Parti Kapatma Davası
Parti kapatma davası, bir siyasi partinin Anayasa'da belirlenen yasaklara aykırı fiillerin odağı haline geldiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına ilişkin yargısal süreci ifade eder. AY m.69 bu sürecin anayasal çerçevesini belirlemekte olup, parti kapatma davaları demokratik hukuk devletinin en hassas yargısal meselelerinden birini oluşturur. Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğundan, kapatma yaptırımı son çare (ultima ratio) olarak uygulanması gereken istisnai bir tedbirdir.
Parti kapatma davası açma yetkisi münhasıran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na aittir. Başsavcı, iddianamesini hazırlayarak doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne sunar. Anayasa Mahkemesi ise davayı esastan inceleyerek kapatma ya da kapatma yerine alternatif yaptırım kararı verir.
Kapatma Sebepleri ve Odak Olma Kavramı
AY m.69 uyarınca bir siyasi partinin kapatılabilmesi için, partinin AY m.68/4'te belirtilen yasak fiillerin odağı haline gelmesi gerekmektedir. Anayasa'nın 68. maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen yasaklar şunlardır: devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı faaliyet göstermek; sınıf veya zümre diktatörlüğünü desteklemek veya savunmak.
Odak olma kavramı, 2001 anayasa değişikliğiyle getirilen kritik bir ölçüttür. Bir siyasi partinin yasaklanmış fiillerin odağı haline gelmiş sayılabilmesi için, bu fiillerin parti üyelerince yoğun biçimde işlenmesi ve bu durumun parti organları tarafından zımnen veya açıkça benimsenmesi, bu fiillerin doğrudan veya dolaylı olarak desteklenmesi ya da teşvik edilmesi gerekmektedir. Tek tek üyelerin bireysel eylemleri partinin kapatılması için yeterli değildir.
Yargılama Süreci
Parti kapatma davası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın iddianame düzenleyerek Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasıyla başlar. Başsavcı, iddianamesini re'sen hazırlayabilir. Anayasa Mahkemesi davayı, ilgili siyasi partinin savunmasını da alarak esastan inceler.
Yargılama sürecinde parti, yazılı savunmasını sunar ve sözlü savunma hakkına sahiptir. Anayasa Mahkemesi, partinin yasaklanmış fiillerin odağı haline gelip gelmediğini titizlikle değerlendirir. Karar, üye tam sayısının beşte üç çoğunluğu ile alınır. Bu nitelikli çoğunluk şartı, kapatma kararının ciddiyetine uygun bir güvence mekanizması olarak öngörülmüştür.
Kapatma Kararının Sonuçları ve Alternatif Yaptırımlar
Kapatma kararı verilen parti, Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte hukuki varlığını kaybeder. Kapatılan partinin malvarlığı Hazineye devredilir. Kapatma kararına sebep olan parti üyelerine beş yıl süreyle siyasi parti üyeliği ve farklı bir parti kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olma yasağı getirilebilir.
2001 anayasa değişikliğiyle, AY m.69/7'ye kapatma yerine devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakma şeklinde alternatif bir yaptırım eklenmiştir. Bu düzenleme, orantılılık ilkesi gereği, daha hafif bir yaptırımla sonucun elde edilebileceği hallerde kapatma kararı verilmesini önlemeyi amaçlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, somut olayın koşullarına göre kapatma yerine bu alternatif yaptırımı uygulayabilir.