Carl Schmitt, 20. yüzyılın en tartışmalı anayasa ve siyaset kuramcılarından biridir. Weimar Cumhuriyeti'nin hukukçu seçkinlerinden olarak yükselmiş, ancak 1933 sonrası Nazi rejimiyle açıkça işbirliği yapmıştır. Bu siyasi pozisyonu teorisini kuşkuyla ele almayı zorunlu kılar. Yine de egemenlik, olağanüstü hâl ve asli kurucu iktidar kuramı bakımından anayasa hukuku literatüründe etkili bir referans olmaya devam etmektedir. Hâkimlik sınavında Schmitt, Kelsen ile mukayese bağlamında ve olağanüstü hâl rejimi açısından test edilebilir.
Egemenin Tanımı: "Olağanüstü Durumda Karar Veren"
Schmitt'in en ünlü formülü, "Politik Teoloji" (Politische Theologie, 1922) başlıklı eserinde geçer: "Egemen, olağanüstü durumda karar verendir" (Souverän ist, wer über den Ausnahmezustand entscheidet). Bu tanım egemenlik kavramını radikal biçimde yeniden okur:
- Egemenlik normal durumlarda görünmez; rutin hukuk kuralları egemeni gizler.
- Gerçek egemen, olağanüstü durumda hukuku askıya alıp karar verme yetkisine sahip olandır.
- Bu kararın kendisi hukuk tarafından öngörülemez; kararla hukuk yeniden doğar.
Bu formülasyon Hans Kelsen'in pozitivizmiyle doğrudan karşıtlık içindedir. Kelsen için hukuk normlar hiyerarşisinin kapalı sistemidir; Schmitt için ise her hukuk sistemi kendisini aşan bir "karar"a dayanır. Hâkimlik sınavında Kelsen-Schmitt karşıtlığı önemli bir mukayese noktasıdır.
Siyasal Kavramı: Dost-Düşman Ayrımı
"Der Begriff des Politischen" (Siyasal Kavramı, 1932) Schmitt'in en bilinen eseridir. Eserin tezi radikaldir: siyasal alan ahlak, ekonomi veya estetik gibi diğer toplumsal alanlardan bağımsız özerk bir alandır. Siyasalın ayırt edici kategorisi dost-düşman ayrımıdır (Freund-Feind Unterscheidung).
Siyasalın varlığı, "varoluşsal düşman" olasılığının kabulüne bağlıdır. Schmitt düşmanlığı bireysel husumet değil, toplulukların birbirini varoluşsal tehdit olarak görebilme olasılığı olarak tanımlar. Bu tez liberal siyaset anlayışının eleştirisidir: liberalizm siyasalı ahlaki ya da ekonomik tartışmalara indirger; Schmitt'e göre bu saf siyasalın reddedilmesidir.
Bu yaklaşım tartışmalıdır. Nazi rejiminin "içeride düşman" kurgusunun felsefi arka planı olarak okunduğu için çağdaş demokratik anayasa teorisinde kabul edilmez. Ancak olağanüstü hâl ilanı ve güvenlik-özgürlük dengesi tartışmalarında referans olmayı sürdürür.
Anayasa Öğretisi (Verfassungslehre, 1928)
Schmitt'in "Anayasa Öğretisi" (Verfassungslehre, 1928) eseri asli kurucu iktidar kuramının en gelişmiş formülasyonudur. Schmitt burada iki kavram arasında ayırım yapar:
- Anayasa (Verfassung): Bir siyasi birliğin varoluşsal temel kararı; halkın kendisini nasıl örgütlediğinin temel kararı.
- Anayasa hükümleri (Verfassungsgesetze): Bu temel karara dayanarak üretilen pozitif hukuk hükümleri.
Bu ayrım modern anayasa hukuku için önemlidir. Değiştirilemez hükümler (Türk Anayasası m.1-3) Schmittçi bir okumaya tabidir: bu hükümler sıradan anayasa hükümleri değil, siyasi birliğin temel kararının ifadesidir; değiştirilmeleri yeni bir asli kurucu iktidar eylemi gerektirir. Kurucu iktidar ve tali kurucu iktidar ayrımının felsefi temeli Schmitt'in bu ayrımına dayanır.
