Sosyal Güvenlik Hakkının Anayasal Dayanağı
Sosyal güvenlik hakkı, 1982 Anayasası'nın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci bölümünün 60. maddesinde "Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar" şeklinde düzenlenmiştir. Bu kısa ama kapsamlı hüküm, evrensel nitelikteki bir hakkı herkes için öngörürken devlete hem örgütsel (teşkilat kurma) hem de parasal (tedbir alma) pozitif edim yükümlülüğü yükler. Bu hak, Sosyal Haklar (2. Kuşak) kategorisi içinde Sosyal Devlet ilkesinin en temel tezahürlerinden biridir; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m.22 ile Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi m.9'un iç hukuktaki yansımasıdır.
Sosyal Risk Kavramı ve Kapsam
Sosyal güvenlik hakkı, bireyi beş temel sosyal riske karşı korur: hastalık, kaza, yaşlılık, ölüm ve işsizlik. Ek olarak malullük, analık, iş kazası ve meslek hastalığı gibi riskler de sistemin kapsamına girer. Türk hukukunda 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, SSK-Bağ-Kur-Emekli Sandığı üçlü yapısını tek çatı altında (SGK) birleştirmiş; norm ve standart birliği sağlanmıştır. 4447 sayılı Kanun işsizlik sigortasını düzenler. Çalışma Hakkı ile birlikte değerlendirildiğinde sosyal güvenlik, çalışma yaşamının doğal devamı ve güvencesidir.
Devletin Teşkilat ve Finansman Yükümlülüğü
Anayasa m.60/2 devlete "teşkilat kurma" ödevi yükler; bu ödev SGK'nın kurulmasıyla kurumsal olarak yerine getirilmiş olup, sosyal güvenlik sisteminin mali yapısı prim-karşılık ve devlet katkısı üzerine kuruludur. Sistemin aktüeryal sürdürülebilirliği Anayasa m.65'teki "mali olanaklar ölçüsünde yerine getirme" ilkesiyle bağlantılıdır; ancak mutlak çekirdek korunmak zorundadır. AYM içtihadında, sosyal güvenlik hakkının özünü zedeleyen düzenlemeler Temel Hakların Sınırlanması rejimine aykırı sayılmıştır; hakkın özüne dokunmama ilkesi bu alanda belirleyicidir.
Genel Sağlık Sigortası ve Sağlık Hakkı Bağlantısı
2006 reformuyla getirilen Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemi, Türkiye'de ikamet eden herkesi sosyal güvenlik şemsiyesi altına alır; çalışanlar, emekliler, bakmakla yükümlü olunan kişiler, 18 yaş altı herkes ve gelir tespiti sonucu yoksul olanlar kapsamdadır. GSS Anayasa m.60 ile m.56 arasındaki sistematik bağın somutlaşmış halidir; sağlık hakkı ile sosyal güvenlik hakkı, özellikle finansman boyutuyla iç içe geçer. Engellilerin Korunması ve Yaşlıların Korunması gibi özel korumalar da GSS üzerinden yürütülür; aile üyelerine yönelik ölüm ve dul-yetim aylıkları ise Ailenin Korunması Hakkı ile bağlantılı kurumsal tezahürlerdir.
AYM ve AİHM İçtihadında Sosyal Güvenlik
AYM, sosyal güvenlik hakkı kapsamına giren aylık, ödenek ve prim iadelerini Mülkiyet Hakkı (Anayasa m.35) ile birlikte değerlendirir; aylık hesaplama hataları ve geriye dönük kesintilere ilişkin Bireysel Başvuru kararlarında ihlal tespitleri yer alır. AİHM ise Stec/Birleşik Krallık ve Kjartan Asmundsson/İzlanda gibi kararlarda sosyal güvenlik haklarını AİHS 1 No'lu Protokol m.1 (mülkiyet) kapsamında değerlendirmiş; kazanılmış haklar doktrini gelişmiştir. Kanun Önünde Eşitlik ilkesi sigortalı grupları arasındaki farklı muameleyi sınırlar.
Kritik Noktalar
- Sosyal güvenlik hakkı Anayasa m.60'ta düzenlenir ve herkes için öngörülen evrensel bir sosyal haktır.
- Devlet hem teşkilat kurma (SGK) hem de finansman (prim, devlet katkısı) yükümlülüğü altındadır.
- Beş temel sosyal risk (hastalık, kaza, yaşlılık, ölüm, işsizlik) sistemin çekirdek kapsamını oluşturur.
- 5510 sayılı Kanun üçlü sigorta yapısını birleştirmiş, norm ve standart birliği sağlamıştır.
- Sosyal güvenlik ödenekleri AYM ve AİHM içtihadında Mülkiyet Hakkı kapsamında korunur.
- Mali sürdürülebilirlik kısıtına rağmen hakkın özü (çekirdeği) zedelenemez; aksi halde Temel Hakların Sınırlanması rejimine aykırılık doğar.