet ve hak korunmasında yetersiz bulur. Sözleşmeyle birlikte bireyler yalnızca sınırlı yetkileri devlete devreder. Devletin amacı yaşam, özgürlük ve mülkiyet haklarını korumaktır. Locke çağdaş liberal demokrasinin temelidir.
Rousseau'ya göre sözleşmeyle oluşan "genel irade" (volonté générale) egemenliğin yegâne kaynağıdır. Halk egemenliği kuramı Rousseau'nun en önemli mirasıdır. Bireyler kendi kendilerine yasa koyarak özgür kalır.
Toplumsal Sözleşmenin Sonuçları
Meşruiyet Anlayışı
Siyasi iktidar ancak halkın rızasına dayanırsa meşrudur. Bu ilke halk egemenliği, anayasal meşruiyet ve demokratik sorumluluk kavramlarının temelidir.
Sınırlı İktidar
Sözleşmeyle kurulan iktidar, sözleşmenin amacı dışında genişletilemez. Bu yaklaşım kuvvetler ayrılığının ve temel hak güvencelerinin felsefi temelidir.
Direnme Hakkı
Locke'çu gelenekte, devlet sözleşmenin amacını ihlâl ederse halkın direnme (isyan) hakkı vardır. Bu yaklaşım modern anayasacılığın çekirdek düşüncelerindendir.
Toplumsal Sözleşmenin Modern Yansımaları
Toplumsal sözleşme bir tarihsel olay değil, hukuki-felsefi bir kurucu metafordur. Modern anayasacılıkta yansımaları:
- Anayasa = yeni bir toplumsal sözleşme: her anayasa halkın kendisiyle yeniden yaptığı kurucu sözleşme olarak okunabilir.
- Asli kurucu iktidar: halkın anayasa yapma yetkisi toplumsal sözleşme yaklaşımının en somut uygulamasıdır.
- Temel haklar ve özgürlükler: sözleşmenin vazgeçilmez koşullarıdır; devlet bu hakları ihlâl ederse meşruiyet zedelenir.
- Demokratik denetim: halkın iktidarı denetleyebilmesi sözleşmenin sürekliliği için esastır.
John Rawls ve Modern Sözleşmecilik
- yüzyılda John Rawls, "Adalet Üzerine Bir Kuram" (1971) eseriyle toplumsal sözleşme kuramını yenilemiştir. "Perde arkası" düşüncesi ile adaletin rasyonel bireylerin hangi kuralları seçeceği üzerinden anlaşılabileceğini savunur.
Hâkimlik Sınavı Açısından Kritik Noktalar
- Üç klasik kuramcı: Hobbes (mutlak egemen), Locke (sınırlı devlet + hak koruması), Rousseau (halk egemenliği).
- Meşruiyet + sınırlı iktidar + direnme hakkı toplumsal sözleşmenin üç anayasal sonucudur.
- Asli kurucu iktidar bu kuramın uygulamaya dökümüdür.
- Modern anayasacılığın felsefi temelidir.
- Fark: Hobbes mutlak egemene rıza; Locke sınırlı devlete hak koruması; Rousseau halk egemenliğine genel irade devir formüle eder — aynı metafor üç farklı siyasi sonuç doğurur.
- İçtihat Yaklaşımı: Modern anayasa yargısı (Anayasa Mahkemesi) toplumsal sözleşmeyi doğrudan değil, temel hak ve özgürlükler güvencesi ve asli kurucu iktidar doktriniyle dolaylı olarak uygular.