Liberal Anayasacılık Eleştirisi
Schmitt 1920'ler ve 30'lar boyunca liberal parlamenter sistem'i sistematik olarak eleştirmiştir:
- Parlamento tartışma yoluyla değil, parti pazarlıklarıyla kararlar alır; "Açık tartışma ile gerçeği bulma" ideali yitirilmiştir.
- Plüralist demokraside siyasi birlik imkânsızlaşır; devlet toplumsal çıkar gruplarının çekişme alanına dönüşür.
- Liberal kuvvetler ayrılığı egemenin "karar verme" yetisini parçalayarak krizde hareketsiz bırakır.
Bu eleştiriler 1932-33 Weimar kriziyle örtüşmüş ve Schmitt'in Nazi rejimini teorik olarak desteklemesine zemin hazırlamıştır. Schmitt 1933'te NSDAP'a katılmış, "Führer hukuku koruyandır" (Der Führer schützt das Recht) makalesiyle Hitler'in hukuk dışı eylemlerini meşrulaştırmıştır.
Nazi Dönemi ve Sonrası: Teorinin Değerlendirilmesi
Schmitt'in 1933-1936 arası Nazi rejimiyle aktif işbirliği yapması teorisini gölgede bırakır. Kendisi bu dönemde "Hukuk Profesörlerinin Kralı" olarak anılmıştır. Savaş sonrası akademik görevden uzaklaştırılmış, Nürnberg'de kısaca sorgulanmış fakat yargılanmamıştır. Çağdaş literatür Schmitt'i iki biçimde ele alır:
- Kuramsal değer: Egemenlik, olağanüstü hâl, asli kurucu iktidar bakımından kuramsal içgörüleri korunmaktadır.
- Siyasi reddiye: Liberal demokrasi düşmanlığı ve Nazi ortaklığı reddedilmektedir; teorinin siyasi uygulaması kabul edilemezdir.
Bu iki yönlü okuma hâkimlik sınavında da gereklidir: Schmitt'in kuramı anlaşılır ama siyasi pozisyonu eleştirel ele alınır.
Türk Anayasa Hukukunda Schmitt İzleri
Schmitt'in doğrudan pozitif etkisi sınırlıdır, ancak bazı kuramsal izler belirgindir:
- Asli kurucu iktidar — tali kurucu iktidar ayrımı Schmittçi Verfassung-Verfassungsgesetze ayrımının mirasıdır.
- Anayasa Mahkemesi içtihadında 1982 Anayasası m.1-3 değiştirilemez hükümlerinin yorumunda Schmittçi temel karar kavrayışı örtük olarak kullanılır.
- Olağanüstü hâl rejimi ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesi olağanüstü dönemde genişleyen yetkileri, Schmittçi "karar vermenin egemenliği" temasıyla tartışılabilir.
Hâkimlik Sınavı Açısından Kritik Noktalar
- "Egemen olağanüstü durumda karar verendir": Politik Teoloji (1922) formülü; egemenlik kavramının Schmittçi tanımı.
- Siyasal Kavramı (1932): Dost-düşman ayrımı; siyasalın özerk kategorisi.
- Anayasa Öğretisi (1928): Verfassung (temel karar) ile Verfassungsgesetze (anayasa hükümleri) ayrımı.
- Kelsen karşıtlığı: Kelsen normlar hiyerarşisinin kapalı sistemini savunur; Schmitt her hukuk sisteminin aşkın bir "karar"a dayandığını iddia eder.
- Liberal parlamentarizm eleştirisi: Parti pazarlığı, plüralist çekişme ve kuvvetler ayrılığının krizdeki etkisizliği üzerinden eleştiri.
- Asli kurucu iktidar kuramının mimarı: Asli kurucu iktidar ile tali kurucu iktidar arasındaki ayrımın felsefi temeli.
- Nazi dönemi: 1933-36 aktif işbirliği — teori siyasi uygulamadan bağımsız değerlendirilmelidir; demokratik anayasa teorisi Schmitt'in siyasi pozisyonunu reddeder.
- Değiştirilemez hükümler: 1982 Anayasası m.1-3 Schmittçi temel karar kavrayışıyla okunabilir; yeni asli kurucu iktidar eylemi olmaksızın değiştirilemezler.