Engellilerin Korunması Hakkının Anayasal Dayanağı
Engellilerin korunması hakkı, 1982 Anayasası'nın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci bölümünün 61. maddesinde "Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır" hükmüyle düzenlenmiştir. Hüküm, engellilerin toplumdan soyutlanmadan bir hukuki varlık olarak korunması ve toplumsal yaşama etkin katılımının sağlanması yönünde devlete pozitif edim yükümlülüğü yükler. Bu hak, Sosyal Haklar (2. Kuşak) kategorisi içinde Sosyal Devlet ilkesinin engellilere yönelik tezahürü olup, devletin kurumsal ve parasal ödevlerini doğurur.
2010 anayasa değişikliği ile Anayasa m.10'a "Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz" cümlesi eklenmiştir. Bu hüküm Pozitif Ayrımcılık kurumunun anayasal meşruiyetini engelliler lehine açıkça kurar; böylece engellilere yönelik istihdam kotası (4857 sayılı İş Kanunu m.30 uyarınca 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde yüzde üç engelli istihdam zorunluluğu), vergi muafiyetleri, özel taşıma düzenlemeleri gibi koruyucu önlemler Kanun Önünde Eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.
BM Engelli Hakları Sözleşmesi ve Erişilebilirlik
Türkiye 2008 yılında BM Engelli Hakları Sözleşmesi'ni onaylayarak Anayasa m.90/5 uyarınca iç hukukta doğrudan uygulanabilir hale getirmiştir. Sözleşme, engelliliği "toplumsal engeller" paradigmasıyla yeniden tanımlamış; erişilebilirlik, makul düzenleme (reasonable accommodation), evrensel tasarım gibi modern kavramları iç hukuka aktarmıştır. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve imar mevzuatı, kamu binalarının ve toplu taşımanın erişilebilir hale getirilmesi için yükümlülükler öngörür; bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi Anayasa m.61 ile birlikte okunan kanuni ödevin ihlalini oluşturur.
Sosyal Güvenlik, Sağlık ve Eğitim Boyutu
Engellilerin korunması yalnızca koruyucu tedbirlerle sınırlı değildir; Sosyal Güvenlik Hakkı kapsamında engelli aylığı, malullük aylığı ve bakım yardımı gibi parasal güvenceler sağlanır. Çalışma Hakkı engellilerin istihdama katılımını güvence altına alırken, Eğitim ve Öğrenim Hakkı kapsamında kapsayıcı eğitim, özel eğitim kurumları ve destek hizmetleri devletin yükümlülüğüdür. Sağlık hizmetlerinin engelli bireyler için erişilebilir, anlaşılır ve ayrımcılık gözetmeksizin sunulması ise Anayasa m.56 ile m.61 arasındaki bağın anlamlı bir tezahürüdür.
AYM ve AİHM İçtihadında Engelli Hakları
AYM bireysel başvuru kararlarında engellilerin eğitim, çalışma ve erişim hakkıyla ilgili ihlalleri incelemiş; özellikle özel eğitim alma hakkı ve erişilebilirlik konularında İnsan Onuru ile bağlantılı tespitlerde bulunmuştur. AİHM ise AİHS m.8 (özel hayat), m.14 (ayrımcılık yasağı) ve 1 No'lu Protokol m.2 (eğitim hakkı) kapsamında engelli haklarına ilişkin zengin bir içtihat oluşturmuştur; Çam/Türkiye kararı bu alanda Türkiye aleyhine verilmiş önemli bir örnektir.
Kritik Noktalar
- Engellilerin korunması Anayasa m.61'de düzenlenir; devlete koruma ve topluma intibak sağlayıcı tedbirler alma ödevi yükler.
- 2010 anayasa değişikliğiyle m.10'a eklenen hüküm engellilere yönelik Pozitif Ayrımcılık tedbirlerinin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağını açıkça belirtir.
- BM Engelli Hakları Sözleşmesi Anayasa m.90/5 uyarınca iç hukukta doğrudan uygulanabilir ve kanunlara üstündür.
- 4857 sayılı İş Kanunu m.30 uyarınca 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde yüzde üç engelli istihdam kotası zorunludur.
- 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve imar mevzuatı erişilebilirlik yükümlülükleri getirir; uyulmaması anayasal ödevin ihlalidir.
- Erişilebilirlik, makul düzenleme ve evrensel tasarım modern engelli hakları paradigmasının temel kavramlarıdır.