Kavramın Kapsamı
Temel hakların yatay etkisi, anayasal hakların yalnızca devlet-birey ilişkisinde değil, bireyler arası (özel hukuk) ilişkilerde de uygulama alanı bulmasını ifade eden anayasa hukuku kavramıdır. Klasik anlayışa göre temel haklar, devlete karşı ileri sürülebilen kamusal haklardır. Yatay etki doktrini ise bu anlayışı genişleterek, temel hakların özel kişiler arasındaki ilişkilerde de dolaylı veya doğrudan koruma sağlamasını savunur.
Kavramın Almanca karşılığı Drittwirkung der Grundrechte (temel hakların üçüncü kişilere etkisi) olup, Alman Federal İş Mahkemesi'nin 1954 tarihli kararlarıyla doktrinde yerleşmiştir.
Anayasal Dayanak
Türk Anayasası'nda temel hakların yatay etkisine doğrudan bir hüküm bulunmamakla birlikte, şu maddeler dolaylı dayanak oluşturur:
- AY m.12/1: "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." — Hakların herkes karşısında geçerliliği
- AY m.5: Devletin temel amacı olarak "kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya... çalışmaktır." — Özel güçlere karşı koruma ödevi
- AY m.17: Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı — Özel kişilerin saldırılarına karşı da koruma
Doğrudan Etki ve Dolaylı Etki Ayrımı
Doğrudan Yatay Etki (Unmittelbare Drittwirkung)
Temel hakların özel hukuk ilişkilerine doğrudan ve bağımsız olarak uygulanmasıdır. Bu görüşe göre anayasal haklar, özel kişiler arasındaki ilişkilerde de tıpkı devlet-birey ilişkisindeki gibi doğrudan hukuki sonuç doğurur. Örneğin bir işverenin çalışanına yönelik ayrımcılığı doğrudan anayasal eşitlik hakkı ihlali olarak değerlendirilebilir.
Eleştiri: Doğrudan etki, özel özerkliği (sözleşme serbestisi) aşırı kısıtlama riski taşır ve özel hukukun bağımsızlığını zedeleyebilir.
Dolaylı Yatay Etki (Mittelbare Drittwirkung)
Temel hakların özel hukuk ilişkilerinde özel hukuk normlarının yorumu aracılığıyla etki göstermesidir. Hâkim, Medeni Kanun'daki genel hükümleri (dürüstlük kuralı, kişilik hakkı, ahlâka aykırılık gibi) yorumlarken anayasal değerleri dikkate alır. Bu, Alman Federal Anayasa Mahkemesi'nin Lüth kararı (1958) ile benimsediği ve yaygın kabul gören yaklaşımdır.
Türk hukukunda: Yargıtay ve AYM, ağırlıklı olarak dolaylı yatay etki yaklaşımını benimsemektedir. AYM bireysel başvuru kararlarında, özel hukuk uyuşmazlıklarında anayasal güvencelerin yetersiz korunması halinde pozitif yükümlülük ihlali tespit edebilmektedir.
AYM Bireysel Başvuru Uygulaması
AYM, bireysel başvuruda yatay etki meselesini devletin pozitif yükümlülüğü çerçevesinde ele almaktadır. Özel kişiler doğrudan AYM'ye bireysel başvuru konusu yapılamasa da, devletin (yargı organının) özel kişiler arasındaki ilişkide temel hakları yeterince korumaması, pozitif yükümlülük ihlali olarak değerlendirilmektedir.
Örnek: İşverenin işçiyi sendikal faaliyeti nedeniyle işten çıkarması üzerine açılan davada, iş mahkemesinin sendikal özgürlüğü yeterince korumayan bir karar vermesi halinde AYM, devletin pozitif yükümlülüğünü ihlal ettiğini tespit edebilir.
Sınav İçin Önemli Noktalar
- Drittwirkung terimini ve Almanca kökenini bilin
- Doğrudan etki vs. dolaylı etki ayrımını mutlaka açıklayabilin
- Lüth kararı (1958, Alman Federal Anayasa Mahkemesi) dolaylı etkinin temel referansıdır
- Türk hukukunda ağırlıklı olarak dolaylı yatay etki benimsenmiştir
- AYM bireysel başvuruda yatay etkiyi pozitif yükümlülük üzerinden denetler
- Yatay etki ile devletin pozitif yükümlülüğü kavramını birlikte değerlendirin