Ölçülülük İlkesi Nedir?
Tanım
Temel hak sınırlamalarının elverişli, gerekli ve orantılı olması gerektiğini ifade eden anayasal ilkedir (AY m.13). Anayasa Mahkemesinin sınırlama denetiminde en sık kullandığı ölçüttür.
Temel hak sınırlamalarının elverişli, gerekli ve orantılı olması gerektiğini ifade eden anayasal ilkedir (AY m.13). Anayasa Mahkemesinin sınırlama denetiminde en sık kullandığı ölçüttür.
Sınırlamanın Sınırı
Temel hak sınırlamalarının tabi olduğu anayasal güvencelerin bütünüdür: kanunla sınırlama, meşru amaç, ölçülülük, hakkın özüne dokunmama ve demokratik toplum düzeninin gerekleri (AY m.13).
Demokratik Toplum Düzeninin Gerekleri
Temel hak sınırlamalarının demokratik bir toplumda zorunlu olan ihtiyaçlara cevap vermesi ve çoğulcu demokratik düzenle bağdaşması gerekliliğidir (AY m.13). AİHM içtihatlarıyla paralel yorumlanır.
Hakkın Özüne Dokunma Yasağı
Temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması halinde bile hakkın kullanılmasını imkansız kılacak ölçüde özüne dokunulamaması yasağıdır (AY m.13). Sınırlamanın mutlak sınırını oluşturur.
Ölçülülük ilkesi, devletin temel haklara yönelik müdahalesinin amaçla orantılı, gerekli ve elverişli olmasını zorunlu kılan anayasal ilkedir. 2001 Anayasa değişikliğiyle AY m.13'e açıkça eklenen bu ilke, temel hakların sınırlanmasında en önemli maddi denetim ölçütlerinden biridir. Ölçülülük ilkesi, yalnızca temel haklar alanında değil, idare hukukunda ve ceza hukukunda da geçerli olan genel bir hukuk ilkesidir.
Kavram, Alman anayasa hukukundaki Verhältnismäßigkeitsprinzip ilkesinden kaynaklanır ve üç alt testten oluşan kademeli bir denetim yapısına sahiptir.
AY m.13: "Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
2001 öncesinde ölçülülük ilkesi Anayasa metninde yer almamakta, AYM tarafından hukuk devleti ilkesinden (AY m.2) türetilerek uygulanmaktaydı. 2001 değişikliği ile pozitif anayasal güvence haline gelmiştir.
Ölçülülük ilkesi, birbirini izleyen üç alt testten oluşur. Bu testler kademeli olarak uygulanır; bir önceki test geçilmeden sonrakine geçilmez.
Sınırlayıcı tedbirin, güdülen meşru amaca ulaşmaya elverişli olup olmadığı incelenir. Tedbirin amacı gerçekleştirmeye en azından katkı sunması yeterlidir; amacı tam olarak gerçekleştirmesi aranmaz. Bu, en düşük eşikli testtir.
Örnek: Trafik güvenliği amacıyla hız sınırı konulması, kaza oranlarını düşürmeye elverişlidir. Ancak trafikte cep telefonu kullanımını önlemek amacıyla araç kullanma yasağı konulması, elverişli olsa da gereklilik testini geçemez.
Meşru amaca ulaşmak için daha az sınırlayıcı bir araç bulunup bulunmadığı araştırılır. Eğer aynı amaca hakkı daha az kısıtlayan bir tedbirle ulaşılabiliyorsa, mevcut tedbir gerekli değildir.
Örnek: Toplantı ve gösteri yürüyüşünde şiddet olayları yaşanması halinde, tüm gösterileri yasaklamak yerine yalnızca şiddet içeren eylemlere müdahale edilmesi gerekir.
Dar anlamda ölçülülük olarak da bilinen bu test, sınırlamanın birey üzerindeki olumsuz etkisi ile korunan kamu yararı arasında makul bir denge bulunup bulunmadığını sorgular. Birey üzerindeki külfet, elde edilen kamusal yarar ile orantısız olmamalıdır.
Örnek: Küçük bir vergi borcunun tahsili amacıyla kişinin tüm malvarlığına el konulması, orantısız bir müdahaledir.
AYM uygulaması:
AİHM uygulaması: